Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 99. ayet. كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ وَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًا
keẕâlike neḳuṣṣu `aleyke min embâi mâ ḳad sebeḳ. veḳad âteynâke mil ledünnâ ẕikrâ.
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Geçmişin haberleri, kıyamet sahnesi ve Arapça Kur'an Tâhâ 99–114 3
Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."
Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.
Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.
Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sura üfürüleceği gün, bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür!
O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
99. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e öncekilerin haberlerine ve geçmişlerin hallerine dair anlattığı kıssalardaki lütfunu dile getirmektedir. Bunlardan birisi de bu muazzam kıssa ve ihtiva ettiği hükümlerdir ki bu kıssayı Kitap ehlinden hiçbir kimsenin inkâr etmemektedir. Halbuki sen (ey Muhammed), öncekilerin haberlerini ders olarak okumadın. Bu haberleri bilen kimselerden de öğrenmedin. Senin onların durumuna dair kat’i ve gerçek olan şeyleri bildirmen, Allah’ın gerçek rasûlü olduğuna ve senin getirdiklerinin doğruluğuna açık bir delildir. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki sana katımızdan” oldukça büyük bir bağış, son derece üstün bir armağan olmak üzere “bir Zikir” yani (öğüt ve hatırlatmalar içeren) Kur’an’ı “verdik.” Çünkü Kur’an, geçmişlere ve geleceğe dair haberleri içerir. Allah’ın isimlerini, kamil sıfatlarını hatırlatır. Bu Zikir’de emir ve yasağa dair hükümler ile amellerin karşılığının verileceğine dair hükümler hatırlatılmaktadır. Kur’an, akılların ve fıtratların güzel ve mükemmel olduğuna tanıklık ettiği, olabildiğince güzel hükümleri getirmiştir. Yine Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın akıllarda ve fıtratlarda güzel olarak tevdi ettiği şeyleri hatırlatıcı olması yönüyle de biz Zikir’dir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Seni teselli etmesi için Musa ve Firavun'un, kavimlerine ait haberleri, geçmiş peygamberlerin ve ümmetlerinin haberlerini sana anlatıyoruz. Öğüt almak isteyenler alsın diye sana kendi katımızdan Kur'an'ı verdik.
Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha…
Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
(Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.
Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak,…
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…
Aynı kök: لدن (18 geçiş)
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…
Aynı kök: لدن (18 geçiş)
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.
Aynı kök: لدن (18 geçiş)
Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük…
Aynı kök: سبق (37 geçiş)
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir bölümünü dipnot 1 sana anlatıyoruz. Elbette sana tarafımızdan (gerçeği) hatırlatan (bir mesaj) verdik. dipnot 2
İşte bu şekilde, geçmişte yaşanmış birtakım olayların özüne ilişkin anlatımı sana sunmuş olduk; zira sana, katımızdan hatırlatıcı bir mesaj vermiş bulunuyoruz.
İşte sana geçmişte olup bitenlerin mahiyetinden de böyle (bir üslup içinde) bahsediyoruz; çünkü katımızdan hatırlatıcı bir öğreti bahşettik sana.
İşte böylece öne geçmiş olanların haberlerinden bazısını sana hikaye ediyoruz. . . Gerçek ki, sana ledünnümüzden bir zikir (hatırlatıcı) verdik.
Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik.
(Rasûlüm!) İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir (Kur'an) verdik.
İşte böylece, geçmişin haberlerinden bir bölümünü sana anlatıyoruz. Kendi katımızdan, sana bir öğreti verdik.
Ey Peygamber! İşte böylece, geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir öğüt verdik.
Geçmişlerin haberlerini, sana böylece aktarıyoruz. Sana katımızdan bir mesaj vermiş bulunuyoruz.
Geçmişlerin haberlerini, sana böylece aktarıyoruz. Sana katımızdan bir mesaj vermiş bulunuyoruz.
Ya Muhammed, işte sana böyle geçmişin önemli haberlerinden kıssa anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana tarafımızdan bir zikir verdik.
İşte sana böyle ya Muhammed geçmişin mühim haberlerinden kıssa naklediyoruz, şübhe yok ki sana ledünnümüzden bir zikir verdik
İşte böylece geçmişlerin haberlerinden sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki sana katımızdan bir zikir dipnot 1 verdik. dipnot 2
İşte böylece geçmişlerin haberlerinden sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki sana katımızdan bir zikir dipnot 1 verdik. dipnot 2
İşte böylece geçmişlerin haberlerinden sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki sana katımızdan bir zikir dipnot 1 verdik. dipnot 2
Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik.
Sana geçmiş (ümmet) lerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şübhe yok ki sana tarafımızdan bir zikir vermişizdir.
Sana geçmişlerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana, katımızdan bir de zikir verdik.
(99-114) Kesin olan şu ki sana katımızdan bir zikir de verdik, kim ondan yüz çevirirse kesinlikle o, kıyamet günü sorumlulu ğunu taşır, orada kalıcıdır, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür. Sur'a üfürüldüğü gün suçluları gözlerinin akı çıkmış şekilde toplayacağız, Aralarında gizli gizli sadece on gün kaldınız diye konuşurlar. Biz ne dediklerini biliyoruz, yine aynı yolda olanlar / yoldaşları ise siz ancak bir gün kaldınız diyorlar. Sana dağlardan soruyorlar de Rabbim onları toz haline getirip savuracaktır. Onları tümseksiz, düz bir ova şeklinde bırakacaktır. Orada / dünyada tepelik bir yer herhangi bir kıvrım göremeyeceksin. O gün işinde herhangi bir yanlış yapmayan çağırıcıya tabi olurlar. Rahman'a karşı sesleri kesiktir. Soluk sesleri /nefes hırıltıları dışında bir şey işitmezler. O gün Allah'ın sözlerinden hoşnut olup ta izin verdiği kimsenin ki hariç şefaatin de faydası yoktur. Onların elleriyle sunduklarını ve geri de bıraktıklarını bili r, onu ilmen kuşatamazlar. Yüzleri, ayakta olana, diri olana / Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm taşıyan lar / zulüm yüklenenler kesin olarak mahvolmuştur. Her kim de iman ederek salih amel işliyorsa onun zulmedilme ve hakkının çiğnenmesi korkusu yoktur. Bu şekilde biz sana o Kur'an'ı Arapça / bedevi diliyle indirdik, onda vaatlerimizden bahsettik, böylelikle belki sakınırlar veya onlara anlatılan bir öğüt / yahut hatırlatma olur. Gerçek saltanat sahibi olan Allah, yücedir, Vahyin sana gerçekleşmesi tamamlanmadan önce Kuran da acele etme, Rabbim ilmimi artır de.
İşte geçmiş olanların haberlerinden sana böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (öğüt) verdik.
Böylece sana geçmişlerin haberlerinden bir miktar anlatıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir Zikir (geçmiş olaylardan bir anı) verdik.
Sana katımızdan bir zikir dipnot 1 /kitap vererek eskilerin haberlerinden böyle bölümler aktarıyoruz dipnot 2 .
İşte böylece daha önce gelip geçenlerin haberlerinden bölümler anlatıyoruz. Sana katımızdan doğru bilgi (Zikir, kitap) verdik.
İşte böylece sana geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik.
Katımızdan sana verilmiş bir zikir olarak geçmişin haberlerinden işte bu şekilde anlatıyoruz.
İşte böylece, geçip gitmişlerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Biz sana katımızdan da bir zikir vermişizdir.
Thus do We relate to you O Muhammad narratives of some of the proceeding generations, and We have given you by Our grace from Our realm in heaven a Book -Quran- helping you and the wide circle of the all to keep Allah in mind and to ponder His marvels,
In this way We relate to you [Prophet] stories of what happened before. We have given you a Quran from Us.
Thus do We relate to thee some stories of what happened before: for We have sent thee a Message from Our own Presence.
(O Muhammad), dipnot 1 thus do We recount to you the events of the past, and We have bestowed upon you from Ourself an admonition. dipnot 2
In this way We give you news of what has gone before and We have given you a reminder direct from Us.
Thus We relate to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) some information of what happened before. And indeed We have given you from Us a Reminder (this Qur’ân).
Thus do We relate to you some accounts of what is past. Certainly We have given you a Reminder from Ourselves.
In this way do We relate to you some of the important news of the days gone by. And We have indeed granted you from Us a (sublime) Reminder (- the Qur'ân).
So We relate to thee stories of what has gone before, and We have given thee a remembrance from Us.
Thus I tell you about some events of the past to serve as a reminder.
Thus do we narrate to thee the history of what has gone before, and we have brought thee a reminder from us.
It is such that We relate to you the news of what has passed. We have given you from Us a remembrance.
Thus do we recite unto thee, O Mohammed, relations of what hath passed heretofore; and we have given thee an admonition from us.
"Your God is only Allah besides Whom there is no other God. He embraces all things in His knowledge."
Thus We narrate to you (some) tidings of what has gone before; and We have already brought you a Remembrance from very close to Us.
Thus relate We unto thee (Muhammad) some tidings of that which happened of old, and We have given thee from Our presence a reminder.
Thus do We narrate some account to you of what has gone before, and We have truly given you a Reminder of Our own.
THUS DO WE relate unto thee some of the stories of what happened in the past; and [thus] have We vouchsafed unto thee, out of Our grace, a reminder.
This is how We relate to you ˹O Prophet˺ some of the stories of the past. And We have certainly granted you a Reminder[1] from Us.
And it is such that We relate to you the news of what has passed. And We have given you from Us a remembrance.
We thus narrate to you some news from the past generations. We have revealed to you a message from us.
Thus, [O Muúammad], We relate to you from the news of what has preceded. And We have certainly given you from Us the Qur'an.
Thus do We relate to thee from reports of what has gone before, and have given thee a remembrance from Us.
(O Prophet) We thus tell you some news of what happened in the past. And We have given you a Reminder from Our Presence.
Like this do We tell you some stories about what happened before: And indeed, We have sent you (O Prophet!) A Message from Our Own Presence.
This is how We narrate to you certain events of what has passed, and We have given to you, from Ourself, a (book of) advice.
And it is such that We tell to you the news of whathas passed. And We have given you from Us a remembrance.