Diyanet İşleri
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 44. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ
illâ raḥmetem minnâ vemetâ`an ilâ ḥîn.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Delil: gemi ve taşınan nesiller Yâsîn 41–44 3
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
44. “Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir vakte kadar (dünyadan) faydalanmaları için” onları boğmayız. Belki hakka dönerler yahut işledikleri kusurlarını telafi ederler diye onlara lütuf olmak üzere ve onları faydalandırmak için bir süreye kadar hayatta bırakırız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ancak onları boğulmaktan kurtararak rahmet etmemiz ve aşamayacakları belirli bir zamana kadar istifade etmeleri için hayatta bırakmamız bundan müstesnadır. Umulur ki, bundan ibret alıp iman ederler.
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)
Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)
Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(43, 44) Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.
sadece katımızdan bir rahmet ve geçici bir mühlet tanımamız sayesinde yaşayabilirler.
meğer ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve (biraz daha fazla) hayat bağışlayalım.
Ancak bizden bir rahmet olarak ve yalnızca belli bir süre nasiplenmeleri için ömür vermemiz hariç.
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Bizden bir rahmet ve belirli bir süreye dek geçinmeleri dışında.
Ancak katımızdan bir rahmet olarak boğmuyor ve belli bir süreye kadar onları yaşatıyoruz.
Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.
Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Meğer ki bizden bir esirgeme ve daha bir zamana kadar yaşatma (mukadder) ola.
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme başka.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar yaşatma vardır (acıyarak onları bir süre yaşatırız).
Ama katımızdan bir ikramda bulunmak ve belli bir süreye kadar yaşatmak için (kurtardıklarımız) başka.
Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar geçimlik verilmiş ola.
Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.
Unless We extend to them Our mercy and let them enjoy life up to a predetermined point of time.
Only by Our mercy could they be reprieved to enjoy life for a while.
Except by way of Mercy from Us, and by way of (world) convenience (to serve them) for a time.
It is only Our Mercy (that rescues them) and enables enjoyment of life for a while. dipnot 1
except as an act of mercy from Us, to give them enjoyment for a time.
Unless it be a mercy from Us, and as an enjoyment for a while.
⎯except by a mercy from Us and for an enjoyment until some time.
It is only through mercy from Us (that We save them) and (let them have) an enjoyment of worldly gains for a while.
save as a mercy from Us, and enjoyment for a while.
Instead, I shower them with my mercy and let them live till the day that they are supposed to live their bodies.
save by mercy from us, as a provision for a season.
Except through a mercy from Us, and as an enjoyment for awhile.
unless through our mercy, and that they may enjoy life for a season.
Unless by mercy from Us and for enjoyment for a time.
Except as a mercy from Us and enjoyment for a while.
Unless by mercy from Us and as comfort for a while.
Unless by Our benevolence, to reap advantage for a time.
unless it be by an act of mercy from Us and a grant of life for a [further span of] time.
except by mercy from Us, allowing them enjoyment for a ˹little˺ while.
Except through a mercy from Us, and as an enjoyment for awhile.
Instead, we shower them with mercy, and let them enjoy for awhile.
Except as a mercy from Us and provision for a time.
Save as a mercy from Us, and as enjoyment for a time.
But as a Mercy from Us, We let them enjoy life for a while.
Except as the part of Mercy from Us, and as a part of a few (worldly) things (for them) for a (little) while.
unless there be mercy from Us, and (unless) We let them enjoy for a while.
Except through a mercy from Us, and as an enjoyment for awhile.