Diyanet İşleri
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 43. ayet. وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ
vein neşe' nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Delil: gemi ve taşınan nesiller Yâsîn 41–44 3
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
43. “Eğer dilersek onları suda boğarız ve ne kimse onların imdadına yetişir” yani kimseye feryatlarını işittiremezler. Bu sıkıntılara, zorluklara karşı onlara kimse yardım edemez, bu zorluklarını ortadan kimse kaldıramaz. “Ne de” içinde bulundukları halden “kurtarılırlar.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer biz onları boğmak isteseydik, onları suda boğardık. Şayet onların boğulmasını dileseydik, onlara hiçbir yardımcı yardım edemezdi. Eğer onlar emrimiz ve hükmümüzle boğulsalardı, hiçbir kurtarıcı da onları kurtaramazdı.
Aynı kök: صرخ (5 geçiş)
İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi…
Aynı kök: صرخ (5 geçiş)
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da…
Aynı kök: صرخ (5 geçiş)
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…
Aynı kök: نقذ (5 geçiş)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Aynı kök: نقذ (5 geçiş)
Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için…
Aynı kök: نقذ (5 geçiş)
"O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni…
Aynı kök: غرق (23 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: غرق (23 geçiş)
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(43, 44) Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.
Dilersek onları suda boğabiliriz; bu takdirde imdatlarına kimse yetişemez ve onlar kurtarılamazlar da;
dilersek onları suda boğabiliriz, kimse de yardımlarına gelemez, işte (o zaman) onlar için bir kurtuluş yoktur,
Eğer dilesek onları suda boğarız da, ne imdatlarına yetişen olur ve ne de kurtarılırlar!
Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.
Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.
Eğer dilersek, onları boğarız. Artık, ne çığlıklarına yetişen olur ne de kurtarılırlar.
Dilersek onları suda boğarız. Hiçbir kimse de onlara yardım edemez ve kurtarılamazlar da.
Dileseydik onları boğardık; ne bir çığlıklarına yetişen olurdu, ne de kurtulabilirlerdi.
Dileseydik onları boğardık; ne bir çığlıklarına yetişen olurdu, ne de kurtulabilirlerdi.
Dilersek onları (suda) boğarız da o zaman onlara ne feryatçı vardır, ne de onlar kurtarılırlar.
Dilersek onları gark da ederiz o vakıt ne onlara feryadcı vardır, ne de onlar kurtarılırlar
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.
Eğer dilersek onları (suda) boğarız. O suretde kendileri için bir imdadcı da yokdur, onlar kurtarılamazlar da.
Dilesek; onları suda boğardık da ne kurtaran bulunurdu, ne de kurtulabilirlerdi.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Eğer dilersek, onları suda boğarız da kimse de yardımlarına gelemez. İşte o zaman onlar için bir kurtuluş da yoktur.
Dilesek onları (suda) boğarız, ne kendilerine imdad (eden) olur, ne de kurtarılırlar.
Gerek görürsek dipnot 1 onları suda boğarız. Ne onlar için yardım isteyecek biri çıkar ne de kurtarılabilirler.
Batma şartlarının oluştuğunu görsek dipnot 1 onları batırırız. Ne yardımlarına koşan olur, ne de kurtarılırlar.
Eğer istersek onları suda boğarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar.
Eğer istersek onları suda boğarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar.
Eğer dilersek onları boğarız. Bu durumda ne kendileri için feryat eden olur ne de kurtarılırlar.
And if We willed We could drown them and no one would be there to hear their yelling nor would there be an expected rescue.
If We wished, We could drown them, and there would be no one to help them: they could not be saved.
If it were Our Will, We could drown them: then would there be no helper (to hear their cry), nor could they be delivered,
Should We so wish, We can drown them, and there will be none to heed their cries of distress, nor will they be rescued.
If We wished, We could drown them with no one to hear their cry, and then they would not be saved –
And if We will, We shall drown them, and there will be no shout (or helper) for them (to hear their cry for help), nor will they be saved.
And if We like We drown them, whereat they have no one to call for help, nor are they rescued
If We (so) willed, We would drown them, then they would have no (one to) succour (them), nor would they be rescued.
and if We will, We drown them, then none have they to cry to, neither are they delivered,
I decide to destroy their vessels, none can rescue them (remember Titanic and Space Shuttle’s destruction. )
and if we please, we drown them, and there is none for them to appeal to; nor are they rescued,
If We wished, We could drown them, so that their screaming would not be heard, nor could they be saved.
If we please, We drown them, and there is none to help them; neither are they delivered,
And if We please, We can drown them, then there shall be no helper for them, nor shall they be rescued.
And in case We (so) decide, We drown them; then they will have no screaming, nor are they rescued.
And if We will, We drown them, and there is no help for them, neither can they be saved;
We could have drowned them if We pleased, and none would have answered their cry for help, nor would they have been saved,
and [that, ] if such be Our will, We may cause them to drown, with none to respond to their cry for help: and [then] they cannot be saved,
If We willed, We could drown them: then no one would respond to their cries, nor would they be rescued—
And if We wished, We could drown them, so that their screaming would not be heard, nor could they be saved.
If we willed, we could have drowned them, so that their screaming would not be heard, nor could they be saved.
And if We should will, We could drown them; then no one responding to a cry would there be for them, nor would they be saved
And if We will, We drown them; then none have they to cry to, nor are they rescued,
We could down them, drown them according to Our Laws, with none to respond to their cry of help - and then they cannot be saved.
If it was Our Will, We could drown them: (And) then there would be no helper (for them), nor could they be saved.
And if We so will, We can drown them; then no one will respond to their cry, nor will they be rescued,
And if We wished, We could drown them, so that their screaming would not be heard, nor could they be saved.