Diyanet İşleri
"Ben inananları kovacak değilim."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 114. ayet. وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
vemâ ene biṭâridi-lmü'minîn.
"Ben inananları kovacak değilim."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh Şuarâ 105–122 3
Dediler ki: "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?"
Nuh, şöyle dedi: "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?"
"Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!"
"Ben inananları kovacak değilim."
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 112–115. ayetler için yazılmıştır.
112-113. Yani amelleri de hesapları görmek de Allah’a düşer. Bana düşen ise sadece tebliğ etmektir. Siz onları bırakın da eğer benim size getirdiğim, hak ise ona itaatle boyun eğin. Zira herkes kendi amelinin karşılığını görecektir.
114. Kahrolasıcalar! Büyüklük tasladıkları ve üstün olduklarını zannettikleri için Nuh’un iman edenleri yanından uzaklaştırmasını, iman etmeleri için bir şart olarak ileri sürmüşlerdi. O da kendilerine: “Ben mü’minleri kovacak değilim” diye cevap vermişti. Çünkü onlar, herhangi bir şekilde kovulmayı, küçük düşürülmeyi hak eden kimseler değildir. Onlar, hem sözlü, hem fiili olarak üstün görülmeye, ikrama layık kimselerdir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Âyetlerimize iman edenler sana geldiğinde onlara de ki: “Selam sizlere! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti yazdı....” (el-En’am, 6/54)
115. “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” Ben ancak uyaran bir kimseyim; Allah’tan aldığımı sizlere tebliğ eden ve kulların iyiliğini isteyen bir nasihatçiyim. Benim elimde bir yetki yoktur. İş, bütünüyle Allah’a aittir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Sizler iman edesiniz diye sizin isteğinize uyarak Müminleri meclisimden kovacak değilim."
Aynı kök: طرد (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
"Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak)…
Aynı kök: طرد (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
"Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?"
Aynı kök: طرد (5 geçiş)
Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ben müminleri asla (yanımdan) kovamam.
Üstelik ben inananları yanımda kovacak değilim.
Bunun içindir ki, inandığını söyleyenleri yanımdan kovacak değilim;
"Ben iman edenleri uzaklaştırıcı değilim!"
"Ve ben mü'min olanları kovacak değilim."
Ben iman eden kimseleri kovacak değilim.
"İnananları kovacak değilim!"
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Kesinlikle hiçbir gerçeği onaylayanı kovamam."
'Kesinlikle hiç bir inananı kovamam.'
Hem ben iman edenleri kovmaya me'mur değilim.
Hem ben iyman edenleri koğmaya me'mur değilim
"İnananları kovacak değilim."
"İnananları kovacak değilim."
"İnananları kovacak değilim."
"Ve ben inançlıları kovacak değilim."
"Ve ben o mü'minleri (sizin hatırınız için) tardedici de değilim".
Ve ben, inananları kovacak değilim.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
"Ben, Müminleri kovacak değilim."
"Ben inananları kovacak değilim."
Ben, müminleri kovamam.
Ben müminleri yanımdan kovamam.
Ben, müminleri kovacak değilim.
Ben, müminleri kovacak değilim.
"Ben iman etmiş insanları kovamam."
"Nor would I dismiss those who conformed their will to Allah's will".
I will not drive believers away.
"I am not one to drive away those who believe.
It is not for me to repel those who choose to believe.
I am not going to chase away the muminun.
"And I am not going to drive away the believers.
I will not drive away the faithful.
`I cannot drive away the believers (thinking them to be of low status).
I would not drive away the believers;
"I will never dismiss those who have chosen to believe (in account of their past or social background. )"
And I am not one to drive away the believers,
"I will not drive away those who acknowledge."
wherefore I will not drive away the believers:
"Their account is only with my Lord, if you but understood.
And in no way would I drive away the believers.
And I am not (here) to repulse believers.
I am certainly not one to drive away the believers.
Hence, I shall not drive away [any of] those [who profess to be] believers;
I am not going to expel the believers.
"And I will not drive away the believers. "
"I will never dismiss the believers.
And I am not one to drive away the believers.
“And I am not one to drive away the believers.
Hence, I shall not drive away the believers.
"I am not one to drive away those who believe.
And I am not the one who would drive the believers away;
"AndI will not drive away the believers."