Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 16. ayet

Âl-i İmrân suresi, 16. ayet. ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

elleẕîne yeḳûlûne rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ ẕünûbenâ veḳinâ `aẕâbe-nnâr.

Diyanet İşleri

(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 13–19 · surenin 16. ayeti / 200

Konu İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri Âl-i İmrân 10–20 3

  1. Âl-i İmrân 13

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

  2. Âl-i İmrân 14

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.

  3. Âl-i İmrân 15

    De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir.

  4. 16–17

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

  5. Âl-i İmrân 18

    Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  6. Âl-i İmrân 19

    Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16-17. İlimde derinleşmiş, ilim ve iman ehli kimseler, günahlarının bağışlanması ve cehennem azabından korunmak için imanları ile Rablerine yalvarır ve yönelirler. İşte bu, Yüce Allah’ın sevdiği vesilelerden (tevessül çeşitlerinden)dir. Kul Rabbine, Allah’ın kendisine lütfetmiş olduğu iman ve salih amelleri vesile kılarak Allah’ın kendi üzerindeki nimetlerini -mükâfaatın elde edilmesi ve cezanın da uzaklaştırılması sureti ile- tamamlamasını ister.

Daha sonra Yüce Allah bu hayırlı kullarını en güzel nitelikler ile vasfetmektedir ki bunların ilki “Allah’ın rızasını isteyerek nefsi, Allah’ın sevdiği şeylerin sınırında tutmak” demek olan sabırdır. Onlar Allah’a itaat üzere sabrederler, O’nun masiyetlerine karşı sabrederler ve can yakıcı ilahi takdire sabrederler.

Söz ve fiillerde “sıdk/doğruluk” da onların sıfatlarındandır. “Sıdk”, iç ile dışın aynı olması ve Sırat-i Müstakimi izlemekte samimi ve kararlı olmak demektir. Yine “gönülden boyun eğmek ve itaat üzere devam etmek” demek olan kunût da onların sıfatları arasındadır.

Hayır yollarında fakirlere ve muhtaçlara infak etmek, özellikle de seher vakitlerinde Allah’tan mağfiret dilemek de bu hayırlı kulların nitelikleri arasındadır. Bunlar gece namazlarını seher vaktine kadar devam ettirirler ve bu vakitte de oturup Yüce Allah’tan mağfiret dilerler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cennet ehli dualarında Rablerine şöyle yalvarırlar: "Rabbimiz! Biz, sana kesin olarak iman ettik. Resullerine indirdiklerine iman ettik. Senin şeriatine (dinine) tabi olduk. Bizim işlediğimiz günahları bağışla ve bizi ateşin azabından koru!"

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine (onlar ki)
  2. يَقُولُونَ yekulune derler kök: قول
  3. رَبَّنَآ rabbena Rabbimiz kök: ربب
  4. إِنَّنَآ innena gerçekten biz
  5. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  6. فَٱغْفِرْ fegfir bağışla kök: غفر
  7. لَنَا lena bizden
  8. ذُنُوبَنَا zunubena günahlarımızı kök: ذنب
  9. وَقِنَا ve kina ve bizi koru kök: وقي
  10. عَذَابَ azabe azabından kök: عذب
  11. ٱلنَّارِ n-nari ateş kök: نور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki…

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar (duyarlı olanlar) "Rabbimiz! Şüphesiz ki biz iman ettik; bizim için günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!" derler.

Mustafa İslamoğlu

"Rabbimiz! Kuşkusuz biz iman ettik: Bizi bağışla, günahlarımızı da... Ve bizi ateşin azabından koru!" diyenleri;

Muhammed Esed

"Ey Rabbimiz! (Sana) inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından emin kıl" diyenlerin:

Ahmed Hulusi

Onlar şöyle derler: "Rabbimiz, biz kesinlikle iman ettik. Artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi yanmaktan koru!"

Ali Bulaç

Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler;

Ali Özek ve heyeti

(Bu nimetler) «Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!» diyen;

Ali Rıza Safa

Onlar, şöyle derler: "Efendimiz! Kuşkusuz, inandık! Artık, suçlarımızı bağışla ve ateş cezasından bizi koru!"

Bayraktar Bayraklı

- Allah, "Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerin, zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, Rablerine yürekten bağlı olanların, servetlerini Allah yolunda harcayanların ve seherlerde bütün kalpleriyle af dileyenlerin kalplerindeki her şeyi görür.

Edip Yüksel

Onlar ki: "Efendimiz, biz onayladık, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki: 'Rabbimiz, biz inandık, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki: "Rabbimiz, inandık iman getirdik; artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizleri o ateş azabından koru!" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onları ki ya rabbena derler: inandık iman getirdik artık bizim suçlarımızı bağışla ve o ateş azabından koru bizleri

Erhan Aktaş

Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;

Gültekin Onan

Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz inandık, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler;

Hasan Basri Çantay

(16-17) (O takvaaya erenler): "Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim günahlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azabından koru" diyenler, sabredenler, (imanlarında) gerçek olanlar, (Allaha) itaatle boyun eğenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan mağfiret isteyenlerdir.

İbni Kesir

Onlar ki: Ey Rabbımız; biz gerçekten iman ettik, artık günahlarımızı bize bağışla ve o ateş azabından bizleri koru diyenler,

Mehmet Alagaş

(14-17) Kadınlara, oğullara altın ve gümüş yığınlarına, nişanlı / markalı atlara, hayvanlara ve ekine yönelik arzulama sevgisi / şehvet sevgisi insanlara süslü gösterildi, bunlar dünya hayatının geçimlikleridir. (Sizi sadece geçindirmek içindirler kalıcı değiller, tüketim malzemeleri bunlar) ve Allah, O’nun yanındaki ne güzel yerdir. Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında altlarından nehirler akan cennetler vardır , Onlarda kalıcıdırlar. Tertemiz eşler / zevceler ve Allah’tan bir hoşnutluk , Allah kullarını görendir. Onlar ki Rabbimiz biz kesinlikle iman ettik, bizi günahlarımızdan bağışla, bizi ateş azabından koru diyorlar , sabredenler ve sözüne bağlılar / sadıklar boyun eğenler / kunut olanlar ve harcayanlar / infak edenler, seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar: "Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!" derler.

Süleyman Ateş

"Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!" diyenleri,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar şöyle derler: "Sahibimiz! Biz inanıp güvendik, günahlarımızı bağışla, o ateşin azabından bizi koru!"

Şaban Britch

Onlar: Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru, diyenlerdir.

Şaban Piriş

Onlar: -Rabbimiz, biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru, diyenlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kullar ki şöyle derler: "Ey Rabbimiz, kuşkusuz olarak sana inandık. Bağışla günahlarımızı, ateş azabından koru bizi."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He knows and spiritually sustains those whose hearts have been touched by the divine hand, who are vested with the cardinal virtues, expressing their thoughts in words to pray Allah for forgiveness. Thus, they say: "O Allah, our Creator, our hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues, we pray and beseech You to forgive our iniquities and ensure our immunity from the fire".

Abdul Haleem

those who say, "Our Lord, we believe, so forgive us our sins and protect us from suffering in the Fire,"

Abdullah Yusuf Ali

(Namely), those who say: "Our Lord! we have indeed believed: forgive us, then, our sins, and save us from the agony of the Fire;"-

Abul A'la Maududi

These are the ones who pray: 'Our Lord! We do indeed believe, so forgive us our sins and keep us safe from the chastisement of the Fire';

Aisha Bewley

those who say, ‘Our Lord, we have iman, so forgive us our wrong actions and safeguard us from the punishment of the Fire. ’

Al-Hilali & Khan

Those who say: "Our Lord! We have indeed believed, so forgive us our sins and save us from the punishment of the Fire."

Ali Quli Qarai

Those who say, ‘Our Lord! Indeed we have faith. So forgive us our sins, and save us from the punishment of the Fire.’

Amatul Rahman Omar

Who say, `Our Lord! we have certainly believed, therefore protect us against (the consequences of) our sins and save us from the punishment of the Fire. '

Arthur John Arberry

who say, 'Our Lord, we believe; forgive us our sins, and guard us against the chastisement of the Fire' --

Bijan Moeinian

Such place is reserved for those who pray: "Lord, We have chosen to believe in you. Please forgive our sins and protect us from the Hellfire."

E. Henry Palmer

who say, 'Lord, we believe, pardon Thou our sins and keep us from the torment of the fire,'

Edip-Layth

The ones who say, "Our Lord, we acknowledge, so forgive us our sins, and spare us the retribution of the fire."

George Sale

who say, O Lord we do sincerely believe; forgive us therefore our sins, and deliver us from the pain of hell fire:

Hamid S. Aziz

Those who say, "Lord, we do, indeed, believe. Forgive you our sins and keep us from the torment of the fire,"

Mahmoud Ghali

Who say, "Our Lord, surely we (ourselves) have believed, so forgive us our guilty (deeds), and protect us from the torment of the Fire. "

Marmaduke Pickthall

Those who say: Our Lord! Lo! we believe. So forgive us our sins and guard us from the punishment of Fire;

Mohamed Ahmed - Samira

"O Lord, we believe; forgive our trespasses and save us the torment of Hell. "

Muhammad Asad

those who say, "O our Sustainer! Behold, we believe [in Thee]; forgive us, then, our sins, and keep us safe from suffering through the fire" -:

Mustafa Khattab

who pray, "Our Lord! We have believed, so forgive our sins and protect us from the torment of the Fire."

Progressive Muslims

The ones who Say: "Our Lord, we believe, so forgive us our sins, and spare us the retribution of the Fire. "

Rashad Khalifa

They say, "Our Lord, we have believed, so forgive us our sins, and spare us the agony of the hellfire."

Sahih International

Those who say, "Our Lord, indeed we have believed, so forgive us our sins and protect us from the punishment of the Fire,"

Sam Gerrans

Those who say: “Our Lord: we believe, so forgive Thou us our transgressions, and protect Thou us from the punishment of the Fire,”

Shabbir Ahmed

Those who say, "Our Lord! We have Conviction in You and Your Laws. Protect us from trailing behind in honor and save us from the punishment of Fire."

Syed Vickar Ahamed

Those who say: "Our Lord! We have indeed believed: So forgive us, for our sins, and save us from the punishment of the Fire;"—

Taqi Usmani

Those (are the ones) who say: "Our Lord, surely we have believed, so forgive us our sins and save us from the punishment of the Fire,"

The Monotheist Group

The ones who say: "Our Lord, we believe, so forgive us our sins, and spare us the retribution of the Fire."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩