Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 115. ayet

Tâhâ suresi, 115. ayet. وَلَقَدْ عَهِدْنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبْلُ فَنَسِىَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُۥ عَزْمًا

veleḳad `ahidnâ ilâ âdeme min ḳablü fenesiye velem necid lehû `azmâ.

Diyanet İşleri

Andolsun, bundan önce biz Adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 112–118 · surenin 115. ayeti / 135

Konu Âdem ve İblîs; zikirden yüz çevirenler Tâhâ 115–127 3

  1. Tâhâ 112

    Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.

  2. Tâhâ 113

    İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.

  3. Tâhâ 114

    Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.

  4. 115

    Andolsun, bundan önce biz Adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

  5. Tâhâ 116

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de, İblis'ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.

  6. Tâhâ 117

    Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

  7. Tâhâ 118

    "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

115. Yani andolsun biz, Âdem’e yerine getirsin diye bir emir verdik ve tavsiyede bulunduk. O da bu tavsiye ve emre bağlı kaldı, ona kulak verip itaat etti. Onu gereği gibi yerine getirmeye de azmetti. Bununla birlikte kendisine verilen o emri unuttu, böylece o sağlam kararlılığı bozulmuş oldu. O nedenle de başına gelenler geldi. Böylelikle o, soyundan gelecekler için bir ibret oldu. Soyundan geleceklerin tabiatı da Âdem’in tabiatına benzemiş oldu. Âdem unuttu, onun zürriyeti de unuttu. Âdem yanılıp hata işledi, onun zürriyeti de hata işler oldu. O, verdiği kesin kararında sebat gösteremedi, onlar da böyle oldu. Ancak Âdem, hatasından çabucak tevbe etti, hatasını kabul ve itiraf etti. Böylece onun günahı affedildi. O bakımdan babasına benzeyen bir kimse herhangi bir şekilde zulme bulaşmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun, biz daha önce de Âdem'e ağaçtan yememesini emretmiş ve onu yasaklamıştık. Bunun neticesini ona beyan ettik. Bu vasiyeti (emri) unutup o ağaçtan yedi. Bu hükme sabretmedi. Emrettiğimizi koruma hususunda onu kesin kararlı bulmadık.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. عَهِدْنَآ ahidna biz emretmiştik kök: عهد
  3. إِلَىٰٓ ila
  4. ءَادَمَ ademe Adem'e
  5. مِن min
  6. قَبْلُ kablu önceden kök: قبل
  7. فَنَسِىَ fenesiye fakat unuttu kök: نسي
  8. وَلَمْ velem ve
  9. نَجِدْ necid biz bulmadık kök: وجد
  10. لَهُۥ lehu onda
  11. عَزْمًۭا azmen bir azim kök: عزم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    "Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

  • Aynı kök: عزم (9 geçiş)

    Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı kök: عزم (9 geçiş)

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Aynı kök: عزم (9 geçiş)

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz daha önce de Âdem'e (ağaca yaklaşmaması için) ahit (emir) vermiştik de o unutmuştu ve onda bir kararlılık bulamamıştık.

Mustafa İslamoğlu

Ve doğrusu Biz Adem'e, her şeyden önce, talimatımıza (uygun bir fıtrat) nakşetmiştik; fakat o buna yabancılaştı; dolayısıyla Biz onu bu hususta kararlılık sahibi bulmadık.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, biz Adem'e önceden buyruğumuzu ulaştırmıştık; ne var ki o bunu unuttu; o'nu, yaratılışındaki amaçta azimli ve gayretli bulmadık.

Ahmed Hulusi

Bundan önce Adem'i bilgilendirmiştik. . . (Fakat) O unuttu. . . Onu (uyarıyı uygulamada) azimli bulmadık.

Ali Bulaç

Andolsun, biz bundan önce Adem'e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun biz, daha önce de Adem'e ahit (emir ve vahiy) vermiştik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadık.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, daha önce, Âdem'den söz aldık; bu arada unuttu. Kendisinde bir kararlılık görmedik.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, daha önce Adem'e emretmiştik, fakat unuttu; onu gayretli de bulamadık.

Edip Yüksel

Geçmişte Adem'den söz almıştık; ancak unuttu. Biz onda bir azim ve kararlılık görmedik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Geçmişte Adem'den söz almıştık; ancak unuttu. Biz onda bir azim ve kararlılık görmedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçek şu ki, bundan önce Adem'e bir emir verdik, ama o unuttu ve Biz onda bir azim de bulmadık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakıka bundan evvel Ademe ahid verdik de unuttu ve biz onda bir azim bulmadık

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, bundan önce Adem'e ahit dipnot 1 verdik, ancak o unuttu. Onu azimli bulmadık.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uyması gereken kurallar konusunda ona yükümlülük verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, bundan önce Âdem'e ahit dipnot 1 verdik, ancak o unuttu. Onu azimli bulmadık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uyması gereken kurallar konusunda ona yükümlülük verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, bundan önce Âdem'e ahit dipnot 1 verdik, ancak o unuttu. Onu azimli bulmadık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uyması gereken kurallar konusunda ondan söz aldık.

Gültekin Onan

Andolsun, biz bundan önce Adem'e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun biz bundan evvel Ademe de vahy (ve emr) etmişizdir. Fakat unutdu o. Biz onda bir azim bulmadık.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, daha önce Adem'e de ahid vermiştik. Fakat o unuttu ve Biz onda bir azim bulmadık.

Mehmet Alagaş

(115-123) Önceden Adem'den bir söz almıştık, unuttu. (Şeytanı dost edinmeyecekti) Onu Azimli bulmadık. Meleklere Adem'e secde edin dediğimiz vakit, İblis hariç secde ettiler, di klendi. Biz de dedik ki Ey Âdem muhakkak ki işte bu, senin ve zevcenin düşmanıdır. Her ikinizi isyan ettirip de cennetten çıkarmasın . Orada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksın, susamayacak ve de güneşten dolayı yanmayacaksın. Şeytan ona vesvese verdi ve dedi ki Ey Âdem sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak saltanatı ispat edeyim mi? İkisi de ondan yedi ve ikisine de avret yerleri belirdi , her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamamaya başladılar, Âdem Rabbine asi oldu ve azdı. Yine de Rabbi onu seçti ve de tövbesini kabul etti, onu doğru yola yönlendirdi. Şimdi hep birlikte / topluca oradan birbirinize düşman olarak inin dedi. Eğer ki sizlere benden bir yönlendirme / rehberlik gelir de sizden kim de bu yönlendirmeye tabi olursa artık sapmaz ve isyan etmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun ki biz daha önce Adem’e vahyetmiştik. Fakat o unuttu, biz onu azimli bulmadık.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, önceden Adem'e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik, unuttu. Biz onda bir azim (ve sebat) bulmadık.

Süleymaniye Vakfı

Daha önce Adem'e bir emir vermiştik ama onu aklından çıkardı. Onda bir kararlılık görmedik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Vaktiyle Âdem'e bir görev yükledik ama unuttu dipnot 1 . Onda bir kararlılık bulamadık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şeytanın kendi düşmanı olduğunu unuttu ve onun sözüne uydu. Halbuki Allah Teala şöyle demiti:  Şeytan sizin düşmanınızdır. Sakın sizi bu bahçeden çıkarmasın.(Ta Ha 20/117)
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki kararlılık, Allah'ın emirlerine uyma konusunda gösterilmesi gereken kararlılıktır.

Şaban Britch

Daha önceleri biz, Adem’e ahit/emir vermiştik. Fakat onu unuttu. Onu azimli de bulmadık.

Şaban Piriş

Daha önceleri biz, Adem'e öğüt vermiştik, Fakat onu unuttu. Onu azimli bulmadık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz daha önce Adem'e ahit verdik de unuttu; biz onda bir kararlılık bulamadık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We entered into a covenant with Adam but he forgot and We found him irresolute; he lacked firmness of purpose.

Abdul Haleem

We also commanded Adam before you, but he forgot and We found him lacking in constancy.

Abdullah Yusuf Ali

We had already, beforehand, taken the covenant of Adam, but he forgot: and We found on his part no firm resolve.

Abul A'la Maududi

Most certainly We dipnot 1 had given Adam a command before, dipnot 2 but he forgot. We found him lacking in firmness of resolution. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    From here begins a new discourse, which probably was revealed some time after the preceding discourse see (E.N. 90), and it was incorporated in this Surah by the command of Allah because both deal with the same theme. The following are the similarities between the two:
  2. metne dön, dipnot 2
    (1) Both the discourses remind mankind of the forgotten lesson, the admonition, which Allah had taught man on the occasion of his creation.
  3. metne dön, dipnot 3
    (2) Both teach that it is Satan who seduces man to forget that lesson. He succeeded in this by causing his first parents to forget it. Since then he has been forgetting it over and over again and, therefore, has been cautioned against this.

Aisha Bewley

We made a contract with Adam before, but he forgot. We did not find that he had a firm resolve.

Al-Hilali & Khan

And indeed We made a covenant with Adam before, but he forgot, and We found on his part no firm will-power.

Ali Quli Qarai

Certainly We had enjoined Adam earlier; but he forgot, and We did not find any resoluteness in him.

Amatul Rahman Omar

We had given a stern command to Adam before this but he forgot; and We found no resolve on his part (to disobey Us).

Arthur John Arberry

And We made covenant with Adam before, but he forgot, and We found in him no constancy.

Bijan Moeinian

I took a promise from Adam (to obey the Lord) but he forgot (and followed what Satan suggested him. ) He proved to be weak in will power.

E. Henry Palmer

We did make a covenant with Adam of yore, but he forgot it, and we found no firm purpose in him.

Edip-Layth

We had made a pledge to Adam from before, but he forgot, and We did not find in him the will power.

George Sale

We heretofore gave a command unto Adam; but he forgot the same, and ate of the forbidden fruit; and we found not in him a firm resolution.

Hamid S. Aziz

Exalted then be Allah, the King, the Truth (or the True King)! Hasten not the Quran before its inspiration is completed for you; but say, "O Lord! increase me in knowledge. "

Mahmoud Ghali

And indeed We already covenanted with Adam earlier, yet he forgot and We found in him no resolve.

Marmaduke Pickthall

And verily We made a covenant of old with Adam, but he forgot, and We found no constancy in him.

Mohamed Ahmed - Samira

We had commanded Adam before, but he disregarded it: We found him lacking in resolution.

Muhammad Asad

AND, INDEED, long ago did We impose Our commandment on Adam; but he forgot it, and We found no firmness of purpose in him.

Mustafa Khattab

And indeed, We once made a covenant with Adam, but he forgot, and ˹so˺ We did not find determination in him.

Progressive Muslims

And We had made a pledge to Adam from before, but he forgot, and We did not find in him the will power.

Rashad Khalifa

We tested Adam in the past, but he forgot, and we found him indecisive.

Sahih International

And We had already taken a promise from Adam before, but he forgot; and We found not in him determination.

Sam Gerrans

And We made a covenant with Adam before, but he forgot; and We found not in him determination.

Shabbir Ahmed

(Without Divine guidance of Revelation man is easily fallible. ) And indeed, long ago We made a covenant with Adam (the mankind) that he would hold fast to Our Commands, but he forgot, and We found no constancy in him. (Adam = Mankind (2:30-38), (7:11-25)).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, before this, We had already taken the promise from Adam, but he forgot: And on his part, We found no firm commitment.

Taqi Usmani

We had given a directive to ’Ādam earlier, then he forgot, and We did not find in him a firm resolve.

The Monotheist Group

And We had entrusted to Adam from before, but heforgot, and We did not find in him the will power.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 115. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 115. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 115. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩