Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 20. ayet

Şuarâ suresi, 20. ayet. قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

ḳâle fe`altühâ iẕev veenâ mine-ḍḍâllîn.

Diyanet İşleri

Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 17–23 · surenin 20. ayeti / 227
  1. Şuarâ 17

    "İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."

  2. Şuarâ 18

    Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."

  3. Şuarâ 19

    "(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."

  4. 20

    Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."

  5. Şuarâ 21

    "Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."

  6. Şuarâ 22

    "Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."

  7. Şuarâ 23

    Firavun, "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 20–22. ayetler için yazılmıştır.

20-21. “O işi yaptığım sırada ben cahillerden idim.” Yani ben bu işi kâfir olarak işlemedim, aksine bu işi bilmeden, istemeyerek yaptım. Hem ben bunun için Rabbimden mağfiret diledim. O da bana mağfiret buyurdu. “Sizden korkunca da” beni öldürmek için aranızda karar almanız üzerine “aranızdan kaçtım.” ve Medyen’e gittim. Orada yıllarca kaldıktan sonra geri size geldim. Bu esnada “Rabbim bana hüküm/hikmet bağışladı ve beni peygamberlerden kıldı.”

zetle Firavun’un Mûsâ’ya karşı itirazı, cahil veya işi cahilliğe vuran birinin itirazı tütürdendir. O, Mûsâ’nın peygamber olamayacağına dair bir kişiyi öldürmüş olmasını sebep göstermeye kalkıştı. Mûsâ da o kimseyi öldürmesinin bizzat öldürme kastı olmaksızın, bilmeden ve hata yoluyla olduğunu açıklamıştı. Şanı Yüce Allah’ın lütfu ise kimseden alıkonamaz. O halde ne diye Yüce Allah’ın bana hikmet ve risalet bağışlamış olmasını imkânsız kabul ediyorsunuz?

22. Geriye ey Firavun, senin: “Çocukken seni yanımızda besleyip büyütmedik mi?” şeklindeki itirazın kalıyor. Aslında biz bu meseleyi iyice tetkik edecek olursak açıkça görülür ki senin başıma kaktığın bu işte, minnet edilecek bir taraf yoktur. Bundan dolayı Mûsâ ona şöyle demişti: “Başıma kaktığın o iyilik ise (aslında bir iyilik değil) senin İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucudur.” Senin bunu başıma nimet diye kakmanın sebebi, İsrailoğullarını kendi işlerinde çalıştırman ve onları kendine adeta köle konumuna getirmendir. Beni ise kendine köleleştirmekten ve işlerinde çalıştırmaktan uzak tuttun; şimdi de bunu başıma kakılacak bir iyilik sayıyorsun. Fakat meselenin düşünülmesi halinde gerçek açıkça ortaya çıkar. Sen aslında bu değerli halka zulmettin, onlara işkenceler uyguladın, onları angarya işlerde çalıştırdın. Yüce Allah, kavmime eziyet etmiş olmana rağmen beni senin eziyetinden kurtardı. Senin bana minnet diye hatırlattığın ve başıma kaktığın bu işin, başa kakılacak tarafı neresidir?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam- Firavun'a itiraf ederek şöyle dedi: "Bana vahiy gelmeden önce ben o adamı öldürdüğüm zaman cahillerdendim."

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Musa) dedi kök: قول
  2. فَعَلْتُهَآ fealtuha onu yaptığım kök: فعل
  3. إِذًۭا izen zaman
  4. وَأَنَا۠ veena ben
  5. مِنَ mine
  6. ٱلضَّآلِّينَ d-dalline dalalette idim kök: ضلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Musa) şöyle demişti: "Ben o zaman şaşkınlardan olarak o işi yapmıştım. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Musa bu fiili yaptığını inkâr etmemiş, gençken, yaptığının ne anlama geldiğini bilip kestiremeden, hiçbir kasıt taşımadan hataen bu fiili işlemişti. Bazılarına göre olayın peygamber olduktan sonra gerçekleştirilmiş olma ihtimali de vardır. Halbuki bu yaklaşım bir sonraki ayette yani Şu‘arâ 26:21'de verilen bilgilerle uyuşmamaktadır.

Mustafa İslamoğlu

"Evet o işi ben yaptım" dedi, "çünkü o sırada kendimi kaybetmiştim;

Muhammed Esed

(Musa:) "Evet, o fiili daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim" dedi,

Ahmed Hulusi

(Musa) dedi ki: "O filli işlediğimde ben ne yaptığımın farkında değildim. "

Ali Bulaç

(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."

Ali Özek ve heyeti

Mûsâ da demişti ki: "Ben onu o zaman cahillerden biri olarak, bilmeyerek yapmıştım."

Ali Rıza Safa

"O işi yaptığım zaman, ne yaptığını bilmeyen birisiydim!" dedi.

Bayraktar Bayraklı

- Musa, "O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki, "O işi yaptığım zaman yanlış yoldaydım."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'O işi yaptığım zaman yanlış yoldaydım.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Musa) dedi ki: "O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt, dedi: o fi'li yaptım şaşkınlardandım

Erhan Aktaş

Musa: "Ben o işi şaşkınlıkla yaptım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Ben o işi şaşkınlıkla yaptım." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Ben o işi şaşkınlıkla yaptım." dedi.

Gültekin Onan

(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."

Hasan Basri Çantay

(Muusa) dedi: "Ben bunu o vakit bilmezlerden olarak yapdım".

İbni Kesir

Dedi ki: Ben, onu yaptım, ama o zaman şaşkınlardandım.

Mehmet Alagaş

(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu yaptığım zaman ne yaptığını bilmezlerdendim.”

Süleyman Ateş

(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Onu yaptım ama hedefimde o yoktu (işin oraya varacağını beklemiyordum).

Şaban Britch

Ben, onu yaptığım zaman dalalet içinde olanlardan biriydim, dedi.

Şaban Piriş

-Ben, onu yaptığım zaman dalalet içinde olanlardan biriydim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa dedi: "Onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"I did what I did then", Mussa said, when my action was not circumspect because of the web of circumstances you shaped after your own manner.

Abdul Haleem

Moses replied, ‘I was misguided when I did it

Abdullah Yusuf Ali

Moses said: "I did it then, when I was in error.

Abul A'la Maududi

Moses replied: "I committed that act erringly. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The word dalalat does not always mean straying away, but it is also used in the sense of ignorance, folly, error, forgetfulness, inadvertence, etc. As mentioned in Surah Al- Qasas, Prophet Moses (peace be upon him) had only given a blow to the Egyptian (Copt) when he saw him beating an Israelite cruelly. A blow does not cause death, nor is it given with the intention of causing death. It was only an accident that the Egyptian died. As such, it was not a case of deliberate murder but of accidental murder. A murder was committed but not intentionally, nor was any weapon used, which is usually employed for murder, or which can cause murder.

Aisha Bewley

He said, ‘At the time I did it I was one of the misguided

Al-Hilali & Khan

Mûsâ (Moses) said: "I did it then, when I was ignorant (as regards my Lord and His Message).

Ali Quli Qarai

He said, ‘I did that when I was astray.

Amatul Rahman Omar

(Moses) said, `Indeed I did it (then inadvertently and) as I was lost (for the love of my people and was in a perplexed state of mind).

Arthur John Arberry

Said he, 'Indeed I did it then, being one of those that stray;

Bijan Moeinian

Moses said: "I confess to the crime that I committed when I was an unjust person. "

E. Henry Palmer

Said he, 'I did commit this, and I was of those who erred.

Edip-Layth

He said, "I did it, and I was of those misguided."

George Sale

Moses replied, I did it indeed, and I was one of those who erred;

Hamid S. Aziz

"And you did do a deed which you know you did do (he slew an Egyptian), and you are of the ungrateful!"

Mahmoud Ghali

He (Mûsa) (Moses) said, "lo, I performed it and I was of the erring.

Marmaduke Pickthall

He said: I did it then, when I was of those who are astray.

Mohamed Ahmed - Samira

(Moses) replied: "I did do that and I was in the wrong,

Muhammad Asad

Replied [Moses]: "I committed it while I was still going astray;

Mustafa Khattab

Moses replied, "I did it then, lacking guidance.

Progressive Muslims

He said: "I did it, and I was of those misguided. "

Rashad Khalifa

He said, "Indeed, I did it when I was astray.

Sahih International

[Moses] said, "I did it, then, while I was of those astray.

Sam Gerrans

He said: “I did it when I was of those who stray.

Shabbir Ahmed

Moses said, "Indeed I did it but I am lost how it happened!" (I only struck him once with a fist and he died (28:15)).

Syed Vickar Ahamed

Musa (Moses) said: "I did it then, when I was wrong.

Taqi Usmani

He said, "I did that at a time when I was mistaken.

The Monotheist Group

He said: "I did it, and I was of those misguided."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩