Diyanet İşleri
Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 89. ayet. فَٱصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَٰمٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
faṣfaḥ `anhüm veḳul selâm. fesevfe ya`lemûn.
Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" Zuhruf 81–89 3
O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.
Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, "Allah" derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?
Onun (Muhammed'in), "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.
Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
89. Onların sana ulaşan sözlü ve fiilî eziyetlerini bağışla ve onları affet. Senden onlara akıllı ve basiret sahibi kimselerin cahillere verdiği karşılık olan “Selâm”dan başka bir şey sadır olmasın.
Nitekim Yüce Allah, salih kulları hakkında şöyle buyurmaktadır: “Cahiller onlara” cahilliklerinin gerektirdiği bir şekilde “hitap ettiklerinde onlar: Selâm, der geçerler.” (el-Furkan, 25/63)
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Rabbinin emrine uyarak kavminden ve diğerlerinden görmüş olduğu eziyetleri affedip bağışlamıştır. Onlara iyilik yapmaktan ve güzel sözler söylemekten başka şekilde karşılık vermemiştir.
Allah’ın salât ve selâmları, kendisine özel olarak pek büyük bir ahlâk ihsan ettiği ve böylelikle göklerde ve yerde bulunan herkese üstün kıldığı, gökteki en yüksek yıldızlardan bile daha yükseğe çıkardığı Rasûlüne olsun.
“Zira onlar yakında” günahlarının ve suçlarının âkıbetini “bilecekler.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve onlara şerlerini defedecek bir şey söyle. -Bu durum Mekke'de idi- Yakında karşılaşacakları cezayı bilecekler.
Aynı kök: صفح (8 geçiş)
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: صفح (8 geçiş)
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…
Aynı kök: صفح (8 geçiş)
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel…
Ortak kavram: İslâm
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Ortak kavram: İslâm
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: İslâm
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Şimdilik) onlardan yüz çevir ve (onlara) "Selam!" de! İleride (gerçeği) bilecekler!
Fakat sen (verdikleri selamı) güzel bir karşılıkla al, yani "(Size de) selam olsun!" de. Nasıl olsa zamanı geldiğinde (gerçeği) öğrenecekler.
Ama sen onlar(ın yaptıkların)a dayan ve de ki: "Selam (olsun size)!" Çünkü onlar zamanı geldiğinde (hakikati) anlayacaklar.
(Rasulüm!) Sen onlara aldırma ve: "Selam" de! Yakında bilecekler (işin hakikatini)!
Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: "Selam" de. Artık onlar bileceklerdir.
Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.
Artık, onlara aldırış etme. Ve de ki: "Selam!" Madem öyle, yakında öğrenecekler.
"Onlara karşı dikkatli ol ve "selam" size de! İleride gerçeği anlayacaklardır."
Onlara aldırma ve "Selam" (barış ve esenlik) de; yakında bilecekler.
Onlara aldırma ve 'Selam' (barış ve esenlik), de; yakında bilecekler.
Şimdi sen onlardan vazgeç de "Selam!" de! Artık ilerde bileceklerdir.
Şimdi sen onlardan sarfı nazar et de 'selam!' de, artık ileride bileceklerdir!
Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.
Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.
Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.
Şimdi sen 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve "selam" de. Artık onlar bileceklerdir.
Şimdilik sen (Habibim) onlardan yüz çevir, "Selam" de. Artık yakında bileceklerdir.
Şimdilik sen, onlardan yüz çevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir.
(78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)
Şimdilik sen onlara aldırma/yüz çevir ve selam de. Yakında bilecekler.
Şimdi sen onlardan geç ve "Size esenlik (dilerim)" de. Yakında bileceklerdir.
Artık onlara aldırma, "Selam!" de (geç) dipnot 1 ! Zaten ileride öğrenecekler dipnot 2 .
Onlara göz yum da "selam" deyip geçiver; nasıl olsa yakında öğrenecekler.
Şimdilik sen onlara aldırma/yüz çevir ve selam de. Yakında bilecekler!
Öyleyse onları boş ver ve "selam" de, nasıl olsa öğrenecekler.
Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler.
Leave thorn alone O Muhammad and decline to recognize them but address them with the customary formula of salutation " peace " so that if they should thunder against you, they would peace at your bidding and you be out of harm's way, then they shall come to know the fatal consequence of their obsession with follies.
but turn away from them and say, ‘Peace’: they will come to know.
But turn away from them, and say "Peace!" But soon shall they know!
Indulge them, (O Prophet), and say to them: "Peace to you." dipnot 1 For soon they shall come to know.
turn from them and say, ‘Peace! You will soon come to know. ’
So turn away from them (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), and say: Salâm (peace)! But they will come to know.[1]
So disregard them, and say, ‘Peace!’ Soon they will know.
So (Prophet!) leave them alone and (bidding them good-bye) say, `Peace!' They shall soon know (the truth and the folly they are committing).
yet pardon them, and say, 'Peace!' Soon they will know.
[Do not confront them then. ] Whenever you encounter them just wish them peace; soon they will surely find out.
shun them then and say, "Peace!" for they at length shall know!'
So disregard them and say, "Peace." For they will come to know.
And He answereth, therefore turn aside from them; and say, peace: Hereafter shall they know their folly.
So turn away from them and say, "Peace", for they shall soon come to know.
Yet pardon them, and say, "Peace!" Yet eventually they will know.
Then bear with them (O Muhammad) and say: Peace. But they will come to know.
Turn away from them and say: "Peace. " They will come to know soon.
Yet bear thou with them, and say, "Peace [be upon you]!" - for in time they will come to know [the truth].
So bear with them and respond with peace. They will soon come to know.
So disregard them and Say: "Peace. " For they will come to know.
You shall disregard them and say, "Peace;" they will surely find out.
So turn aside from them and say, "Peace. " But they are going to know.
So overlook thou them, and say thou: “Peace!” Then will they come to know!
Then bear with them, and say, "Peace!" In time, they will come to know what they now don't.
So (O Prophet!) turn away from them, and say: "Peace!" But soon they shall know!
So, turn away from them, and say, "Salām !" (good-bye!). Then, soon they will come to know (the end of their attitude).
So disregard them and say: "Peace." For they will come to know.