Diyanet İşleri
Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.
Zümer suresi
Zümer suresi, 24. ayet. أَفَمَن يَتَّقِى بِوَجْهِهِۦ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَقِيلَ لِلظَّٰلِمِينَ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
efemey yetteḳî bivechihî sûe-l`aẕâbi yevme-lḳiyâmeh. veḳîle liżżâlimîne ẕûḳû mâ küntüm teksibûn.
Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gökten inen su, sözün en güzeli ve yalanlayanlar Zümer 21–26 3
Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur'an Allah'ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.
Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.
Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
24. Yani Yüce Allah’ın kendisine hidâyet verdiği, lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran yolu izleme başarısını ihsan ettiği böyle bir kimse ile sapıklıkta olup inadını sürdüren ve ölene kadar böyle devam eden kimse hiç bir olur mu? Nihayet kıyamet günü geldiğinde o, pek büyük bir azapla karşılaşır ve insan organlarının en şereflisi olan yüzü ile kendisini çok az miktarı dahi onu etkileyecek olan o azaptan korumaya çalışır. Elleri ve ayakları zincire vurulmuş olacağından yüzüyle kendisini korumaya çalışır?
Küfür ve masiyetlerle kendi nefislerine zulmetmiş olan “zalimlere de” azar olarak: “Tadın kazandıklarınızı!, denir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah'ın kendisine hidayet verdiği, hidayete ermesine muvaffak kıldığı ve ahirette cennete koyduğu kimseyle, küfreden ve bu küfrü üzere ölüp elleri ve ayakları kelepçelenmiş halde cehenneme soktuğu, ateşe karşı ancak yüzünü yere bakarak korumaya çalışan kimse eşit olur mu? ‘’Kendi nefislerine kufür ve günahlar işleyerek zulmedenlere yapmış olduğunuz zulüm ve isyanların karşılığında kazandığınızı tadın! İşte bu sizin cezanızdır! ’’ denilir.
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü)…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Melekler, kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve "haydi tadın yangın azabını" diyerek canlarını alırken bir görseydin.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.
Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kıyamet gününde yüzünü azabın şiddetinden korumaya çalışan kimse, (güvendeki gibi) midir? Zalimlere "(Dünyadayken) kazandıklarınızı tadın!" denir.
Ne o! Yoksa Kıyamet Günü azabın en beterinden kendisini yüzüyle korumaya çalışan kimse, (güven içindeki) kimseyle aynı olur mu? Zalimlere (o gün) "Daha önce kazandıklarınızı şimdi tadın bakalım!" denilecek.
Kıyamet Günü, (çıplak) bir yüzden başka, (başına gelecek) korkunç azaptan kendisini koruyacak bir şeyi olmayan kimse (Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyan kimse gibi) olur mu? (O Gün) zalimlere: "(Hayatta iken) kazandıklarınızı (şimdi) tadın bakalım!" denilecektir.
Kıyamet sürecinde (başka hiçbir imkanı olmadığı için yalnızca) yüzüyle azabın en kötüsünden korunmaya çalışan kimse mi? Zalimlere: "Kazandıklarınızı tadın!" denilmiştir.
Kıyamet günü o kötü azabtan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "Kazandığınızı tadın" denmiştir.
Kıyamet gününde yüzünü azabın şiddetinden korumaya çalışan kimse (kendini ondan emin kılan gibi) midir? Zalimlere «Kazandığınızı tadın!» denilir.
Yeniden Yaratılış Günü'nde, o ağır cezadan, kim kendisini yüzüyle koruyabilir? Ve haksızlık yapanlara, şöyle denilir: "Hak ettiklerinize karşılık, tadın!"
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışacak kimse, azaptan emin olarak gelenle bir midir? Zalimlere, "Tadın kazandıklarınızı!" denir.
Diriliş Gününün azabından yüzünü koruyan kimse gibisi var mıdır? Zalimlere, "Kazandığınızın sonucunu tadın!" denir.
Diriliş Gününün azabından yüzünü koruyan kimse gibisi var mıdır? Zalimlere, 'Kazandığınızın sonucunu tadın,' denir
O halde kıyamet günü zalimlere: "Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!" denilirken yüzü ile o kötü azaptan korunacak kimse ne olur?
O halde Kıyamet günü zalimlere "tadın bakalım kazanıp durduklarınızı" denilirken, o kötü azabı yüzü ile koruyacak kimse ne olur?
O halde kıyamet günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.
O halde Kıyamet Günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.
O halde Kıyamet Günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.
Kıyamet günü o kötü azabtan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "kazandığınızı tadın" denmiştir.
(Bu halde) zaalimlere "Ne kazanıyor idiyseniz (cezasını) tadın" denilirken kıyamet günü yüzünü o feci azabdan kim koruyacak?
Zalimlere: Kazandıklarınızın karşılığını tadın, denilirken kıyamet günü yüzünü azabın kötüsünden kim koruyacak?
(21-31) Görmedin mi Allah semadan suyu indiriyor, Onu da arzdaki kaynaklara yerleştiriyor, sonra ondan onunla çeşitli renkteki zirai ürünler çıkarıyor, sonrasında sarartıyor ve onu kurumuş görüyorsun, sonra da onu da ufalamış yapıyor, işte bunda akıl uluları için hatırlatma vardır. Allah kimin göğsünü teslimiyete açar ise O , Rabbinden bir nur üzerindedir, Allah’ın hatırlatmasından / zikrinden kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun , işte onlar apaçık bir sapma içindedirler. Allah, en güzel anlatıyı , benzetimlerle do natılmış bir kitap olarak indirdi , Rablerinin tedirginliğinden / haşyetinden ciltleri ürperir, sonra kalpleri de ciltleri de Allah’ı hatırlamakla yatışır , işte bu yola girmektir / hidayettir, Allah dilediğini hidayete sokar, Allah kimi de saptırırsa ona artık yola iletilmek yoktur. Kıyamet günü, azabın kötüsünden yüzünü kim sakındırabilir ki? Zalimlere denilir ki kazan mış olduklarınızı tadın! Onlardan öncekiler de yalanladılar, azap onlara farkında olmadıkları taraflardan verildi , Allah onlara dünya hayatında aşağılanmayı tattırdı, ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilmiş olsalardı. Biz kesinlikle insana bu Kuran’da her türlü örnekten / misalden çarpıcı olarak sunduk , umulur ki hatır layıp anarlar. Çarpıklığı olmayan / Pürüzsüz Arabi bir Kuran, umulur ki sakınırlar. Allah, aralarında tartışma olan ortakların, bir adamı / bir çalışanı olmayı ve bir adama (ortağı olmayan bir adama) tamamen teslim olan adamı örnek verdi / misali çarpıcı olarak sundu, bu iki misal eşit olur mu? (İlkinde birinin en az iki sahibi var, diğerinde ise biri diğerine teslim, ne derse yapıyor, Allah’la olması gerek en ortaksız ilişki böyle olmalı ) Allah’a hamdolsun, bilakis çokları bilmiyorlar. Muhakkak sen öleceksin, kesinlikle onlar da öl ecekler, s onra da sizler mutlaka kıyamet gününde Rabbinizin yanında hasımlaşacaksınız / birbirinizle kavgalı / davalı olacaksınız.
Kıyamet günü azabın en kötüsünden yüzünü korumaya çalışan kimse(nin durumu) ne olur? Zalimlere: "Kazanmakta olduklarınızı tadın!" denir.
Kıyamet günü, (elleri bağlı olduğu için) yüzüyle o en kötü azabdan korunmağa çalışan (ile güven içinde bulunan bir olur) mu? (O gün) Zalimlere: "Kazandığınız(ın tadın)ı tadın!" denmiştir.
Kıyamet /mezardan kalkış günü yüzünü o kötü azaptan koruyan kişi, (yanlışlar içinde olan kişi) gibi midir? Yanlışlar içinde olanlara şöyle denecektir: "Kazandığınız şeyin tadına varın bakalım! dipnot 1 "
Yanlış yola girenlere, (mezardan) kalkış günü "Kazancınızın tadına varın!" denince, kim kendini o azabın sıkıntısından koruyabilir?
Kıyamet günü, yüzünü kötü azaptan korumaya çalışan kimse (ile cennete olan kimse bir olur mu?) Zalimlere "Kazandığınızı tadın!" denilir.
Kıyamet günü, yüzünü kötü azaptan koruyan kimse mi; "Kazanmış olduklarınızın azabını tadın!" denilen zalimler mi?
Zalimlere, "kazanmış olduğunuzu tadın!" denildiğinde, kıyamet günü o kötü azaptan yüzünü kim koruyabilir?
Does he who has no other means but his face to fight hopelessly the torture of the blazes in Day of Judgement compare with him in whose heart had reigned piety!. There and then shall the wrongful of actions be told: Taste -you infidels- the torment in requital of setting yourselves against Allah and of your evil which was wrought by want of thought.
What about the one who will only have his bare face to protect him from his terrible suffering on the Day of Resurrection? It will be said to the evildoers, ‘Taste what you have earned.’
Is, then, one who has to fear the brunt of the Penalty on the Day of Judgment (and receive it) on his face, (like one guarded therefrom)? It will be said to the wrong-doers: "Taste ye (the fruits of) what ye earned!"
How woeful is the plight of him who has nothing except his face to shield him from severe chastisement on the Day of Resurrection? dipnot 1 Such evil-doers shall be told: "Taste now the consequence of your deeds." dipnot 2
Is someone who tries to shield himself with his face from the worst of the torment on the Day of Rising. . . ? The wrongdoers will be told, ‘Taste what you have earned.’
Is he then, who will confront with his face the awful torment on the Day of Resurrection (as he who enters peacefully in Paradise)? And it will be said to the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers): "Taste what you used to earn!"
What! Is someone who fends off with his face the terrible punishment [meted out to him] on the Day of Resurrection? And the wrongdoers will be told, ‘Taste what you used to earn. ’
Is he, then, who has only his own person to shield him from the evil punishment on the Day of Resurrection (like him who is secure). And it will be said to the unjust (on that Day), `Suffer the punishment of what you used to commit deliberately.'
Is he who guards himself with his face against the evil of the chastisement on the Day of Resurrection. . .? And it is said to the evildoers, 'Taste now that you were earning!'
You can not even imagine the desperation of the one who is being sentenced to the punishment on the Day of Judgment. To such wrongdoer it will be said: "Taste now [the fruit of ] what you have sowed.
Shall he who must screen himself with his own face from the evil torment on the resurrection day. . . . ? And it shall be said of those who do wrong, taste what ye have earned.
As for he who saves his face from the terrible retribution on the day of resurrection; and it will be said to the transgressors: "Taste for what you have earned."
Shall he therefore who shall be obliged to screen himself with his face from the severity of the punishment on the day of resurrection, be as he who is secure therefrom? And it shall be said unto the ungodly, taste that which ye have deserved.
Is then he who has to face the awful doom on the Day of Resurrection (as he who does right)? And it will be said to the unjust, "Taste what you earned. "
So, is he who protects (i. e., confronts with his face) (himself) with his face against the odious torment on the Day of the Resurrection (the same as the pious)? And it is said to the unjust, "Taste (now) whatever you were earning!"
Is he then, who will strike his face against the awful doom upon the Day of Resurrection (as he who doeth right)? And it will be said unto the wrong-doers: Taste what ye used to earn.
Can he who will have to shield himself against the torment of the Day of Resurrection (be the same as one at peace)? The evil-doers will be told: "So taste what you earned. "
Could, then, one who shall have nothing but is [bare] face to protect him from the awful suffering [that will befall him] on Resurrection Day [be likened to the God-conscious]? [On that Day,] the evildoers will be told: "Taste [now] what you have earned [in life]!"
Are those who will only have their ˹bare˺ faces to shield themselves from the awful torment on Judgment Day ˹better than those in Paradise˺? It will ˹then˺ be said to the wrongdoers: "Reap what you sowed!"
As for he who saves his face from the terrible retribution on the Day of Resurrection; and it will be said to the transgressors: "Taste for what you have earned. "
What is better than saving one's face from the terrible retribution on the Day of Resurrection? The transgressors will be told, "Taste the consequences of what you earned."
Then is he who will shield with his face the worst of the punishment on the Day of Resurrection [like one secure from it]? And it will be said to the wrongdoers, "Taste what you used to earn. "
Is then he who has no prudent fear but his face against the evil of the punishment on the Day of Resurrection[...]? And it will be said to the wrongdoers: “Taste what you earned!”
Oh, he who defends himself against the suffering on the Resurrection Day only with his face! And it will be said to the violators of Divine Values, "Taste now what you had sown!"
Then, is the one who has to fear the hurt of the penalty on the Day of Judgment (and receive it) on his face, (like one who is safe from it)? And it will be said to the wrongdoers: "You taste (the fruits of) what you earned!"
Tell Me about the one who tries to save himself from the worst punishment with his face on the Day of Judgment, (whether he is equal to the one who is not liable to any punishment.) And it will be said to the wrongdoers, "Have a taste of what you used to earn."
As he who saves his face from the terrible retribution on the Day of Resurrection. And it will be said to the transgressors: "Taste for what you have earned."