Diyanet İşleri
"Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!" De ki: "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir."
Zümer suresi
Zümer suresi, 15. ayet. فَٱعْبُدُوا۟ مَا شِئْتُم مِّن دُونِهِۦ قُلْ إِنَّ ٱلْخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَلَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْخُسْرَانُ ٱلْمُبِينُ
fa`büdû mâ şi'tüm min dûnih. ḳul inne-lḫâsirîne-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm veehlîhim yevme-lḳiyâmeh. elâ ẕâlike hüve-lḫusrânü-lmübîn.
"Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!" De ki: "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Emrolunan ibadet; ateş katmanları ve üst üste odalar Zümer 11–20 3
"Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi."
De ki: "Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."
De ki: "Ben dinimi Allah'a has kılarak sadece O'na ibadet ediyorum."
"Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!" De ki: "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir."
Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının.
Tağut'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O halde, kullarımı müjdele!
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–15. ayetler için yazılmıştır.
14-15. Bu buyruklar, Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “De ki: Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza ibadet etmem, siz de benim ibadet ettiğime tapanlar değilsiniz. Sizin taptıklarınıza ben ibadet edecek değilim, siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de bana!” (el-Kâfirûn, 109/1-6)
“De ki: Asıl hüsrana uğrayanlar Kıyamet gününde” mükâfattan mahrum ettikleri ve oldukça vahim b,r azabı hak ettiklerinden; “hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana sokanlardır.”
Yani Kıyamet gününde Yüce Allah, onları ailelerinden ayıracaktı, böylece oldukça büyük üzüntülere gark olacaklar ve hüsranları da pek büyük olacaktır.
“Dikkat edin! İşte apaçık hüsran budur.” Bunun benzeri bir hüsran olamaz ve bu, sürekli bir hüsrandır. Bundan sonra kâr sağlamak hatta hüsrandan kurtulmak dahi söz konusu olmayacaktır.
Daha sonra karşı karşıya kalacakları ileri derecedeki bedbahtlığı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey müşrikler! Siz de O'ndan başka dilediğiniz putlara kulluk edin. (buradaki emir tehdit içindir) Ey Resul! De ki: "Gerçek manada hüsrana uğrayanlar, hem kendileri ve hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Onlardan ayrılıp cennete girdikleri için ya da onlarla birlikte cehenneme girecekleri için orada ebedî olarak buluşamayacaklardır. İşte bu, üzerinde şüphe olmayan apaçık hüsranın ta kendisidir."
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar,…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Siz de O'nun peşi sıra dilediğinize tapın (bakalım)! De ki: "Şüphesiz ki kaybedenler, kıyamet günü kendilerine ve ailelerine (destekçilerine) yazık edenlerdir. Dikkat edin! Asıl apaçık kayıp işte budur.
Artık siz de, O'nu bıraktıktan (sonra) neyi dilerseniz onu kulluk edin!" Uyar: "Gerçek şu ki, asıl hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini hem de yakınlarını hüsrana uğratanlardır: bakın bu, işte bu değil midir açık kayıp?
(Siz de, ey günahkarlar,) O'nun dışında dilediğinize kulluk ed(ip etmemeniz kendi elinizdedir)!" De ki: "(Gerçekten) hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini, hem de dost ve akrabalarını kaybedecek olanlardır: bu (ap)açık bir kayıp değil midir?
"Siz de O'nun dununda dilediğinize tapının!" De ki: "Gerçek şudur ki; kıyamet sürecinde hüsranı yaşayacak olanlar, hem nefslerini (bilinçlerini/kendilerini) hem de ehillerini (o günkü eşi olan bedenini) hüsrana uğratacak şekilde yönlendirenlerin ta kendileridir! Dikkat edin! İşte o apaçık bir hüsranın ta kendisidir!"
"Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir."
(Ey Allah'a eş koşanlar!): Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.
"Artık, siz, O'ndan başka ayrıca, istediğinize de hizmet edin!" De ki: "Gerçekten yitime uğrayanlar, Yeniden Yaratılış Günü'nde, hem kendilerini hem de ailelerini yitime uğratanlardır. İyi bilin ki, apaçık yitik, işte budur!"
"Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk ediniz!" De ki: "Gerçekten iflas edenler, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini zarara uğratanlardır. Dikkat ediniz, apaçık kayıp işte budur."
"Siz de O'nun dışında dilediğinize hizmet ediniz." De ki: "Asıl kaybedenler, ahiret gününde kendilerine ve ailelerine kaybettirenlerdir." Apaçık kayıp budur.
'Siz de O'nun dışında dilediğinize tapınız.'De ki, 'Asıl kaybedenler, ahiret gününde kendilerine ve ailelerine kaybettirenlerdir.' Apaçık kayıp budur
siz de O'ndan başka dilediğinize kul olun." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan verenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur."
siz de onun berisinden dilediğinize kul olun, de ki: asıl husrana düşenler Kıyamet günü kendilerine ve mensublarına ziyan edenlerdir. Evet, odur işte asıl açık husran.
"Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk edin." De ki: "Asıl kaybedenler, kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.
"Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk dipnot 1 edin." De ki: "Asıl kaybedenler, Kıyamet Günü'nde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.
Siz de O'ndan başka istediğinize kulluk edin. De ki: "Asıl kaybedenler, Kıyamet Günü'nde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.
"Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem ehlini (yakınlarını) hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun, bu apaçık olan hüsranın kendisidir."
"Artık siz de Onu bırakıb dilediğinize tapın"! De ki: Hakıykat hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerini de, mensublarını da hüsrana uğratanlardır. Dikkat et ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir".
Artık siz de O'ndan başka dilediğinize tapın. De ki: Hüsrana uğrayanlar; kıyamet gününde kendilerini de, ailelerini de hüsrana uğratanlardır. İyi bilin ki; apaçık hüsran işte budur.
(11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.
Siz de, ondan başka dilediğinize ibadet edin. De ki: "Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsran işte budur."
"Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: "Ziyana uğrayanlar kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyan edenlerdir. Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır!"
Siz de Allah'ın dışında dilediğinize kulluk edin dipnot 1 ." Onlara şunu da söyle: "Asıl hüsrana uğrayanlar, kıyamet /mezardan kalkış günü kendini ve ailesini hüsrana uğratanlardır. Bilin ki apaçık hüsran işte budur dipnot 2 ."
Haydi, Allah'tan önce neyi tercih ediyorsanız ona kulluk edin." De ki "Asıl kaybedenler, (mezardan) kalkış günü kendini ve ailesini kaybedenlerdir." Bilin ki apaçık hüsran işte budur.
Siz de, ondan başka dilediğinize ibadet edin. De ki: Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin, apaçık hüsran işte budur!
Siz de, ondan başka dilediğinize kulluk edin. De ki: -Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin, apaçık hüsran işte budur!
"Siz O'nun dışında dilediğinize kulluk/ibadet edin." De ki: "Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana atanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur."
"Whereas you are free to worship whom you please or whom you choose besides Him" And say to them: "The big losers in Day of Judgement shall he those who had lost their own souls as well as their own people and evidently shall this be the irretrievable loss. "
you may serve whatever you please beside Him.’ Say, ‘The true losers are the ones who will lose themselves and their people on the Day of Resurrection: that is the most obvious loss.
"Serve ye what ye will besides him." Say: "Truly, those in loss are those who lose their own souls and their People on the Day of Judgment: Ah! that is indeed the (real and) evident Loss!
So serve, apart from Him, whomsoever you please." Say: "Behold, the real losers shall be those who will have lost their own selves and their kith and kin on the Day of Resurrection. Behold, that is the obvious loss. dipnot 1
so worship anything you will apart from Him!’ Say: ‘The real losers are those who lose themselves and their families on the Day of Rising. ’ Is not that clear loss?
So worship what you like besides Him. Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "The losers are those who will lose themselves and their families on the Day of Resurrection. Verily, that will be a manifest loss!"
You worship whatever you wish besides Him. ’ Say, ‘Indeed the losers are those who ruin themselves and their families on the Day of Resurrection.’ Look! That is a manifest loss!
`Again, (as for you) you may go and worship whomsoever you please apart from Him. ' Say, `The true losers are those who ruin their own souls and their families on the Day of Resurrection.' Beware! surely that is the manifest loss!
so serve what you will apart from Him. ' Say: 'Surely the losers are they who lose themselves and their families on the Day of Resurrection; is not that the manifest loss?
As for you, you may worship whoever you choose. Say: "The real losers are those who find their souls, as well as their families’ souls, lost on the Day of Judgment. Know that this is real failure"
serve then what ye will beside Him!' Say, 'Verily, the losers are those who lose themselves and their families on the resurrection day. Aye, that is the obvious loss.'
Therefore, serve whatever you wish besides Him." Say, "The losers are those who lose themselves, and their families, on the day of resurrection. Indeed, such is the real loss."
But do ye worship that which ye will, besides Him. Say verily they will be the losers, who shall lose their own souls, and their families, on the day of resurrection: Is not this manifest loss?
"Serve you what you like besides Him. " Say, "The losers surely are those who shall have lost their own souls and their people on the Day of Resurrection; now surely that is the real (or manifest) loss."
So worship whatever you decide on, apart from Him. " Say, "Surely the losers are they who lose their (own) selves and their own families on the Day of the Resurrection. Verily that is the evident, all-deserved loss."
Then worship what ye will beside Him. Say: The losers will be those who lose themselves and their housefolk on the Day of Resurrection. Ah, that will be the manifest loss!
You may worship what you will apart from Him. " Say: "Surely the greatest losers will be those who will lose their own selves and their people on the Day of Resurrection." Remember, this will be an all-too-evident loss.
and [it is up to you, O sinners, to] worship whatever you please instead of Him!" Say: "Behold, the [true] losers will be they who shall have lost their own selves and their kith and kin on Resurrection Day: for is not this, this, the [most] obvious loss?
Worship then whatever ˹gods˺ you want instead of Him." Say, "The ˹true˺ losers are those who will lose themselves and their families on Judgment Day. That is indeed the clearest loss.”
"Therefore, serve whatever you wish besides Him. " Say: "The losers are those who lose their souls, and their families, on the Day of Resurrection. Indeed, such is the real loss."
"Therefore, worship whatever you wish beside Him." Say, "The real losers are those who lose their souls, and their families, on the Day of Resurrection." Most certainly, this is the real loss.
So worship what you will besides Him. " Say, "Indeed, the losers are the ones who will lose themselves and their families on the Day of Resurrection. Unquestionably, that is the manifest loss."
“So serve what you will besides Him.” Say thou: “The losers will be those who lose themselves and their families on the Day of Resurrection.” Is that not the clear loss?
You may worship whatever you wish besides Him. " Say, "The real losers are those who lose their "Selves" and their families on the Day of Resurrection. Ah, that is without doubt the obvious loss." ('Mubin' = Obvious without any doubt).
"So you worship whatever you will besides Him. " Say: "Truly, those in loss (now) are those who (will) lose their own souls and their people on the Day of Judgment: Verily! That is truly the (greatest and) real Loss!"
So, worship what you wish other than Him." Say, "Indeed, the losers are those who (will) lose their selves and their people on the Day of Judgment. Beware, that is really the obvious loss.”
"Therefore, serve whatever you wish besides Him." Say: "The losers are those who lose their souls, and their families, on the Day of Resurrection. Indeed, such is the real loss."