Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 14. ayet

Şuarâ suresi, 14. ayet. وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

velehüm `aleyye ẕembün feeḫâfü ey yaḳtülûn.

Diyanet İşleri

"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 11–17 · surenin 14. ayeti / 227
  1. Şuarâ 11

    (10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.

  2. Şuarâ 12

    Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."

  3. Şuarâ 13

    "Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

  4. 14

    "Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."

  5. Şuarâ 15

    Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."

  6. Şuarâ 16

    "Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",

  7. Şuarâ 17

    "İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–14. ayetler için yazılmıştır.

12-13. Mûsâ, Rabbine özür beyan ederek, bu ağır yükte kendisine yardımcı vermesi talebinde bulunup “dedi ki: Rabbim, korkarım ki onlar beni yalanlarlar. Benim de göğsüm daralır ve dilim dönmez.” Bir başka yerde Mûsâ’nın şöyle söylediği buyrulmaktadır: “Rabbim göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır ve dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver, kardeşim Hârûn’u...” (Tâ-Hâ, 20/25) “Onun için Hârûn’a da risalet ver.” Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu. Mûsâ’ya peygamberlik verdiği gibi kardeşine de peygamberlik verdi. “Onu bana yardımcı olarak gönder.” (el-Kasas, 28/34) Yani bu işimde bana yardımcı olarak gönder.

14. “Ayrıca onlara göre ben” bir Kıpti’yi öldürme meselesinden dolayı “bir suçluyum. O nedenle beni öldürmelerinden de korkuyorum.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Kıptiyi öldürmem sebebi ile onlara karşı işlediğim bir suç davam var. Bundan dolayı beni öldürmelerinden korkarım."

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَهُمْ velehum ve onların var
  2. عَلَىَّ aleyye bana yükledikleri
  3. ذَنۢبٌۭ zenbun bir suç kök: ذنب
  4. فَأَخَافُ feehafu korkuyorum kök: خوف
  5. أَن en diye
  6. يَقْتُلُونِ yektuluni beni öldürecekler kök: قتل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni…

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

  • Aynı kıssa: Hz. Hârûn

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Üstelik ortada onların lehine benim aleyhime olan bir suçlama da var; bundan dolayı onların beni öldürmelerinden çekiniyorum.

Muhammed Esed

Üstelik, onların benim aleyhime ciddi bir suçlamaları da var ortada; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum".

Ahmed Hulusi

"Beni öldürmelerinden korkuyorum; çünkü onların haklı oldukları bir suçum var!"

Ali Bulaç

"Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum."

Ali Özek ve heyeti

Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.

Ali Rıza Safa

"Üstelik onlara karşı işlediğim bir suç var. Bu yüzden, beni öldürmelerinden korkuyorum!"

Bayraktar Bayraklı

"Onlara karşı benim bir suçum var. Beni öldürmelerinden korkuyorum."

Edip Yüksel

"Ayrıca, onların yanında suçlu biriyim. Korkarım ki beni öldürsünler."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ayrıca, onların yanında suçlu biriyim. Korkarım ki beni öldürsünler.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onlara üzerinde bir günah var, ondan dolayı korkarım ki hemen beni öldürürler

Erhan Aktaş

"Onlara göre ben suçluyum. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Onlara göre ben suçluyum. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Onlara göre ben suçluyum. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."

Gültekin Onan

"Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum."

Hasan Basri Çantay

"Hem onların benim aleyhimde bir suç (da'vaları) da var. Bundan dolayı beni öldürmelerinden korkarım".

İbni Kesir

Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Korkarım ki beni öldürürler

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Bir de onların benim aleyhimde bir suç (davaları) var. Dolayısıyla beni öldürmelerinden korkuyorum.”

Süleyman Ateş

"Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de sorumlu tuttukları bir suçum var; beni öldürmelerinden endişe ediyorum."

Şaban Britch

Üstelik onlara karşı işlediğim bir de suçum var. Beni öldürmelerinden korkarım.

Şaban Piriş

Üstelik onlara karşı işlediğim bir de suçum var. Beni öldürmelerinden korkarım.

Yaşar Nuri Öztürk

"Hem, benim üzerimde onlar aleyhine işlenmiş bir suç var; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And the guilt of blood is at my door and I have ground for alarm for they might kill me".

Abdul Haleem

besides, they have a chargeagainst me, and I fear they may kill me.’

Abdullah Yusuf Ali

"And (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me."

Abul A'la Maududi

As for me, they hold the charge of a crime against me. I fear they will put me to death." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The allusion is to the incident of Prophet Moses (peace be upon him) giving a blow to an Egyptian, who was fighting with an Israelite, and thus causing his death. Then as soon as Moses came to know that the report had reached Pharaoh and his people and they were planning to take revenge, he fled the country and took refuge in Midian. See(Surah Al-Qasas, Ayat 15-21). Now when after a period of almost ten years of hiding he was suddenly called upon and commanded to go before Pharaoh, who had already a charge of murder against him, with the message, Prophet Moses rightly felt apprehensive that he would immediately be involved in the murder case even before he was able to convey the message as commanded by Allah.

Aisha Bewley

They hold a wrong action against me and I fear that they may kill me. ’

Al-Hilali & Khan

"And they have a charge of crime against me, and I fear they will kill me."

Ali Quli Qarai

Also they have a charge against me, and I fear they will kill me. ’

Amatul Rahman Omar

`Moreover, they have a charge (of the murder of an Egyptian) against me, so I fear they will kill me (before I am able to deliver Your Message to them). '

Arthur John Arberry

They also have a sin against me, and I fear they will slay me. '

Bijan Moeinian

"Besides, I am still charged with murder there. They may kill me for that."

E. Henry Palmer

for they have a crime against me, and I fear that they may kill me. '

Edip-Layth

"They have charges of a crime against me, so I fear they will kill me."

George Sale

Also they have a crime to object against me; and I fear they will put me to death.

Hamid S. Aziz

"And my breast will be straitened, and my tongue is not fluent; so send then unto Aaron (or send them Aaron),

Mahmoud Ghali

And they have a guilty deed against me; so I fear they will kill me. "

Marmaduke Pickthall

And they have a crime against me, so I fear that they will kill me.

Mohamed Ahmed - Samira

And they have a charge (of murder) against me. So I fear that they will kill me."

Muhammad Asad

Moreover, they keep a grave charge [pending] against me, and I fear that they will slay me. "

Mustafa Khattab

Also, they have a charge against me,[1] so I fear they may kill me."

Progressive Muslims

"And they have charges of a crime against me, so I fear they will kill me. "

Rashad Khalifa

"Also, they consider me a fugitive; I fear lest they kill me."

Sahih International

And they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me. "

Sam Gerrans

“And they have a transgression against me, so I fear that they will kill me.”

Shabbir Ahmed

And they stick a charge against me, so I fear they will kill me. " (28:15).

Syed Vickar Ahamed

"And they have a charge of crime against me; And I fear that they may kill me. "

Taqi Usmani

Moreover, they have (leveled) a charge of offence against me, and I fear they will kill me;"

The Monotheist Group

"And they have charges of a crime against me, so I fear they will kill me."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩