Diyanet İşleri
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 19. ayet. وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ
vefe`alte fa`leteke-lletî fe`alte veente mine-lkâfirîn.
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."
"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."
"Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 18–19. ayetler için yazılmıştır.
18. Mûsâ ile Hârûn, Firavun’a gelip de Allah’ın kendilerine emrettiklerini söylediklerinde Firavun iman etmedi, yumuşamadı da. Mûsâ’ya şu sözleriyle karşı koymaya kalkıştı: “Çocukken seni yanımızda besleyip büyütmedik mi?” Sana iyilikte bulunarak henüz beşikte küçük bir bebek iken besleyip büyütmedik mi? Bu şekilde uzun bir süre yanımızda kalmadın mı?
19. “Sonunda yapacağını da yaptın.” Kastettiği ise Mûsâ’nın kavminden olan bir kişi, düşmanına karşı ondan yardım istediğinde Mûsâ’nın o Kıptiyi öldürmesidir: “Mûsâ, ona bir yumruk vurmakla ölümüne sebep oldu.” (el-Kasas, 28/15) “Sen bir kafirsin/nankörsün.” Firavun şunu demek istemişti: O sırada senin de yolun da bizim yolumuzdu. Senin tutturduğun yol ile bizim tutturduğumuz yol, küfürde aynı idi. Firavun, bu sözleriyle -Mûsâ küfürden münezzeh olduğu halde- farkına varmadan kendisinin kâfir olduğunu ikrar ve itiraf etmişti. Bunun üzerine Mûsâ ona şöyle cevap verdi:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Sen kavminden bir adama yardım edip Kıptî'yi öldürdüğün zaman büyük bir suç işledin ve sen, sana yaptığım iyiliklerime karşı nankörlük edenlerdensin."
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yaptığın o işini de yapmıştın. Sen nankörlerdensin." dipnot 1
Ama en sonunda sen yine yapacağını yaptın ve nankörlerden biri olup çıktın!"
Ama sonunda yapacağını yaptın ve nankör biri oldu(ğunu gösterdi)n!"
"Bir de o fiili işledin! (Firavun'un halkından birini öldürmek). . . Sen nankörlerdensin!"
"Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin."
Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!
"Sonunda yapacağını yaptın. Çünkü sen, nankörün tekisin!"
- Firavun dedi ki: "Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin."
"Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin."
'Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin.'
hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!"
Hem de o yaptığın fi'li yaptın, o halde sen o nankör kafirlerdensin
"Sen ise yapacağını yaptın. Sen kafirlerdensin. dipnot 1 "
"Sen ise yapacağını yaptın. Sen kafirlerdensin. dipnot 1 "
"Sen ise yapacağını yaptın. Sen kafirlerdensin. dipnot 1 "
"Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen kafirlerdensin."
"O yapdığın fi'li de sen işledin. Sen nankörlerdensin".
Ve yapacağın işi de yaptın. Sen nankörlerdensin.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
“(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.”
"Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin."
Yaptığın o işi de yaptın (o adamı öldürdün), sen kafirin /nankörün tekisin dipnot 1 !"
Sonunda yapacağını yaptın; sen nankörün tekisin dipnot 1 ."
Sonunda o yaptığın (cinayeti) yaptın, Sen nankörün birisin!
Sonunda yapacağını yaptın, Sen nankörün birisin!
"Ve sonunda o yaptığını da yaptın. Nankörlerden birisin sen."
And you did what you did, -the terrible crime you committed-, and you have impelled yourself to ingratitude and ungratefulness to our grace which abounds in you.
And then you committed that crime of yours: you were so ungrateful.’
"And thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou didst, and thou art an ungrateful (wretch)!"
You spent many years of your life among us and then you committed that deed of yours. dipnot 1 You are very ungrateful indeed."
Yet you did the deed you did and were ungrateful. ’
"And you did your deed, which you did (i.e. the crime of killing a man) while you were one of the ingrates."
Then you committed that deed of yours, and you are an ingrate. ’
`And you have surely committed an act (of homicide), and you are of the ungrateful. '
And thou didst the deed thou didst, being one of the ungrateful!'
"Do you remember the crime that you committed. Are you not then one of the ingrates?"
and thou didst do thy deed which thou hast done, and thou art of the ungrateful!'
"You did the deed what you did, and you are of the ingrates."
Yet hast thou done thy deed which thou hast done: And thou art an ungrateful person.
And he said, "Did we not cherish you as a child amongst us? And did you not dwell amongst us for many years of your life?
And you performed the performance you performed and you were one of the disbelievers. "
And thou didst that thy deed which thou didst, and thou wast one of the ingrates.
And you commited what you did, and you are ungrateful!"
And yet thou didst commit that [heinous] deed of thine, and [hast thus shown that] thou art one of the ingrate!"
Then you did what you did,[1] being ˹utterly˺ ungrateful!"
"And you did what deed you did, and you are of the rejecters. "
"Then you committed the crime that you committed, and you were ungrateful."
And [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful. "
“And thou didst thy deed which thou didst, and wast of the false claimers of guidance.”
And you did what you did, killing a man from our nation. You are of the ungrateful."
"And you did an act that which you did (killed an Egyptian) and you are a thankless (wretch)!"
and you did the blunder you did; still you are ungrateful."
"And you did that deed you did, and you are of the rejecters."