Tûr suresi

Tûr suresi, 45. ayet

Tûr suresi, 45. ayet. فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

feẕerhüm ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî fîhi yuṣ`aḳûn.

Diyanet İşleri

Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tûr 42–48 · surenin 45. ayeti / 49

Konu Bırak onları; Rabbinin hükmüne sabret Tûr 44–49 3

  1. Tûr 42

    Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.

  2. Tûr 43

    Yoksa, onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

  3. Tûr 44

    Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.

  4. 45

    Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

  5. Tûr 46

    O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

  6. Tûr 47

    Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

  7. Tûr 48

    Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

45. “O nedenle ölüp yere yığılacakları günle karşılaşana kadar onları kendi hallerine bırak.” Bu gün, asla ölçüsü tasavvur olunamayacak ve hiçbir şekilde nitelendirilemeyecek büyük bir azabın kendilerine isabet edeceği Kıyamet günüdür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Azap görecekleri günlerine ulaşıncaya kadar onları inkâr ve inatları üzerine bırak. O gün kıyamet günüdür.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَذَرْهُمْ fezerhum bırak onları kök: وذر
  2. حَتَّىٰ hatta kadar
  3. يُلَـٰقُوا۟ yulaku kavuşuncaya kök: لقي
  4. يَوْمَهُمُ yevmehumu günlerine kök: يوم
  5. ٱلَّذِى llezi
  6. فِيهِ fihi orada
  7. يُصْعَقُونَ yus'akune korkudan bayılacakları kök: صعق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş)

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Artık bayıltılacakları dipnot 1 günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hâllerine bırak!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki [yus‘akûne] fiili ölmek değil, A‘râf 7:143 ve Zümer 39:68'de de olduğu gibi bayılmak demektir.

Mustafa İslamoğlu

Artık onları, dehşetten kendilerini kaybedecekleri günle karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak!

Muhammed Esed

Bundan böyle, dehşete kapılacakları (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları!

Ahmed Hulusi

Bırak onları, dehşeti yaşayacakları (ölüm) günlerine kavuşuncaya kadar!

Ali Bulaç

Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Ali Özek ve heyeti

Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.

Ali Rıza Safa

Artık, onlara aldırış etme; çarpılacakları günlerine kavuşuncaya dek.

Bayraktar Bayraklı

Artık, çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak!

Edip Yüksel

Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya) kadar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde bırak onları ta o çarpılacakları günlerine kadar

Erhan Aktaş

Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

Gültekin Onan

Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Hasan Basri Çantay

Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak.

İbni Kesir

Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları.

Mehmet Alagaş

(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şimdi onları yıkılıp, helak olacakları günleri ile karşılaşana kadar bırak.

Süleyman Ateş

Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları kendi başlarına bırak; cezaya çarptırılacakları güne kadar böyle gitsin.

Şaban Britch

O halde bırak onları! Tâ ki (azaba) çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.

Şaban Piriş

-O halde, bırak onları, ta ki çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bayılıp yere serilecekleri günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, leave them until they are faced, on some future date, with their settling day, when they are suddenly visited with an overwhelming punishment striking them at the root,

Abdul Haleem

so leave them, Prophet, until they face the Day when they will be thunderstruck,

Abdullah Yusuf Ali

So leave them alone until they encounter that Day of theirs, wherein they shall (perforce) swoon (with terror),-

Abul A'la Maududi

So leave them alone until they encounter that Day of theirs when they shall be struck down,

Aisha Bewley

Leave them then until they meet their Day when they will be struck down by the Blast:

Al-Hilali & Khan

So leave them alone till they meet their Day, in which they will sink into a fainting (with horror).

Ali Quli Qarai

So leave them until they encounter their day on which they will be thunderstruck;

Amatul Rahman Omar

So leave them alone till they meet that day of theirs (- the day of the battle of Badr) when they will be driven into the fire (of warfare).

Arthur John Arberry

Then leave them, till they encounter their day wherein they shall be thunderstruck,

Bijan Moeinian

So let them in their disbelief till the Day that they will be struck down.

E. Henry Palmer

But leave them till they meet that day of theirs whereon they shall swoon;

Edip-Layth

So disregard them until they meet the day in which they are struck.

George Sale

Wherefore leave them, until they arrive at their day wherein they shall swoon for fear:

Hamid S. Aziz

Leave them then till they meet that Day of theirs wherein they shall be made to swoon (with terror):

Mahmoud Ghali

So, leave them out, till they meet their Day wherein they will be stunned. (i.e., thunderstruck)

Marmaduke Pickthall

Then let them be (O Muhammad), till they meet their day, in which they will be thunder-stricken,

Mohamed Ahmed - Samira

So, leave them until they face their day (of doom) when they will be stunned.

Muhammad Asad

Hence, leave them alone until they face that [Judgment] Day of theirs, when they will be stricken with terror:

Mustafa Khattab

So leave them until they face their Day in which they will be struck dead—

Progressive Muslims

So disregard them until they meet the Day in which they are struck.

Rashad Khalifa

Disregard them until they meet the day in which they are struck.

Sahih International

So leave them until they meet their Day in which they will be struck insensible -

Sam Gerrans

Then leave thou them until they meet their day wherein they will be thunderstruck,

Shabbir Ahmed

Hence, leave them alone until they meet that Day of theirs wherein they shall be thunderstruck.

Syed Vickar Ahamed

So leave them alone until they face their Day (of Judgment), when they shall be taken over (with fear)—

Taqi Usmani

So, leave them alone until they face their Day, in which they will be turned unconscious,

The Monotheist Group

So disregard them until they meet their Day in which they are stricken.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 45. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 45. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 45. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩