Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 140. ayet

Âl-i İmrân suresi, 140. ayet. إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُۥ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

iy yemsesküm ḳarḥun feḳad messe-lḳavme ḳarḥum miŝlüh. vetilke-l'eyyâmü nüdâvilühâ beyne-nnâs. veliya`leme-llâhü-lleẕîne âmenû veyetteḫiẕe minküm şühedâ'. vellâhü lâ yüḥibbu-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 137–143 · surenin 140. ayeti / 200

Konu Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir" Âl-i İmrân 139–148 3

  1. Âl-i İmrân 137

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  2. Âl-i İmrân 138

    Bu (Kur'an), insanlar için bir açıklama, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.

  3. Âl-i İmrân 139

    Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

  4. 140

    Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

  5. Âl-i İmrân 141

    Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.

  6. Âl-i İmrân 142

    Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

  7. Âl-i İmrân 143

    Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

140. Daha sonra Yüce Allah karşı karşıya kaldıkları yenilgi dolayısı ile onları teselli etmekte ve bunun sonucunda ortaya çıkan büyük hikmetleri beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Eğer siz (Uhud’da) yara aldıysanız o topluluk da (Bedir’de) benzeri bir yara aldı.” Böylelikle alınan yaralar bakımından siz de onlar da eşit bulunuyorsunuz. Ancak sizler onların Allah’tan ummadıkları şeyleri uman kimselersiniz. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Siz acı çekiyorsanız şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz acı gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz.” (en-Nisa, 4/104)

Bu husustaki hikmetlerden birisi de şudur: Yüce Allah bu dünyadan mü’mine de kâfire de iyiye de kötüye de verir. Ve Allah günleri insanlar arasında döndürüp dolaştırır: Bir gün bu tarafın lehine, bir gün karşı tarafın lehine olur. Çünkü bu dünya yurdu geçicidir, fanidir. Âhiret yurdu ise böyle değildir. Âhiret yurdu yalnızca iman edenlere hastır.

“ki Allah mü’minleri ortaya çıkarsın”; Bu da bu husustaki hikmetlerden birisidir. Yüce Allah kullarını yenilgi ile de imtihan eder. Bu imtihan ise mü’min ile münafığın birbirinden ayırt edilmesi içindir. Çünkü bütün savaşlarda sürekli olarak mü’minler zafer kazanacak olursa, İslâm’a gerçekte onu istemeyenler de girer. Bazı olaylarda birtakım bela ve imtihanlarla karşı karşıya kalınacak olursa, o takdirde sıkıntıda da rahatlık zamanlarında da kolaylıkta da zorlukta da İslâm’ı gerçekten benimseyen mü’minlerle böyle olmayanlar açıkça ortaya çıkar.

“ve aranızdan şehitler edinsin”; Bu da bu konudaki hikmetlerden birisidir. Çünkü Allah nezdinde şehitlik, en üstün mevkilerden birisidir. Bu mevkiye ulaşmanın tek yolu ise onun sebeplerinin yerine getirilmesidir. İşte Yüce Allah’ın, mü’min kullarının arzuladıkları üstün konaklar ve ebedi nimetleri elde edebilmeleri için nefislerin hoşlanmayacağı birtakım sebepleri karşılarına çıkarması da mü’min kullarına olan rahmetinin bir tecellisidir.

“Allah zalimleri” yani kendilerine zulmeden ve Allah yolunda savaşmayıp oturanları “sevmez.” Sanki burada üstü kapalı bir şekilde münafıklar yerilmekte ve onların Allah tarafından nefretle karşılandıkları ifade edilmektedir. Bu sebepledir k Allah onları cihaddan alıkoymuştur. Çünkü “eğer onlar (cihada) çıkmak isteselerdi elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların çıkmalarını hoş görmedi de kendilerini alıkoydu ve (onlara): Oturanlarla beraber oturun dendi.” (et-Tevbe, 9/46)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Uhud günü ölüm ve yaralanma gibi musibetler size isabet ettiyse, şüphesiz size isabet eden ölüm ve yaralanma kâfirlere de isabet etti. Allah günleri, Mümin veya kâfir insanlar arasında döndürüp durur. Üstün hikmeti gereği dilediği yardım ve hezimeti onlara ulaştırır. Bu üstün hikmetlerinden bazısı şunlardır. Gerçek Müminlerin münafıklardan ayırt edilip, ortaya koymak ve kendi yolunda şehadet makamına erenlere ikram etmek. Şüphesiz, yüce Allah kendi yolunda yapılması gereken cihadı terk edip, nefislerine zulmeden kimseleri asla sevmez.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِن in eğer
  2. يَمْسَسْكُمْ yemseskum size dokunduysa kök: مسس
  3. قَرْحٌۭ karhun bir yara kök: قرح
  4. فَقَدْ fekad muhakkak
  5. مَسَّ messe dokunmuştu kök: مسس
  6. ٱلْقَوْمَ l-kavme o topluluğa da kök: قوم
  7. قَرْحٌۭ karhun bir yara kök: قرح
  8. مِّثْلُهُۥ ۚ misluhu benzeri kök: مثل
  9. وَتِلْكَ ve tilke işte o
  10. ٱلْأَيَّامُ l-eyyamu günler kök: يوم
  11. نُدَاوِلُهَا nudaviluha biz onları çeviririz kök: دول
  12. بَيْنَ beyne arasında kök: بين
  13. ٱلنَّاسِ n-nasi insanlar kök: نوس
  14. وَلِيَعْلَمَ veliyea'leme (bu) bilmesi içindir kök: علم
  15. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  16. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  17. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(ları) kök: امن
  18. وَيَتَّخِذَ ve yettehize ve edinmesi içindir kök: اخذ
  19. مِنكُمْ minkum sizden
  20. شُهَدَآءَ ۗ şuheda'e şehidler (şahidler) kök: شهد
  21. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  22. لَا la
  23. يُحِبُّ yuhibbu sevmez kök: حبب
  24. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimleri kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرح (3 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi

    Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: دول (2 geçiş)

    Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere,…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Size (Uhud'da) bir acı dokunduysa, (Bedir'de de) o kavme benzer bir acı dokunmuştu. O (sıkıntılı) günleri dipnot 1 biz, insanlar arasında döndürür (durur)uz. Sonunda Allah iman edenleri bilir dipnot 2 (ortaya çıkarır) ve aranızdan şahitler edinir. Allah zalimleri sevmez.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:5; Câsiye 45:14.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayetteki "Allah bilir" ifadesi, "Allah'ın bildirmesi ve/veya ortaya çıkarması" demektir. Özellikle burada ayetin devamındaki "ve aranızdan şahitler edinir" ifadesi de bunun delilidir. Benzer mesajlar: Bakara 2:143; Al-i İmrân 3:142, 166, 167; Mâide 5:94; Tevbe 9:16; Kehf 18:12; ‘Ankebût 29:3, 11; Sebe' 34:21; Muhammed 47:31; Hadîd 57:25.

Mustafa İslamoğlu

Eğer size bir zarar dokunduysa, elbet benzer bir zarar (başka) insanlara da dokundu. Zira o (iyi ve kötü) dönemleri biz insanlar arasında döndürür dururuz ki, Allah iman eden kimseleri seçip ayırsın ve sizden hakikate şahit olanları tesbit etsin; çünkü Allah zalimleri sevmez;

Muhammed Esed

Eğer başınıza bir bela gelirse, (bilin ki,) benzer bir belaya (başka) insanlar da uğramıştır; zira böyle (iyi ve kötü) günleri insanlara sırayla paylaştırırız: (Bu,) Allah'ın, imana erenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate (hayatları ile) şahitlik yapanları seçmesi içindir -çünkü Allah, zalimleri asla sevmez-

Ahmed Hulusi

Eğer size bir yara (-nın ızdırabı) dokunuyorsa, o topluluğa da bir benzeri dokunmuştur. Böyle günler, devridaim olur insanlar arasında. İman edenlerin Allah'ça bilinmesi (varlığındaki Esma mertebesince açığa çıkarılanın sonucunun meydana getirilmesi) ve hakikate hayatları pahasına şehadet edenlerin oluşması içindir. Allah zulmedenleri (nefslerinin veya başkalarının hakkını vermeyenleri) sevmez.

Ali Bulaç

Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez;

Ali Özek ve heyeti

Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (karşınızdaki) kavim de onun benzeri bir acıya uğramıştır. Biz o günleri Allah'ın iman edenleri ortaya çıkarması ve içinizden şehidler edinmesi için döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz). Allah, zâlimleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Bir sıkıntı geldiyse, o topluma da benzer bir sıkıntı gelmiştir. Böyle günleri, insanlar arasında dolaştırırız; Allah'ın, inananları bilmesi ve aranızdan tanıklar seçmesi için. Çünkü Allah, haksızlık yapanları sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Eğer başınıza bir bela gelirse biliniz ki benzer bir belaya başka insanlar da uğramıştır; zira böyle iyi ve kötü günleri insanlara sırayla paylaştırırız. Bu, Allah'ın iman edenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate şahitlik yapanları seçmesi içindir; çünkü Allah, zalimleri asla sevmez.

Edip Yüksel

Size bir sıkıntı dokunduysa, düşman topluluğa da benzeri bir sıkıntı dokunmuştur. Böyle günleri, halkın arasında döndürüp duruyoruz ki ALLAH iman edenleri ayırsın ve sizden bazılarını şahitler edinsin. ALLAH zalimleri sevmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Size bir sıkıntı dokunduysa, düşman topluluğa da benzeri bir sıkıntı dokunmuştur. Böyle günleri, halkın arasında döndürüp duruyoruz ki ALLAH gerçek inananları ayırsın ve sizden bazılarını şahitler edinsin. ALLAH zalimleri sevmez

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer size bir yara dokunduysa o heriflere de öyle bir yara dokundu. Biz o günleri insanlar arasında evirip çeviririz. Allah'ın sizden iman edenleri bilmesi ve sizden şehitler alması, şahitler tutması için böyle yaparız. Allah, zulmedenleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer size bir yara dokundu ise heriflere de öyle bir yara dokundu; hem o günler, biz onları insanlar arasında evirir çeviririz, hem Allah iman edenleri bileceği ve sizden şehidler, şahidler tutacağı için; ki Allah zalimleri sevmez

Erhan Aktaş

Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek iman edenleri ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka insanlara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Gültekin Onan

Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Tanrı'nın inananları belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Tanrı, zulmedenleri sevmez;

Hasan Basri Çantay

(140-141) Eğer size ("Uhud" de) bir yara değmiş bulunuyorsa ("Bedir"de) o kavme de o kadar yara değmişdir. O günler (öyle günlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gah lehlerine, gah aleyhlerine olmak üzere elden ele ve nöbetleşe nöbetleşe) döndürür dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini iman edenlere açıklaması, içinizden şehidler edinmesi, mü'minleri tertemiz yapıb kafirleri (murdar ölümle) helak etmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

İbni Kesir

Eğer size bir yara dokunduysa; şüphesiz o kavme de o kadar yara dokunmuştur. Hem o günleri Biz, insanlar arasında döndürür dururuz. Bu; Allah'ın iman edenleri belirtmesi ve içinizden şahidler edinmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Mehmet Alagaş

(137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

Süleyman Ateş

Eğer size bir yara dokunduysa, o topluluğa da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler... onları biz insanlar arasında çevirip dururuz (kah bir kavme, kah ötekine galibiyet veririz; bazen bir topluma iyi veya kötü günler gösteririz, bazan ötekine). Allah inananları ortaya çıkarmak, sizden şehidler edinmek için (zamanı kah lehinize, kah aleyhinize çevirmektedir). Allah, zalimleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız karşınızdaki topluluk da (Bedir'de) onun dengi bir yara almıştı. dipnot 1 Böyle günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden şahitler tutması içindir. dipnot 2 Allah yanlışa dalanları sevmez.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın şahit tutacağı kişiler, savaşta imtihanı kazanan ile kaybedeni yaşayarak gören ve döndüğü zaman bunu diğer insanlara anlatarak Allah'a güven konusunda onları uyaran kişilerdir (Tevbe 9/122).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz bir yara aldıysanız, karşınızdaki topluluk da vaktiyle öyle bir yara aldı. Böyle günleri, bir ona bir öbürüne, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden kimilerini şahit tutması içindir. Allah, yanlış yapanları sevmez dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanlar Uhud'da yara aldılar, Mekkeli müşrikler de Bedir'de yara almışlardı.

Şaban Britch

Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah’ın iman edenleri ortaya çıkarması, içinizden şehitler edinmesi için bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

Şaban Piriş

(140-141) -Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah'ın iman edenleri ortaya çıkarması, içinizden şehitler edinmesi ve iman edenleri arındırıp, kafirleri mahvetmesi için bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede iman edenleri bilecek, sizden tanıklar/şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If you have sustained a heavy blow with injuries, so have the enemies. We rotate fortune and alternate the days of gratification and the days of distress. So that each people have their day and Allah distinguishes the steadfast among the believers who are immovable in faith and confers the prerogative of martyrdom on those of you who qualify; Allah detests the wrongful.

Abdul Haleem

if you have suffered a blow, they too have suffered one like it. We deal out such days among people in turn, for God to find out who truly believes, for Him to choose martyrs from among you- God does not love evildoers-

Abdullah Yusuf Ali

If a wound hath touched you, be sure a similar wound hath touched the others. Such days (of varying fortunes) We give to men and men by turns: that Allah may know those that believe, and that He may take to Himself from your ranks Martyr-witnesses (to Truth). And Allah loveth not those that do wrong.

Abul A'la Maududi

If a wound has befallen you a similar wound has already befallen the people who are opposed to you. dipnot 1 We make such movements to men in turn so that Allah might mark out those who are the true men of faith and select from among you those who do really bear witness (to the Truth): dipnot 2 for Allah does not love the wrong-doers,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This alludes to the Battle of Badr. The intention is to point out to the Muslims that if the unbelievers were not demoralized by the setback they suffered at Badr then the Muslims should not be disheartened by the setback thev suffered in the Battle of Uhud.
  2. metne dön, dipnot 2
    The actual words of this verse, can be interpreted in two ways. One meaning could be that God wanted to select some of them so that He could bestow upon them the honour of martyrdom. The second meaning could be that out of the hotch-potch of true believers and hypocrites which their community consisted of at that moment, God wanted to sift those who were truly His witnesses over all mankind. See( Qur'an 2: 143 - Ed.)

Aisha Bewley

If you have received a wound, they have already received a similar wound. We deal out such days to people turn by turn, so that Allah will know those who have iman and can gather martyrs from among you – Allah does not love wrongdoers –

Al-Hilali & Khan

If a wound (and killing) has touched you, be sure a similar wound (and killing) has touched the others. And so are the days (good and not so good), We give to men by turns, that Allâh may test those who believe, and that He may take martyrs from among you. And Allâh likes not the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers).

Ali Quli Qarai

If a wound afflicts you, a like wound has already afflicted those people; and We make such vicissitudes rotate among mankind, so that Allah may ascertain those who have faith, and that He may take martyrs from among you, and Allah does not like the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

If you have received an outer injury (in the Battle of Uhud), surely, the (disbelieving) people have already received a similar injury (in the same battle) - these days of vicissitudes are those which We cause to alternate among the people, (it is so that you may be admonished) and that (among other things), Allâh may distinguish those who (really) believe and so that He may raise martyrs from among you; and Allâh does not love the unjust.

Arthur John Arberry

If a wound touches you, a like wound already has touched the heathen; such days We deal out in turn among men, and that God may know who are the believers, and that He may take witnesses from among you; and God loves not the evildoers;

Bijan Moeinian

[Do not forget that] If you are wounded [in the battle of Ohud], the enemy has got wounds too. Know that God alternates the days of victory and defeat in order to see who the true believers are. God also blesses some with martyrdom. God does not like the unjust people.

E. Henry Palmer

If a sore touch you, a sore like it has touched people: these are days which we make to alternate amongst mankind that God may know who it is that believe, and may take from you witnesses, for God loves not the unjust;

Edip-Layth

If you are wounded, then know that the other group is also wounded. Such are the days, We alternate them between the people, so that God will know those who acknowledge, and so He may make witnesses from among you; and God does not like the wicked.

George Sale

If a wound hath happended unto you in war, a like wound hath already happened unto the unbelieving people: And we cause these days of different success interchangeably to succeed each other among men; that God may know those who believe, and may have martyrs from among you: -- God loveth not the workers of iniquity; -

Hamid S. Aziz

If a wound touches you, a similar wound has touched the others: these are only the vicissitudes of varying fortune which we bring in turn to mankind that Allah may know those who it is that believe, and may choose from you witnesses, for Allah loves not the unjust.

Mahmoud Ghali

In case a blow touches you, (This refers to the Battle of 'Uhud) then a like blow has already touched the (disbelieving) people. And such days We interchange (i.e. the change of fortune) among mankind and that Allah may know (the ones) who have believed and take to Him martyr-witnesses from among you; and Allah does not love the unjust.

Marmaduke Pickthall

If ye have received a blow, the (disbelieving) people have received a blow the like thereof. These are (only) the vicissitudes which We cause to follow one another for mankind, to the end that Allah may know those who believe and may choose witnesses from among you; and Allah loveth not wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

If you have been wounded they too have suffered a wound. We cause this alternation of night and day in the affairs of men so that God may know those who believe, taking some as witness (of truth) from your ranks, for God does not like those who are unjust.

Muhammad Asad

If misfortune touches you, [know that] similar misfortune has touched [other] people as well; for it is by turns that We apportion unto men such days [of fortune and misfortune]: and [this] to the end that God might mark out those who have attained to faith, and choose from among you such as [with their lives] bear witness to the truth - since God does not love evildoers -

Mustafa Khattab

If you have suffered injuries ˹at Uḥud˺, they suffered similarly ˹at Badr˺. We alternate these days ˹of victory and defeat˺ among people so that Allah may reveal the ˹true˺ believers, choose martyrs from among you—and Allah does not like the wrongdoers—

Progressive Muslims

If you are wounded, then know that the other group is also wounded. And such are the days, We alternate them between the people, so that God will know those who believe, and so He may make witnesses from among you; and God does not like the wicked.

Rashad Khalifa

If you suffer hardship, the enemy also suffers the same hardship. We alternate the days of victory and defeat among the people. GOD thus distinguishes the true believers, and blesses some of you with martyrdom. GOD dislikes injustice.

Sahih International

If a wound should touch you - there has already touched the [opposing] people a wound similar to it. And these days [of varying conditions] We alternate among the people so that Allah may make evident those who believe and [may] take to Himself from among you martyrs - and Allah does not like the wrongdoers -

Sam Gerrans

If injury touches you: there has touched people an injury the like thereof. And those are the days We alternate among men, both that God might know those who heed warning, and take witnesses among you — and God loves not the wrongdoers —

Shabbir Ahmed

If you suffer hardship, the enemy also suffers hardship. Such days of varying fortunes are governed by Universal Laws. Allah thus distinguishes the true believers, and blesses some of you with martyrdom. They have become witnesses to the power of Truth with their lives. Allah does not love those who displace courage with fear.

Syed Vickar Ahamed

If a wound (pain and sorrow) has touched you, be sure a similar wound has touched others; And such days (of varying fortunes) We give to men by turns: That Allah may know those who believe, and that He may take as martyrs (close to Himself) from the people those who see and sacrifice (for the sake of truth). And Allah loves not those who do wrong.

Taqi Usmani

If you have received a wound, they have received a similar wound. Such days We rotate among the people, so that Allah may know those who believe and let some of you be martyrs - and Allah does not like the unjust

The Monotheist Group

If you are wounded, then know that the other group is also wounded. And such are the days, We alternate them between the people, so that God will distinguish those who believe, and so He may make witnesses from among you; and God does not love the wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 140. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 140. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 140. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩