Yâsîn suresi · 28–32. ayetler

Kavmin helâki ve alay edenlerden ders

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 28. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

    Mehmet Okuyan

    O (adam)ın ardından, şehir halkını (helak etmek için) üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik; (daha önce) de indiriciler değildik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onun ardından kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten Biz daha önce de asla indirmiş değiliz:

    Muhammed Esed

    Ve ondan sonra biz kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirme gereği de duymadık:

    Ahmed Hulusi

    Ondan sonra onun halkının üzerine semadan hiçbir ordu inzal etmedik, inzal ediciler de değildik.

    Ali Bulaç

    Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.

    Ali Rıza Safa

    Onun arkasından, toplumunun üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirme gereği de duymadık.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

    Edip Yüksel

    Ondan sonra biz, halkının üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirmeye gerek duymadık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ondan sonra biz, halkının üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirmeğe gerek duymadık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arkasından kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arkasından ise kavmının üzerine Semadan bir ordu indirmedik indirecek de değildik

    Erhan Aktaş

    Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!

    Gültekin Onan

    Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.

    Hasan Basri Çantay

    Ondan sonra kavminin üzerine gökden hiçbir ordu indirmedik, indiriciler de değildik.

    İbni Kesir

    Ondan sonra kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, zaten indirecek de değildik.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

    Süleyman Ateş

    Ondan sonra biz, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirici de değildik, (buna gerek yoktu).

    Süleymaniye Vakfı

    Onun arkasından halkına gökten bir ordu indirmedik, zaten indirecek de değildik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun arkasından kavmine gökten ordu indirmedik; zaten indirmeyiz.

    Şaban Britch

    Biz ondan sonra, onun kavmini helak etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.

    Şaban Piriş

    Ondan sonra, kavminin üzerine gökten ordular indirmedik. İndirecek de değildik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

  2. Yâsîn suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 29. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

    Mehmet Okuyan

    (Bekledikleri), korkunç bir sesten ibarettir; bir de bakarsın ki yere serilirler.

    Mustafa İslamoğlu

    eğer bu gerekseydi, tek bir çığlık yeterli olurdu; o zaman da onlar sönmüş köz gibi kararıp küle dönerlerdi.

    Muhammed Esed

    hiçbir şey (gerekmiyordu), bir (ceza) çığlığından başka! Ve sonunda sessiz ve hareketsiz bir kül yığınına dönüverdiler.

    Ahmed Hulusi

    Sadece tek bir sayha oldu; onlar hemen sönüverdiler!

    Ali Bulaç

    (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca, benzersiz bir gürleme; işte, bir anda söndüler.

    Bayraktar Bayraklı

    Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Bir anda sönüverdiler.

    Edip Yüksel

    Sadece bir patlama... Hemen donakaldılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sadece bir patlama... Hemen donakaldılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sadece bir sayha (gürültü) oldu; hemen sönüverdiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O yalnız bir sayha oldu derhal sönüverdiler.

    Erhan Aktaş

    Sadece bir sayha! dipnot 1 O zaman onlar sönenler oldular!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Orduya gerek de yok. Onların hakkından gelmek için 'şiddetli bir ses, korkunç bir gürültü' yetti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sadece bir sayha! dipnot 1 O zaman onlar sönenler oldular!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Orduya gerek de yok. Onların hakkından gelmek için ‘şiddetli bir ses, korkunç bir gürültü' yetti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sadece bir sayha! dipnot 1 O zaman onlar sönenler oldular!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Orduya gerek de yok. Onların hakkından gelmek için ‘şiddetli bir ses, korkunç bir gürültü' yetti.

    Gültekin Onan

    (Ancak onlara) yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.

    Hasan Basri Çantay

    (Onların yakalanması, yahud ukuubeti) birtek sayhadan başka (bir şeyle) değildi. Artık hemen sönü (b gidi) verenler (oldular).

    İbni Kesir

    Sadece, bir tek çığlık oldu. Ve onlar hemen sönüp gittiler.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onları helâk eden) Korkunç sesten başka bir şey değildi. Bir anda sönüp gittiler.

    Süleyman Ateş

    Sadece korkunç bir gürültü oldu, hemen sönüverdiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece yüksek bir ses olur; bakarsınız ki sönüveriyorlar.

    Şaban Britch

    Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

    Şaban Piriş

    Tek çığlıktan başka bir şey olmadı. O anda sönüverdiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda söndüverdiler.

  3. Yâsîn suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 30. ayet. يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

    Mehmet Okuyan

    Ah, kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay etmiş olan kullara yazıklar olsun!

    Mustafa İslamoğlu

    Vay gele şu kullarına başına! Ne zaman kendilerine bir elçi gelmişse onu alaya aldılar!

    Muhammed Esed

    Ah! Yazık şu insanlar(ın çoğun)a! Kendilerine hangi elçi geldiyse onu alaya aldılar!

    Ahmed Hulusi

    Hüsran şu kullara! Kendilerine bir Rasul gelmeye görsün, hep Onun bildirdiğiyle alay ederlerdi.

    Ali Bulaç

    Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

    Ali Rıza Safa

    Yazıklar olsun şu kullara; onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ederlerdi.

    Edip Yüksel

    Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihza ediyorlardı

    Erhan Aktaş

    Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her Resul'le alay ettiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her resulle alay ettiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her rasulle alay ettiler.

    Gültekin Onan

    Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Ey kulların üzerine (çöken büyük) hasret (ve nedamet, hazır ol! Çünkü) onlar kendilerine herhangi bir peygamber (ve elçi) gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.

    İbni Kesir

    Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelse muhakkak onunla alay ederlerdi.

    Süleyman Ateş

    Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.

    Şaban Britch

    Ne yazık şu kullara! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onunla sadece alay ederlerdi.

    Şaban Piriş

    Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegörsün, onunla sadece alay ederlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.

  4. Yâsîn suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 31. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

    Mehmet Okuyan

    Onlar (müşrikler), kendilerinden önce nice toplumları helak ettiğimizi, onların (eskilerin), diğerlerine (yaşayanlara) tekrar dönmediklerini hiç mi düşünmediler!

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmezler mi? Ki onlar kendilerine dönüp gelemeyecekler;

    Muhammed Esed

    Kendilerinden önce kaç nesli yok ettiğimizi; (ve) bu (yok olup gide)nlerin bir daha onlara dönüp gelemeyeceklerini görmüyorlar mı?

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi ki onlardan önce nice kuşaklar helak ettik ki; gidenlerin hiçbiri geri dönmeyecek onlara!

    Ali Bulaç

    Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimleri helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerinden önceki nice kuşakları yıkıma uğrattığımızı ve onların bir daha asla geri dönmeyeceklerini görmüyorlar mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Baksalar ya kendilerinden önce nice nesiller helak etmişiz. Onlar, hiç onlara dönüp gelmiyorlar (dünyaya bir daha dönmüyorlar).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Baksalar a kendilerinden evvel ne kadar karnlar helak etmişiz, onlar hiç onlara dönüp gelmiyorlar

    Erhan Aktaş

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?

    Gültekin Onan

    Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerinden evvel nice nesilleri helak etdiğimiz, bunların birdaha onlara dönmez (ümmet) ler olduklarını (müşrikler) gör (ür gibi bil) mediler mi?

    İbni Kesir

    Görmüyorlar mı ki; kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Ve onlar, bir daha kendilerine dönemezler.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmüyorlar mı? Onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

    Süleyman Ateş

    Görmediler mi kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik; onlar bir daha kendilerine dönüp gelmezler?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmediler mi ki kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik. O nesiller bunlara dönemezler.

    Şaban Britch

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmüyorlar mı? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.

    Şaban Piriş

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmüyorlar mı? Onlara bir daha geri dönemezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler.

  5. Yâsîn suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 32. ayet. وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Elbette onların hepsi, tamamı (huzurumuzda) hazır kılınmışlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur'an'da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmaktadır. Bu konuda bkz. A‘râf 7:94-102; İbrâhîm 14:9-18; Sebe' 34:34-35; Yâsîn 36:13-32; Fussilet 41:14; Teğâbun 64:5; Fecr 89:11-12.

    Mustafa İslamoğlu

    ama elbet hepsi Bizim huzurumuzda toplanacaklar.

    Muhammed Esed

    Ve (sonunda) hep birlikte huzurumuzda toplanacaklarını?

    Ahmed Hulusi

    Elbette hepsi, toptan zorunlu hazır bulunacaklar.

    Ali Bulaç

    Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.

    Ali Rıza Safa

    Ancak, herkes toplandığı zaman, Bizim karşımıza getirileceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak, onların hepsi huzurumuzda hazır bulundurulacaklardır.

    Edip Yüksel

    Hepsi toplanıp huzurumuza getirileceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hepsi toplanıp huzurumuza getirileceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak hepsi toplanıp, bizim huzurumuza celbedilmişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak hepsi toplanıp bizim katımıza ihzar edilmişlerdir

    Erhan Aktaş

    Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.

    Gültekin Onan

    Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Onların) hepsi de, muhakkak, toptan bizim karşımıza ihzaaren getirilmişlerdir (getirileceklerdir).

    İbni Kesir

    Hepsi de muhakkak toptan huzurumuza getirileceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Ancak hepsi toplandığı zaman huzurumuza getirileceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama nasıl olsa bir gün hepsi huzurumuza çıkarılacaktır.

    Şaban Britch

    Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.

    Şaban Piriş

    Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak herkes toplandığında, onlar da huzurumuzda hazır bulundurulacaklar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.