Diyanet İşleri
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"
Tûr suresi
Tûr suresi, 15. ayet. أَفَسِحْرٌ هَٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
efesiḥrun hâẕâ em entüm lâ tübṣirûn.
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yemin; azabın gerçekleşmesi ve cehennem Tûr 1–16 3
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"
"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."
(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. “Bu da mı sihir yoksa siz görmüyor musunuz?” Bununla âyetlerin akışından da anlaşıldığı üzere cehennem ateşine ve azaba işaret edilme ihtimali vardır. Yani onlar, ateş ve azabı görecekleri vakit azarlanmak üzere onlara şöyle denilecek: Bu, gerçeği olmayan bir sihir midir? İşte onu görmüş bulunuyorsunuz. Yoksa siz dünyada iken görmeyen kimseler miydiniz? Yani basireti ve bilgisi bulunmayan kimseler miydiniz? Yoksa sizler bu işi bilmeyen ve bu hususta size karşı delil ortaya konulmamış kimseler mi idiniz? Bu sorunun cevabı ise bütün bunların böyle olmadığıdır. Yani bu sihir değildir, çünkü sizler artık bunun gerçeğin gerçeği, doğrunun doğrusu, bütün yönleri ile sihre aykırı olduğunu açıkça görmüş bulunuyorsunuz.
Onların görmeyen ve bilmeyen kimseler oluşlarına gelince durum böyle değildir. Aksine Allah’ın onlara karşı delilleri ortaya konulmuş, peygamberler onları bu deliller ile imana davet etmişlerdir. Öyle ki ortaya konulan delil ve belgeler de bu gerçeği açık seçik ve hakkında delil getirilen en büyük hususlar konumuna çıkarmıştır.
Yüce Allah’ın: “Bu da mı sihir yoksa siz görmüyor musunuz?” buyruğunun, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu apaçık hakka ve dosdoğru yola işaret etmesi ihtimali de vardır. Yani aklı başında bulunan bir kimsenin, onun bu getirdikleri hakkında -en büyük ve değerli gerçek iken-: “O bir sihirdir”, demesi düşünülebilir mi? Ancak onlar basiretsiz olduklarından dolayı Kur’ân hakkında bu sözleri söylemişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gözlerinizle apaçık gördüğünüz azap da mı sihirdir? Yoksa siz onu görmüyor musunuz?
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu bir büyü müymüş! Yoksa görmüyor musunuz?
Bu kara büyü(nün kabusu)mu, yoksa görmek istemediğiniz bir (hakikat) mi?
Peki bu, bir yanılsama mıydı yoksa (doğruluğunu) görmek istemediğiniz bir şey mi?
"Bu bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz?"
"Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."
Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
"Bu da mı büyüleyici bir söz? Yoksa siz mi görmüyordunuz?"
"Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?"
Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu da mı sihir, yoksa siz görmüyor musunuz?
Bu da mı sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
"Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."
"(Peki) bu da mı sihir?! Yoksa siz (yine büyülendiniz de) görmüyor musunuz"?!
Bu bir büyü müdür, yoksa siz görmüyor musunuz?
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
"(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?"
Bu da mı sihir! Yoksa bunu da mı görmüyorsunuz dipnot 1 !
Bu da mı büyü! Bunu da mı görmüyorsunuz!
Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
-Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
"Bu da mı büyü?! Yoksa siz mi görmüyordunuz?"
Now, do you see it a reality! or is it also an illusive appearance and a secret and overmastering influence resembling magic in its effect? or is it that you have lost sight?
So is this sorcery? Do you still not see it?
"Is this then a fake, or is it ye that do not see?
Is this, then, any feat of magic or are you unable to see? dipnot 1
So is this magic? Or is it that you do not see?
Is this magic, or do you not see?
Is this then magic, or is it you who do not perceive?
`Is this an illusion or is it you who are still unable to see?
What, is this magic, or is it you that do not see?
"Do you think this is magic? Can you see now what you were rejecting?"
Is it magic, this? or can ye not see?-
"Is this magic, or do you not see?"
Is this a magic illusion? Or do ye not see?
Is it magic then, or do you not see?
So, is this magic, or is it you (who) do not behold?
Is this magic, or do ye not see?
Is it magic, or you cannot see?
Was it, then, a delusion or is it that you failed to see [its truth]?
Is this magic, or do you not see?
"Is this magic, or do you not see"
Is this magic, or do you not see?
Then is this magic, or do you not see?
“Is this sorcery? Or do you not see?
Is it, and was it, then, magic - or is it that you never used your Vision?
"Is this a fake, or is it you who do not see?
Is it then magic, or do you not see?
"Is this magic, or do you not see?"