Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 100. ayet

Şuarâ suresi, 100. ayet. فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

femâ lenâ min şâfi`în.

Diyanet İşleri

"İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 97–103 · surenin 100. ayeti / 227

Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3

  1. Şuarâ 97

    "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

  2. Şuarâ 98

    "Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."

  3. Şuarâ 99

    "Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

  4. 100

    "İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

  5. Şuarâ 101

    "Candan bir dostumuz da yok."

  6. Şuarâ 102

    "Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

  7. Şuarâ 103

    Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 96–104. ayetler için yazılmıştır.

96-98. “Onlar” yani İblis’in azgın orduları, tapındıkları put ve heykellerle “çekişerek derler ki: Allah’a yemin olsun ki biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi” ibadet, sevgi, korku, ümit vb. hususlarında “âlemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk.” Ve O’na dua ve ibadet ettiğimiz gibi size de dua ve ibadet ediyorduk. Böylelikle kendi sapıklıklarını açıkça görmüş olacaklardır. Yüce Allah’ın kendilerini cezalandırmaktaki adaletini ve bu cezanın son derece yerinde olduğunu ikrar ve itiraf edeceklerdir. Onlar, bu sahte ilahlarını ancak ibadet hususunda âlemlerin Rabbine denk kabul ediyorlardı. Yoksa yaratmada denk tutmuyorlardı. Buna delil ise “âlemlerin Rabbi” sözleridir. Yani onlar, Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve bu arada kendi put ve heykellerinin de rabbi olduğunu ikrar ve itiraf ediyorlardı.

99. “Ama bizi günahkârlardan başkası” doğruluk ve hidâyet yolundan “saptırmadı.” Onlar, bizi bunun yerine sapıklığın ve fıskın yoluna çağırdılar. Sözü edilen günahkarlar, cehennem ateşine çağıran önderlerdir.

100-101. “Artık bizim” bu vakitte bizi azaptan kurtarmak için bize şefaat edecek “ne bir şefaatçimiz var. Ne de candan bir dostumuz.” Dünyada görülegeldiği üzere asgari bir miktarda bize fayda sağlayacak samimi bir yakınımız da yok. Böylelikle her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, kazandıklarının karşılığını görecekler. Salih amel işlemek maksadıyla dünyaya döndürülmeyi temenni ederek şöyle diyecekler:

102. “Keşke (dünyaya) dönme imkânımız olsa da” oraya döndürülsek de “mü’minlerden olsak?” Bu yolla da azaptan kurtulup mükâfatı hak etsek? Ama ne mümkün! Onlaırn bu arzularını gerçekleştirmelerine müsaade edilmeyecektir. Zira artık onların rehin alınan canları, kesinlikle salınmayacaktır.

103-104. “Şüphesiz bunda” size sözünü ettiğimiz ve anlattığımız bu hususlarda sizin için “bir ibret vardır. Fakat” bunca âyetin indirilmiş olmasına rağmen “onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Allah Teâlâ'nın katında bize şefaat edecek ve O'nun azabından kurtaracak şefaatçilerimiz de yoktur."

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَا fema artık yoktur
  2. لَنَا lena bizim
  3. مِن min
  4. شَـٰفِعِينَ şafiiyne şefa'atçilerimiz kök: شفع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bizim için şefaatçiler de yok.

Mustafa İslamoğlu

gel gör ki, şimdi bize arka çıkan ne bir kimse var

Muhammed Esed

Ama şimdi ne bir arka çıkanımız var,

Ahmed Hulusi

"Şefaatçimiz de yok. "

Ali Bulaç

"Artık bizim için ne bir şefaatçi var,"

Ali Özek ve heyeti

Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var,

Ali Rıza Safa

"Artık, bizim için, ne bir ara bulucu var!"

Bayraktar Bayraklı

- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

Edip Yüksel

"Şimdi bizim ne şefaatçimiz var."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Şimdi bizim ne şefaatçımız var.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var,

Elmalılı Hamdi Yazır

Bak şimdi bizim için ne şefaatciler var

Gültekin Onan

"Artık bizim için ne bir şefaatçi var."

Hasan Basri Çantay

Artık bizim için ne şefaatçiler (den bir kimse),

İbni Kesir

Şimdi bize şefaat eden kimse yoktur.

Mehmet Alagaş

(90-104) Cennet sakınanlar için yaklaştırıldı, cehennem azgınlara gösterildi / ibraz edildi ve nerede Allah’ın dışında taptıklarınız? Yardım edebiliyorlar mı veyahut yardım görüyorlar mı? diye onlara soruldu. Azgınlar ve iblisin ordularının hepsi ona / cehenneme, yüzüstü / yere kapaklanmış halde atılırlar. Orada çekişirlerken / hasımlaşırlarken derler ki, Allah'a yemin olsun biz kesinlikle a paçık bir sapıklık içindeydik, alemlerin rabbi ile sizleri / başka taptıklarımızı aynı seviyede tutuyorduk. Bizleri ancak siz suçlular saptırdınız, bize ne bir aracı / bir şefaatçi ve de candan bağlı biri yoktur, bize bir defa daha / bir kere daha verilse de inananlardan olsak. İşte bu kesinlikle ayettir onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı. Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Artık bize şefaat edecek bir kimse de yoktur.”

Süleyman Ateş

"Şimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var",

Süleymaniye Vakfı

Artık bize şefaat edecek /arka çıkacak hiç kimse yok,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Artık bizi ne kayıracak biri var,

Şaban Britch

Şimdi, bir şefaatçimiz de yok.

Şaban Piriş

Şimdi, bir şefaatçimiz de yok..

Yaşar Nuri Öztürk

"Artık ne şefaatçilerimiz var,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And now", they will exclaim, "no one can defend us nor shall we find intercessors who would interpose on our behalf".

Abdul Haleem

and now we have no intercessor

Abdullah Yusuf Ali

"'Now, then, we have none to intercede (for us),

Abul A'la Maududi

and now we have none to intercede on our behalf, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, those whom we regarded as our intercessors in the world and who, we believed, would take us safely into Paradise, are utterly helpless today and of no avail to us.

Aisha Bewley

and now we have no one to intercede for us;

Al-Hilali & Khan

Now we have no intercessors,

Ali Quli Qarai

Now we have no intercessors,

Amatul Rahman Omar

`So that (now) we have none of the intercessors,

Arthur John Arberry

so now we have no intercessors,

Bijan Moeinian

"Now no one will beg God to have pity on us. "

E. Henry Palmer

But we have no intercessors

Edip-Layth

"So we have none to intercede for us."

George Sale

We have now no intercessors,

Hamid S. Aziz

"'It was only the guilty who led us astray.

Mahmoud Ghali

So (now) in no way do we have any intercessors,

Marmaduke Pickthall

Now we have no intercessors

Mohamed Ahmed - Samira

Now we have none to intercede for us,

Muhammad Asad

And now we have none to intercede for us,

Mustafa Khattab

Now we have none to intercede for us,

Progressive Muslims

"So we have none to intercede for us. "

Rashad Khalifa

"Now we have no intercessors.

Sahih International

So now we have no intercessors

Sam Gerrans

“So now we have no intercessors,

Shabbir Ahmed

Now we have no intercessors.

Syed Vickar Ahamed

" ‘Then, we have none to intercede (for us) now,

Taqi Usmani

Now we have neither any intercessors

The Monotheist Group

"So we have none to intercede for us."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 100. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 100. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 100. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩