Diyanet İşleri
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
Şems suresi
Şems suresi, 1. ayet. وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا
veşşemsi veḍuḥâhâ.
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–6. ayetler için yazılmıştır.
Yüce Allah, kurtuluşa eren nefis ile bunun dışında kalan günahkâr nefisler hakkında bu pek büyük âyetlere/delillere yemin ederek şöyle buyurmaktadır:
1. “Andolsun güneşe ve aydınlığına” güneşin nuruna ve ondan meydana gelen menfaatlere;
2. “Onu takip ettiği zaman aya” yani konak ve aydınlığında onun arkasından giden aya.
3. “Yeryüzünü açığa çıkardığı zaman” yeryüzünde bulunanları aydınlatıp açık seçik hale getirerek gösteren “gündüze;”
4. “Onu bürüdüğü zaman” yeryüzünü örterek üzerindekileri karanlığa gömen “geceye.”
Böylelikle karanlık ve aydınlık, güneş ve ay, bu âlemde gâyet düzenli ve sağlıklı bir şekilde arka arkaya gelmekte, bu yolla kulların maslahatına olan pek çok husus gerçekleşmektedir. İşte bu, Yüce Allah’ın her şeyi bildiğine, her şeye kadir olduğuna ve yegane mabud olduğuna, O’nun dışındaki bütün mabudların ise batıl olduğuna en büyük delildir.
5-6. “Göğe ve onu bina edene” buradaki ifadenin: Semâya ve semâyı bina eden Yüce Allah’a yemin olması manasına gelmesi ihtimal dahilinde olduğu gibi semâya ve semânın son derece sağlam, mükemmel ve güzel yapısına yemin olma ihtimali de vardır. Aynı ihtimaller, Yüce Allah’ın: “Yere ve onu yayıp döşeyene” buyruğu hakkında da geçerlidir. Yüce Allah, yeri yayıp döşemiş ve genişletmiştir. Böylelikle oradaki varlıklar da bütün yollarla yeryüzünden istifade edebilme imkânını elde etmişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ, Güneş'e ve doğudan doğmasının ardından gelen yükselme vaktine yemin etmiştir.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Aynı kök: شمس (33 geçiş)
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim…
Aynı kök: شمس (33 geçiş)
Güneşi doğarken görünce de, "İşte benim Rabbim! Bu daha büyük" dedi. O da batınca (kavmine dönüp), "Ey kavmim! Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz…
Aynı kök: شمس (33 geçiş)
O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun: Güneşe ve onun aydınlığına,
Güneş ve onun gözalıcı ışığı şahit olsun;
Güneşi ve onun aydınlık veren parlaklığını düşün,
Andolsun Güneş'e ve Onun duhasına (dünyayı aydınlatmaya başladığı saatlere);
Güneşe ve onun parıltısına andolsun,
Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, yemin ederim ki,
Yemin olsun; Güneşe ve onun kuşluk zamanına!
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Ant olsun güneşe ve onun aydınlığına, dipnot 1
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,
Andolsun güneşe ve parıltısına,
Kasem olsun o güneşe ve parıltısına
Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,
Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,
Güneş'e ve onun aydınlığına ant olsun,
Güneşe ve onun parıltısına andolsun,
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına,
Andolsun güneşe ve aydınlığına.
(1-10) Güneşe ve parıltısına / aydınlığına yemin olsun . Ardından gelen / takip eden Aya, açığa çıktığı zaman / ortaya çık tığı zaman g ündüze, büründüğü / kapa ndığı zaman g eceye, semaya ve onu bina / kubbe edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve onu düzenleyene, ona edepsizliği /fücuru ve sakınmayı /takvayı ilham edene yemin olsun ki, arınan / temizlenen kesinlikle kurtuluşa ermiştir /iflah olmuştur, dalan / gömülen /yumulan ise ziyana uğramıştır / umduğunu bulamamıştır.
Güneş'e ve onun aydınlığına andolsun.
Güneşe ve onun aydın sabahına andolsun,
Güneş'e ve duhasına / yaydığı ışınlara yemin olsun!
Güneş ve duhası önemlidir.
Andolsun Güneş’e ve aydınlığına,
Andolsun Güneş'e ve aydınlığına.
Yemin olsun Güneş'e ve ışığının parladığı kuşluk vaktine,
By the sun and its daylight,
By the sun in its morning brightness
By the Sun and his (glorious) splendour;
By the sun and its heat and brightness, dipnot 1
By the sun and its morning brightness,
By the sun and its brightness.
By the sun and her forenoon splendour,
I call to witness the sun and its light and heat,
By the sun and his morning brightness
Hereby God swears by the sun and its brightness.
By the sun and its noonday brightness!
By the Sun and its brightness.
By the sun, and its rising brightness;
By the sun and its noonday brightness!
And (by) the sun and its forenoon radiance,
By the sun and his brightness,
I CALL TO witness the sun and his early morning splendour,
CONSIDER the sun and its radiant brightness,
By the sun and its brightness,
By the Sun and its brightness.
By the sun and its brightness.
By the sun and its brightness
By the sun and its morning brightness!
Witness is the Sun and its radiant splendor.
By the sun and its glory,
I swear by the sun and his broad light,
By the Sun and its brightness.