Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 117. ayet

Tâhâ suresi, 117. ayet. فَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَٰذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلْجَنَّةِ فَتَشْقَىٰٓ

feḳulnâ yâ âdemü inne hâẕâ `adüvvül leke velizevcike felâ yuḫricennekümâ mine-lcenneti feteşḳâ.

Diyanet İşleri

Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 114–120 · surenin 117. ayeti / 135

Konu Âdem ve İblîs; zikirden yüz çevirenler Tâhâ 115–127 3

  1. Tâhâ 114

    Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.

  2. Tâhâ 115

    Andolsun, bundan önce biz Adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

  3. Tâhâ 116

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de, İblis'ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.

  4. 117

    Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

  5. Tâhâ 118

    "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."

  6. Tâhâ 119

    "Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."

  7. Tâhâ 120

    Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 117–119. ayetler için yazılmıştır.

117. İşte o vakit İblis’in Âdem’e ve onun eşine olan aşırı düşmanlığı da açığa çıkmış oldu. Onun bu düşmanlığının asıl sebebi ise Allah’a düşman oluşudur. Bu olay, düşmanlığına sebep teşkil eden kıskançlığını da ortaya koymuş oluyordu. Yüce Allah, Âdem’i ve onun eşini İblis’e karşı uyarıp sakındırarak: “Sakın sizi cennetten çıkarmasın.” Şayet sen oradan çıkacak olursan “sıkıntıya uğrarsın.” dedi. Çünkü senin için cennette huzur ve afiyetle elde edeceğin bir rızık ve tam bir rahat vardır.

118-119. “Çünkü cennette sen aç da kalmazsın, çıplak da. Orada susuzluk da çekmezsin, güneşin sıcağını da.” Böylelikle Yüce Allah, Âdem’e orada yiyecek, içecek, giyecek, su ve yorulmama garantisini vermiş oluyordu. Ancak Yüce Allah, ona belli bir ağacın meyvesinden yemesini yasaklamış ve şöyle demişti: “Yalnız bu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zulmedenlerden olursunuz.” (el-Bakara, 2/35)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şöyle buyurduk: "Ey Âdem! Şüphesiz ki İblis, senin ve hanımının düşmanıdır. Size vermiş olduğu vesvese ile kendisine itaat ettirerek seni ve eşini cennetten çıkarmasın. Sonra meşakkat ve sıkıntılara katlanmak zorunda kalırsınız."

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقُلْنَا fekulna dedik ki kök: قول
  2. يَـٰٓـَٔادَمُ ya ademu Adem
  3. إِنَّ inne şüphesiz
  4. هَـٰذَا haza bu
  5. عَدُوٌّۭ aduvvun düşmandır kök: عدو
  6. لَّكَ leke sena
  7. وَلِزَوْجِكَ velizevcike ve eşine kök: زوج
  8. فَلَا fela sakın
  9. يُخْرِجَنَّكُمَا yuhricennekuma sizi çıkarmasın kök: خرج
  10. مِنَ mine -ten
  11. ٱلْجَنَّةِ l-cenneti cennet- kök: جنن
  12. فَتَشْقَىٰٓ feteşka sonra yorulursun kök: شقو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شقو (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…

  • Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    (165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir…

  • Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız…

  • Aynı kök: شقو (12 geçiş)

    O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.

  • Aynı kök: شقو (12 geçiş)

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Demiştik ki: "Ey Âdem! Bu (İblis) hem senin için hem de eşin için düşmandır. Sakın sizi cennetten (bahçeden) çıkarmasın! Sonra sıkıntı çekersin.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine Biz de "Ey Adem!" demiştik, "İşte bu, sana ve eşine tarifsiz bir düşmanlık beslemektedir; dolayısıyla, onun sizi bu has bahçeden çıkarma girişimlerine karşı çok dikkatli olun; yoksa bedbaht olursun!

Muhammed Esed

ve bunun üzerine Adem'e: "Ey Adem!" dedik, "Gerçek şu ki, bu senin ve eşinin düşmanıdır; öyleyse, dikkat edin, sizi (bu) hasbahçeden çıkarıp da seni bedbaht kılmasın.

Ahmed Hulusi

Dedik ki: "Ey Adem, kesinlikle şu (iblis, vehmini tahrik eden kendini beden kabul etme fikri) senin ve eşin (bedenin) için bir düşmandır! Sakın sizi (kendinizi şuur {meleki yapı - kuvve} olarak yaşadığınız) cennetten (bedenselliğe - bilinç yaşamı boyutuna) çıkarmasın; sonra şaki (kendini beden sınırlamasının mutsuzluğu içinde bulan ve bunun sonuçlarını yaşayarak yanan) olursun!" Not: Burada anlatılmak istenen, müşahedemizdekine göre özetle şudur: Adem ismiyle işaret edilen, yokken, Allah Esma'sının ihtiva ettiği ruh {manalar bütünü} üflenerek, bir "şuur varlık" halinde beyinde yani madde bedenden açığa çıkarılmıştır. Beyin bu açığa çıkarılışı kabul edecek şekilde 'tesviye' edildikten sonra, açığa çıkan bu El Esma ruhu - data olan şuur varlık, meleki bir yapı - boyut olarak cinsiyetsizdir. Ne var ki beyinin oluşum sürecinde karındaki ikinci beyin denen nöronlar topluluğunun ve diğer organların yolladığı verilerin beyinde oluşturduğu "ben bu bedenim" düşüncesi, iblis tarafından da kullanılarak, Adem'i, kendini beden kabul noktasına düşürmüştür. İblis diye tanımlanan cin türünün, {göze göre görünmez} ışınsal bedenli varlığın, beyine yolladığı impulse ile tahrik ettiği kendini beden olarak kabullenme fikriyle, şuurun hakikati örtülmüş; kendisini, eşi diye tanımlanmış olan beden kabulü noktasına indirmiştir. Beyin, yapısı itibarıyla, veri tabanını oluşturan genetik bilgiler, şartlanmalar, değer yargıları ve bunun getirisi duygular ile çeşitli fikirler doğrultusunda açığa çıkan bilincin, akıl kuvvesini değerlendirmesiyle kendi DÜNYASI İÇİNDE YAŞAR! Bilincin yani oluşmuş benliğin, şuur boyutunu oluşturan Allah Esma'sına 'İman' etmesi ve "orijin BEN"deki özelliklerle yaşayarak farkında olmadığı meleki denen kuvvelere ermesi istenir. Ona bu hatırlatılmak üzere BİLGİ {KİTAP} yollanır! İşin doğrusunun bu olduğu 'hatırlatılmaktadır'. Şuur ise bu bağlardan öte, hakikati Allah ilmine uzanan meleki kuvve - nurdur. Şuur, kalp veya daha deriniyle hakikati aksettirmesi itibarıyla 'fuad' (Esma mana özelliklerini beyine yansıtıcılar - kalp nöronları) diye anlatılır. Fuad adıyla işaret edilen hakikati kavrama özelliği ana rahminde 120. günde ya beyne aksettirilir o takdirde kişi "said" olarak nitelendirilir; ya da aksettirilemez ve beyinde bu açılım olmaz, bu defa da o kişi "şaki" diye tanımlanır. Bundan sonra o nöronların işlevi kopyalandığı beyinden devam eder. "Ayna nöronlar" konusunun bir kapsamı da bu olaydır tespitimize göre! Şuurun, eşi olarak kendisine geçici süre verilmiş olan beden ise, kah maddeden meydana gelmesi itibarıyla 'arzın dabbesi', kah bedendeki hayvanlarla ortak özellikler dolayısıyla 'en'am', kah da şuurun meleki vasfını sınırlaması veya örtmesi fikrini beyinde tetiklemesi itibarıyla 'şeytan' diye tanımlanmıştır. "İnsan" diye tanımlanmış "şuur", kendi orijin yapısını, bedende gözünü açması dolayısıyla da unutmuş, 'hatırlamaz' olduğu için 'zikir - hatırlatıcı' gönderilmiştir. Kur'an bilgisi, 'zikir' yani 'hatırlatıcı'dır. İnsana hakikatini hatırlatmak içindir. Beyin - beden kabulünün getirisi sınırlı - kayıtlı cehennemi bedensel yaşam; şuur boyutundaki meleki boyuttaki seyir ise cennet yaşamı olarak tanımlanmaktadır. Bütün bu olaylar ve cennet - cehennem tasvirleri bir kısım ayetlerde vurgulandığı üzere, tamamıyla misal yollu benzetme ve işaret yollu anlatımdır. Cennet şuur yaşamı ve şuurdan, El Esma özelliklerinin açığa çıktığı bir yaşam olduğu içindir ki; biyolojik - hayvansı beden var olmadığı ve dahi söz konusu olmadığı içindir ki; buna dair oluşlar da o boyutta yer almaz. Onun için cennetin gerçekte, çok algı dışı bir yaşam boyutu olduğuna işaret edilmiştir. Konunun detayları ayrı bir kitap mevzuudur. Ancak Kuran'daki işaretlerin yerli yerinde değerlendirilip anlaşılması için bu kadar bir özet anlayışımızı buraya eklemeyi uygun gördüm. Eksik veya yanlış müşahedem oluşmuşsa bağışlanma dilerim. Hakikatini bilen Allah'tır. A. H. )

Ali Bulaç

Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun."

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı çekersin!

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, "Ey Âdem!" dedik; "Aslında, işte bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; mutsuz olursunuz!"

Bayraktar Bayraklı

- "Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutsuz olursun. Zira cennette ne acıkırsın ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.

Edip Yüksel

"Adem" dedik, "Bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi bahçeden çıkarmasın, yoksa perişan olursun."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Adem,' dedik, 'Bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa perişan olursun.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Biz de: "Ey Adem, haberin olsun, bu, sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine biz de ya Adem dedik: haberin olsun bu sana ve zevcene düşmandır, sakın sizi Cennetten çıkarmasın ki sonra bedbaht olursun

Erhan Aktaş

Bunun üzerine Biz de: "Ey Adem! Kuşkusuz bu sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten dipnot 1 çıkarmasın. Sonra mutsuz olursun." dedik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Söz konusu cennet, ahiretteki Cennet değildir. Adem, bu dünyada ve bu dünyanın toprağından yaratılmıştır. Cennet, kelime anlamı olarak, "yeşilliklerle örtülü toprak parçası" demektir. Çıkılacak cennet de böylesi bir yerdir. Yoksa ahiretteki Cennet'te İblisin bir rolü yoktur ve orada bir kısıtlama da söz konusu değildir. Orada ne suç vardır ne de ceza.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine Biz de: "Ey Âdem! Kuşkusuz bu sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi Cennet'ten dipnot 1 çıkarmasın. Sonra mutsuz olursun." dedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Söz konusu cennet, ahiretteki cennet değildir. Adem, bu dünyada ve bu dünyanın toprağından yaratılmıştır. Cennet, sözcük anlamı olarak, "yeşilliklerle örtülü toprak parçası" demektir. Çıkılacak cennet de böylesi bir yerdir. Yoksa ahiretteki Cennette iblisin bir rolü yoktur ve orada bir kısıtlama da söz konusu değildir. Orada ne suç vardır ne de ceza.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine Biz de: "Ey Âdem! Kuşkunuz olmasın ki bu sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi Cennet'ten dipnot 1 çıkarmasın. Sonra mutsuz olursun." dedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Söz konusu cennet, ahiretteki cennet değildir. Adem, bu dünyada ve bu dünyanın toprağından yaratılmıştır. Cennet, sözcük anlamı olarak, "yeşilliklerle örtülü toprak parçası" demektir. Çıkılacak cennet de böylesi bir yerdir. Yoksa ahiretteki Cennette iblisin bir rolü yoktur ve orada bir kısıtlama da söz konusu değildir. Orada ne suç vardır ne de ceza.

Gültekin Onan

Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun."

Hasan Basri Çantay

Biz de: "Ey Adem, demişdik, hiç şübhesiz ki bu, senin de, zevcenin de düşmanıdır. Bundan dolayı sakın sizi cennetden çıkarmasın o. Sonra zahmete düşersin".

İbni Kesir

Biz de demiştik ki: Ey Adem, doğrusu bu, hem senin hem de eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Yoksa bedbaht olursun.

Mehmet Alagaş

(115-123) Önceden Adem'den bir söz almıştık, unuttu. (Şeytanı dost edinmeyecekti) Onu Azimli bulmadık. Meleklere Adem'e secde edin dediğimiz vakit, İblis hariç secde ettiler, di klendi. Biz de dedik ki Ey Âdem muhakkak ki işte bu, senin ve zevcenin düşmanıdır. Her ikinizi isyan ettirip de cennetten çıkarmasın . Orada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksın, susamayacak ve de güneşten dolayı yanmayacaksın. Şeytan ona vesvese verdi ve dedi ki Ey Âdem sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak saltanatı ispat edeyim mi? İkisi de ondan yedi ve ikisine de avret yerleri belirdi , her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamamaya başladılar, Âdem Rabbine asi oldu ve azdı. Yine de Rabbi onu seçti ve de tövbesini kabul etti, onu doğru yola yönlendirdi. Şimdi hep birlikte / topluca oradan birbirinize düşman olarak inin dedi. Eğer ki sizlere benden bir yönlendirme / rehberlik gelir de sizden kim de bu yönlendirmeye tabi olursa artık sapmaz ve isyan etmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Ey Âdem! Bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht, mutsuz olursun." dedik.

Süleyman Ateş

Dedik ki: "Ey Adem, bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın, sizi cennetten çıkarmasın, sonra yorulursun."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedik ki "Bak Âdem! Bu sana da eşine de düşmandır. Sakın sizi bu bahçeden çıkarmasın yoksa mutsuz olursun.

Şaban Britch

Ey Adem, bu senin ve eşinin düşmanıdır. sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa sıkıntı çekersin, dedik.

Şaban Piriş

-Ey Adem, bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa sıkıntı çekersin, dedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine biz şöyle demiştik: "Ey Adem! Şu, senin de eşinin de düşmanıdır, dikkat et de sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, We said to Adam: "This - Iblis - is an avowed enemy to you and to your wife; let him not be the cause of ousting you from Paradise wherefore you suffer".

Abdul Haleem

so We said, ‘Adam, this is your enemy, yours and your wife’s: do not let him drive you out of the garden and make you miserable.

Abdullah Yusuf Ali

Then We said: "O Adam! verily, this is an enemy to thee and thy wife: so let him not get you both out of the Garden, so that thou art landed in misery.

Abul A'la Maududi

Then We said: "Adam! dipnot 1 He is an enemy to you and to your wife. dipnot 2 So let him not drive both of you out of Paradise dipnot 3 and plunge you into affliction,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here the command, which was given to Prophet Adam, has not been mentioned, which was: You must not eat the fruit of this tree. This has been mentioned at other places but has been omitted here because the emphasis here is on this weakness of man that he is easily seduced by Satan in spite of the forewarnings and admonitions to this effect.
  2. metne dön, dipnot 2
    Both knew that Satan was their enemy, for Adam himself had witnessed the demonstration of his enmity, when he had refused to bow down before him and declared in plain words: I am better than him. You created me of fire and him of clay. (Surah Al-Aaraf, Ayat 12);(Surah Suad, Ayat 76), see also(Surah Al-Hijr, Ayat 33). Should I bow before the one whom You created out of clay. And then added: Just consider was he worthy of this that You have exalted him over me. (Surah Al-Isra, Ayats 61-62). Then Satan did not rest content with this bragging of superiority but evinced his jealousy by giving an open challenge that he would prove it by seducing Adam. (Surah Al_Aaraf, Ayats 16, 17); (Surah Al-Hijr, Ayats 36-42); (Surah Al-Isra, Ayats 62-66); (Surah Suad, Ayats 82-83).
  3. metne dön, dipnot 3
    This was to forewarn both of them of the consequences of disobedience of the command.

Aisha Bewley

We said, ‘Adam, this is an enemy for you and your wife, so do not let him expel you from the Garden and thus make you miserable.

Al-Hilali & Khan

Then We said: "O Adam! Verily, this is an enemy to you and to your wife. So let him not get you both out of Paradise, so that you will be distressed.

Ali Quli Qarai

We said, ‘O Adam! This is indeed an enemy of yours and your mate’s. So do not let him expel you from paradise, or you will be miserable.

Amatul Rahman Omar

At this We said, `Adam! surely this fellow is an enemy to you and to your wife. Take care that he does not turn you both out of the garden (of earthly bliss) lest you fall into trouble.

Arthur John Arberry

Then We said, 'Adam, surely this is an enemy to thee and thy wife. So let him not expel you both from the Garden, so that thou art unprosperous.

Bijan Moeinian

Then I reminded Adam: "this is an enemy to you and to your wife. Do not let him succeed in deporting you from the Heaven as you will be miserable."

E. Henry Palmer

And we said, 'O Adam! verily, this is a foe to thee and to thy wife; never then let him drive you twain forth from the garden or thou wilt be wretched.

Edip-Layth

So We said, "O Adam, this is an enemy to you and your mate. So do not let him take you out from the paradise, else you will have hardship."

George Sale

And we said, O Adam, verily this is an enemy unto thee, and thy wife: Wherefore beware lest he turn you out of paradise; for then shalt thou be miserable.

Hamid S. Aziz

And when We said to the angels, "Prostrate yourselves before Adam," they prostrated themselves, save Iblis, who refused.

Mahmoud Ghali

Then We said, "O Adam, surely this is an enemy to you and to your spouse; so definitely do not let him drive you both out of the Garden, so that you (The Arabic pronoun here is singular) be wretched. "

Marmaduke Pickthall

Therefor we said: O Adam! This is an enemy unto thee and unto thy wife, so let him not drive you both out of the Garden so that thou come to toil.

Mohamed Ahmed - Samira

So We said; "O Adam, he is truly your enemy and your wife's. Do not let him have you turned out of Paradise and come to grief.

Muhammad Asad

and thereupon We said: "O Adam! Verily, this is a foe unto thee and thy wife: so let him not drive the two of you out of this garden and render thee unhappy.

Mustafa Khattab

So We cautioned, "O Adam! This is surely an enemy to you and to your wife. So do not let him drive you both out of Paradise, for you ˹O Adam˺ would then suffer ˹hardship˺.

Progressive Muslims

So We said: "O Adam, this is an enemy to you and your mate. So do not let him take you out from the paradise, else you will have hardship."

Rashad Khalifa

We then said, "O Adam, this is an enemy of you and your wife. Do not let him evict you from Paradise, lest you become miserable.

Sahih International

So We said, "O Adam, indeed this is an enemy to you and to your wife. Then let him not remove you from Paradise so you would suffer.

Sam Gerrans

Then We said: “O Adam: this is an enemy to thee and to thy wife. Then let him not turn you out of the garden, that thou be wretched.

Shabbir Ahmed

And thereupon We said, "O Adam! Verily, this is an enemy to you and your wife so let him not drive the two of you out of this Garden so that you are landed into difficulty. You shall then have to toil hard for getting your sustenance."

Syed Vickar Ahamed

Then We said: "O Adam! Surely, this (creature of smokeless flame) is an enemy to you and your wife: So let him not get you both out of the Garden, so that you end up in suffering.

Taqi Usmani

So, We said "’Ādam, this is an enemy to you and to your wife. So let him not expel you from Paradise, lest you should get into trouble.

The Monotheist Group

So We said: "O Adam, this is an enemy to you and your mate. So do not let him take you out from the paradise, else you will have hardship."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 117. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 117. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 117. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩