Tevbe suresi

Tevbe suresi, 120. ayet

Tevbe suresi, 120. ayet. مَا كَانَ لِأَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا۟ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا۟ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِۦ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ ٱلْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٌ صَٰلِحٌ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

mâ kâne liehli-lmedîneti vemen ḥavlehüm mine-l'a`râbi ey yeteḫallefû `ar rasûli-llâhi velâ yergabû bienfüsihim `an nefsih. ẕâlike biennehüm lâ yüṣîbühüm żameüv velâ neṣabüv velâ maḫmeṣatün fî sebîli-llâhi velâ yeṭaûne mevṭiey yegîżu-lküffâra velâ yenâlûne min `adüvvin neylen illâ kütibe lehüm bihî `amelün ṣâliḥ. inne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 117–123 · surenin 120. ayeti / 129

Konu Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış Tevbe 119–129 3

  1. Tevbe 117

    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  2. Tevbe 118

    Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah'(ın azabın)dan yine O'na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.

  3. Tevbe 119

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

  4. 120

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez.

  5. Tevbe 121

    Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah'ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın.

  6. Tevbe 122

    (Ne var ki) mü'minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.

  7. Tevbe 123

    Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

120. Yüce Allah Medine halkını teşkil eden Muhacirlerle Ensar’ı ve Medine çevresinde bulunup da İslâm’a giren ve İslâm’a güzel bir şekilde bağlanan Bedevi Arapları cihada teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: “Medine ahalisinin ve onların çevresinde bulunan bedevilerin, Allah’ın Rasûlünden (savaşta) geri kalmaları ve kendi canlarını” hayatta kalmak, rahat ve huzur içerisinde bulunma açısından “onunkine” onun o pak ve şerefli canına “tercih etmeleri olacak şey değildir.” Böyle bir şey yapmamalıdırlar, bu onlara yaraşmaz. Aksine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mü’minlere kendi canlarından bile daha yakındır, öyle olmalıdır. O halde her müslümanın, canını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e feda etmesi ve onu kendi canından önde tutmasu gerekir. Allah Rasûlünü tazim etmenin, ona sevgi duymanın, ona tam bir iman ile bağlanmanın alameti, savaşta ondan geri kalmamaktır.

Daha sonra Yüce Allah cihada çıkmaya teşvik eden mükâfatı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü” Allah yolunda cihad eden bu mücahidler “Allah yolunda susuzluk, yorgunluk”, meşakkat “ve açlık çekmeleri, kâfirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları” kâfirlerin yurtlarına girerek onların vatanlarını istila etmeleri “bir düşmana karşı başarı elde etmeleri” herhangi bir ordu yahut bir askeri birliğe karşı zafer kazanmaları yahut da bir malı ganimet olarak elde etmeleri “karşılığında mutlaka kendilerine salih bir amel yazılır.” Çünkü bunlar, onların amellerinden kaynaklanan sonuçlardır.

“Şüphesiz Allah iyilik edenlerin” emrini yerine getirmekte ellerini çabuk tutan, gerek Allah’ın, gerekse onun kullarının hakkını ifa eden ve böylece güzel davrananların “mükâfatını zayi etmez.” Çünkü bu ameller de onların yaptıkları diğer iyi işlerin bir sonucudur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Medine halkına ve çevrelerinde bulunan bedevilere Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selllem-'in kendisi cihada çıkarken O'ndan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri, nefisleriyle cimrilik yapmaları yaraşmaz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i müdafaa etmeleri gerekir. Bilakis onların yapmaları gereken, kendi nefislerini onun nefsi için feda etmeleridir. Çünkü Allah yolunda onlara susuzluk, yorgunluk ve açlık isabet etmesi, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşmanı öldürerek, esir alarak, ganimet alarak yahut da onları hezimete uğratarak onlara karşı bir başarı kazanmaları karşılığında Allah onlardan kabul ettiği salih amelin karşılığını yazacaktır. Şüphesiz Allah, iyilik yapan kimselerin sevaplarını zayi etmez. Bilakis onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir ve verdiklerini arttırır.

Kelimeler

52 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. كَانَ kane onlara yakışmaz kök: كون
  3. لِأَهْلِ liehli halkının kök: اهل
  4. ٱلْمَدِينَةِ l-medineti şehir kök: مدن
  5. وَمَنْ ve men ve kimselerin
  6. حَوْلَهُم havlehum onların çevresinden kök: حول
  7. مِّنَ mine -dan
  8. ٱلْأَعْرَابِ l-ea'rabi Araplar- kök: عرب
  9. أَن en
  10. يَتَخَلَّفُوا۟ yetehallefu geri kalmaları kök: خلف
  11. عَن an -nden
  12. رَّسُولِ rasuli Elçisi- kök: رسل
  13. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  14. وَلَا ve la ve
  15. يَرْغَبُوا۟ yergabu kaygısına düşmeleri kök: رغب
  16. بِأَنفُسِهِمْ bienfusihim kendi canlarının kök: نفس
  17. عَن an
  18. نَّفْسِهِۦ ۚ nefsihi onun canından önce kök: نفس
  19. ذَٰلِكَ zalike böyledir
  20. بِأَنَّهُمْ biennehum çünkü
  21. لَا la yoktur ki
  22. يُصِيبُهُمْ yusibuhum onların çekmeleri kök: صوب
  23. ظَمَأٌۭ zemeun bir susuzluk kök: ظما
  24. وَلَا ve la ve yoktur ki
  25. نَصَبٌۭ nesabun bir yorgunluk kök: نصب
  26. وَلَا ve la ve yoktur ki
  27. مَخْمَصَةٌۭ mehmesatun bir açlık kök: خمص
  28. فِى fi
  29. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  30. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  31. وَلَا ve la ve yoktur ki
  32. يَطَـُٔونَ yetaune ayak basmaları kök: وطا
  33. مَوْطِئًۭا mevtien bir yere kök: وطا
  34. يَغِيظُ yegizu öfkelendirecek kök: غيظ
  35. ٱلْكُفَّارَ l-kuffara kâfirleri kök: كفر
  36. وَلَا ve la ve yoktur ki
  37. يَنَالُونَ yenalune sağlamaları kök: نيل
  38. مِنْ min
  39. عَدُوٍّۢ aduvvin düşman karşısında kök: عدو
  40. نَّيْلًا neylen bir başarı kök: نيل
  41. إِلَّا illa mutlaka
  42. كُتِبَ kutibe yazıl(masın) kök: كتب
  43. لَهُم lehum kendileri için
  44. بِهِۦ bihi onunla
  45. عَمَلٌۭ amelun bir amel kök: عمل
  46. صَـٰلِحٌ ۚ salihun salih kök: صلح
  47. إِنَّ inne şüphesiz
  48. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  49. لَا la zayi etmez
  50. يُضِيعُ yudiu ecirlerini kök: ضيع
  51. أَجْرَ ecra iyilik edenlerin kök: اجر
  52. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine harcamaları kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: خمص (2 geçiş) · Aynı kök: نصب (32 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını…

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: حول (25 geçiş) · Aynı kök: مدن (27 geçiş)

    Çevrenizdeki bedevilerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz.…

  • Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.

  • Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır…

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde…

  • Aynı kök: نيل (12 geçiş) · Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    Allah, inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü'minlere kafi geldi. Allah, kuvvetlidir, mutlak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Medine halkının ve civarlarındaki göçebe Arapların Allah'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından (önce) kendi canlarını düşünmeleri doğru olmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, yorgunluğa ve açlığa uğramaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları da sadece bunların karşılığında kendilerine iyi bir iş yazılması içindir. Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez.

Mustafa İslamoğlu

(Peygamber) şehrinin halkına ve çevresindeki bedevilere, ne Allah'ın Elçisi'nden geriye kalmak, ne de kendi canlarını onunkinden fazla sakınmak yaraşır. Şöyle ki; ne zaman onların başına Allah yolunda bir susuzluk, yorgunluk ve şiddetli açlık gelse; ne zaman inkara gömülenleri öfkelendiren bir hamle yapsalar ve ne zaman mukadder olan sonuca düşman eliyle ulaşsalar; mutlaka bu onların lehine üretilmiş bir değer olarak yazılmaktadır: Elbette Allah iyilerin hakkını zayi edecek değildir.

Muhammed Esed

(Peygamber) şehrinin halkına da, onların çevresinde (yaşayan) bedevilere de (seferde) Allah'ın Elçisi'ne katılmaktan kaçınmak ve kendi canlarını o'nunkinden fazla gözetmek yaraşmaz. Çünkü, onlar Allah yolunda ne zaman susuzluk, yorgunluk ya da açlık çekseler; ne zaman hakkı inkar edenleri şaşırtan bir adım atsalar; ve ne zaman başlarına gelmesi mukadder olan şeye düşman eliyle uğratılsalar (sonuç ne olursa olsun) bu onların lehine mutlaka kaydedilmektedir. Çünkü Allah, iyilik yapanların emeklerini asla boşa çıkarmaz!

Ahmed Hulusi

Gerek Medine halkına gerekse çevresindeki Bedevilere, Allah Rasulünden geri kalmaları ve kendi nefslerini O'nun nefsine tercih etmeleri yakışmaz! Onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa maruz kalmaları, hakikat bilgisini inkar edenleri öfkelendirecek yerlere yerleşmeleri, düşmana karşı bir zafer kazanmaları; kendilerine imanın gereği fiiller olarak yazılmıştır! Muhakkak ki Allah muhsinleri mükafatsız bırakmaz.

Ali Bulaç

Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

Ali Özek ve heyeti

Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara, Allah’ın Rasûlünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.

Ali Rıza Safa

Allah'ın elçisinden geride kalmaları ve kendi canlarını Onun canından üstün tutmaları, kent halkına ve çevresindeki Araplara yakışmaz. Bu böyledir. Çünkü Allah'ın yolunda, bir susuzluk, bir yorgunluk, zorlu bir açlık, nankörlük edenleri öfkelendiren bir adım ve düşmana karşı bir başarı kazanmış olmaları yoktur ki, erdemli bir edim olarak yazılmamış olsun. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananları ödülsüz bırakmaz.

Bayraktar Bayraklı

Medine halkına da, onların çevresindeki bedevilere de Allah'ın Peygamberinden geri kalmak ve kendi canlarını onun canından önde tutmak yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kafirleri şaşırtan bir adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları, kendileri için iyi bir amel olarak mutlaka yazılacaktır. Çünkü Allah iyi davrananların amellerini asla boşa çıkarmaz.

Edip Yüksel

Ne şehir halkı ne de onların çevresindeki Araplar ALLAH'ın elçisinden geri kalmamalı ve kendilerini ona tercih etmemelidir. Zira ALLAH yolunda uğrayacakları her bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık, kafirleri öfkelendirecek her bir adım ve düşmana karşı kazandıkları her bir başarı, kendileri için iyi bir iş olarak yazılır. ALLAH iyi davrananların mükafatını yitirmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ne şehir halkı, ne de onların çevresindeki Araplar, ALLAH'ın elçisinden geri kalmamalı ve kendilerini ona tercih etmemelidir. Zira ALLAH yolunda uğrayacakları her bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık, kafirleri öfkelendirecek her bir adım ve düşmana karşı kazandıkları her bir başarı, kendileri için bir kredi olarak yazılır. ALLAH iyi davrananların mükafatını yitirmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah'tan geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir açlık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyilerin mükafatını zayi etmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne medenilerin ne de etraflarındaki bedevilerin Resulullahtan tahallüf etmeleri, ve onun nefsinde ne yaptığına bakmayıb da kendi nefisleriyle mukayyed olmaları yaraşmaz, çünkü onların Allah yolunda ne bir susuzluk, ne bir yorgunluk, ne bir açlık çekmeleri ve ne küffarı gayza getirecek bir mevkii çiğnemeleri ne de düşmandan bir muvaffakıyyete nail olmaları olmaz ki mukabilinde kendileri için mutlak bir ameli salih yazılmış bulunmasın, çünkü Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmez

Erhan Aktaş

Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Arapların, Allah'ın Resul'ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri olacak şeydir. Çünkü Allah yolunda katlanacakları susuzluk, yorgunluk, açlık ve Kafirleri kızdıracak bir yeri zapt etmeleri ve düşmana karşı elde ettikleri başarı, kendilerine salih bir amel olarak yazılacaktır. Zira Allah, muhsin dipnot 1 olanların kazanımlarını yok etmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi kimse; iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Arapların, Allah'ın Resul'ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri olacak şeydir. Çünkü Allah yolunda katlanacakları susuzluk, yorgunluk, açlık ve Kafirleri kızdıracak bir yeri zapt etmeleri ve düşmana karşı elde ettikleri başarı, kendilerine salih bir amel olarak yazılacaktır. Zira Allah, muhsin dipnot 1 olanların kazanımlarını yok etmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi kimse; iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Araplar'ın, Allah'ın Rasul'ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri olacak şey değildir. Çünkü Allah yolunda katlanacakları susuzluk, yorgunluk, açlık ve kafirleri kızdıracak bir yeri zapt etmeleri ve düşmana karşı elde ettikleri başarı, kendilerine salih bir amel olarak yazılacaktır. Zira Allah, muhsin dipnot 1 olanların kazanımlarını yok etmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi kimse; iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Gültekin Onan

Medine ehline ve çevresindeki bedevilere, Tanrı'nın elçisinden geri kalmaları, kendi nefslerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Tanrı yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Tanrı, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

Hasan Basri Çantay

Gerek Medineliler için, gerek çevrelerindeki bedeviler için (savaşda ve diğer hususlarda) Allahın Resulünden geri kalmaları, (onun emirlerine muhaalefetde bulunmaları) ve bizzat kendisine (katlandığı zahmetlerde) onların da canla başla (katlanmıya) rağbet etmemeleri yasakdır. Bunun sebebi şudur: (Çünkü onların) Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık (çekmeleri), kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir düşmana karşı muvaffakiyyete erişmeleri (gibi hiç bir hal ve hareket) yokdur ki mukaabilinde kendileri için bu sebeble iyi bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, iyi hareket edenlerin mükafatını zaayi etmez.

İbni Kesir

Gerek Medine'liler için, gerekse onların çevresinde bulunan Bedeviler için; Allah'ın peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, açlık, kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmak ve düşmana karşı başarı kazanmak karşılığında; onlara mutlaka bir salih amel yazılır. Muhakkak ki Allah, ihsan edenlerin mükafatını zayi etmez.

Mehmet Alagaş

(120-121) Şehir halkı ve onların çevresindeki bedeviler için, Allah’ın Resulünden geri durmaları yahut kendilerine nazaran O’nu tercih etmemeleri uygun değildir, bu şunun için uygun değildir, onlara Allah yolunda hiçbir susuzluk dokunmadı, yorgunluk çekmediler, aç k almadılar, kafirleri kızdıracak hiçbir ayak basılan yerine / kafir toprağına ayak basmadılar, kendilerine yazılmış olan salih ameller hariç, düşmana karşı herhangi bir başarıya nail olmadılar, muhakkak ki Allah, güzel davrananların ödüllerini ziyan etmez / zayi etmez, küçük büyük yaptıkları tüm harcamayı / infakları, geçip gittikleri vadiyi onların lehine Allah’ın yaptıklarının daha güzeli ile karşılıklandırması için kaydeder / yazar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gerek Medine’lilerin, gerek onların çevresinde bulunan bedevilerin Rasûlullah’tan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yaraşmaz. Mutlaka onlara Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık isabet etmesi, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında salih bir amel yazılacaktır. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez.

Süleyman Ateş

Ne Medine halkının, ne de onların çevresinde bulunan bedevi Arapların, Allah'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri, onlara yakışmaz. Böyledir, çünkü Allah yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık; kafirleri öfkelendirecek bir yeri çiğne(yip zaptet)meleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmış olmasın. Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez.

Süleymaniye Vakfı

Medine halkının ve çevrelerindeki taşralı Arapların, Allah'ın elçisinin arkasından çekilme dipnot 1 ve onun canından önce kendi canlarının derdine düşme hakları yoktur. dipnot 2 Çünkü Allah yolunda (savaşa çıktıkları zaman) karşılaşacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, açlık ve kafirleri öfkelendirecek her adım ve düşmandan kazanacakları her şey onlar için iyi bir iş olarak yazılır. Allah, güzel davrananların ödülünü zayi etmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Medine halkının ve çevrelerindeki çöl Araplarının Allah'ın elçisine kayıtsız kalmaya hakları yoktur. Kendilerini ona tercih de edemezler. Bunların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık çekmeleri, kafirleri öfkelendirecek bir adım atmaları ve düşmandan bir kötülük görmeleri mutlaka lehlerine iyi bir iş olarak yazılacaktır. Çünkü Allah, güzel davrananların ödülünü eksiltmez.

Şaban Britch

Medine halkına ve çevrelerinde bulunan bedevilere Rasûlullah’tan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yaraşmaz. İşte onlara Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık isabet etmesi, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında salih bir amel yazılacaktır. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez.

Şaban Piriş

Medine halkına ve çevrelerinde bulunan bedevilere Resulullah'tan geri kalmaları ve kendilerini O'na tercih etmeleri yaraşmaz. Bu, onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa ve kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı zafer kazanmaları karşılığında, onların doğru bir iş yaptıklarının yazıldığı içindir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Medine halkına ve çevrelerindeki Bedevi Araplara, Allah resulünden geri kalmaları ve onu bırakıp da kendi canlarının derdine düşmeleri yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kafirleri öfkelendirmek üzere bir yere ayak basmaları, düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları durumunda kendileri için, barışa yönelik iyi bir amel mutlaka yazılacaktır. Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It was not right nor was it excusable that the Muslim residents of Madina and those of the desert Arabs round about them desert the Messenger in his expedition and remain behind, nor was there any cause inducing them to prefer their own lives to his. The conclusion of all this is that no thirst, hardship or hunger they suffer in Allah's cause or a scheme they design to outwit and anger the infidels and obtain an advantage over them or whether they gain victory or suffer loss but it is credited to them as a righteous deed; Allah does not annul, withhold or withdraw the fruit which people are entitled to reap from deeds of wisdom and piety.

Abdul Haleem

The people of Medina and their neighbouring desert Arabs should not have held back from following God’s Messenger, nor should they have cared about themselves more than him: if ever they suffer any thirst, weariness, or hunger in God’s cause, take any step that angers the disbelievers, or cause any harm to an enemy, a good deed is recorded in their favour on account of it- God never wastes the reward of those who do good-

Abdullah Yusuf Ali

It was not fitting for the people of Medina and the Bedouin Arabs of the neighbourhood, to refuse to follow Allah's Messenger, nor to prefer their own lives to his: because nothing could they suffer or do, but was reckoned to their credit as a deed of righteousness,- whether they suffered thirst, or fatigue, or hunger, in the cause of Allah, or trod paths to raise the ire of the Unbelievers, or received any injury whatever from an enemy: for Allah suffereth not the reward to be lost of those who do good;-

Abul A'la Maududi

[9:120] It did not behove the people of Madinah and the bedouin Arabs around them that they should refrain from accompanying the Messenger of Allah and stay behind and prefer their own security to his. For whenever they suffer from thirst or weariness or hunger in the Way of Allah, and whenever they tread a place which enrages the unbelievers (whenever anything of this comes to pass), a good deed is recorded in their favour. Allah does not cause the work of the doers of good to go to waste.

Aisha Bewley

It was not for people of Madina, and the desert arabs around them, to remain behind the Messenger of Allah nor to prefer themselves to him. That is because no thirst or weariness or hunger will afflict them in the Way of Allah, nor will they take a single step to infuriate the kafirun, nor secure any gain from the enemy, without a right action being written down for them because of it. Allah does not let the wage of the good-doers go to waste.

Al-Hilali & Khan

It was not becoming of the people of Al-Madinah and the bedouins of the neighbourhood to remain behind Allâh’s Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم when fighting in Allâh’s Cause) and (it was not becoming of them) to prefer their own lives to his life. That is because they suffer neither thirst nor fatigue, nor hunger in the Cause of Allâh, nor they take any step to raise the anger of disbelievers nor inflict any injury upon an enemy but is written to their credit as a deed of righteousness. Surely, Allâh wastes not the reward of the Muhsinûn [1]

Ali Quli Qarai

It is not fitting for the people of Madinah and the Bedouins around them to hang back behind the Apostle of Allah and prefer their own lives to his life. That is because they neither experience any thirst, nor fatigue, nor hunger, in the way of Allah, nor do they tread any ground enraging the faithless, nor do they gain any ground against an enemy but a righteous deed is written for them on its account. Indeed Allah does not waste the reward of the virtuous.

Amatul Rahman Omar

It was not proper for the people of Madînah and (for) the Arabs of the desert (who live) around them to have stayed behind the Messenger of Allâh (at the time of expedition to Tabûk) nor (was it proper for them) to have preferred their own lives to his. That is because they suffer no thirst, nor fatigue, nor hunger in Allâh's way nor do they make a journey which enrages the disbelievers, nor do they gain an advantage over an enemy, but a righteous deed is credited to their account (in the record of their deeds) because of it. Verily, Allâh suffers not the reward of the doers of good to be lost.

Arthur John Arberry

It is not for the people of the City and for the Bedouins who dwell around them to stay behind God's Messenger, and to prefer their lives to his; that is because they are smitten neither by thirst, nor fatigue, nor emptiness in the way of God, neither tread they any tread enraging the unbelievers, nor gain any gain from any enemy, but a righteous deed is thereby written to their account; God leaves not to waste the wage of the good-doers.

Bijan Moeinian

It was beneath the dignity of the people of Al-Medina and its suburban Arabs to abandon the Lord’s Messenger and (instead of supporting him) stay at home in order to take care of their worldly interests. They should know that any hardship such as hunger, thirst, physical pain (earned in the cause of God), as well as every step that they take toward enraging the disbelievers and every acts of theirs aimed to inflict a hardship upon the enemy will be credited to their account with God. Rest assured that God does not let go not rewarded the worthy deeds of the righteous people.

E. Henry Palmer

It was not for the people of Medinah, and those around about them of the Arabs of the desert, to stay behind the Apostle of God and not to prefer their souls to his: that is because neither thirst, nor toil, nor heat, nor hunger befell them on God's way. Nor do they stop to anger the misbelievers, nor do they get any (harm) from the enemy without a good work being written down to them; verily, God wastes not the hire of those who do well.

Edip-Layth

It is not advisable for the city dwellers and those around them of the Arabs that they should lag behind after God's messenger, nor should they yearn for themselves above him. That is because any thirst, fatigue, or hunger that afflicts them in the cause of God, or any step that they take which will annoy the ingrates, or any gain they have over any enemy; it will be recorded as a good deed for them. God does not waste the reward of the good doers.

George Sale

There was no reason why the inhabitants of Medina, and the Arabs of the desert who dwell around them, should stay behind the apostle of God, or should prefer themselves before him. This is unreasonable: Because they are not distressed either by thirst, or labour, or hunger, for the defence of God's true religion; neither do they stir a step, which may irritate the unbelievers; neither do they receive from the enemy any damage, but a good work is written down unto them for the same; for God suffereth not the reward of the righteous to perish.

Hamid S. Aziz

It was not fitting for the people of Medina and for those around them of the wandering Arabs of the desert, to stay behind the Messenger of Allah and prefer their lives to his. That is because neither thirst, nor toil, nor heat, nor hunger befell them on Allah's way, nor do their acts anger the disbelievers, or they receive injury from the enemy, but a good deed is recorded for them. Verily, Allah wastes not the wages of those who do good.

Mahmoud Ghali

In no way should the population of Al-Madînah and the Arabs (of the desert) around them stay behind the Messenger of Allah or desirously care more for themselves than for him (Literally: care more for their selves than for his self ; i. e., prefer their lives to his life). That is for that they are afflicted neither by thirst, nor toil, nor scantiness in the way of Allah, nor do they tread any tread enraging the steadfast disbelievers nor attain from an enemy any attainment, except that a righteous deed is thereby written for them (i.e., written to their account) Surely Allah does not waste the reward of the fair-doers

Marmaduke Pickthall

It is not for the townsfolk of Al-Madinah and for those around them of the wandering Arabs so stay behind the messenger of Allah and prefer their lives to his life. That is because neither thirst nor toil nor hunger afflicteth them in the way of Allah, nor step they any step that angereth the disbelievers, nor gain they from the enemy a gain, but a good deed is recorded for them therefor. Lo! Allah loseth not the wages of the good.

Mohamed Ahmed - Samira

It was not worthy of the people of Madina, and the Arabs of the desert around them, to abandon the Prophet of God, and to care more for themselves than for him; for there is no hardship or thirst or hunger that they know in the service of God, and no place they walk on where walking provokes the unbelievers, and no harm they receive from the enemy, but is put down as a good deed in their favour. Surely God does not let the recompense of those who do good to go waste.

Muhammad Asad

It does not behove the people of the [Prophet's] City and the bedouin [who live] around them to hold back from following God's Apostle, or to care for their own selves more than for him -for, whenever they suffer from thirst or weariness or hunger in God's cause, and whenever they take any step which confounds those who deny the truth, and whenever there comes to them from the enemy whatever may be destined for them -[whenever anything thereof comes to pass,,] a good deed is recorded in their favour. Verily, God does not fail to requite the doers of good!

Mustafa Khattab

It was not ˹proper˺ for the people of Medina and the nomadic Arabs around them to avoid marching with the Messenger of Allah or to prefer their own lives above his. That is because whenever they suffer from thirst, fatigue, or hunger in the cause of Allah; or tread on a territory, unnerving the disbelievers; or inflict any loss on an enemy—it is written to their credit as a good deed. Surely Allah never discounts the reward of the good-doers.

Progressive Muslims

It is not advisable for the city dwellers and those around them of the Nomads that they should lag behind after God's messenger, nor should they yearn for themselves above him. That is because any thirst that will come to them, or fatigue, or hunger in the cause of God, or any step that they take which will annoy the rejecters, or any gain they have over any enemy; it will be recorded as a good deed for them. God does not waste the reward of the good doers.

Rashad Khalifa

Neither the dwellers of the city, nor the Arabs around them, shall seek to stay behind the messenger of GOD (when he mobilizes for war). Nor shall they give priority to their own affairs over supporting him. This is because they do not suffer any thirst, or any effort, or hunger in the cause of GOD, or take a single step that enrages the disbelievers, or inflict any hardship upon the enemy, without having it written down for them as a credit. GOD never fails to recompense those who work righteousness.

Sahih International

It was not [proper] for the people of Madinah and those surrounding them of the bedouins that they remain behind after [the departure of] the Messenger of Allah or that they prefer themselves over his self. That is because they are not afflicted by thirst or fatigue or hunger in the cause of Allah, nor do they tread on any ground that enrages the disbelievers, nor do they inflict upon an enemy any infliction but that is registered for them as a righteous deed. Indeed, Allah does not allow to be lost the reward of the doers of good.

Sam Gerrans

It is not for the people of the city and those around them of the desert Arabs to remain behind the messenger of God, and prefer their lives to his life. Is it not that there befalls them neither thirst, nor fatigue, nor hunger, in the cause of God, neither take they any step that enrages the atheists, nor achieve they against the enemy an attainment save that it is recorded for them as a righteous deed! God causes not to be lost the reward of the doers of good.

Shabbir Ahmed

People of Madinah, and the Bedouins around, should not stay behind the Messenger. Nor shall they prefer their lives to his life. For, any thirst, effort or hunger that afflicts them in the Cause of Allah, or a single step that they take that angers the rejecters, and whatever gain they gain from the enemy, becomes a credit, a good deed recorded for them. Allah never loses the wages of the doers of good.

Syed Vickar Ahamed

It was not befitting for the people of Medinah and the Bedouin Arabs from around (Medinah) to refuse to follow Allah’s Messenger (Muhammad), nor to prefer their own lives to his life: Because nothing could they suffer or do, except that it would be (added) to their credit as an act of righteousness— Whether they felt thirst, or (felt) tired, or hunger, in Allah’s Cause, or taken to the road to cause anger to the disbelievers, or taken any (tiny) injury from an enemy: Surely, Allah does not let the reward to be lost by those who do good—

Taqi Usmani

It was not (permissible) for the people of Madīnah and for those around them of the Bedouins to stay behind abandoning the Messenger of Allah, nor to prefer their own lives to his life. That is because whatever thirst or fatigue or hunger strikes them in the way of Allah, and whenever they step into a place which infuriates the infidels, and whenever they make a gain from an enemy, a virtuous deed is credited to their account. Surely, Allah does not nullify the reward of the virtuous.

The Monotheist Group

It is not advisable for the dwellers of the city and those around them of the Nomads that they should lag behind after the messenger of God, nor should they yearn for themselves above him. That is because any thirst that will come to them, or fatigue, or hunger in the cause of God, or any step that they take which will annoy the rejecters, or any gain they have over any enemy; it will be recorded as a good deed for them. God does not waste the reward of the good doers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 120. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 120. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 120. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩