Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 156. ayet

Şuarâ suresi, 156. ayet. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbü yevmin `ażîm.

Diyanet İşleri

"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 153–159 · surenin 156. ayeti / 227

Konu Sâlih ve Semûd kavmi Şuarâ 141–159 3

  1. Şuarâ 153

    Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

  2. Şuarâ 154

    "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."

  3. Şuarâ 155

    Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."

  4. 156

    "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

  5. Şuarâ 157

    Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

  6. Şuarâ 158

    Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  7. Şuarâ 159

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 155–156. ayetler için yazılmıştır.

155. Salih şöyle dedi: “İşte bu” dümdüz ve sert bir kayadan çıkan “bir dişi devedir.” -Onun kayadan çıktığı hususunda biz, çoğu müfessire tâbi olduk; çünkü buna bir mani yoktur.- Hepiniz onun çıkışını gördünüz ve buna tanık oldunuz. “Onun belli bir su içme nöbeti vardır. Sizin de belli bir günde su içme nöbetiniz vardır.” Bu dişi deve bir gün kuyu suyunu içecek, sizler de onun sütünü içeceksiniz. Ertesi gün de bu kuyu suyunu size bırakacak o gün de siz kuyu suyunu içeceksiniz.

156. “Ona” kesmek veya başka bir yolla “kötülük etmeyin yoksa sizi büyük bir günün azabı (ansızın) yakalar.” Dişi deve kayadan çıktıktan sonra bu şekilde aralarında durdu. Fakat onlar, yine de iman etmediler. Azgınlıklarını sürdürüp gittiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sakın ola! Keserek veya vurarak ona kötülük gelecek şekilde dokunmayın. Yoksa bu sebeple üzerinize inecek olan belanın yaşanacağı büyük bir günde Allah Teâlâ'nın sizi helak edeceği bir azap gelir.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la sakın
  2. تَمَسُّوهَا temessuha ona dokundurmayın kök: مسس
  3. بِسُوٓءٍۢ bisu'in bir kötülük kök: سوا
  4. فَيَأْخُذَكُمْ feye'huzekum sonra sizi yakalar kök: اخذ
  5. عَذَابُ azabu azabı kök: عذب
  6. يَوْمٍ yevmin bir günün kök: يوم
  7. عَظِيمٍۢ azimin büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    "Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi…

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    "Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Arkeoloji

    Kasru'l-Ferîd kaya mezarı — Hegra

    Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.

    Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmad AlHasanat
    Tarih
    2017-02-16 17:40:03
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Sakın ola ona bir kötülük yapayım demeyin! Bu takdirde sizi korkunç bir günün azabı yakalar."

Muhammed Esed

öyleyse, sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa büyük, çetin bir günün azabı gelip sizi bulur!" dedi.

Ahmed Hulusi

"(Sakın) ona kötülük yapmayın. (Aksi takdirde) sizi çok güçlü bir sürecin azabı yakalar. "

Ali Bulaç

"Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.

Ali Özek ve heyeti

Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.

Ali Rıza Safa

"Ona, bir kötülük yapmayın. Yoksa Büyük Gün'ün cezası sizi yakalar!"

Bayraktar Bayraklı

"Ona bir kötülük yapmayınız! Aksi takdirde başınıza büyük bir felaket gelir."

Edip Yüksel

"Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin ki o yüzden sizi büyük bir günün azabı yakalar

Erhan Aktaş

"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Sakın ona zarar vermeyin. Yoksa büyük günün azabı sizi yakalar."

Gültekin Onan

"Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar."

Hasan Basri Çantay

"Ona bir kötülükle ilişmeyin. Sonra sizi büyük bir günün azabı yakalar".

İbni Kesir

Sakın ona bir kötülük yapmayın. Yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.

Mehmet Alagaş

(141-159) Semud gönderilenleri / Resul leri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Salih onlara sakınmaz mısınız , ben kesinlikle sizin için güvenilir bir elçiyim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , sizden herhangi bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir, sizler burada, bahçeler, gözeler, ekinler içerisinde hoş kokulu hazmı kolay hurmalar içerisinde güven içinde bırakılır mısınız / terk edilir misiniz? Dağlarda yonttuğunuz evlerde şımarıklık içerisindesiniz / ferah içerisindesiniz , Allah'tan sakının ve bana itaat edin , haddi aşanların / müsriflerin emirlerine uymayın / tabi olmayın, ki onlar yerde / arzda bozgunculuk / fesat çıkarırlar düzeltmezler / onarmazlar / ıslah etmezler dedi. Dediler ki, sen muhakkak büyülenmişsin / sihirlenmişsin, sen de bizim benzerimiz gibi bir derilisin / beşersin, eğer söylediklerine bağlı biri isen bize bir gösterge / bir ayet getir. Dedi ki işte bu deve, bilinen bazı günlerde siz suyu içeceksiniz, bilinen bazı günler de o, suyu içecek, ona kötülükle dokunmayın / temas etmeyin , çok büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onu boğdular ve pişman oldular / nedamet getirdiler , onları azap yakaladı, Muhakkak ki bunda bir gösterge / bir ayet vardır ve de onların çoğunluğu /ekserisi iman eden olmadılar / mümin olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Sakın ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”

Süleyman Ateş

"Sakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar."

Süleymaniye Vakfı

"Ona bir kötülük etmeyin, yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona bir kötülük yapmayın, yoksa çok zor bir günün azabına çarpılırsınız."

Şaban Britch

Sakın ona bir kötülük etmeyin; yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar.

Şaban Piriş

Sakın ona bir kötülük etmeyin; yoksa sizi korkunç bir günün azabı yakalar.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ona kötülükle ilişmeyin. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And", he added, "you are warned not to harm her lest you suffer the torment laid upon the damned on a momentous Day".

Abdul Haleem

so do not harm her, or the punishment of a terrible day will befall you.’

Abdullah Yusuf Ali

"Touch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day seize you."

Abul A'la Maududi

Do not molest her lest the chastisement of an Awesome Day should seize you."

Aisha Bewley

Do not do anything to harm her or the punishment of a terrible day will come down on you. ’

Al-Hilali & Khan

"And touch her not with harm, lest the torment of a Great Day should seize you."

Ali Quli Qarai

Do not cause her any harm, for then you shall be seized by the punishment of a terrible day. ’

Amatul Rahman Omar

`And you shall do her no harm otherwise the punishment of an awful day shall befall you. '

Arthur John Arberry

and do not touch her with malice so that there seize you the chastisement of a dreadful day. '

Bijan Moeinian

"If you touch her with a bad intention, you will be severely punished on an awesome day. "

E. Henry Palmer

but touch her not with evil, or there will seize you the torment of a mighty day!'

Edip-Layth

"Do not afflict her with harm, else the retribution of a great day will seize you."

George Sale

and do her no hurt, lest the punishment of a terrible day be inflicted on you.

Hamid S. Aziz

He said, "Behold this she-camel (a test of faith). She has the right to drink, and you have a right to drink, each on an appointed day;

Mahmoud Ghali

And do not touch her with an odious (treatment) so that there takes you (away) the torment of a Tremendous Day. "

Marmaduke Pickthall

And touch her not with ill lest there come on you the retribution of an awful day.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not treat her unkindly or the punishment of a grievous day will fall on you. "

Muhammad Asad

and do her no harm, lest suffering befall you on an awesome day!"

Mustafa Khattab

And do not ever touch her with harm, or you will be overtaken by the torment of a tremendous day."

Progressive Muslims

"And do not afflict her with harm, else the retribution of a great day will seize you. "

Rashad Khalifa

"Do not touch her with any harm, lest you incur retribution on an awesome day."

Sahih International

And do not touch her with harm, lest you be seized by the punishment of a terrible day. "

Sam Gerrans

“And touch her not with evil lest there take you the punishment of a tremendous day.”

Shabbir Ahmed

Do not harm her, or the retribution will seize you on an awesome day. "

Syed Vickar Ahamed

"And do not touch her with harm, or the penalty of the Great Day seize you. "

Taqi Usmani

So do not touch her with evil (intent), lest you should be seized by a painful punishment."

The Monotheist Group

"Anddo not afflict her with harm, else the retribution of a great day will seize you."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 156. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 156. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 156. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩