Zümer suresi

Zümer suresi, 25. ayet

Zümer suresi, 25. ayet. كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim feetâhümü-l`aẕâbü min ḥayŝü lâ yeş`urûn.

Diyanet İşleri

Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zümer 22–28 · surenin 25. ayeti / 75

Konu Gökten inen su, sözün en güzeli ve yalanlayanlar Zümer 21–26 3

  1. Zümer 22

    Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.

  2. Zümer 23

    Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur'an Allah'ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.

  3. Zümer 24

    Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.

  4. 25

    Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

  5. Zümer 26

    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

  6. Zümer 27

    Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.

  7. Zümer 28

    Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

25. “Onlardan önceki” ümmetler de bunların yalanladığı gibi “yalanlamıştı da azap onlara hiç fark etmedikleri bir yerden” Onlar gafil iken, gündüzün başında ya da öğle vakti dinlenmek üzere uyumaya çekildikleri bir sırada “geliverdi.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu müşriklerden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Azap kendilerine günahlarından tövbe etmek için hiçbir fırsat vermeden aniden ve hiç hesap edemedikleri yerden geldi.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَذَّبَ kezzebe yalanladılar kök: كذب
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. مِن min
  4. قَبْلِهِمْ kablihim onlardan öncekiler kök: قبل
  5. فَأَتَىٰهُمُ feetahumu böylece onlara geldi kök: اتي
  6. ٱلْعَذَابُ l-azabu azab kök: عذب
  7. مِنْ min
  8. حَيْثُ haysu bir yönden kök: حيث
  9. لَا la
  10. يَشْعُرُونَ yeş'urune hiç farkına varmadıkları kök: شعر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bilemeyecekleri bir yerden onlara azap gelmişti.

Mustafa İslamoğlu

Onlardan öncekiler de hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine, nereden geldiğini anlayamadıkları azap onları bulmuştu.

Muhammed Esed

Onlardan öncekiler (de) hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine başlarına nereden geldiğini anlamadıkları bir bela gelmişti:

Ahmed Hulusi

Onlardan öncekiler yalanladı da bu yüzden azap onlara fark etmedikleri bir yerden geldi.

Ali Bulaç

Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

Ali Özek ve heyeti

Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap çattı.

Ali Rıza Safa

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Sonunda, beklemedikleri bir yerden ceza geldi.

Bayraktar Bayraklı

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da, onlara farkına varmadıkları bir yerden azap çattı.

Edip Yüksel

Onlardan öncekiler de yalanladılar ve ceza, onların beklemedikleri bir yerden gelmişti.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlardan öncekiler de yalanladılar ve ceza, onların beklemedikleri bir yerden gelmişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan öncekiler de yalanladılar; yalanladılar da kendilerine hatırlarına gelmeyen yönden azap geliverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan evvelkileri tekzib ettiler, ettiler de kendilerine hatırlarına gelmez cihetten azab geliverdi

Erhan Aktaş

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

Gültekin Onan

Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

Hasan Basri Çantay

Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) tekzib etdiler de hatırlarına gelmeyecek bir cihetden kendilerine azab gelib çatıverdi.

İbni Kesir

Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yönden azab kendilerine çatıvermişti.

Mehmet Alagaş

(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

Süleyman Ateş

Onlardan öncekiler de yalanladılar, bundan dolayı hiç farkına varmadıkları bir yönden onlara azab geldi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan öncekiler yalana sarılmışlardı da ummadıkları yerden kendilerine azap gelip çatıvermişti.

Şaban Britch

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

Şaban Piriş

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Similarly behaved those who preceded them and they were seized with a ruinous punishment they neither knew how it happened nor whence it came.

Abdul Haleem

Others before them also disbelieved, and the punishment fell on them unawares:

Abdullah Yusuf Ali

Those before them (also) rejected (revelation), and so the Punishment came to them from directions they did not perceive.

Abul A'la Maududi

Their predecessors gave the lie to the Truth and then chastisement came upon them from whence they could not imagine.

Aisha Bewley

Those before them also denied the truth and the punishment came upon them from where they did not expect.

Al-Hilali & Khan

Those before them belied, and so the torment came on them from directions they perceived not.

Ali Quli Qarai

Those who were before them impugned [the apostles], whereat the punishment overtook them whence they were not aware.

Amatul Rahman Omar

Their predecessors also cried lies (to their Messengers of God, ) so that (Our) punishment came upon them from quarters they little perceived.

Arthur John Arberry

Those that were before them cried lies, then the chastisement came upon them from whence they were not aware;

Bijan Moeinian

Many a people before them also chose to disobey. They got what they deserved when they least expect it.

E. Henry Palmer

Those before them called the (prophets) liars, and the torment came to them from whence they perceived it not;

Edip-Layth

Those before them have denied, and thus the retribution came to them from where they did not perceive.

George Sale

Those who were before them, accused their apostles of imposture; wherefore a punishment came upon them from whence they expected it not:

Hamid S. Aziz

Those before them (also) denied (the prophets or the revelation, the message), therefore there came to them the chastisement from whence they perceived not.

Mahmoud Ghali

The ones before them cried lies; then the torment came up to them from where they were not aware.

Marmaduke Pickthall

Those before them denied, and so the doom came on them whence they knew not.

Mohamed Ahmed - Samira

Those before them had denied, then punishment had overtaken them is from a quarter they did not suspect.

Muhammad Asad

Those who lived before them did [too] give the lie to the truth - whereupon suffering befell them without their having perceived whence it came:

Mustafa Khattab

Those before them ˹also˺ rejected ˹the truth˺, then the torment came upon them from where they least expected.

Progressive Muslims

Those before them have denied, and thus the retribution came to them from where they did not perceive.

Rashad Khalifa

Others before them have disbelieved and, consequently, the retribution afflicted them whence they never expected.

Sahih International

Those before them denied, and punishment came upon them from where they did not perceive.

Sam Gerrans

Those before them denied, and the punishment came upon them whence they perceived not.

Shabbir Ahmed

Those who lived before their times, also denied the Truth. So the punishment befell them from directions they could have not imagined.

Syed Vickar Ahamed

(There were) those who rejected (the Message) before them and so (for them) the punishment came to them from directions they did not expect.

Taqi Usmani

Those before them had also rejected (the messengers) and consequently, the punishment came upon them in a way that they had never imagined.

The Monotheist Group

Those before them have denied, and thus the retribution came to them from where they did not perceive.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩