Diyanet İşleri
Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 11. ayet. فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَنُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feiḫvânüküm fi-ddîn. venüfeṣṣilü-l'âyâti liḳavmiy ya`lemûn.
Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı Tevbe 1–16 3
Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.
Allah'ın ayetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O'nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!
Bir mü'min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.
Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler.
Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü'minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha layıktır.
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. Bu yüzden sizler de dininizi koruyun ve ona arka çıkın. Dininize düşmanlık edenleri düşman belleyin. Yanınızda yer alarak dininize yardım edenleri de dost bilin. Sevgi ve düşmanlığınızda dininizi esas alın, vereceğiniz hükümlerde onu belirleyici yapın. Dostluk ve düşmanlığınız hevanıza, kötülüğü emreden nefse ve onun meyillerine göre olmasın. O nedenle de “eğer” şirklerinden “tevbe eder” imana dönerek “namaz kılar ve zekât verirlerse artık dinde kardeşlerinizdir.” Artık müşrik oldukları sırada aranızda olan düşmanlığı unutun ki Allah’ın ihlas sahibi kulları olasınız. İşte bu yolla kul, gerçek anlamı ile bir kul olur.
Yüce Allah bunca önemli hükümleri beyan edip pek çok hikmetleri açıkladıktan sonra şöyle buyurmaktadır: “Biz, bilen bir toplum için âyetleri ayrıntılı olarak açıklarız.” Açık bir şekilde beyan ederiz. Bizim bu açıklamalarımız bilen bir toplum içindir. Zira âyetler ve hükümler, onlar aracılığı ile bilinir. İslâm dini ve şer’î hükümleri onlar yolu ile öğrenilir.
Allah’ım, ey âlemlerin Rabbi! Rahmetinle, lütuf, kerem ve ihsanınla sen bizleri bilen ve bildikleri ile amel eden topluluk arasına kat!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer Allah Teâlâ'ya küfürlerinden tövbe ederler, kelime-i şehadeti söylerler, namazı dosdoğru kılarlar ve mallarının zekâtını verirlerse Müslüman olmuşlardır. Böylece onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin lehinize olan şey onların da lehinedir, sizin aleyhinize olan şey onların da aleyhinedir. Onlara karşı savaşmanız size helal olmaz. Müslüman olmaları, onların mallarını, kanlarını ve ırzlarını koruma altına alır. Biz ayetleri, bilen bir kavim için işte böyle açıklıyoruz. Ayetlerden istifade edenler ve bu ayetler ile başkalarına fayda verenler de onlardır.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle…
Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve…
Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı,…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yok. O, sizi…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Fakat) tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluma ayetlerimizi ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz. dipnot 1
Ama eğer kendilerini düzeltir, namazı istikametle kılar ve zekatı gönülden gelerek verirlerse, o zaman sizin dinde kardeşiniz olmuş olurlar. Ve Biz ayetlerimizi, onların (değerini) bilen bir toplum için işte bu şekilde tüm boyutlarıyla açıklıyoruz.
Ama yine de tevbe eder, salata katılırlar ve arınma için gerekli yükümlülükleri yerine getirirlerse onlar da artık din kardeşleriniz sayılırlar: Bakın, işte böyle açık açık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz, bilmek öğrenmek isteyen bir topluluk için, ayetlerimizi!
Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse, artık Din'de kardeşlerinizdir. . . Bilen bir kavim için işaretleri detaylandırıyoruz.
Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
Bununla beraber, eğer bu hallerinden tövbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı da verirlerse, bu takdirde, sizin dinde kardeşlerinizdirler. Biz, bilen kimselere âyetleri işte böyle uzun uzun açıklarız.
Artık, pişmanlık gösterir, namazı kılar ve zekatı verirlerse, bundan sonra din kardeşiniz olurlar. Bilen bir toplum için, ayrıntılı olarak ayetleri açıklıyoruz.
Tövbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, anlayacak bir topluluğa ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.
Tövbe ederlerse, salatı gözetir ve zekat verirlerse din kardeşleriniz olurlar. Bilenlere ayetleri böyle açıklarız.
Tevbe ederlerse, namaz kılar ve zekat verirlerse din kardeşleriniz olurlar. Bilenlere ayetleri böyle açıklarız.
Eğer tevbe edip namazı kılar, zekatı verirlerse din kardeşiniz olurlar. Bilecek bir topluluk için Biz ayetlerimizi daha çok açıklarız.
Bundan böyle eğer tevbe ederler, nemazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar, bilecek bir kavim için biz ayetlerimizi daha tafsıl ederiz
Eğer tevbe eder, "salatı ikame eder dipnot 1 ve zekatı yaparlarsa, dipnot 1 " onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
Eğer tevbe eder, "salatı ikame eder dipnot 1 ve zekatı yaparlarsa" dipnot 1 , onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse dipnot 1 , onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
(Bununla beraber) eğer tevbe ve rücu ederler, namaz kılarlar, zekat verirlerse artık dinde kardeşlerinizdir onlar. Biz ayetleri bilecek bir kavm için açıklarız.
Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse; onlar, artık dinde kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri bilir bir kavim için açıklıyoruz.
(7-11) Mescid-i Haram yanında sözleşme yaptıklarınız hariç, müşriklerin nasıl Allah’ın ve O’nun Resulünün yanında aldıkları bir söz olabilir ki? Size dürüst davrandıkları sürece siz de onlara dürüst davranın , muhakkak ki Allah sakınanları sever, Nasıl olabilir, onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne bir söz ne bir koruma gözetirler, ağızları ile sizi razı etmeye çalışırlar, kalpleri ise bundan razı değildir, onların çoğu yoldan çıkmışlardır , az bir pahaya Allah’ın ayetlerini sattılar, O’nun yolundan alı koydular, muhakkak ki onların yapıyor oldukları ne kötüdür , bir mümin hakkında ne söz vermiş olmayı nede korumayı gözetmezler, işte onlar haddi aşanlardır , eğer tövbe ederlerse, namazı kalkıp kılarlarsa, zekâtı verirlerse, dinde sizin kardeşlerinizdir, bilen bir topluluk için ayetleri ayrı ayrı açıklıyoruz.
Eğer tevbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, dinde sizin kardeşlerinizdirler. Biz, bilen bir kavme ayetleri böyle uzun uzun açıklıyoruz.
Eğer tövbe eder /dönüş yapar, namazı özenle ve sürekli kılar, zekatı da verirlerse artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Biz ayetlerimizi bilenler topluluğu için ayrıntılı olarak açıklarız.
Eğer dönüş yapar, namazı kılar ve zekatı verirlerse din kardeşleriniz olurlar. Biz ayetlerimizi bilenler topluluğu için açıklarız.
Eğer tevbe eder, namazı ikame eder ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri apaçık bir şekilde açıklıyoruz.
Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri iyice açıklıyoruz.
Bununla birlikte tövbe eder, namazı kılar, zekatı verirlerse, artık sizin, dinde kardeşlerinizdirler. Biz ayetlerimizi, bilen bir topluluk için böyle açık seçik ortaya koyarız.
If they in lowliest plight repentant stood performed regular prayer and imprinted their deeds with wisdom and piety and gave Zakat, then they are your Co-religionists and an integral part of your brotherhood. We expound Our revelations and render Our discourse readily understood to people who reflect.
If they turn to God, keep up the prayer, and pay the prescribed alms, then they are your brothers in faith: We make the messages clear for people who are willing to learn.
But (even so), if they repent, establish regular prayers, and practise regular charity,- they are your brethren in Faith: (thus) do We explain the Signs in detail, for those who understand.
[9:11] But if they repent and establish Prayer and give Zakah they are your brothers in faith. Thus do We expound Our revelations to those who know.
But if they make tawba and establish salat and pay zakat, they are your brothers in the deen. We make the Signs clear for people who have knowledge.
But if they repent, perform As-Salât, (Iqâmat-as-Salât) and give Zakât,[1] then they are your brethren in religion. (In this way) We explain the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) in detail for a people who know.
Yet if they repent and maintain the prayer and give the zakāt, then they are your brethren in faith. We elaborate the signs for a people who have knowledge.
But if (even) such (sworn antagonists) turn in repentance and keep up Prayer and go on presenting the Zakât, they are your brethren in faith. And We explain the commandments in detail for a people who know.
Yet if they repent, and perform the prayer, and pay the alms, then they are your brothers in religion; and We distinguish the signs for a people who know.
Yet if they repent even now, worship the Lord on regular basis and devote a part of their [God given] income to the charity, then they will be considered as your brothers in faith. See how clearly I make My revelations so that those who use their brain can easily get it.
But if they repent and are steadfast in prayer and give alms, then they are your brethren in religion - we detail the signs unto a people that do know.
If they repent, and they observe the support activities, and they contribute towards betterment, then they are your brothers in the system. We explain the signs for a people who know.
Yet if they repent, and observe the appointed times of prayer, and give alms, they shall be deemed your brethren in religion. We distinctly propound our signs unto people who understand.
But if they repent and establish regular prayer and practice regular charity, then they are your brethren in religion. We detail Our revelations unto a people that have knowledge.
So, in case they repent, and keep up the prayer, and bring the Zakat, (Pay the obligatory poor-dues. ) then they are your brethren in the religion; and We expound the signs for a people who know..
But if they repent and establish worship and pay the poor-due, then are they your brethren in religion. We detail Our revelations for a people who have knowledge.
But if they repent and are firm in devotion and pay the zakat, then they are your brothers in faith. We explain Our commands distinctly for those who understand.
Yet if they repent, and take to prayer, and render the purifying dues, they become your brethren in faith: and clearly do We spell out these messages unto people of [innate] knowledge!
But if they repent, perform prayer, and pay alms-tax, then they are your brothers in faith. This is how We make the revelations clear for people of knowledge.
If they repent, and they hold the contact-method, and they contribute towards betterment, then they are your brothers in the system. We explain the revelations for a people who know.
If they repent and observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), then they are your brethren in religion. We thus explain the revelations for people who know.
But if they repent, establish prayer, and give zakah, then they are your brothers in religion; and We detail the verses for a people who know.
But if they repent, and uphold the duty, and render the purity, then are they your brethren in doctrine; and We set out and detail the proofs for people who know.
If they mend their ways, and as law-abiding citizens, help consolidate the Divine System, and the Just Economic Order of Zakat, then they are your brothers in the System of life. We explain Our Revelations for those who wish to learn. (The usual translation of this verse conveys the meaning that if they start praying five times a day and give 2.5% poor-due per year, then they are your brothers in religion. This interpretation goes directly against the all-encompassing Ordinance of Allah that there is no compulsion or coercion in DEEN Islam (2:256)).
But if they repent, perform regular prayers, and give regular charity— They are your brothers in Faith: (Like this) We explain the Signs in detail, for those who understand.
Then, if they repent and establish Salāh and pay Zakāh, they are your brothers in faith. We elaborate the verses for a people who understand.
If they repent, and they hold the contact prayer, and they contribute towards purification, then they are your brothers in the system. We explain the revelations for a people who know.