Diyanet İşleri
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 119. ayet. وَأَنَّكَ لَا تَظْمَؤُا۟ فِيهَا وَلَا تَضْحَىٰ
veenneke lâ tażmeü fîhâ velâ taḍḥâ.
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Âdem ve İblîs; zikirden yüz çevirenler Tâhâ 115–127 3
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de, İblis'ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."
"Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.
Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 117–119. ayetler için yazılmıştır.
117. İşte o vakit İblis’in Âdem’e ve onun eşine olan aşırı düşmanlığı da açığa çıkmış oldu. Onun bu düşmanlığının asıl sebebi ise Allah’a düşman oluşudur. Bu olay, düşmanlığına sebep teşkil eden kıskançlığını da ortaya koymuş oluyordu. Yüce Allah, Âdem’i ve onun eşini İblis’e karşı uyarıp sakındırarak: “Sakın sizi cennetten çıkarmasın.” Şayet sen oradan çıkacak olursan “sıkıntıya uğrarsın.” dedi. Çünkü senin için cennette huzur ve afiyetle elde edeceğin bir rızık ve tam bir rahat vardır.
118-119. “Çünkü cennette sen aç da kalmazsın, çıplak da. Orada susuzluk da çekmezsin, güneşin sıcağını da.” Böylelikle Yüce Allah, Âdem’e orada yiyecek, içecek, giyecek, su ve yorulmama garantisini vermiş oluyordu. Ancak Yüce Allah, ona belli bir ağacın meyvesinden yemesini yasaklamış ve şöyle demişti: “Yalnız bu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zulmedenlerden olursunuz.” (el-Bakara, 2/35)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sana içecek verir, susamazsın; seni gölgelendirir, güneşin sıcağı sana isabet etmez.
Aynı kök: ظما (3 geçiş)
Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…
Aynı kök: ظما (3 geçiş)
İnkar edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı…
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Orada susamayacak ve kuşluk sıcağından da etkilenmeyeceksin."
yine unutma ki burada ne susuzluk çekersin, ne de sıcağa maruz kalırsın!"
keza, orada susamaman ve güneşin sıcaklığından etkilenmemen de sağlanmıştır".
"Kesinlikle sen onda (yeni madde - biyolojik bedensiz yaratılışın dolayısıyla) ne susarsın ne de güneşten yanarsın!"
Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da."
Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın.
"Kuşkusuz, orada, ne susuzluk çekersin ne de sıcaktan bunalırsın!"
- "Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutsuz olursun. Zira cennette ne acıkırsın ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
"Burda ne susuzluk çeker, ne de sıcaktan bunalırsın."
'Burda ne susuzluk çeker, ne de sıcaktan bunalırsın.'
ve sen orada susamazsın ve güneşte yanmazsın." dedik.
Ve sen orada susamazsın ve Güneşte yanmazsın
"Orada susuz kalmazsın ve sıcaktan zarar görmezsin."
"Orada susuz kalmazsın ve sıcaktan zarar görmezsin."
Orada susuz kalmazsın ve sıcaktan zarar görmezsin.
Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da."
"Ve sen hakıykaten burada susamayacaksın, Güneş (in sıcağı altında da) kalmayacaksın".
Orada ne susarsın, ne de güneşte yanarsın.
(115-123) Önceden Adem'den bir söz almıştık, unuttu. (Şeytanı dost edinmeyecekti) Onu Azimli bulmadık. Meleklere Adem'e secde edin dediğimiz vakit, İblis hariç secde ettiler, di klendi. Biz de dedik ki Ey Âdem muhakkak ki işte bu, senin ve zevcenin düşmanıdır. Her ikinizi isyan ettirip de cennetten çıkarmasın . Orada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksın, susamayacak ve de güneşten dolayı yanmayacaksın. Şeytan ona vesvese verdi ve dedi ki Ey Âdem sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak saltanatı ispat edeyim mi? İkisi de ondan yedi ve ikisine de avret yerleri belirdi , her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamamaya başladılar, Âdem Rabbine asi oldu ve azdı. Yine de Rabbi onu seçti ve de tövbesini kabul etti, onu doğru yola yönlendirdi. Şimdi hep birlikte / topluca oradan birbirinize düşman olarak inin dedi. Eğer ki sizlere benden bir yönlendirme / rehberlik gelir de sizden kim de bu yönlendirmeye tabi olursa artık sapmaz ve isyan etmez.
Ne susuzluk hissedersin, ne de Güneşin sıcağında kalırsın.
"Ve sen susamayacaksın, kuşluk vakti güneşi(nin ısısı)ndan etkilenmeyeceksin."
Burada susuzluk çekmez, güneş altında da kalmazsın."
Burada susuz kalmaz, güneş ışığından etkilenmezsin."
Ne susuzluk hissedersin, ne de güneşin sıcağında kalırsın
Ne susuzluk hissedersin ne de güneşte yanarsın.
"Ve sen burada ne susayacaksın ne de güneşten yanacaksın."
"Nor shall you suffer thirst nor be exposed to the parching heat of the sun".
be thirsty, or suffer the heat of the sun.’
"Nor to suffer from thirst, nor from the sun's heat."
nor face thirst or scorching heat." dipnot 1
You will not go thirsty in it or burn in the sun. ’
And you (will) suffer not from thirst therein nor from the sun’s heat.
Indeed you will neither be thirsty in it, nor suffer from the sun. ’
`And that here you shall feel no thirst nor will you be exposed to the sun. '
neither to thirst therein, nor to suffer the sun. '
"Here you will never suffer from thirst nor from the sun’s heat. "
and, verily, thou shalt not thirst therein, nor feel the noonday heat!'
"There you will not go thirsty nor suffer from heat."
And there is also a provision made for thee, that thou shalt not thirst therein, neither shalt thou be incommoded by heat.
Verily, you have not to be hungry there, nor naked.
And that you neither thirst therein, nor suffer the heat (of the sun). "
And that thou thirstest not therein nor art exposed to the sun's heat.
Nor thirst nor exposure to the sun. "
and that thou shalt not thirst here or suffer from the heat of the sun. "
nor will you ˹ever˺ suffer from thirst or ˹the sun’s˺ heat."[1]
"And you will have in it that you will not go thirsty nor suffer from heat. "
"Nor will you thirst therein, nor suffer from any heat."
And indeed, you will not be thirsty therein or be hot from the sun. "
“And that thou suffer neither thirst therein, nor the heat of the sun.”
"Neither do you go thirsty, nor are you exposed to the burning sun. " (Well provided with food, clothing, shelter, the basic needs).
"And not to suffer from thirst, nor from the suns heat. "
and you will not be thirsty, nor will you be exposed to sun."
"And you will have in it that you will not go thirsty nor suffer from heat."