Sebe' suresi

Sebe' suresi, 49. ayet

Sebe' suresi, 49. ayet. قُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ ٱلْبَٰطِلُ وَمَا يُعِيدُ

ḳul câe-lḥaḳḳu vemâ yübdiü-lbâṭilü vemâ yü`îd.

Diyanet İşleri

De ki: "Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 46–52 · surenin 49. ayeti / 54

Konu "Size tek bir şeyi öğütlüyorum"; hak geldi Sebe' 46–54 3

  1. Sebe' 46

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."

  2. Sebe' 47

    De ki: "Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir."

  3. Sebe' 48

    De ki: "Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O, gaybleri hakkıyla bilendir."

  4. 49

    De ki: "Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez."

  5. Sebe' 50

    De ki: "Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır."

  6. Sebe' 51

    Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

  7. Sebe' 52

    (Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

49. “De ki: Hak geldi” yani üstünlüğünü sağladı, açıkça ortaya çıktı. Güneş gibi parıldamakta ve hakimiyeti sağlamış bulunmakta. “Artık batıl, ne yeniden gelebilir ne de eski haline dönebilir.” Artık yok olup gitti ve işi bitti, hakimiyeti sona erdi. Yeniden bir şey de var edemez, geri de getiremez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Yalanlayan o müşriklere de ki: "Hak geldi. Bu hak İslam'dır. Batıl ise zâil olmuştur. Artık batılın ne bir etkisi ve ne de bir gücü vardır. Asla etkili olduğu hâle de geri dönemez."

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. جَآءَ ca'e geldi kök: جيا
  3. ٱلْحَقُّ l-hakku hak kök: حقق
  4. وَمَا ve ma artık
  5. يُبْدِئُ yubdiu bir şey ortaya çıkaramaz kök: بدا
  6. ٱلْبَـٰطِلُ l-batilu batıl kök: بطل
  7. وَمَا ve ma ve
  8. يُعِيدُ yuiydu geri getiremez kök: عود

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بدا (15 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)

    De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı…

  • Aynı kök: بدا (15 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller…

  • Aynı kök: بدا (15 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)

    De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki: "Allah, başlangıçta…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

  • Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…

  • Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Ebedi gerçek (gündeme) gelmiştir: artık sahte ve yalan ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de geçmişi geri getirebilir."

Muhammed Esed

De ki: "Değişmez gerçek, şimdi (bütün açıklığıyla) ortaya çıkmıştır, (yalan ve sahte olan ise sönüp gitmeye mahkumdur), çünkü sahte ve yalan, ne yeni bir şey getirebilir, ne de (geçip gitmiş olanı) geri döndürebilir".

Ahmed Hulusi

De ki: "Hak açığa çıktı! Batıl ne yeni bir şey oluşturabilir ne de eskiyi yeniden ileri sürebilir!"

Ali Bulaç

De ki: "Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne geri getirebilir."

Ali Özek ve heyeti

De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.

Ali Rıza Safa

De ki: "Gerçek geldi; gerçeğe aykırı olan, ne ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Hak geldi, batıl artık ne bir şeyi ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir."

Edip Yüksel

De ki: "Gerçek gelmiştir; batıl ise ne yeni bir şeyi başlatabilir, ne de tekrarlayabilir."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki, 'Gerçek gelmiştir; batıl ise ne yeni bir şeyi başlatabilir, ne de tekrarlayabilir.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Hak geldi; artık batılın önü de kalmaz sonu da."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: hak geldi, batılın önü de kalmaz sonu da

Gültekin Onan

De ki: "Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne geri getirebilir."

Hasan Basri Çantay

De ki: "Hak geldi. Baatıl ne ibtidaen, ne de iadeten (hiçbir şey yaratmıya) kaadir olamaz".

İbni Kesir

De ki: Hak gelmiştir. Artık batıl, ne yeniden bir şey ortaya koyabilir, ne de geri getirebilir.

Mehmet Alagaş

(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: "Hak geldi, batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir."

Süleyman Ateş

De ki: "Hak geldi, artık batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir. (O tamamen yok olup gitmiştir)."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Hak(gerçek) geldi; artık batıl(uydurma olan) hangi yeniliği getirecek ve neyi yeniden başlatacaktır?"

Şaban Britch

De ki: "Hak geldi; artık batıl ne yeniden başlar, ne de geri gelir."

Şaban Piriş

De ki: -Hak geldi. Batıl ne başlatır ne de yeniden yapar.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Hak geldi, artık batıl ortaya yeni bir şey çıkaramaz; eskiyi de geri getiremez."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "The truth has finally arrived and now what can falsehood do hut vanish and what can it bring back but its own self-destruction!"

Abdul Haleem

Say, ‘The Truth has come; falsehood is powerless.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "The Truth has arrived, and Falsehood neither creates anything new, nor restores anything."

Abul A'la Maududi

Say: "The Truth has come and falsehood can neither originate nor recreate anything."

Aisha Bewley

Say: ‘The Truth has come. Falsehood cannot originate or regenerate.’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Al-Haqq (the truth i.e. the Qur’ân and Allâh’s Revelation) has come, and Al-Bâtil [falsehood - Iblîs (Satan)] can neither create anything nor resurrect (anything)."

Ali Quli Qarai

Say, ‘The truth has come, and falsehood neither originates [anything] not does it restore [anything]. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `The perfect truth has come (in Makkah) and (as a prophecy keep it in mind that) falsehood (and idol-worship has gone) never to sprout (again from this soil) and never to return (to it).

Arthur John Arberry

Say. 'Truth has come; falsehood originates not, nor brings again.'

Bijan Moeinian

Say: "The truth has come. The falsehood cannot neither initiate an attack or prevail."

E. Henry Palmer

Say, 'The truth has come, and falsehood shall vanish and shall not come back. '

Edip-Layth

Say, "The truth has come; while falsehood can neither initiate anything, nor resurrect."

George Sale

Say, truth is come, and falsehood is vanished, and shall not return any more.

Hamid S. Aziz

Say, "Surely my Lord utters the truth (or castes the truth (over His servants)), He is the Knower of the unseen (or hidden). "

Mahmoud Ghali

Say, "The Truth has come; and in no way (can) untruth start (anything) and in no way (can) it bring back (anything). "

Marmaduke Pickthall

Say: The Truth hath come, and falsehood showeth not its face and will not return.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "The truth has come, and falsehood had neither precedence nor will reappear. "

Muhammad Asad

Say: "The truth has now come [to light, and falsehood is bound to wither away]: for, falsehood cannot bring forth anything new, nor can it bring back [what has passed away]. "

Mustafa Khattab

Say, "The truth has come, and falsehood will vanish, never to return."

Progressive Muslims

Say: "The truth has come; while falsehood can neither initiate anything, nor resurrect. "

Rashad Khalifa

Say, "The truth has come; while falsehood can neither initiate anything, nor repeat it."

Sahih International

Say, "The truth has come, and falsehood can neither begin [anything] nor repeat [it]. "

Sam Gerrans

Say thou: “The truth has come; and vanity originates not, and it repeats not.”

Shabbir Ahmed

Say, "The Truth has now come to light and falsehood will hide its face, nor shall (the Days of Ignorance) come back. "

Syed Vickar Ahamed

Say: "The Truth (Al-Haqq) has come (now), and lies neither create anything new, nor bring back anything (hidden). "

Taqi Usmani

Say, "Truth has come, and falsehood (has vanished, and it) has no power to produce or reproduce (anything)."

The Monotheist Group

Say: "The truth has come; while falsehood can neither initiate anything, nor resurrect."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 49. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 49. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 49. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩