Hicr suresi

Hicr suresi, 85. ayet

Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.

Diyanet İşleri

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 82–88 · surenin 85. ayeti / 99

Konu Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet Hicr 85–91 3

  1. Hicr 82

    Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.

  2. Hicr 83

    Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.

  3. Hicr 84

    Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.

  4. 85

    Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

  5. Hicr 86

    Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.

  6. Hicr 87

    Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.

  7. Hicr 88

    Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü'minlere (şefkat) kanadını indir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

85. Yani biz, Allah düşmanlarının zannettiği gibi gökleri ve yeri boşuna yaratmadık. Aksine her ikisini de “ancak hak (bir amaç) ile yarattık.” Bu hakkın bir gereği olarak, her ikisinde de onları yaratanın kemâline, kudretine, rahmetinin ve hikmetinin genişliğine, her şeyi kuşatan bilgisine, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmek gerektiğine delil olacak şeyler yaptık. “Şüphe yok ki kıyamet gelecektir.” Bunda hiçbir şüphe yoktur. Çünkü göklerin ve yerin hiç yokken yaratılması elbette insanları ikinci bir defa yaratmaktan daha büyük br iştir. “O halde sen onlara aldırmayıp güzel bir şekilde yüz çevir!” bu, eziyetin söz konusu olmadığı bir yüz çevirmedir. Kötülük yapanlara sen iyilikle, günah işleyene de afla karşılık ver. Tâ ki böylece Rabbinden pek büyük ecir ve mükâfata nail olasın. Şüphesiz ki gelecek olan şey, yakın demektir.

Burada sözünü ettiğim anlamdan daha güzel bir anlamı da farketmekteyim ki o da şudur: Burada emredilen, aldırış etmeyip güzelce, yani kinden, sözlü ve fiili eziyetten uzak bir şekilde yüz çevirmek, affetmektir. Yoksa güzel olmayan, yani yerli yerinde yapılmayan bir yüz çeviriş ve affediş değildir. Zira cezalandırmanın gerektiği bir yerde af söz konusu olmamalıdır. Mesela cezadan başka hiçbir şeyin faydalı olmayacağı haksız ve zalimlerin cezalandırılması bu kabildendir. İşte burada kastedilen de bu anlamdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz; gökleri, yeri ve onların arasında olan her şeyi hikmetsizce boşu boşuna yaratmadık. Biz bütün bunları yalnızca hak ile yarattık. Kuşkusuz kıyamet kaçınılmaz olarak gelmektedir. -Ey Peygamber!- Seni yalanlayanlardan yüz çevir ve onları güzel bir şekilde bağışla.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. خَلَقْنَا halekna biz yaratmadık kök: خلق
  3. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri kök: سمو
  4. وَٱلْأَرْضَ vel'erde ve yeri kök: ارض
  5. وَمَا ve ma ve ne de
  6. بَيْنَهُمَآ beynehuma bunlar arasındakileri kök: بين
  7. إِلَّا illa ancak (yarattık)
  8. بِٱلْحَقِّ ۗ bil-hakki hak ile kök: حقق
  9. وَإِنَّ ve inne ve mutlaka
  10. ٱلسَّاعَةَ s-saate o sa'at kök: سوع
  11. لَـَٔاتِيَةٌۭ ۖ latiyetun gelecektir kök: اتي
  12. فَٱصْفَحِ fesfehi şimdi sen hareket et kök: صفح
  13. ٱلصَّفْحَ s-safha bir hoşgörü ile kök: صفح
  14. ٱلْجَمِيلَ l-cemile güzel kök: جمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş)

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş)

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş)

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…

  • Aynı kök: جمل (11 geçiş)

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…

  • Aynı kök: جمل (11 geçiş)

    Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…

  • Aynı kök: جمل (11 geçiş)

    Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O,…

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak ve ancak bir amaç ile yarattık. O (Son) Saat de mutlaka gelecektir. Onlara güzel bir şekilde hoşgörülü davran!

Mustafa İslamoğlu

İmdi Biz, gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri başka değil, sadece mutlak hakikate atıf olsunlar için yarattık. Şu da bir gerçek ki, Son Saat kesinlikle gelecektir. Şu halde (onlara) hoşgörüyle karşılık ver:

Muhammed Esed

İmdi, (unutma ki,) Biz gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan her şeyi, onları (içsel) bir gerçekliğe bağlı kılmadan yaratmadık; (Bu gerçeğin bütünüyle apaçık ortaya çıkacağı) Saat mutlaka gelecektir. Bunun içindir ki, (insanların kusurlarını) güzel, katıksız bir olgunlukla karşıla!

Ahmed Hulusi

Biz, semaları ve arzı ve ikisi arasındakileri Hak olarak yarattık! Kesinlikle o Saat (ölüm) gelecektir. . . O halde, hoşgörü ve Hakkani görüş ile davran.

Ali Bulaç

Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.

Ali Özek ve heyeti

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.

Ali Rıza Safa

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak yarattık. Kuşkusuz, evrenlerin sonu kesinlikle gelecektir. Artık, onlardan, güzelce yüz çevir.

Bayraktar Bayraklı

Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanlarıbir amaç içinyarattık. O saat de mutlaka gelecektir. Şimdi sen onlara karşı iyice tedbirli ol!

Edip Yüksel

Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O an elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Dünyanın sonunun 2280 yılında geleceğine dair Kuran'ın öngörüsü için bak 20:15; 72:27.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O saat (dünyanın sonu) elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve şüphesiz o saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara iyi davran.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle ya biz Samavat-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!

Erhan Aktaş

Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini Hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o saat dipnot 1 mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyametin kopuşu.

Gültekin Onan

Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.

Hasan Basri Çantay

Gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri biz hak (ve hikmete uygun) olmayarak (şer ve fesadın devam etmesi için) yaratmadık. Elbette o saat gelecekdir. Şimdilik sen aldırış etme, (onlara karşı) güzel (ve tatlı muaamelede) bulun.

İbni Kesir

Gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü, muhakkak gelecektir. O halde sen yumuşak ve iyi davran.

Mehmet Alagaş

(85-99) Biz yeri, gökleri ve bu ikisi arasındakileri sadece ve sadece gerçek olarak yarattık, Saat kesinlikle gelecek, artık güzel bir şekilde uzanan elleri tur, s enin Rabbin kesinlikle defalarca yaratan dır, bilendir. Sana ikililerden yediyi ve çok büyük okunanı / çok büyük kuranı verdik, gözlerini, arzuyla onların geçindikleri / metalandıkları şeylere ve onlar gibi olan zevcelere sakın dikme. / gözünü onlara uzatma, onlar hakkında da üzülme, sen müminleri kanadınla koru, ben apaçık bir uyarıcıyım de. Tıpkı taksimatçılara da indirdik, (bir kısmına inanırız, inanmadığımız kısımlar olabilir diyenler) ki onlar okunanı / kuranı bölük pörçük yaptılar ve Rabbin onların da hepsine yap tıklarını sual edecek, emredildiğin şeyi açığa çıkar ve ortak koşanlardan yüz çevir , senle dalga geçenlere karşı biz sana yeteriz , ki onlar Allah ’la beraber başkaca ilahlar edindiler ilerde bilecekler, kesin olan şu ki onların dediklerinden senin göğsünün sıkıştığını biliyoruz, sen Rabbini övgü ile / hamd ile üstün tut / tesbih et, secde edenlerden ol, yakın olan gelinceye kadar da Rabbine ibadet et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.

Süleyman Ateş

Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.

Süleymaniye Vakfı

Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları, o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık dipnot 1 . O saat /tekrar dirilip kalkış saati mutlaka gelecektir dipnot 2 . Öyleyse sen de bunlara güzel, yeni bir sayfa aç dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Casiye 45/22, Ahkaf 46/3, Teğabun 64/3).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil sadece gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse onlara hoş görülü dipnot 1 ve güzel davran.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zuhruf 43/89

Şaban Britch

Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) güzel bir şekilde affederek muamele et.

Şaban Piriş

Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Öyleyse (kavminden) güzel bir ayrılışla ayrıl.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor did We create the heavens and the earth and all that lies between them but in accordance with reason and truth and for just ends. And the Final predetermined Hour is inevitably coming, therefore, forgive O Muhammad your opponent's human instability with gracious intent.

Abdul Haleem

We did not create the heavens and the earth and everything between them without a true purpose: the Hour will certainly come, so [Prophet] bear with them graciously.

Abdullah Yusuf Ali

We created not the heavens, the earth, and all between them, but for just ends. And the Hour is surely coming (when this will be manifest). So overlook (any human faults) with gracious forgiveness.

Abul A'la Maududi

We have not created the heavens and the earth and all that is in between them except with Truth. dipnot 1 Surely the Hour will come. So, (O Muhammad), do graciously overlook them (despite their misdeeds).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was to reassure the Prophet (peace be upon him) that ultimately he would come out successful because he was propagating the truth, and the entire universe was based on truth. Such an assurance was urgently needed because at that time falsehood appeared to be triumphant over the truth. This implies: O Prophet, do not worry at all at the apparent success of falsehood for this is temporary. Likewise the difficulties, the obstacles and the troubles in the way of truth are not permanent. Take courage, and have confidence in the cause of the truth and you will triumph over falsehood because the whole system of the universe is akin to truth and averse to falsehood. Therefore, truth is permanent and falsehood is perishable. Refer to (E.Ns 25-26, 35-39 of Surah Ibrahim).

Aisha Bewley

We did not create the heavens and earth and everything between them, except with truth. The Hour is certainly coming, so turn away graciously.

Al-Hilali & Khan

And We created not the heavens and the earth and all that is between them except with truth, and the Hour is surely coming, so overlook (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) their faults with gracious forgiveness. [This was before the ordainment of Jihâd - holy fighting in Allâh’s cause].

Ali Quli Qarai

We did not create the heavens and the earth and whatever is between them except with reason, and indeed the Hour is bound to come. So forbear with a graceful forbearance.

Amatul Rahman Omar

And We have not created the heavens and the earth and all that is between the two but to suit the requirements of truth and wisdom. And the (threatened) Hour (of punishment) is sure to come. So turn away from them with goodly grace.

Arthur John Arberry

We created not the heavens and the earth, and all that is between them, save in truth. Surely the Hour is coming; so pardon thou, with a gracious pardoning.

Bijan Moeinian

I have created the heavens, the earth, and whatever is between not for fun. Know that the end of the world will come. Therefore, graciously forgive their ignorance (and continue spreading the word.)

E. Henry Palmer

We did not create the heavens and the earth and all that is between them both, save in truth. And, verily, the Hour is surely coming; then do thou pardon with a fair pardon.

Edip-Layth

We did not create the heavens and the earth and what is in between except with the truth. The moment is coming, so overlook their faults gracefully.

George Sale

We have not created the heavens and the earth, and whatever is contained between them, otherwise than in justice: And the hour of judgment shall surely come. Wherefore, O Mohammed, forgive thy people with a gracious forgiveness.

Hamid S. Aziz

We created not the heavens and the earth and all that is between them both, save with truth. And, verily, the Hour is surely coming; then do you forgive with a gracious forgiveness.

Mahmoud Ghali

And in no way did We create the heavens and the earth and whatever is between them except with the Truth; and surely the Hour is indeed coming up, so pardon, with becoming pardoning.

Marmaduke Pickthall

We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and lo! the Hour is surely coming. So forgive, (O Muhammad), with a gracious forgiveness.

Mohamed Ahmed - Samira

We have not created but with reason the heavens and the earth and all that lies within them. The Hour (of the great change) is certain to come. So turn away (from them) with a grace.

Muhammad Asad

AND [remember:] We have not created the heavens and the earth and all that is between them without [an inner] truth; but, behold, the Hour [when this will become clear to all] is indeed yet to come. Hence, forgive [men's failings] with fair forbearance:

Mustafa Khattab

We have not created the heavens and the earth and everything in between except for a purpose. And the Hour is certain to come, so forgive graciously.

Progressive Muslims

And We have not created the heavens and the Earth and what is in between except with the truth. And the Hour is coming, so overlook their faults gracefully.

Rashad Khalifa

We did not create the heavens and the earth, and everything between them, except for a specific purpose. The end of the world will come, so treat them with benign neglect.

Sahih International

And We have not created the heavens and earth and that between them except in truth. And indeed, the Hour is coming; so forgive with gracious forgiveness.

Sam Gerrans

And We created not the heavens and the earth and what is between them but in truth. And the Hour is coming; so forbear thou with comely forbearance.

Shabbir Ahmed

Remember, We have not created the heavens and the earth and all that is between them, without Purpose. (Nations that do not fit themselves in the Divine Plan get wiped out. So shall happen to your people, (O Prophet), if they do not mend their ways). Behold, the Hour is surely coming (when you shall be victorious). So overlook their faults, and forgive them graciously. (73:10).

Syed Vickar Ahamed

And We did not create the heavens and the earth, and all between them, except for just ends and the (final) Hour is surely coming. So, overlook (their faults) with kind forgiveness.

Taqi Usmani

We did not create the heavens and the earth and all that is in between them without a truthful purpose. The Hour is sure to come. Therefore, overlook (their evil behavior) in a gracious manner.

The Monotheist Group

AndWe have not created the heavens and the earth and what is in between except with the truth. And the Hour is coming, so overlook their faults gracefully.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 85. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 85. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 85. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩