Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 139. ayet

Âl-i İmrân suresi, 139. ayet. وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

velâ tehinû velâ taḥzenû veentümü-l'a`levne in küntüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 136–142 · surenin 139. ayeti / 200

Konu Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir" Âl-i İmrân 139–148 3

  1. Âl-i İmrân 136

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!

  2. Âl-i İmrân 137

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  3. Âl-i İmrân 138

    Bu (Kur'an), insanlar için bir açıklama, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.

  4. 139

    Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

  5. Âl-i İmrân 140

    Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

  6. Âl-i İmrân 141

    Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.

  7. Âl-i İmrân 142

    Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

139. Yüce Allah mü’min kullarını teşvik etmek, azimlerini güçlendirmek ve onları gayrete getirmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Gevşemeyin ve üzülmeyin” Yani musibet başınıza gelip de bu bela ile karşı karşıya kaldığınız vakit kalplerinize üzüntü girmesin, bedenleriniz de zayıflayıp gevşemesin. Çünkü kalplerde üzüntü ve bedenlerde de gevşeme baş gösterecek olursa musibetiniz daha bir artar ve bu, düşmanınıza size karşı bir yardım ve moral olur. Bunun yerine kalplerinizdeki cesaret duyguları daha da yükselsin, kendinize sabır ve sebat vermeye çalışın ve kalplerinizden kederi uzaklaştırıp düşmanlarınızla savaş konusunda daha bir metin olun.

Şanı Yüce Allah gevşeyip üzülmenin müminlere yakışmadığını söz konusu etmektedir. Çünkü onlar imanları itibari ile daha üstün olanlardır. Allah’ın yardım ve mükâfaatını umarlar. Allah’ın kendisine vaadetmiş olduğu dünyevi ve uhrevi mükâfaatları uman mü’minin ise bu duruma düşmemesi gerekir. Bundan dolayı Yüce Allah: “eğer mü’min iseniz üstün olan sizsiniz” buyurmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Acizlik göstermeyin! Uhud günü başınıza gelenlerden dolayı üzülmeyin, bu size yakışmaz. Sizler imanınızdan ötürü üstün olanlarsınız. Şayet Allah'a ve muttaki kullarına vadettiğine iman eden kimseler iseniz, Allah'ın desteği ve yardımını ummanızdan dolayı üstün olan sizlersiniz.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la
  2. تَهِنُوا۟ tehinu gevşemeyin kök: وهن
  3. وَلَا ve la
  4. تَحْزَنُوا۟ tehzenu üzülmeyin kök: حزن
  5. وَأَنتُمُ ve entumu mutlaka siz
  6. ٱلْأَعْلَوْنَ l-ea'levne üstün geleceksiniz kök: علو
  7. إِن in eğer
  8. كُنتُم kuntum iseniz kök: كون
  9. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inanıyor kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وهن (9 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حزن (42 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: وهن (9 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Sakın za'f göstermeyin. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

  • Aynı kök: وهن (9 geçiş)

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik…

  • Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Gevşemeyin; hüzünlenmeyin! İnanıyorsanız üstünsünüz. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Mâide 5:56; Kasas 28:35; Sâffât 37:173; Mücâdele 58:21. Yüce Allah Medine'deki müslümanlara seslenmekte ve Uhud'da yaşadıkları geçici mağlubiyet nedeniyle gevşememeleri ve hüzünlenmemeleri gerektiğine dikkat çekmek istemekte, inanıyor oldukları için sonunda galip gelecek olanların müslümanlar olduğunu müjdelemektedir. Eğer gerçek anlamda Yüce Allah'a inanılıp güvenilir ve O'nun buyrukları doğrultusunda hareket edilirse, Bedir'de olduğu gibi başka savaşlarda da başka zamanlarda da müslümanlar üstün olacaklar, üstünlüklerini sürdüreceklerdir. Bu yüzden, geçici sıkıntıları genele yaygınlaştırmayıp görev ve sorumluluklarımızı bilerek gevşemeyecek, hüzünlenmeyecek ve gerçekten inanıyorsak üstün olacağımızı unutmayacağız.

Mustafa İslamoğlu

Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün: eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz.

Muhammed Esed

Öyleyse, cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin: Eğer (gerçekten) inanıyorsanız mutlaka (insanların) en üstünü olursunuz.

Ahmed Hulusi

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin; siz en üstün olanlarsınız, eğer iman edenlerseniz.

Ali Bulaç

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.

Ali Özek ve heyeti

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

Ali Rıza Safa

Gevşemeyin ve üzülmeyin. Üstün olan sizsiniz; eğer inanıyorsanız?

Bayraktar Bayraklı

Gevşeklik göstermeyiniz; üzüntüye kapılmayınız. Eğer gerçekten inanıyorsanız, mutlaka siz en üstün olursunuz.

Edip Yüksel

Gevşemeyin, üzülmeyin; Gerçeği onaylıyorsanız üstün sizsiniz!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin; inanıyorsanız üstün sizsiniz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sizler eğer gerçek inananlarsanız, daha yükselecekken gevşemeyin ve üzülmeyin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Fütur getirmeyin ve mahzun olmayın daha yükselecekken sizler, gerçek mü'minlersiniz

Erhan Aktaş

Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten iman etmişseniz, üstün olan sizsiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten inanmışsanız, üstün olan sizsiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten inanmışsanız, üstün olan sizsiniz.

Gültekin Onan

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inançlılarsanız en üstün olan sizlersiniz.

Hasan Basri Çantay

(Ey mü'minler), gevşemeyin, mahzun olmayın, Siz eğer (gerçekden) mü'min iseniz (düşmanlarınıza gaalib ve onlardan) çok üstünsünüzdür.

İbni Kesir

Gevşemeyin, üzülmeyin, gerçekten inanmışsanız, mutlaka siz üstünsünüz.

Mehmet Alagaş

(137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

Rowwad Tercüme Merkezi

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

Süleyman Ateş

Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız, mutlaka siz üstün geleceksiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıp güveniyorsanız en üstün olan, sizlersiniz.

Şaban Britch

Gevşemeyin, üzülmeyin, iman edenlerden iseniz, mutlaka siz en üstünsünüz.

Şaban Piriş

Eğer gerçekten mümin olduysanız, siz, daha üstün olmanıza rağmen gevşemeyin, üzüntüye düşmeyin.

Yaşar Nuri Öztürk

Gevşemeyin, tasalanmayın. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do not falter in your war of belief against positive unbelief nor grieve at heart, for you shall gain the upper hand if your hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

Do not lose heart or despair- if you are true believers you have the upper hand-

Abdullah Yusuf Ali

So lose not heart, nor fall into despair: For ye must gain mastery if ye are true in Faith.

Abul A'la Maududi

Do not, then, either lose heart or grieve: for you shall surely gain the upper hand if you are true men of faith.

Aisha Bewley

Do not give up and do not be downhearted. You shall be uppermost if you are muminun.

Al-Hilali & Khan

So do not become weak (against your enemy), nor be sad, and you will be superior (in victory) if you are indeed (true) believers.

Ali Quli Qarai

Do not weaken or grieve: you shall have the upper hand, should you be faithful.

Amatul Rahman Omar

Therefore slacken not, nor grieve, and when you are true believers you shall certainly be the triumphant.

Arthur John Arberry

Faint not, neither sorrow; you shall be the upper ones if you are believers.

Bijan Moeinian

Do not loose faith and do not be depressed [in hardships]; if you be true believers, you will surely gain the upper hand [over your enemies. ]

E. Henry Palmer

Do not give way nor grieve, for ye shall have the upper hand if ye but be believers.

Edip-Layth

Do not be weak, and do not grieve, for you are superior, if you have acknowledged.

George Sale

And be not dismayed, neither be ye grieved; for ye shall be superior to the unbelievers if ye believe.

Hamid S. Aziz

Do not give way nor grieve, for you shall overcome them if you but be faithful.

Mahmoud Ghali

And do not feel feeble nor grieve; and you are the most exalted in case you are believers.

Marmaduke Pickthall

Faint not nor grieve, for ye will overcome them if ye are (indeed) believers.

Mohamed Ahmed - Samira

So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.

Muhammad Asad

Be not, then, faint of heart, and grieve not: for you are bound to rise high if you are [truly] believers.

Mustafa Khattab

Do not falter or grieve, for you will have the upper hand, if you are ˹true˺ believers.

Progressive Muslims

Do not be weak, and do not grieve, for you will have the upper hand, if you are believers.

Rashad Khalifa

You shall not waver, nor shall you grieve, for you are the ultimate victors, if you are believers.

Sahih International

So do not weaken and do not grieve, and you will be superior if you are [true] believers.

Sam Gerrans

And faint not, nor grieve, and you will be the superior ones, if you be believers.

Shabbir Ahmed

Do not ever lose heart, and grieve not, for you are bound to prevail if you are truly believers. (4:141).

Syed Vickar Ahamed

So do not become weak (lose heart) and do not fall into sadness and you must gain mastery, if you are true in Faith.

Taqi Usmani

Do not lose heart and do not grieve, and you are the upper-most if you are believers.

The Monotheist Group

Do not be weak, and do not grieve, for you will have the upper hand, if you are believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 139. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 139. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 139. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩