Diyanet İşleri
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 14. ayet. وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ
velehüm `aleyye ẕembün feeḫâfü ey yaḳtülûn.
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."
"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 12–14. ayetler için yazılmıştır.
12-13. Mûsâ, Rabbine özür beyan ederek, bu ağır yükte kendisine yardımcı vermesi talebinde bulunup “dedi ki: Rabbim, korkarım ki onlar beni yalanlarlar. Benim de göğsüm daralır ve dilim dönmez.” Bir başka yerde Mûsâ’nın şöyle söylediği buyrulmaktadır: “Rabbim göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır ve dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver, kardeşim Hârûn’u...” (Tâ-Hâ, 20/25) “Onun için Hârûn’a da risalet ver.” Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu. Mûsâ’ya peygamberlik verdiği gibi kardeşine de peygamberlik verdi. “Onu bana yardımcı olarak gönder.” (el-Kasas, 28/34) Yani bu işimde bana yardımcı olarak gönder.
14. “Ayrıca onlara göre ben” bir Kıpti’yi öldürme meselesinden dolayı “bir suçluyum. O nedenle beni öldürmelerinden de korkuyorum.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Kıptiyi öldürmem sebebi ile onlara karşı işlediğim bir suç davam var. Bundan dolayı beni öldürmelerinden korkarım."
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kök: ذنب (39 geçiş)
(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…
Aynı kök: ذنب (39 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onların lehinde, benim aleyhimde bir suç(um) var. Beni öldürmelerinden korkuyorum." dipnot 1
Üstelik ortada onların lehine benim aleyhime olan bir suçlama da var; bundan dolayı onların beni öldürmelerinden çekiniyorum.
Üstelik, onların benim aleyhime ciddi bir suçlamaları da var ortada; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum".
"Beni öldürmelerinden korkuyorum; çünkü onların haklı oldukları bir suçum var!"
"Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum."
Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
"Üstelik onlara karşı işlediğim bir suç var. Bu yüzden, beni öldürmelerinden korkuyorum!"
"Onlara karşı benim bir suçum var. Beni öldürmelerinden korkuyorum."
"Ayrıca, onların yanında suçlu biriyim. Korkarım ki beni öldürsünler."
'Ayrıca, onların yanında suçlu biriyim. Korkarım ki beni öldürsünler.'
Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım.
Hem onlara üzerinde bir günah var, ondan dolayı korkarım ki hemen beni öldürürler
"Onlara göre ben suçluyum. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."
"Onlara göre ben suçluyum. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."
"Onlara göre ben suçluyum. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."
"Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum."
"Hem onların benim aleyhimde bir suç (da'vaları) da var. Bundan dolayı beni öldürmelerinden korkarım".
Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Korkarım ki beni öldürürler
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“Bir de onların benim aleyhimde bir suç (davaları) var. Dolayısıyla beni öldürmelerinden korkuyorum.”
"Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum."
Çünkü onlara göre ben suçluyum; beni öldürmelerinden korkuyorum dipnot 1 ."
Bir de sorumlu tuttukları bir suçum var; beni öldürmelerinden endişe ediyorum."
Üstelik onlara karşı işlediğim bir de suçum var. Beni öldürmelerinden korkarım.
Üstelik onlara karşı işlediğim bir de suçum var. Beni öldürmelerinden korkarım.
"Hem, benim üzerimde onlar aleyhine işlenmiş bir suç var; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."
"And the guilt of blood is at my door and I have ground for alarm for they might kill me".
besides, they have a chargeagainst me, and I fear they may kill me.’
"And (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me."
As for me, they hold the charge of a crime against me. I fear they will put me to death." dipnot 1
They hold a wrong action against me and I fear that they may kill me. ’
"And they have a charge of crime against me, and I fear they will kill me."
Also they have a charge against me, and I fear they will kill me. ’
`Moreover, they have a charge (of the murder of an Egyptian) against me, so I fear they will kill me (before I am able to deliver Your Message to them). '
They also have a sin against me, and I fear they will slay me. '
"Besides, I am still charged with murder there. They may kill me for that."
for they have a crime against me, and I fear that they may kill me. '
"They have charges of a crime against me, so I fear they will kill me."
Also they have a crime to object against me; and I fear they will put me to death.
"And my breast will be straitened, and my tongue is not fluent; so send then unto Aaron (or send them Aaron),
And they have a guilty deed against me; so I fear they will kill me. "
And they have a crime against me, so I fear that they will kill me.
And they have a charge (of murder) against me. So I fear that they will kill me."
Moreover, they keep a grave charge [pending] against me, and I fear that they will slay me. "
Also, they have a charge against me,[1] so I fear they may kill me."
"And they have charges of a crime against me, so I fear they will kill me. "
"Also, they consider me a fugitive; I fear lest they kill me."
And they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me. "
“And they have a transgression against me, so I fear that they will kill me.”
And they stick a charge against me, so I fear they will kill me. " (28:15).
"And they have a charge of crime against me; And I fear that they may kill me. "
Moreover, they have (leveled) a charge of offence against me, and I fear they will kill me;"
"And they have charges of a crime against me, so I fear they will kill me."