Tevbe suresi

Tevbe suresi, 91. ayet

Tevbe suresi, 91. ayet. لَّيْسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلْمَرْضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُوا۟ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ مَا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

leyse `ale-ḍḍu`afâi velâ `ale-lmerḍâ velâ `ale-lleẕîne lâ yecidûne mâ yünfiḳûne ḥaracün iẕâ neṣaḥû lillâhi verasûlih. mâ `ale-lmuḥsinîne min sebîlin. vellâhü gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 88–94 · surenin 91. ayeti / 129

Konu Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar Tevbe 90–99 3

  1. Tevbe 88

    Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  2. Tevbe 89

    Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

  3. Tevbe 90

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

  4. 91

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  5. Tevbe 92

    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

  6. Tevbe 93

    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

  7. Tevbe 94

    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

91. Allah daha önce özür beyan edenleri söz konusu etmişti. Bu kimseler, bir bölümü dinen mazereti kabul edilenler, bir bölümü de kabul edilmeyenler olmak üzere iki kısım olduklarından dolayı Yüce Allah, bu hususu şöyle söz konusu etmektedir: Cihada çıkmaya ve savaşmaya güçleri yetmeyen, bedenlerinde ve gözlerinde zaaf bulunan “zayıflara, hastalara”; bu hastalık, kişinin cihada çıkma gücünü ortadan kaldıran topallık, körlük, sıtma, felç vb. bütün hastalık türlerini kapsar, “ve harcayacak bir şey bulamayanlara” yani savaş yolculuğunda kendilerini gidecekleri yere ulaştıracak kadar azık ve binek bulamayanlara; “Allah’a ve Rasûlüne karşı samimi olmaları şartı ile” yani imanlarında samimi olmaları ve eğer cihada güçleri yetmiş olsaydı mutlaka güçlerinin yettiği kadarı ile cihada çıkma niyet ve azmini taşımaları, ellerinden geldiği kadar cihada çıkmaya teşvik etmeleri ve bu konuda insanların arzularını harekete geçirmeleri şartıyla cihada çıkmamalarından dolayı onlara “hiçbir vebal yoktur.”

“Zira iyilik edenlerin aleyhine bir sorumluluk yoktur.” Yani bunların aleyhlerinde sorumluluğu gerektirecek bir durum yoktur. Çünkü bunlar, üzerlerinde olan Allah’ın ve kulların haklarını iyi bir şekilde yerine getirerek kendilerine yöneltilebilecek kınamalara açık kapı bırakmamışlardır. Zira kul, gücü yeten hususlarda üzerine düşeni güzel bir şekilde yerine getirecek olursa güç yetiremediği şeylerin sorumluluklarından kurtulur.

Bu âyet-i kerime şöyle bir kaideye delil gösterilmektedir: Kişi şahsı veya malı ile veya buna benzer yollarla başkasına iyilikte bulunacak olup da bilahare bu iyiliği dolayısıyla herhangi bir eksiklik ya da bir şeylerin telef olması sonucunu doğuran bir iş meydana gelirse o, bu eksiklik ve telefin tazminatını ödemez. Çünkü o, iyilik yapan bir kimsedir. İyilik yapanların aleyhine de bir yol ve sorumluluk yoktur. Aynı zamanda bu, iyilik yapmayan, yani kötü olan kimsenin görevini ihmal eden kimse gibi sayıldığına ve sebep olduğu zararların tazminatını ödeyeceğine de delildir.

“Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.” O’nun mağfiret ve rahmetinin bir tecellisi olarak O, gücü yetmeyenleri affetmiştir. Samimi ve kararlı niyetleri dolayısı ile de cihada güç yetiren ve fiilen cihad eden kimselere verdiği sevabın aynısını onlara verir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kadınlara, çocuklara, hastalara, zayıflara, gözleri görmeyenlere ve cihada hazırlanmak için bu uğurda harcayacak herhangi bir mal bulamayan fakirlere cihada çıkmamaları sebebi ile bir günah yoktur. Çünkü bunların özürleri, Allah ve resulü için ihlaslı oldukları ve Allah'ın dini ile amel ettikleri için geçerlidir. Bu özür sahiplerinden iyilik edenlere karşı herhangi bir ceza yoktur. Allah, iyilik/ihsan sahibi olan kimselerin günahlarını çokça bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir.

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَّيْسَ leyse yoktur kök: ليس
  2. عَلَى ala üzerine
  3. ٱلضُّعَفَآءِ d-duafa'i zayıflar kök: ضعف
  4. وَلَا ve la ve yoktur
  5. عَلَى ala üzerine
  6. ٱلْمَرْضَىٰ l-merda hastalar kök: مرض
  7. وَلَا ve la ve yoktur
  8. عَلَى ala üzerine
  9. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  10. لَا la
  11. يَجِدُونَ yecidune bulamayan(lar) kök: وجد
  12. مَا ma bir şey
  13. يُنفِقُونَ yunfikune harcayacak kök: نفق
  14. حَرَجٌ haracun bir günah kök: حرج
  15. إِذَا iza takdirde
  16. نَصَحُوا۟ nesahu öğüt verdikleri kök: نصح
  17. لِلَّهِ lillahi Allah için kök: اله
  18. وَرَسُولِهِۦ ۚ ve rasulihi ve Elçisi için kök: رسل
  19. مَا ma yoktur
  20. عَلَى ala aleyhine
  21. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine iyilik edenlerin kök: حسن
  22. مِن min hiçbir
  23. سَبِيلٍۢ ۚ sebilin yol kök: سبل
  24. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  25. غَفُورٌۭ gafurun bağışlayandır kök: غفر
  26. رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah ve Elçisi için samimi olduklarında, zayıflara, hastalara ve (savaşta) infak edecek (verecek) bir şey bulamayanlara herhangi bir günah yoktur. dipnot 1 (Zira) güzel davrananların aleyhine hiçbir yol yoktur. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah yalan mazeret üreterek izin isteyenleri veya hiç izin istemeye tenezzül bile etmeyenlerin durumunu ifade ettikten sonra, bu defa Tebük Gazvesi'ne katılamayacak durumda olan gerçek ve geçerli mazeret sahiplerini dile getirmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Zayıflar, hastalar, infak edecek bir şey bulamayan yoksul kimseler için, Allah'a ve Rasulü'ne karşı samimi oldukları sürece bir sorumluluk yoktur; iyilik yapanları sorumlu tutacak bir gerekçe de yoktur. Zira Allah tarifsiz bağışlayan, eşsiz merhametiyle kuşatandır.

Muhammed Esed

Zayıflar, hastalar ve (kendilerine savaş için donanım sağlama) imkanına sahip olmayanlar, Allaha ve Onun Elçisine karşı içtenlik sahibi oldukları sürece, sorumlu tutulmayacaklardır; iyilik yapanları sorumlu tutmak için bir sebep yoktur; çünkü Allah çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.

Ahmed Hulusi

Allah ve Rasulüne içtenlikle durumlarını açan mali yetersizlik içinde olanlara, hastalara ve bu yolda bağışlayacak bir şeyi bulamayanlara (sefere çıkmadıkları için) bir vebal yoktur. . . İyilik yapmak için yaşayanların kınanması söz konusu değildir. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Allah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece, güçsüz zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

Allah ve Rasûlü için (insanlara) öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve (savaşta) harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.

Ali Rıza Safa

Güçsüzlere, sağlığı bozuk olanlara ve yardımlaşmak amacıyla paylaşacak bir şey bulamayanlara, Allah'a ve O'nun elçisine yönelik öğüt verdikleri sürece suç yoktur. Güzel davrananlara karşı da bir yol yoktur. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Allah ve Peygamberi için insanlara öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah çok bağışlayandır; çok esirgeyendir.

Edip Yüksel

ALLAH'a ve elçisine içten bağlı oldukları taktirde, zayıflara, hastalara ve yardım için verecek bir şeyi bulunmayanlara bir ayıplama yoktur. İyi davrananlar kınanamaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'a ve elçisine içten bağlı oldukları taktirde, zayıflara, hastalara ve yardım için verecek bir şeyi bulunmayanlara bir ayıplama yoktur. İyi davrananlar kınanamaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah ve Resulü için öğüt verdikleri takdirde güçsüzlere, hastalara ve savaş uğrunda harcayacak birşey bulamayanlara bir günah yoktur. İyi davrananları sorumlu tutmanın bir yolu olmadığı gibi. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah ve Resulü için nasıhat ettikleri takdirde ne zuafaya, ne hastalara, ne de sarfedeceklerini bulamıyanlara harec yoktur, muhsinleri müahazeye yol olmadığı gibi Allah da gafur, rahimdir

Erhan Aktaş

Zayıflara, hastalara ve harcayacakları bir şeyi olmayanlara, Allah ve Resul'üne bağlı kaldıkları sürece bir sorumluluk yoktur. İyilik edenlerin aleyhine de bir yol yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zayıflara, hastalara ve harcayacakları bir şeyi olmayanlara, Allah ve Resul'üne bağlı kaldıkları sürece bir sorumluluk yoktur. İyilik edenlerin aleyhine de bir yol yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zayıflara, hastalara ve harcayacakları bir şeyi olmayanlara, Allah ve Rasul'üne bağlı kaldıkları sürece bir sorumluluk yoktur. İyilik edenlerin aleyhine de bir yol yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Gültekin Onan

Tanrı'ya ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp hayra çağıranlar' oldukları sürece, güçsüz zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Allaha ve Resulüne hayrhah olmak şartiyle ne zaiflere, ne hastalara, ne de (fakirliklerinden dolayı seferde) harcayacaklarını bulamayanlara (geri kalmakda) bir günah (ve mes'uliyyet) yokdur. (Onlar geri kalmakla beraber memleketde iyilik ediyorlar), iyilik edenlere karşı (da muahazeye) bir yol yokdur. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

Zayıflara, hastalara ve harcayacak şeyleri bulunmayanlara, Allah'a ve Rasulüne sadık kaldıkça bir sorumluluk yoktur. İhsan edenleri hesaba çekmeye de bir yol yoktur. Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(90-96) Bedevilerden / Araplardan birileri özür ifade ederek onlara izin verilmesi amacıyla geldiler, Allah’ı ve O’nun Resulünü yalanlayanlar ise oturdu kaldılar, (izin almak umurlarında değil tenezzül bile etmiyorlar) onlardan kafir olanlara ileride acıtıcı bir azap isabet edecektir. Zayıf ve hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara zorluk yoktur, Allah’a ve O’nun Resulü için nasihatte bulundukları sürece güzel davrananlar için sorumlu tutulmaya dair bir yol yoktur , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Senden, onları taşıyacak binek isteyen kimselere, sizi taşıyacak bir binek bulamadım dediğinde de geri dönüp giderken hüzünden gözlerinden yaş akanlara, harcayacak bir şey de bulamayanlara, sorumluluğa dair yol yoktur. Zengin oldukları halde senden izin isteyenlere, sorumluluğa dair yol kesinlikle vardır, onlar geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular, Allah’ta onların kalplerini mühürledi, onlar artık bilmezler. Onlar, siz geri döndüğünüzde özür dileyecekler, deki özür falan dilemeyin size inanmıyoruz, Allah sizin haberlerinizi bize kesin olarak bildirdi, Allah ve O’nun Resulü ileride sizin amellerinizi de görecek ve sonra da şahit olunmayanı / gaybı ve şahit olunanı bilene / Allah’a döndürüleceksiniz, size yapıyor olduklarınızı haber verecektir. Geri döndüğünüz de geri kalmış olanlarla / onlarla ilgilenmemeniz için, Allah adına yemin de edecekler, onlara sırtınızı ç evirin / ilgilenmeyin, çünkü onlar pisliktirler, kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir. Kendilerinden hoşnut olmanız için yemin eder dururlar, siz onlardan razı olsanız dahi Allah kesinlikle yoldan çıkmış topluluktan hoşnut olmaz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’a ve Rasûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte/ihsanda bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Süleyman Ateş

Zayıflara, hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara, Allah ve Elçisi için öğüt verdikleri takdirde (sefere katılmamalarından ötürü) bir günah yoktur. İyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmazlar). Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

Güçsüzlere, hastalara, bir de harcayacak bir şey bulamayan kimselere dipnot 1 , Allah'a ve elçisine karşı samimi oldukları sürece (savaşa çıkmamalarından dolayı) bir sıkıntı yoktur dipnot 2 . Güzel davranış sergileyenlerin sorumlu tutulması için bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    O zaman kurumsal anlamda bir ordu olmadığından, savaş için gereken hazırlığı herkes kendi imkanıyla yapıyordu. Tebük uzun bir mesafede olduğundan, savaş teçhizatı ve binek bulamayanların bu savaşa katılmaları mümkün değildi.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a ve Elçisine karşı samimi oldukları sürece güçsüzlerin, hastaların, harcayacak bir şey bulamayanların kendilerini sıkıntıya sokmaları gerekmez. Güzel davranan kimselerin aleyhine yapılacak bir şey yoktur. Allah bağışlar, ikramda bulunur.

Şaban Britch

Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Rasûlü için (insanlara) nasihat verdikleri takdirde günah yoktur. İyilik edenlere karşı bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

Şaban Piriş

Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Resulü'ne bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyilik edenlere karşı bir yol yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Güçsüzlere, hastalara, infak edecek bir şey bulamayanlara, Allah ve resulü için öğüt verdikleri takdirde bir günah yoktur. Güzel davrananlar aleyhine bir yol yok. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Absolved from warfare are the weak and the sick and those who are indigent lacking the necessities of life. These are excused to stay at home provided they are sincere with Allah and His Messenger, for the sincere shall always find acceptance with Allah These may contribute to the divine cause in their own way if and when they can. Allah is Ghafurun and Rahimun.

Abdul Haleem

but there is no blame attached to the weak, the sick, and those who have no means to spend, provided they are true to God and His Messenger- there is no reason to reproach those who do good: God is most forgiving and merciful.

Abdullah Yusuf Ali

There is no blame on those who are infirm, or ill, or who find no resources to spend (on the cause), if they are sincere (in duty) to Allah and His Messenger: no ground (of complaint) can there be against such as do right: and Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

[9:91] There is no blame on the weak nor on the sick nor on those who have nothing to enable them to join (the struggle in the Way of Allah) if they stay behind provided that they are sincere to Allah and to His Messenger. There is no cause for reproach against those who do good. Allah is All-Forgiving, Ever Merciful.

Aisha Bewley

Nothing is held against the weak and sick nor against those who find nothing to spend, provided they are true to Allah and His Messenger – there is no way open against good-doers, Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful –

Al-Hilali & Khan

There is no blame on those who are weak or ill or who find no resources to spend [in holy fighting (Jihâd)], if they are sincere and true (in duty) to Allâh and His Messenger.[1] No ground (of complaint) can there be against the Muhsinûn (good-doers - See the footnote of V.9:120). And Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

There is no blame on the weak, nor on the sick, nor on those who do not find anything to spend, so long as they are sincere to Allah and His Apostle. There is no [cause for] blaming the virtuous, and Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

(For being unable to proceed on to defensive fighting) no blame lies on the weak, nor on the sick, nor on those who find nothing that they could spend, provided they are sincere and true to Allâh and His Messenger. There is no way (of reproach) against the doers of good to others. And Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

There is no fault in the weak and the sick and those who find nothing to expend, if they are true to God and to His Messenger. There is no way against the good-doers -- God is All-forgiving, All-compassionate --

Bijan Moeinian

There is no blame upon those who are weak, sick or cannot finance their participation in the fight to stay behind, so long as they are sincerely faithful to God and His Messenger. The righteous ones among them will bear no burden of shame as God is the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

For the weak, and the sick, and those who cannot find wherewith to expend in alms there is no hindrance, so they be only sincere towards God and His Apostle. There is no way against those who do well; for God is forgiving and merciful.

Edip-Layth

There is no blame to be placed upon the weak, the sick, or those who do not find anything to spend on, as long as they are sincere to God and His messenger. There is no argument against the good doers; and God is Forgiving, Compassionate.

George Sale

In those who are weak, or are afflicted with sickness, or in those who find not wherewith to contribute to the war, it shall be no crime if they stay at home; provided they behave themselves faithfully towards God and his apostle. There is no room to lay blame on the righteous; for God is gracious and merciful:

Hamid S. Aziz

For the weak, and the sick, and those who cannot find wherewith to spend in alms, no blame is there for them, so long as they be sincere towards Allah and His Messenger. There is no blame against those who do good; for Allah is Forgiving and Merciful.

Mahmoud Ghali

There is no restriction for the weak nor for the sick nor for the ones who do not find (anything) to expend, when they give (honest) advice to Allah and His Messenger. In no way is there any (restriction) against the fair-doers; and Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Not unto the weak nor unto the sick nor unto those who can find naught to spend is any fault (to be imputed though they stay at home) if they are true to Allah and His messenger. Not unto the good is there any road (of blame). Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

No blame will attach to the old and the sick, or those without means to spend on good acts, if they stay behind provided they are sincere to God and His Apostle; There is no way to blame those who are doers of good, for God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

[But] no blame shall attach to the weak, nor to the sick, nor to those who have no means. [to equip themselves], provided that they are sincere towards God and His Apostle: there is no cause to reproach the doers of good, for God is much-forgiving, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

There is no blame on the weak, the sick, or those lacking the means ˹if they stay behind˺, as long as they are true to Allah and His Messenger. There is no blame on the good-doers. And Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

There is no blame to be placed upon the weak, or the sick, or those who do not find anything to spend on, if they are sincere to God and His messenger. There is no argument against the good doers; and God is Forgiving, Merciful.

Rashad Khalifa

Not to be blamed are those who are weak, or ill, or do not find anything to offer, so long as they remain devoted to GOD and His messenger. The righteous among them shall not be blamed. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

There is not upon the weak or upon the ill or upon those who do not find anything to spend any discomfort when they are sincere to Allah and His Messenger. There is not upon the doers of good any cause [for blame]. And Allah is Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

Not upon the weak, nor upon the sick, nor upon those who find not what to spend is there blame, when they are true to God and His messenger — against the doers of good there is no path; and God is forgiving and merciful —

Shabbir Ahmed

Not to be blamed are the physically weak, the elderly, the sick, and the ones who have no means to offer, so long as they are sincere to Allah and His Messenger (48:17). They should keep doing what they can to support the Cause. There is no way of blame against the doers of such good. Allah is Forgiving, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

There is no blame on those who are weak or ill or (those) who find nothing to spend, if they are sincere (in duty) to Allah and His Messenger (Muhammad) no reason (for blame) can there be against such as (those) act right: And Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

There is no blame on the weak, or on the sick, or on those who have nothing to spend, if they are sincere to Allah and His Messenger. There is no way against those who are good in deeds. Allah is most Forgiving, Very Merciful.

The Monotheist Group

There is no blame to be placed upon the weak, or the sick, or those who do not find anything to spend on, if they are sincere towards God and His messenger. There is no argument against the good doers; and God is Forgiving, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 91. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 91. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 91. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩