Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 13. ayet

Şuarâ suresi, 13. ayet. وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ

veyeḍîḳu ṣadrî velâ yenṭaliḳu lisânî feersil ilâ hârûn.

Diyanet İşleri

"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 10–16 · surenin 13. ayeti / 227
  1. Şuarâ 10–11

    (10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.

  2. Şuarâ 12

    Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."

  3. 13

    "Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

  4. Şuarâ 14

    "Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."

  5. Şuarâ 15

    Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."

  6. Şuarâ 16

    "Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–14. ayetler için yazılmıştır.

12-13. Mûsâ, Rabbine özür beyan ederek, bu ağır yükte kendisine yardımcı vermesi talebinde bulunup “dedi ki: Rabbim, korkarım ki onlar beni yalanlarlar. Benim de göğsüm daralır ve dilim dönmez.” Bir başka yerde Mûsâ’nın şöyle söylediği buyrulmaktadır: “Rabbim göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır ve dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver, kardeşim Hârûn’u...” (Tâ-Hâ, 20/25) “Onun için Hârûn’a da risalet ver.” Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu. Mûsâ’ya peygamberlik verdiği gibi kardeşine de peygamberlik verdi. “Onu bana yardımcı olarak gönder.” (el-Kasas, 28/34) Yani bu işimde bana yardımcı olarak gönder.

14. “Ayrıca onlara göre ben” bir Kıpti’yi öldürme meselesinden dolayı “bir suçluyum. O nedenle beni öldürmelerinden de korkuyorum.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Beni yalanlamalarından dolayı göğsüm daralır, dilim tutulup konuşamaz hale gelirim. Benimle beraber olup bana yardımcı olması için Cebrail -aleyhisselam-'ı kardeşim Harun'a da gönder.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَضِيقُ ve yediku ve daralıyor kök: ضيق
  2. صَدْرِى sadri göğsüm kök: صدر
  3. وَلَا ve la ve
  4. يَنطَلِقُ yentaliku açılmıyor kök: طلق
  5. لِسَانِى lisani dilim kök: لسن
  6. فَأَرْسِلْ feersil onun için elçilik ver kök: رسل
  7. إِلَىٰ ila
  8. هَـٰرُونَ harune Harun'a da

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kök: لسن (25 geçiş)

    "Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni…

  • Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kök: صدر (46 geçiş)

    Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır,…

  • Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kök: صدر (46 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…

  • Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kök: صدر (46 geçiş)

    Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz.

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Bundan dolayı göğsüm daralacak, dilim dolaşacaktır: işte bu yüzden Harun'a (da) elçilik ver!

Muhammed Esed

ve göğsümün daralacağından ve dilimin dolaşacağından (korkuyorum); bu yüzden, (bu emri) Harun'a tevdi et.

Ahmed Hulusi

"İçim daralıyor, dilim çözülmüyor, bunun için Harun'a (görev) irsal et!"

Ali Bulaç

"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."

Ali Özek ve heyeti

"Göğsüm daralıyor; dilim çözülmüyor; onun için Harun'a da elçilik ver.

Ali Rıza Safa

"Gönlüm daralıyor, dilim dolaşıyor; Harun'a gönder!" dipnot 295

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 295
    "Harun'a gönder." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Cibril'i, Harun'a gönder." veya "Görev emrini, Harun'a gönder." veya "Harun'a da elçilik ver." veya "Harun'u gönder." biçiminde yazılmıştır.

Bayraktar Bayraklı

"Bu durumda içim daralır, dilim dönmez. Onun için Harun'a da peygamberlik ver!"

Edip Yüksel

"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun'a da peygamberlik ver!

Elmalılı Hamdi Yazır

ve Göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Haruna da risalet ver

Erhan Aktaş

"Göğsüm daralır, dilim dönmez; dipnot 1 onun için Harun'u gönder."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Musa daha önce karışmış olduğu cinayet olayından dolayı tedirginlik gösterdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Göğsüm daralır, dilim dönmez; dipnot 1 onun için Harun'u gönder."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Musa daha önce karışmış olduğu cinayet olayından dolayı tedirginlik gösterdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Göğsüm daralır, dilim dönmez; dipnot 1 onun için Harun'u gönder."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Musa daha önce karışmış olduğu cinayet olayından dolayı tedirginlik göstermektedir.

Gültekin Onan

"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."

Hasan Basri Çantay

"Benim de göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Haruuna (Cebraili) gönder (ona da peygamberlik ver)".

İbni Kesir

Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Bunun için Harun'a da elçilik ver.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Ve göğsüm daralır, dilim çözülmez; bunun için Hârûn da (vahiy) gönder.

Süleyman Ateş

Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Benim göksüm daralır, dilim tutulur; sen Harun'u elçi yap.

Şaban Britch

Göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Harun’a da (vahiy) gönder.

Şaban Piriş

Göğsüm daralır, dilim açılmaz. Onun için Harun'a da peygamberlik ver.

Yaşar Nuri Öztürk

"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Görev emrini Harun'a gönder."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And my chest becomes drawn tight and my mind and my feeling become strained and my tongue becomes restrained from free expression, therefore I pray and beseech You O Allah, my Creator, to send -The Angel Gabriel- to my brother Harun".

Abdul Haleem

and I will feel stressed and tongue-tied, so send Aaron too;

Abdullah Yusuf Ali

"My breast will be straitened. And my speech may not go (smoothly): so send unto Aaron.

Abul A'la Maududi

My breast is constricted and my tongue is not fluent, so endow Messengership on Aaron. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The sentence, "My breast straitens", shows that Prophet Moses (peace be upon him) was somewhat hesitant of going alone on such a difficult mission, and also had the feeling that he was not eloquent in speech. That is why he begged Allah to appoint Aaron too, as messenger to assist him who, being more vigorous in speech, could support and strengthen him as and when the need arose. It is just possible that in the beginning, the Prophet Moses (peace be upon him) might have begged that Aaron be appointed to Prophethood instead of him, but later when he felt that Allah willed him to be appointed to that position, he might have appealed that Aaron should at least be made his counselor and assistant. We say this because here Prophet Moses (peace be upon him) is not praying for Aaron to be made his counselor, but says: Appoint Aaron to Prophethood. On the other hand, in Surah Ta Ha, he says: Appoint for me a counselor from my family, (let it be) my brother Aaron. Then in Surah Al-Qasas, he says: My brother Aaron is more vigorous in speech than myself, so send him as an assistant with me to confirm (and support) me. From this it appears that these two requests were made later, but originally Prophet Moses (peace be upon him) had begged Allah to appoint Aaron to Prophethood instead of himself.

Aisha Bewley

and that my breast will be constricted and that my tongue will not be free, so send Harun as a Messenger as well.

Al-Hilali & Khan

"And my breast straitens, and my tongue expresses not well. So send for Hârûn (Aaron) (to come along with me).

Ali Quli Qarai

and I will become upset, and my tongue will fail me. So send [Your messenger] to Aaron.

Amatul Rahman Omar

`And my bosom straitens, (and my heart fails me), and my tongue is not fluent (for feeling inadequate to deliver the message I am entrusted with), therefore send to Aaron (to help me).

Arthur John Arberry

and my breast will be straitened, and my tongue will not be loosed; so send to Aaron.

Bijan Moeinian

"I may loose my temper. Besides, I have a problem with my tongue (and I cannot deliver an effective speech.) Would you kindly appoint my brother Aaron as my assistant."

E. Henry Palmer

and my breast is straitened, and my tongue is not fluent; send then unto Aaron,

Edip-Layth

"My chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron."

George Sale

and lest my breast become straitened, and my tongue be not ready in speaking: Send therefore unto Aaron, to be my assistant.

Hamid S. Aziz

Said he, "My Lord! Verily, I fear that they will call me liar;

Mahmoud Ghali

And my breast will be straitened, and my tongue will not be free. (i.e., it will not express well; literally, will not go off freely) So send to Harûn. (Aaron).

Marmaduke Pickthall

And I shall be embarrassed, and my tongue will not speak plainly, therefor send for Aaron (to help me).

Mohamed Ahmed - Samira

My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;

Muhammad Asad

and then my breast will be straitened and my tongue will not be free: send, then, [this Thy command] to Aaron.

Mustafa Khattab

And ˹so˺ my heart will be broken and my tongue will be tied. So send Aaron along ˹as a messenger˺.

Progressive Muslims

"And my chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron. "

Rashad Khalifa

"I may lose my temper. My tongue gets tied; send for my brother Aaron.

Sahih International

And that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron.

Sam Gerrans

“And my breast will be straitened, and my tongue not proceed; so send Thou for Aaron.

Shabbir Ahmed

I shall be embarrassed and I might not speak confidently, so send for Aaron to help me.

Syed Vickar Ahamed

"My chest may become strained: And my speech may not go smoothly; So send forth (with me) Haroon (Aaron).

Taqi Usmani

My heart gets straitened, and my tongue is not fluent; so send for Hārūn.

The Monotheist Group

"And my chest would become tight, and my tongue would not be able to express; so send for Aaron."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩