Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 50. ayet

Yâsîn suresi, 50. ayet. فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

felâ yesteṭî`ûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerci`ûn.

Diyanet İşleri

Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 47–53 · surenin 50. ayeti / 83

Konu Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses Yâsîn 45–50 3

  1. Yâsîn 47

    Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.

  2. Yâsîn 48

    "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.

  3. Yâsîn 49

    Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

  4. 50

    Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

  5. Yâsîn 51

    Sura üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.

  6. Yâsîn 52

    Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."

  7. Yâsîn 53

    Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. Gafil oldukları bir zamanda bu çığlık onları yakalayacağı vakit kendilerine hiç mühlet tanınmayacaktır. O nedenle de “onlar” az olsun çok olsun “ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerinin yanına dönebilirler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu korkunç ses, onları ansızın yakaladığı zaman birbirlerine herhangi bir vasiyette bulunmaya, evlerine ve ailelerine dönmeye güç yetiremezler. Bilakis onlar, bu meşgaleleri ile uğraşırken öleceklerdir.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَا fela artık
  2. يَسْتَطِيعُونَ yestetiune güçleri yetmez kök: طوع
  3. تَوْصِيَةًۭ tevsiyeten bir vasiyete kök: وصي
  4. وَلَآ ve la ne de
  5. إِلَىٰٓ ila
  6. أَهْلِهِمْ ehlihim ailelerine kök: اهل
  7. يَرْجِعُونَ yerciune dönmeye kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve…

  • Aynı kök: وصي (32 geçiş)

    İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O durumda ne bir tavsiyede bulunabilir; ne de ailelerine dönebilirler.

Mustafa İslamoğlu

her şey o kadar ani olacak ki; ne vasiyet edebilecekler, ne de yakınlarına dönebilecekler.

Muhammed Esed

Ve (akibetleri öyle ani olacaktır ki) ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de yakınlarına sığınabilirler.

Ahmed Hulusi

O zamanda ne bir vasiyete güçleri yeter ve ne de ailelerine dönebilirler!

Ali Bulaç

Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler.

Ali Özek ve heyeti

İşte o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Ali Rıza Safa

Son istekte bulunmaya artık güçleri yetmez; zaten ailelerine dönemezler.

Bayraktar Bayraklı

İşte o anda ne vasiyet edebilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Edip Yüksel

Ne bir vasiyet bırakmaya vakit bulurlar ne de ailelerine dönebilirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ne bir vasiyet bırakmaya vakit bulurlar ne de ailelerine dönebilirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

o zaman bir tavsiyede bile bulunamazlar; ailelerine de dönemezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O zaman bir tavsıyeye bile kadir olamazlar, ailelerine de dönecek değillerdir

Erhan Aktaş

Artık vasiyette bulunmaya da ailelerine dönmeye de güçleri yetmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık vasiyette bulunmaya da ailelerine dönmeye de güçleri yetmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık vasiyette bulunmaya da ailelerine dönmeye de güçleri yetmez.

Gültekin Onan

Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler.

Hasan Basri Çantay

(İşte o zaman) bunlar bir vasıyyetde bile bulunamazlar. (Hatta o vakit) ailelerine dahi dönecek (halde) değildirler.

İbni Kesir

Artık ne vasiyet edebilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Mehmet Alagaş

(47-59) Onlara Allah’ın sizi rızıklandırdıklarından harcayın / infak edin denildiği zaman, kafirler iman edenlere; Allah ’ın istese doyuracağı kimseleri , biz mi doyuralım? Sizler, kesinlikle apaçık bir sapma içindesiniz dediler, Ayrıca e ğer sözüne bağlıysanız / sadıksanız bu vaat ne zaman? diyorlar. Onlar, çekişirlerken / hasımlaşır larken kendilerini alacak tek bir sesi bekliyorlar. Vasiyette bulunmaya dahi güçleri yetmez, yakın çevrelerine de geri dönemezler. Artık, Sû ra üfürülmüştür, o andan itibaren, kabirlerinden / mezarlarından rablerine doğru akın ederler. Y azıklar olsun bize / veyl olsun bize, bizi yattığımız yerden / yatırımızdan tekrar kim diriltti? Bu, Rahman’ın vaadi olan ve elçilerin doğruladığı şeydir, derler. Tek bir ses olmuştur, derhal hepsi birden bizim için hazır hale getirildiler. Artık bugün hiçbir nefes liye /nefse / hiçbir kimseye zulmedilmez, sadece yaptıkları nızla cezalandırılacaksınız. Muhakkak ki bugün cennet halkı neşeli bir şekilde belirli uğraşılar içindedirler, onlar ve zevceleri gölgeliklerde koltuklarda oturuşurlar. Orada onlara meyveler ve ne çağırırlarsa o vardır. Esirgeyen Rab’dan esenlik sözü / selam vardır. Ey suçlular bugün ayrılın.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte o anda onlar; ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Süleyman Ateş

Artık ne bir tavsiye yapabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Artık ne birine bir görev yükleyebilirler ne de ailelerine dönerler.

Şaban Britch

(O zaman) Ne bir vasiyet edebilirler, ne de ailelerine geri dönebilirler

Şaban Piriş

(O zaman) Ne bir vasiyet edebilirler ne de ailelerine geri dönebilirler

Yaşar Nuri Öztürk

O zaman ne bir tavsiyede bulunmaya güçleri yetecek ne de ailelerine dönebilecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And then it is too late to act nor do they have the chance to settle or dispose of their affairs verbally or in writing nor to their people will they return.

Abdul Haleem

They will have no time to make bequests, nor will they have the chance to return to their own people.

Abdullah Yusuf Ali

No (chance) will they then have, by will, to dispose (of their affairs), nor to return to their own people!

Abul A'la Maududi

and they will not even be able to make a testament, nor to return to their households. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the Resurrection will not take place piecemeal so that the people may leisurely watch its coming, but it will come all of a sudden when the people will be engaged in their daily business and they will have no idea whatever that the end of the world had approached. There will be a terrible blast and everyone will fall dead at the spot. Abdullah bin Amr and Abu Hurairah have related a Hadith from the Prophet (peace be upon him) saying: The people will be walking on the roads as usual, will be buying and selling in the markets, will be disputing matters in their assemblies, when suddenly the Trumpet shall be sounded. Thereupon the one who was buying cloth would collapse and he would not have the time to put down the cloth from his hand; the one who was filling a cistern to water his animals would not have the time to water; and the one who was going to eat, would not have the time to lift the morsel to his mouth and Resurrection will take place.

Aisha Bewley

They will not be able to make a will or return to their families.

Al-Hilali & Khan

Then they will not be able to make bequest, nor they will return to their family.

Ali Quli Qarai

Then they will not be able to make any will, nor will they return to their folks.

Amatul Rahman Omar

And so (sudden will be their end) that they will not be able to leave instructions about their affairs nor to their own people will they return.

Arthur John Arberry

then they will not be able to make any testament, nor will they return to their people.

Bijan Moeinian

It will happen so fast that they will not have time to make a will or bid farewell to their folks.

E. Henry Palmer

And they shall not be able to make a bequest; nor to their people shall they return;

Edip-Layth

They will not even be able to leave a will, nor will they be able to return to their people.

George Sale

and they shall not have time to make any disposition of their effects, neither shall they return to their family.

Hamid S. Aziz

So they shall not be able to make a bequest, nor shall they return to their families.

Mahmoud Ghali

Then they will not be able to make any testament, nor will they return to their families.

Marmaduke Pickthall

Then they cannot make bequest, nor can they return to their own folk.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they would not be able to make a will, or go back to their people.

Muhammad Asad

and so [sudden will be their end that] no testament will they be able to make, - nor to their own people will they return!

Mustafa Khattab

Then they will not be able to make a ˹last˺ will, nor can they return to their own people.

Progressive Muslims

They will not even be able to leave a will, nor will they be able to return to their people.

Rashad Khalifa

They will not even have time to make a will, nor will they be able to return to their people.

Sahih International

And they will not be able [to give] any instruction, nor to their people can they return.

Sam Gerrans

They will not be able to make a bequest, nor will they return to their people.

Shabbir Ahmed

And they shall not even have time to utter their last wish, nor will they be able to get together with their families.

Syed Vickar Ahamed

Then they will have no (chance by their own) will to settle (their affairs), and not (even) to return to their own people!

Taqi Usmani

So they will not be able to make a bequest, nor will they return to their household.

The Monotheist Group

They will not even be able to leave a will, nor will they be able to return to their people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩