Diyanet İşleri
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 115. ayet. إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
in ene illâ neẕîrum mübîn.
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh Şuarâ 105–122 3
Nuh, şöyle dedi: "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?"
"Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!"
"Ben inananları kovacak değilim."
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı."
"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 112–115. ayetler için yazılmıştır.
112-113. Yani amelleri de hesapları görmek de Allah’a düşer. Bana düşen ise sadece tebliğ etmektir. Siz onları bırakın da eğer benim size getirdiğim, hak ise ona itaatle boyun eğin. Zira herkes kendi amelinin karşılığını görecektir.
114. Kahrolasıcalar! Büyüklük tasladıkları ve üstün olduklarını zannettikleri için Nuh’un iman edenleri yanından uzaklaştırmasını, iman etmeleri için bir şart olarak ileri sürmüşlerdi. O da kendilerine: “Ben mü’minleri kovacak değilim” diye cevap vermişti. Çünkü onlar, herhangi bir şekilde kovulmayı, küçük düşürülmeyi hak eden kimseler değildir. Onlar, hem sözlü, hem fiili olarak üstün görülmeye, ikrama layık kimselerdir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Âyetlerimize iman edenler sana geldiğinde onlara de ki: “Selam sizlere! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti yazdı....” (el-En’am, 6/54)
115. “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” Ben ancak uyaran bir kimseyim; Allah’tan aldığımı sizlere tebliğ eden ve kulların iyiliğini isteyen bir nasihatçiyim. Benim elimde bir yetki yoktur. İş, bütünüyle Allah’a aittir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ben, ancak Allah'ın azabından sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dipnot 1
Çünkü ben, (hakkı) tüm açıklığıyla (ortaya koyan) bir uyarıcıdan başkası değilim."
ben sadece (gerçekleri) apaçık dile getiren bir uyarıcıyım."
"Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!"
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.
"Ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim!"
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
'Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.'
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dedi.
Ben ancak açık, bir nezirim
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben (gelecek tehlikelerle) apaçık korkutandan başka (bir kimse) de değilim".
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
(105-122) Nuh kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı, Bir vakit kardeşleri Nuh onlara sakınmaz mısınız dedi , ben sizin için güvenilir bir elçiyim, Allah’tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum , benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, Allah'tan sakının ve bana itaat edin dedi. Onlar da sana düşük seviyedekiler tabi olmuşken biz sana iman eder miyiz ki dediler. Nuh, onların / o düşük seviyede dediklerinizin yaptıklarından hiçbir bilgim yok , onların hesapları da ancak rabbime aittir keşke bilincinde olsaydınız / şuurunda olsaydınız , ben iman edenleri kovacak değilim, ancak ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dedi, Dediler ki ey Nuh , eğer ki vazgeçmezsen sen taşlanmış olacaksın / recm edilen olacaksın. Nuh da Rabbim kavmim beni yalanladı, onlarla benim aramı bir şekilde aç, beni ve benimle beraber Mümin olanları kurtar dedi. Dolu / yüklü bir gemi ile onu ve beraberindekileri kurtardık, Sonra da ardından geride bıraktıklarını boğduk , b unda bir gösterge / bir ayet vardır, onların çoğu iman eden olmadılar. Muhakkak ki senin Rabbin, O, azizdir, esirgeyendir.
"Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım."
"Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Ben sadece, doğruları ortaya koyan bir uyarıcıyım!" dedi.
Ben sadece açık uyarılarda bulunan bir kişiyim" dedi.
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
"Ben sadece açık bir biçimde uyarmaktayım."
"I am only", he added, "a spectacle and a warning".
I am here only to give people a clear warning.’
"I am sent only to warn plainly in public."
I am none but a plain warner." dipnot 1
I am only a clear warner. ’
I am only a plain warner."
I am just a manifest warner. ’
`I am but a plain Warner. '
'I am naught but a plain warner. '
"My only mission is to clearly convey the Lord’s Message. "
I am only a plain warner. '
"I am but a clear warner."
I am no more than a public preacher.
"And I am not here to drive away the believers,
Decidedly I am nothing except an evident warner. "
I am only a plain warner.
I am only a plain admonisher. "
I am nothing but a plain warner. "
I am only sent with a clear warning."
"I am but a clear warner. "
"I am no more than a clarifying warner."
I am only a clear warner. "
“I am only a clear warner.”
I am only a plain Warner. "
"I am only a plain Warner (to warn you clearly). "
I am no more than a plain warner."
"I am but a clear warner."