Diyanet İşleri
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 17. ayet. أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
en ersil me`anâ benî isrâîl.
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Şuarâ 10–68 3
"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."
Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."
"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",
"İsrailoğullarını bizimle beraber gönder."
Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."
Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–17. ayetler için yazılmıştır.
15. “Buyurdu ki: Asla” seni öldürme imkânını bulamayacaklar. Biz size öyle bir güç vereceğiz ki, onlar size kötülük kastıyla yaklaşamayacaklar. Siz ve size tâbi olanlar galip geleceksiniz. Bundan dolayıdır ki Firavun, Mûsâ’ya ileri derecede meydan okumasına, onu kıt akıllıkla, hem onu hem de kavmini sapıklıkla suçlamasına rağmen Mûsâ’ya hiçbir zarar veremedi. “İkiniz” doğruluğunuza ve getirdiğinizin sıhhatine delil olan “âyetlerimizle/mucizelerimizle gidin. Şüphesiz Biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitiriz.” Ben ikinizi de koruyup himaye edeceğim.
16. “İkiniz de Firavuna gidin ve deyin ki: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçileriyiz.” Yani O, sen Rabbimize ve bize iman edesin, Ona ibadete boyun eğip, O’nun tevhidini kabul edesin, diye bizi sana gönderdi.
17. “İsrailoğullarını bizimle gönder, diye (geldik).” Artık onlara yaptığın işkencelere son ver. Onlar üzerindeki baskını kaldır ki, Rab’lerine ibadet etsinler. Dinlerini gereği gibi uygulayabilsinler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(16, 17) Firavun'a gidin ve deyin ki: ‘Şüphesiz ki biz, İsrailoğullarını bizimle göndermen için âlemlerin Rabbi'nin elçi(leri)yiz."
İsrailoğullarını bırak, bizimle gelsinler!"
İsrailoğulları'nı bırak, bizimle gelsinler!"
"İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder. "
"İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)."
İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.
"İsrailoğullarını, bizimle gönder!"
- "Firavun'a gidiniz: 'Biz, alemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz."
"‘İsrail oğullarını bizimle birlikte gönder.'"
' 'İsrail oğullarını bizimle birlikte gönder.' '
İsrail oğullarını bizimle beraber salıver."
Beni İsraili bizimle beraber salıver
"İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder!"
"İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder!"
"İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder!"
"İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)."
(16-17) "Haydi Fir'avna gidin de: — Biz, israil oğullarını beraberimizde yollayasın diye aalemlerin Rabbinin gönderdiği gerçek (iki) peygamberiz" deyin.
İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.
(4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) Rabbin Musa ya dedi ki , zalim topluluğa git, Firavun kavmine git , sakınmazlar mı? Dedi ki Rabbim beni yalanlamalarından korkuyorum, göğsüm daralır, dilim / lisanım dolaşır, Harun'u da yolla / gönder. Onlara karşı bir ayıbım da var, dolayısıyla beni öldürmelerinden korkarım. Dedi ki hayır! ikiniz de ayetlerimizle varın / ulaşın muhakkak ki sizinle beraberiz, sizi işitenleriz. Firavun boyuna / kavmine ulaşın / varın , deyin ki bizler alemlerin Rabbinin İsrailoğullarını bizimle beraber göndermen için gönderdikleriyiz / elçileriyiz. Dedi ki evlatken sana yetiştiricilik / mürebbiyelik yapmadık mı? Ömründe n seneleri içimizde geçirdin v e ayrıca O yaptığın şeyi de yaptın işte (ayıbını hatırlattı) asıl sen yok sayansın / kafirsin. Dedi ki o nu (o öldürme olayını) yaptığım vakit, ben ne yaptığını bilmez biri idim / delalette idim, sizden korktuğumdan hemen kaçtım, Rabbim bana hüküm verme yeteneği bağışladı / hibe etti, beni gönderilenlerden / elçilerden yaptı , b enim başıma kaktığın / bana minnet ettiğin nimet ise İsrailoğullarını kul edinmen içindi / kul edinmek için kullandın. (Hz. Musa’nın o zamana kadar ki hayat serüveni, saraya su yolu ile geliş, evlat edinilerek prens olarak büyüyüş, Habeş ordusuna komuta edecek kadar yükseliş, ardından cinayet ve kaçış) Firavun dedi ki alemlerin rabbi de nedir? (Firavun kişisel olarak saldırdı olmayınca bu defa içerikten saldıracak) Eğer ki yakinen bilirseniz / yaşayarak anlayabilirseniz, göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir dedi. Firavun etrafındakilere işitiyor musunuz? Dedi, Musa devamla, sizin de rabbinizdir evvelki babalarınızın da Rabbidir dedi. Firavun evet size bir Resul gönderilmiş ama Mecnun bir Resul gönderilmiş dedi. Musa, eğer akledebilirseniz doğunun da batının da ve bu ikisi arasının da rabbidir dedi. Firavun dedi ki; eğer benden başka bir ilah edinirsen seni zindanlık biri yaparım dedi. Musa, şayet sana, apaçık bir şey getirsem de mi dedi? Firavun, eğer sözüne bağlı biri isen hemen onu getir dedi. O da asasını bıraktı ve birde baktı ki o apaçık bir yılan oldu. (Bu bırakmak almak için yapılan bırakmak fırlatıp atmak değil) elini çekti çıkardı birden o, bakanlara beyaz göründü. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere dedi ki kesinlikle bu, bilge bir sihirbazdır, sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor, şimdi ne iş yapayım/ ne emredersiniz dedi. Dediler ki onu ve kardeşine alıkoy, şehirlerde toplayıcıları harekete geçir, bilge tüm sihirbazları sana getirsinler. Bilinen günün belirlenmiş vaktinde sihirbazlar bir araya toplandılar. İnsanlara da sizler de toplanır mısınız? Denildi, onlarda böylelikle belki bizler de eğer ki galip olurlar ise sihirbazlara tabi oluruz dediler. Sihirbazlar geldikleri zaman firavuna dediler ki, eğer galip olur isek bize bir ödül / bir ecir var mı? Firavun evet var, işte o zaman sizler benim yakınım / akrabam olacaksınız dedi. Musa onlara, neyi bırakacaksanız bırakın dedi. Onlar da iplerini ve sopalarını / âsâlarını bıraktılar ve bırakırken de Firavunun itibarı / izzeti için muhakkak ki bizler galip geleceğiz dediler . Musa da sopasını / asasını bıraktı birden o, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı. Sihirbazlar hemen kendilerini secdeye bıraktılar, dediler ki Harun ve Musa'nın Rabbi olan alemlerin Rabbine iman ettik. Firavun, ben izin vermeden önce siz, iman mı ettiniz? kesinlikle o, sizin büyüğünüz ve size de sihri öğret endir dedi. (Sihirbazlar mucize ile sihir arasındaki farkı bildiklerinden dolayı inandılar, firavun hâlâ inanamadı çünk ü sihirbazlar ve Musa’nın bir şekilde usta çırak iş birliği içinde olduklarını düşünüyor. ) İleride bileceksiniz, kesinlikle sizin e llerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi de kesinlikle asacağım dedi. Sihirbazlar z iyanı yok /zararı yok, biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz , ilk inananlar arasında olmamızdan dolayı , Rabbimiz hatalarımızı bağışlar , diye arzuluyoruz dediler. Musa'ya, geceleyin kullarımla yürü, muhakkak ki sizler onlar tarafından takip edileceksiniz diye vahyettik. Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi, onlar kesinlikle az bir zümredir ve bizleri de kızdırıyorlar /öfkelendiriyorlar, biz ise dikkatli ve de uyanık bir topluluğuz dediler. Onları / Firavun kavmini, bahçelerinden, gözelerinden, hazinelerinden ve verilmiş pozisyonlarından / makamlarından bu şekilde çıkardık ve o yerlere İsrailoğullarını mirasçı ettik. Güneş doğarken / işrak vakti onların peşine düştüler, İki cemaat birbirini gördü, Musa'nın arkadaşları dedi ki kesinlikle biz yakalanacağız / yetiştiler, dedi ki asla! Muhakkak ki Rabbim benimledir ve beni yönlendirecektir. Musa'ya sopanı / asanı denize vur diye vahyettik ve de deniz yarıldı / infilak etti, h er parçası kocaman bir dağ gibi oldu , diğerlerini de / Firavun kavmini de iyice yaklaştırdık, Musa'yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk. Bunda kesinlikle bir ayet vardı , onların çoğu da iman eden olmadı. Muhakkak ki Rabbim O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder.
"İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."
İsrailoğullarını bizimle gönder dipnot 1 !"
İsrailoğullarını bırak da bizimle gelsinler."
İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder.
İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder."
"İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder."
Who commands you to release the children of Israel from bondage and to let them go with us".
let the Children of Israel leave with us." ’
"'Send thou with us the Children of Israel.'"
that you let the Children of Israel go with us.'" dipnot 1
to tell you to send the tribe of Israel away with us. "’
"So allow the Children of Israel to go with us.’ "
that you let the Children of Israel go with us. ’’ ’
"(Who commands you) to send the Children of Israel with us". '
so send forth with us the Children of Israel. "
"Lord wants you to send the Israelites in our custody. "
(to tell thee to) send with us the children of Israel. "'
"'So send with us the Children of Israel'"
Send away with us the children of Israel.
"And go to Pharaoh and say, 'Verily, we bear a message from the Lord of the Worlds
(Saying) Send forth with us the Seeds (Or: sons) of. " Israel)
(Saying): Let the Children of Israel go with us.
That you should send the children of Israel with us. '
Let the children of Israel go with us!’"
˹commanded to say:˺ ‘Let the Children of Israel go with us.’’"
"So send with us the Children of Israel""
" 'Let the Children of Israel go.' "
[Commanded to say], "Send with us the Children of Israel. "'"
“‘Send thou with us the children of Israel.’”
And, "Let the Children of Israel go with us. " (20:47).
"‘You send with us the Children of Israel. ’"
(sent with the message) that you must send the children of Isrā’īl with us’".
'Sosend with us the Children of Israel'"