Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 10. ayet

Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

vesevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 7–13 · surenin 10. ayeti / 83

Konu İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi Yâsîn 7–12 3

  1. Yâsîn 7

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

  2. Yâsîn 8

    Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

  3. Yâsîn 9

    Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

  4. 10

    Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

  5. Yâsîn 11

    Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.

  6. Yâsîn 12

    Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.

  7. Yâsîn 13

    (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

10. Kalbine mühür vurulmuş, hakkı batıl, batılı hak olarak gören kimse nasıl iman edebilir ki?

Peygamber’in daveti karşısındaki ikinci kesim ise yapılan uyarı ve korkutmaları kabul edenlerdir. Bunları da Yüce Allah şu buyrukları ile söz konusu etmektedir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Muhammed! İnatla hakka karşı çıkan bu kâfirleri korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir. Onlar, senin Allah katından getirdiklerine iman etmezler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَسَوَآءٌ ve seva'un birdir kök: سوي
  2. عَلَيْهِمْ aleyhim onlar için
  3. ءَأَنذَرْتَهُمْ eenzertehum uyarsan (da) kök: نذر
  4. أَمْ em yada
  5. لَمْ lem
  6. تُنذِرْهُمْ tunzirhum uyarmasan (da) kök: نذر
  7. لَا la
  8. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmazlar kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.

Muhammed Esed

artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.

Ahmed Hulusi

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!

Ali Bulaç

Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Ali Özek ve heyeti

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar

Erhan Aktaş

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

Gültekin Onan

Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

Onları (azab ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.

İbni Kesir

Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.

Mehmet Alagaş

(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

Süleyman Ateş

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez dipnot 1 , inanıp güvenmiyorlar!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetleri görmezlikte direnenler için fark etmese de Müslümanların onları uyarmaya devam etmesi gerekir (A'raf 7/164, Hicr 15/94).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.

Şaban Britch

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

Şaban Piriş

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Such persons O Muhammad whether you warn them of impending danger and misfortunes or you do not, it is one and the same; they counsel deaf and will not open their hearts' ears nor their minds’ eyes.

Abdul Haleem

It is all the same to them whether you warn them or not: they will not believe.

Abdullah Yusuf Ali

The same is it to them whether thou admonish them or thou do not admonish them: they will not believe.

Abul A'la Maududi

It is all the same for them whether you warn them or do not warn them for they shall not believe. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This does not mean that it is futile to preach, but it means: Your preaching reaches every kind of people. Some of them are the ones mentioned above, and some others those who are being mentioned in the next verse. When you come across the people of the first kind and you see that they continue to persist in their denial, pride and antagonism, you should leave them alone, but at the same time you should not feel disheartened so as to give up your mission, for you do not know exactly where among the multitudes of the people are those sincere servants of God, who would heed your admonition and fear God and turn to the right path. The real object of your preaching, therefore, should be to search out and collect this second kind of the people. You should ignore the stubborn people and gather this precious element of the society about you.

Aisha Bewley

It makes no difference to them whether you warn them or do not warn them: they will not have iman.

Al-Hilali & Khan

It is the same to them whether you warn them or you warn them not, they will not believe.

Ali Quli Qarai

It is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.

Amatul Rahman Omar

And it is all the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not believe (for they have deliberately shut their eyes and ears to the truth).

Arthur John Arberry

Alike it is to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them, they do not believe.

Bijan Moeinian

And it is useless if you present Islam to them, they are already deprived of the faculty of grasping (the truth. ) and they will not believe.

E. Henry Palmer

and it is all, the same to them if thou dost warn them or dost warn them not, they will not believe.

Edip-Layth

Whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.

George Sale

It shall be equal unto them whether thou preach unto them, or do not preach unto them; they shall not believe.

Hamid S. Aziz

And We have made before them a barrier and a barrier behind them, then We have covered them over so that they see not.

Mahmoud Ghali

And it is equal to them whether you have warned them or you have not warned them, they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Whether thou warn them or thou warn them not, it is alike for them, for they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.

Muhammad Asad

thus, it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.

Mustafa Khattab

It is the same whether you warn them or not—they will never believe.

Progressive Muslims

And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Rashad Khalifa

It is the same whether you warn them or not, they cannot believe.

Sahih International

And it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.

Sam Gerrans

And it is the same to them whether thou warnedst them, or thou hast not warned them: they do not believe.

Shabbir Ahmed

Whether you warn them or you warn them not, it is the same for them. Their attitude bars them from attaining faith.

Syed Vickar Ahamed

It is the same to them whether you warn them or you do not warn them: They will not believe.

Taqi Usmani

It is all equal for them whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

The Monotheist Group

And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩