Diyanet İşleri
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 209. ayet. ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
ẕikrâ. vemâ künnâ żâlimîn.
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" Şuarâ 192–212 3
Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (halleri nice olurdu?)
(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.
Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.
Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.
Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 208–209. ayetler için yazılmıştır.
208-209. Yüce Allah, yalanlayanları helâk etmesindeki mükemmel adaletini haber vermekte, ileri sürecekleri mazeretlerini ortadan kaldırmaksızın hiçbir ülke ahalisini helâk ve azaba uğratmadığını, onlara apaçık âyet ve belgelerle gelen uyarıcı peygamberler gönderdiğini, bu peygamberlerin onları hidâyete çağırıp helâk olmaya götüren yollardan uzak durmalarını emrettiğini, onlara Allah’ın âyetlerini hatırlatarak, Allah’ın gerek nimet ve gerekse intikam günlerine dikkatlerini çektiklerini bildirmektedir. Bütün bunlar, onlar için “bir öğüt ve hatırlatmaydı.” Onlara karşı delil ortaya konmuş, mazeret kapıları kapatılmıştı. “Yoksa Biz asla zalim değiliz.” Hiçbir ülke ahalisini uyarmadan helâk etmedik. Uyarılardan habersiz ve gaflet içerisinde onları azap ile yakalamadık. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Biz, bir rasûl göndermedikçe de azap etmeyiz.” (el-İsra, 17/15); “Müjdeleyici ve korkutucu peygamberler (gönderdik ki) insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı sunacak bir bahaneleri olmasın.” (en-Nisa, 4/165)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar için bir ibret ve hatırlatmadır. Biz resuller göndererek ve kitaplar indirerek kendileri için tüm mazeretleri ortadan kaldırdıktan sonra, onlara azabı tattırdığımızda asla zalimler olmadık.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(208, 209) Zaten gerçeği hatırlatan uyarıcılar olmadan hiçbir şehri helak etmemiştik; biz kimseye dipnot 1 haksızlık edici de değildik.
hatırlatmışızdır; zira Biz, asla zulmeden biri değiliz.
ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden; çünkü Biz (hiç kimseye) asla zulmetmeyiz.
(Önce) hatırlatma olur! Biz haksızlık etmeyiz!
(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.
Öğüt vermek üzere, biz zalim değiliz.
Öğretiyi verdik. Çünkü Biz, haksızlık yapmayız.
Bu, bir uyarıdır. Biz, asla hiçbir kimseye haksızlık yapmayız.
Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.
Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.
(Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir.
İhtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değilizdir
Bu öğüttür. dipnot 1 Biz, haksızlık yapanlardan olmadık. dipnot 2
Bu öğüttür dipnot 1 . Biz, haksızlık yapanlardan olmadık. dipnot 2
Bu öğüttür dipnot 1 . Biz, haksızlık yapanlardan olmadık. dipnot 2
(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.
(208-209) Biz hiçbir memleketi, ona (halkına) öğüd vermek üzere inzar edici (peygamber) ler (göndermiş) olmadıkça helak etmedik. Biz zulmedenler değiliz.
Öğüt olarak. Ve Biz, zalimler olmadık
(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.
"Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalimler değiliz."
(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.
Bilgilendirmek için (uyarıcı göndeririz). Biz yanlış yapmayız dipnot 1 .
Bu bilgileri olsun diyedir; yoksa biz yanlış yapmayız.
Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalimler değiliz.
(208-209) Uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik. Hiçbir zaman zulmedici olmadık.
Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz.
We mercifully sent warnings to make them deviate into sense and wake up to the fact that there is Ilah, the Creator, of the worlds, Who exacts reverence and veneration and obedience from all created beings. And never did We fail lo observe the principles of justice and fair dealing.
as a reminder from Us: We are never unjust.
By way of reminder; and We never are unjust.
to admonish them. We have never been unjust. dipnot 1
as a reminder. We were never unjust.
By way of reminder, and We have never been unjust.
for the sake of admonition, and We were not unjust.
So that they may be admonished and We are never unjust.
for a reminder; and never did We wrong.
This is your warning; do not say that I was unjust.
as a reminder, for we are never unjust.
By way of a reminder, and We were never unjust.
to admonish the inhabitants thereof; neither did We treat them unjustly.
But We destroy not any population but it had its Warners
For a Reminding, and in no way have We been unjust.
For reminder, for We never were oppressors.
To warn. For We are never unjust.
and reminded: for, never do We wrong [anyone].
to remind ˹them˺, for We would never wrong ˹anyone˺.
By way of a reminder, and We were never unjust.
Therefore, this is a reminder, for we are never unjust.
As a reminder; and never have We been unjust.
As a reminder; and We were not wrongdoers.
Reminder! Therefore, this (Qur'an) is. We are never unjust.
As a reminder (to mankind); And We never are unjust.
to give advice, and We have never been unjust.
By way of a reminder, and We were never unjust.