Tevbe suresi

Tevbe suresi, 92. ayet

Tevbe suresi, 92. ayet. وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ

velâ `ale-lleẕîne iẕâ mâ etevke litaḥmilehüm ḳulte lâ ecidü mâ aḥmilüküm `aleyh. tevellev vea`yünühüm tefîḍu mine-ddem`i ḥazenen ellâ yecidû mâ yünfiḳûn.

Diyanet İşleri

Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 89–95 · surenin 92. ayeti / 129

Konu Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar Tevbe 90–99 3

  1. Tevbe 89

    Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

  2. Tevbe 90

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

  3. Tevbe 91

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  4. 92

    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

  5. Tevbe 93

    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

  6. Tevbe 94

    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

  7. Tevbe 95

    Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

92. “Bir de sana kendilerine binek temin etmen için geldiklerinde” senin böyle bir imkâna sahip olmadığını gören, senin de kendilerine özür beyan ederek: “Size bir binek bulamıyorum, dediğin zaman harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzülüp gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de” bir vebal ve günah yoktur. Çünkü bunlar, aciz kimselerdir ve kendilerini fedaya hazırdırlar. İmkân bulamadıklarından dolayı Yüce Allah’ın söz ettiği şekilde üzülmüş ve zorlukla karşı karşıya kalmışlardır. İşte bunlar için de bir vebal yoktur. Bunların vebali kalktığına göre durum, asıl haline döner ki o da şudur: Bir hayra niyet edip de bu kararlı niyeti ile birlikte gücünün yettiği çalışma ve çabayı ortaya koymasına rağmen maksadına güç yetiremeyen kimse, o işi tam ve eksiksiz olarak yapmış gibi sayılır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber! Kendilerine, üzerine binecekleri bir binek sağlaman için sana gelen ve senin de onları bindirecek bir binek bulamayarak onlara, "Sizleri bindirecek binek bulamıyorum" dediğin kimseler bunun ardından üzüntüleri sebebi ile gözlerinden yaşlar dökerek cihattan geri kalmışlardır. Bu kimseler için bir günah yoktur. Çünkü onlar, cihada gitmek için harcayacakları bir şeyi kendilerinde ve senin yanında bulamamışlardır."

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la ve yoktur (sorumluluk)
  2. عَلَى ala
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  4. إِذَا iza zaman
  5. مَآ ma
  6. أَتَوْكَ etevke sana geldikleri kök: اتي
  7. لِتَحْمِلَهُمْ litehmilehum binek için kök: حمل
  8. قُلْتَ kulte sen deyince kök: قول
  9. لَآ la
  10. أَجِدُ ecidu bulamıyorum kök: وجد
  11. مَآ ma bir şey
  12. أَحْمِلُكُمْ ehmilukum sizi bindirecek kök: حمل
  13. عَلَيْهِ aleyhi üzerine
  14. تَوَلَّوا۟ tevellev dönen kök: ولي
  15. وَّأَعْيُنُهُمْ veea'yunuhum ve gözlerinden kök: عين
  16. تَفِيضُ tefidu akarak kök: فيض
  17. مِنَ mine
  18. ٱلدَّمْعِ d-dem'i yaş kök: دمع
  19. حَزَنًا hazenen üzüntüden kök: حزن
  20. أَلَّا ella dolayı
  21. يَجِدُوا۟ yecidu bulamadıklarından kök: وجد
  22. مَا ma bir şey
  23. يُنفِقُونَ yunfikune infak edecek kök: نفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دمع (2 geçiş) · Aynı kök: فيض (9 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık.…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere…

  • Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde "Sizi bindirecek bir (binek) bulamıyorum." deyince, (savaş için) infak edecek hiçbir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözyaşı dökerek dönen kişilere de (sorumluluk yoktur). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah Tebük Gazvesi'ne katılamayacağı için sorumluluktan uzak tuttuğunu bildirdiği dördüncü bir gruba değinmektedir. Sözü edilen kişilerin Hz. Muhammed'in yanına geldikleri, kendilerine binek vermesi için istekte bulundukları, Hz. Muhammed'in de kendilerine hitaben "Sizi savaşa götürmek için üzerinde taşıyabileceğim, bindirebileceğim bir binek yok" dediği insanlar olduğu ifade edilmektedir. Ayetin devamında, bu kişilerin Hz. Muhammed'den bu cevabı aldıktan sonra savaş için infak edebilecek herhangi bir şey bulamamanın derin hüznü içerisinde gözyaşlarına boğularak geri döndükleri bildirilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Bir de sana kendilerine binek sağlaman için geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin zaman, bu yolda harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden iki gözü iki çeşme geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur.

Muhammed Esed

Ve sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin zaman, bu yolda harcayacak imkanları olmadığı için üzüntüden gözleri yaşararak dönüp gidenler de sorumlu tutulmayacaktır.

Ahmed Hulusi

Kendilerine silah - binek vermen için geldiklerinde: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğinde; infak edecek bir şey de bulamadıklarından dolayı, üzüntüden gözyaşları içinde dönen kimselere de kınama olmaz!

Ali Bulaç

Bir de (savaşa katılabilecekleri bir bineğe) bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum, deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur).

Ali Rıza Safa

Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde; "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum!" dediğin zaman, yardımlaşmak amacıyla paylaşacak bir şey bulamadıkları için, üzüntüden gözlerinden yaşlar akarak geri dönenlere de yoktur.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince, harcayacak bir şey bulamamanın üzüntüsünden gözleri yaş dökerek geri dönen kimselere de sorumluluk yoktur.

Edip Yüksel

Aynı şekilde, kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir taşıt bulamıyorum" dediğin ve mali yetersizliklerinden dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak geri dönenler de kınanamaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Aynı şekilde, kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde, 'Sizi bindirecek bir taşıt bulamıyorum,' dediğin ve mali yetersizliklerinden dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak geri dönenler de kınanamaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de kendilerini bindirip savaşa sevketmen için her ne zaman sana geldilerse, "sizi bindirecek bir araç bulamıyorum." dediğin için bu uğurda harcayacak birşey bulamamaları sebebiyle üzüntülerinden gözleri yaş döke döke dönenlere de bir günah yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara da harec yoktur ki her ne zaman kendilerini bindirip sevkedesin diye sana geldilerse "sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin cihetle bu uğurda sarfedecekleri şeyi bulamadıklarından dolayı hüzünlerinden gözleri yaş döke döke döndüler

Erhan Aktaş

Bir de sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, harcayacakları bir şeyleri olmadığı için üzüntüden gözlerinden yaşlar akıtarak geri dönüp gidenlere de bir sorumluluk yoktur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir de; sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, harcayacakları bir şeyleri olmadığı için üzüntüden gözlerinden yaşlar akıtarak geri dönüp gidenlere de bir sorumluluk yoktur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir de; sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, harcayacakları bir şeyleri olmadığı için üzüntüden gözlerinden yaşlar akıtarak geri dönüp gidenlere de bir sorumluluk yoktur.

Gültekin Onan

Bir de (savaşa katılabilecekleri bir bineğe) bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

Hasan Basri Çantay

Bir de şunlara günah (ve mes'uliyyet) yokdur ki: Kendilerini bindir (ib sevk et) men için ne zaman sana geldilerse, "Size bir binek bulamıyorum" dedin ve (bu uğurda kendileri) harcayacak bir şey bulamadılar da kederlerinden gözleri yaş döke döke döndüler.

İbni Kesir

Kendilerine binek vermen için sana geldiklerinde: Size bir binek bulamıyorum, dediğin zaman, infak edecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözleri yaşararak geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur.

Mehmet Alagaş

(90-96) Bedevilerden / Araplardan birileri özür ifade ederek onlara izin verilmesi amacıyla geldiler, Allah’ı ve O’nun Resulünü yalanlayanlar ise oturdu kaldılar, (izin almak umurlarında değil tenezzül bile etmiyorlar) onlardan kafir olanlara ileride acıtıcı bir azap isabet edecektir. Zayıf ve hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara zorluk yoktur, Allah’a ve O’nun Resulü için nasihatte bulundukları sürece güzel davrananlar için sorumlu tutulmaya dair bir yol yoktur , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Senden, onları taşıyacak binek isteyen kimselere, sizi taşıyacak bir binek bulamadım dediğinde de geri dönüp giderken hüzünden gözlerinden yaş akanlara, harcayacak bir şey de bulamayanlara, sorumluluğa dair yol yoktur. Zengin oldukları halde senden izin isteyenlere, sorumluluğa dair yol kesinlikle vardır, onlar geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular, Allah’ta onların kalplerini mühürledi, onlar artık bilmezler. Onlar, siz geri döndüğünüzde özür dileyecekler, deki özür falan dilemeyin size inanmıyoruz, Allah sizin haberlerinizi bize kesin olarak bildirdi, Allah ve O’nun Resulü ileride sizin amellerinizi de görecek ve sonra da şahit olunmayanı / gaybı ve şahit olunanı bilene / Allah’a döndürüleceksiniz, size yapıyor olduklarınızı haber verecektir. Geri döndüğünüz de geri kalmış olanlarla / onlarla ilgilenmemeniz için, Allah adına yemin de edecekler, onlara sırtınızı ç evirin / ilgilenmeyin, çünkü onlar pisliktirler, kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir. Kendilerinden hoşnut olmanız için yemin eder dururlar, siz onlardan razı olsanız dahi Allah kesinlikle yoldan çıkmış topluluktan hoşnut olmaz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin; “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum.” dediğin, bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

Süleyman Ateş

Kendilerini (binek sağlayıp) bindirmen için sana geldikleri zaman, sen: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak dönen kimselerin aleyhine de (yol yoktur, Onlar da kınanmazlar).

Süleymaniye Vakfı

Bir bineğe bindirip savaşa göndermen için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, kendileri de harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden göz yaşlarıyla dönüp gidenlerin sorumlu tutulması için de bir sebep yoktur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir bineğe bindiresin diye sana gelenler de var. "Sizi bindirecek binek bulamıyorum" dediğinde onlar, harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden dolayı gözlerinden yaşlar akarak geri dönmüşlerdi. Onlar da sorumlu tutulmayacaklardır.

Şaban Britch

Bindirip (savaşa) götürmen için sana geldiklerinde: "Sizi üzerine bindirip götürecek bir şey bulamıyorum" dediğin zaman, harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntülerinden gözleri yaş dökerek geri dönenlere bir günah yoktur.

Şaban Piriş

Binek vermen için sana geldiklerinde: -Size binek bulamıyorum, dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntülerinden gözleri yaş dökerek geri dönenlere bir sorumluluk yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde sen, "sizi bindirecek bir şey bulamam" deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından, üzüntüyle gözlerinden yaşlar boşalarak geri dönen kimseler için de herhangi bir günah yoktur.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Absolved also are those who come to you O Muhammad intending sincerely to join your expedition and you tell them: "I do not have the means to carry you to the battle field" and they weep their fill due to their disappointment. They are grieved at heart over their inability to contribute to Allah's purpose which is the heart of their purpose.

Abdul Haleem

And there is no blame attached to those who came to you [Prophet] for riding animals and to whom you said, ‘I cannot find a mount for you’: they turned away with their eyes overflowing with tears of grief that they had nothing they could contribute.

Abdullah Yusuf Ali

Nor (is there blame) on those who came to thee to be provided with mounts, and when thou saidst, "I can find no mounts for you," they turned back, their eyes streaming with tears of grief that they had no resources wherewith to provide the expenses.

Abul A'la Maududi

[9:92] Nor can there be any cause for reproach against those who, when they came to you asking for mounts to go to the battlefront, and when you said that you had no mounts for them, they went back, their eyes overflowing with tears, grieving that they had no resources to enable them to take part in fighting.

Aisha Bewley

nor is anything held against those who, when they came to you for you to provide them with mounts and you said, ‘I cannot find anything on which to mount you,’ turned away with their eyes overflowing with tears, overcome by grief at having nothing to give.

Al-Hilali & Khan

Nor (is there blame) on those who came to you to be provided with mounts, when you said: "I can find no mounts for you," they turned back, while their eyes overflowing with tears of grief that they could not find anything to spend (for Jihâd).

Ali Quli Qarai

Nor [is there any blame] on those to whom, when they came to you to provide them with a mount, you said, ‘I do not find any mount for you,’ and they turned back, their eyes flowing with tears, grieved because they did not find any means to spend.

Amatul Rahman Omar

Nor (a blame lies) on those whom when they came to you ( Prophet! with the request) that you should mount them, you said, `I find not whereon I may mount you. ' They then turned away (helpless as they were) while their eyes were overflowing with tears of grief because they could find nothing that they could spend.

Arthur John Arberry

neither against those who, when they came to thee, for thee to mount them, thou saidst to them, 'I find not whereon to mount you'; they turned away, their eyes overflowing with tears of sorrow, because they found nothing to expend.

Bijan Moeinian

Likewise, there is no blame upon those who came to you asking for the means of transportation and left with tears in their eyes as you did not have any horse or camel to accommodate them and they did not have any mean to provide it themselves either.

E. Henry Palmer

Nor against those to whom, when they came to thee that thou shouldst mount them, thou didst say, 'I cannot find wherewith to mount you,' turned their backs while their eyes poured forth with tears, for grief that they could not find wherewith to expend.

Edip-Layth

Nor upon those who come to ride out with you, while you said, "I do not have any mounts for you;" they turned away while their eyes were flooded with tears out of sadness, for they could not find anything to contribute.

George Sale

Nor on those, unto whom, when they came unto thee, requesting that thou wouldest supply them with necessaries for travelling, thou didst answer, I find not wherewith to supply you, returned, their eyes shedding tears for grief, that they found not wherewith to contribute to the expedition.

Hamid S. Aziz

Nor against those to whom, when they came to you that you should provide mount for them, you did say, "I cannot find whereon to mount you. " They turned their backs while their eyes poured forth with tears, for grief that they could not find the means to spend.

Mahmoud Ghali

Nor (is there any restriction) against the ones who, when they came up to you for you to transport them, you said, "I do not find that which to transport you, " they turned away, and their eyes overflowing with tears, grieved that they did not find (anything) to expend.

Marmaduke Pickthall

Nor unto those whom, when they came to thee (asking) that thou shouldst mount them, thou didst tell: I cannot find whereon to mount you. They turned back with eyes flowing with tears, for sorrow that they could not find the means to spend.

Mohamed Ahmed - Samira

Nor will they be blamed who came to you for transport, to whom you said: "I cannot find any means of conveyance for you," and they went away in tears, grieving that they lacked the means to spend (on carriage).

Muhammad Asad

Nor [shall blame attach] to those who, when they came unto thee [O Prophet, with the request] that thou provide them with mounts, were told by thee, "I cannot find anything whereon to mount you" - [whereupon] they turned away, their eyes overflowing with tears out of sorrow that they had no means to spend [on their equipment].

Mustafa Khattab

Nor ˹is there any blame on˺ those who came to you ˹O Prophet˺ for mounts, then when you said, "I can find no mounts for you," they left with eyes overflowing with tears out of grief that they had nothing to contribute.

Progressive Muslims

Nor upon those who come to ride out with you, while you said: "I do not have any mounts for you;" they turned away while their eyes were flooded with tears out of sadness, for they could not find anything to contribute.

Rashad Khalifa

Also excused are those who come to you wishing to be included with you, but you tell them, "I do not have anything to carry you on." They then turn back with tears in their eyes, genuinely saddened that they could not afford to contribute.

Sahih International

Nor [is there blame] upon those who, when they came to you that you might give them mounts, you said, "I can find nothing for you to ride upon. " They turned back while their eyes overflowed with tears out of grief that they could not find something to spend [for the cause of Allah ].

Sam Gerrans

Nor upon those to whom, when they came to thee, that thou provide them mounts, thou saidst: “I find not whereon to mount you,” they turned back, their eyes overflowing with tears of grief, that they found not what to spend.

Shabbir Ahmed

Nor is there any blame on those who came to you (O Messenger), requesting that you provide them with mounts (horses and camels). You told them, "I cannot find a ride to mount you on." They returned with eyes flowing with tears out of sorrow that they had no means to spend for equipment.

Syed Vickar Ahamed

There is no (blame is there) on those who came to you to be given the mounts (for riding horses for war), and when you said, "I can find no mounts for you," they turned back, their eyes pouring with tears of sorrow that they had nothing with which the expenses could be met.

Taqi Usmani

Nor (is there any blame) on those who, when they came to you so that you might provide them with a carrier (that they could ride for Jihād ) and you said (to them), "I find no carrier to give to you", went back with their eyes flowing with tears in grief, because they had nothing to spend.

The Monotheist Group

Nor upon those who came to ride out with you, while you said: "I do not have any mounts for you;" they turned away while their eyes were flooded with tears out of sadness, for they could not find anything to contribute.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 92. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 92. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 92. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩