Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 130. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ te'külü-rribâ aḍ`âfem müḍâ`afeh. vetteḳu-llâhe le`alleküm tüfliḥûn.
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Faiz; bağışa koşun; sakınanların vasıfları Âl-i İmrân 130–138 3
Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.
Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
130-132. Bu tefsirin mukaddimesinde şu açıklamayı yapmıştık: Kulun gerek kendisi hakkındaki gerekse de başkaları hakkındaki emir ve yasaklara riâyet etmesi gerekir. Şanı Yüce Allah ona herhangi bir emir verecek olursa, öncelikle bu emrin sınırlarını ve kendisine emrolunan şeyin ne olduğunu bilmesi gerekir ki bu sayede o emri yerine getirme imkânını bulabilsin. Bunu öğrendikten sonra da gerek kendisi gerek başkaları hakkındaki bu emri -güç ve imkânları çerçevesinde- yerine getirebilmek için de Allah’tan yardım ister. Aynı şekilde Yüce Allah bir hususu yasaklayacak olursa, kulun o yasağın sınırlarını, onun kapsamına neyin girdiğini, neyin girmediğini de öğrenmesi gerekir. Bundan sonra da o yasağı terk etmekte Rabbinden yardım dileyerek bütün gayretini ortaya koyar. Bu ilkelere ilâhi bütün emir ve yasaklarda riâyet etmek gerekir.
İşte buradaki âyet-i kerimeler bir takım emirleri ve hayırlı bir takım hasletleri içermektedir ki Allah onları yapmayı emretmiş ve onlara teşvik etmiştir. Bunları yerine getirenlerin mükâfaatlarını da haber vermiştir. Yine bu âyet-i kerimeler bir takım yasaklar da ihtiva etmektedir ki Allah bu yasakları terk etmeye teşvikte bulunmaktadır.
Doğrusunu en iyi Allah bilir ama bu âyet-i kerimelerin Uhud kıssasından söz eden buyruklar arasında yer almasının hikmeti şu olabilir: Yüce Allah daha önce mü’min kullarına sabredip takvâ sahibi oldukları takdirde düşmanlarına karşı yardımcı olacağını, onları zafere götüreceğini, buna karşılık düşmanlarının da onlara karşı yenik düşmelerini sağlayacağını vaadetmişti. Meselâ şu ayetlerde olduğu gibi: “Eğer sabreder ve sakınırsanız onların hilelerinin size zararı olmaz.” (Âl-i İmran, 3/120); “Siz sabreder ve sakınırsanız, onlar hemen şimdi üzerinize gelseler bile Rabbiniz işaretlenmiş beş bin melekle size yardım edecektir.” (Âl-i İmran, 3/125) İşte sanki nefisler, kendisi sebebi ile zaferin, kurtuluşun ve mutluluğun elde edileceği takvânın özelliklerinin neler olduğunu bilmek istemiş gibi bu âyet-i kerimelerde takvânın en önemli özellikleri söz konusu edilmektedir ki kul bunları yerine getirecek olursa diğerlerini de ifa edip yerine getirmesi öncelikle söz konusu olur. Şanı Yüce Allah’ın bu âyet-i kerimelerde “takvâ” lafzını bir seferinde mutlak olarak: “Takvâ sahipleri için hazırlanmış” (133. âyet) şeklinde; iki seferinde de: “Allah’tan sakının (takvalı olun)” (130. âyet) ve “ateşten de sakının” (131. âyet) şeklinde kayıtlı olarak gelmesi de bu söylediklerimize delildir.
Yüce Allah’ın: “Ey iman edenler” buyruğu ile ilgili olarak şunları belirtelim: Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan: “Ey iman edenler” şeklindeki buyruklarından sonra “şunu yapın” yahut “şunu terk edin” ifadesinin gelmesi, bu emri itaatle yerine getirmeyi ve bu yasaktan uzak durmayı gerektiren sebebin, iman olduğuna delil teşkil etmektedir. Çünkü iman, tasdik edilmesi gereken şeyleri tam anlamı ile tasdik etmek demektir ki bu tasdik, azaların amellerini de beraberinde getirir.
İşte burada da Yüce Allah faizi kat kat yemelerini yasaklamaktadır. Bu, cahiliye dönemi insanları ile şer’î emirlere aldırmayanların alışageldikleri faiz şeklidir. Ödeme zorluğu çeken kimsenin, borcunu ödemesi gereken vade gelip de ondan herhangi bir şey alamayacak olurlarsa borçluya: Ya borcunu ödersin, ya da vadeyi uzatırız ama buna karşılık borcun da artar, derlerdi. Bu durumda fakir kimse de bu şartı kabul etmek zorunda kalır ve böylelikle alacaklısının yakasını bırakmasını sağlamak ve bir süre de olsa rahata ermek için bu isteğe boyun eğerdi. Bu suretle zimmetinde bulunan borç da herhangi bir fayda sağlamaksızın kat kat artar dururdu.
Yüce Allah’ın: “kat kat fazlası ile” buyruğu, faizin bu şekilde çok artırılmasının son derece çirkin bir şey olduğuna ve haram kılınışının hikmetine dikkat çekmektedir. Zira faizin haram kılınış hikmeti şudur: Yüce Allah faizin yapısındaki zulüm ve haksızlık dolayısıyla onu men etmiştir. Çünkü Yüce Allah ödeme zorluğu çeken borçluya mühlet vermeyi ve zimmetindeki borcun da herhangi bir artış söz konusu olmaksızın olduğu gibi kalmasını emretmiştir. Borçluyu asıl borcundan fazlasını ödemek zorunda bırakmak, ona kat kat yapılan bir zulümdür. O bakımdan takvâ sahibi olan mü’minin faizi terk etmesi ve ona hiçbir şekilde yaklaşmaması gerekir. Çünkü faizi terk etmek, takvâ sahibi olmanın gereklerindendir. Kurtuluş da takvâlı olmaya bağlıdır. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan sakının (takvalı olun) ki kurtulasınız. Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten de sakının.”
Ateşten sakınmak da ateşe girmeyi gerektiren küfür ve değişik dereceleri ile günahları terk etmekle mümkün olur. Çünkü bütün günahlar, özellikle de büyük olanları kişiyi küfre doğru çeker. Hatta günahlar, Yüce Allah’ın, kâfirler için hazırlamış olduğu cehenneme götüren küfrün şubeleri arasında yer alırlar. Buna göre günahı gerektiren fiillerin terk edilmesi ateşten kurtarır ve mutlak egemen Allah’ın gazabından korur. Hayır ve itaat fiillerini işlemek ise Rahman olan Allah’ın rızasını, cennetlere girmeyi ve rahmetin hasıl olmasını beraberinde getirir. İşte bundan dolayı Yüce Allah: “Allah’a ve peygambere” emirleri yerine getirerek ve yasaklardan da sakınarak “itaat edin ki rahmete nail olasınız” buyurmaktadır. Allah’a ve Rasûlüne itaat, rahmetin elde edilmesinin sebepleri arasındadır. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Ben onu sakınanlara (takva sahiplerine), zekâtı verenlere bir de âyetlerimize iman edenlere yazacağım.” (el-Araf, 7/156-157)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Cahiliye ehlinin yaptığı gibi borç vermiş olduğunuz ana paranızın üzerine kat kat faiz almaktan sakının. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Umulur ki, dünya ve ahiret için talep ettiğiniz hayra nail olursunuz.
Aynı kök: ربو (20 geçiş) · Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…
Aynı kök: ربو (20 geçiş) · Aynı kök: ضعف (52 geçiş)
İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz;…
Aynı kök: ربو (20 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…
Aynı kök: فلح (40 geçiş)
İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Aynı kök: فلح (40 geçiş)
Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…
Aynı kök: فلح (40 geçiş)
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Aynı kök: ضعف (52 geçiş)
Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na…
Aynı kök: ضعف (52 geçiş)
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Umulur ki kurtulursunuz. dipnot 1
Siz ey iman edenler! Faizi kat kat artırarak boğazınıza geçirmeyin; sorumluluk bilincini kuşanın ki mutluluğa erebilesiniz!
Siz ey imana ermiş olanlar! Ribayı kat kat arttırarak boğazınıza geçirmeyin; ama Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa erebilesiniz;
Ey iman edenler, kat kat arttırılmış riba (faiz) yemeyin (tefecilik yasaklanmıştır)! Allah'tan (yaptıklarınızın getirisini kesinlikle yaşatacağı içindir ki) korunun; kurtuluşa eresiniz!
Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz.
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey inanca çağırılanlar! Katlanarak artırılmış faizi yemeyin ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.
Ey iman edenler! Faizi kat kat arttırarak yemeyiniz. Allah'tan sakınınız ki kurtuluşa eresiniz.
Gerçeği onaylayanlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin. dipnot 1
İnananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin.
Ey iman edenler, öyle kat kat katlayarak faiz yemeyin ve Allah'tan korkun ki, arzunuza ulaşasınız.
Ey o bütün iman edenler! Öyle kat kat katlayarak riba yemeyin, Allahdan korkun ki felah bulasınız
Ey İman Edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey inananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Tanrı'dan sakının, umulur ki kurtulursunuz.
Ey iman edenler, ribayı (faizi) öyle kat kat artırılmış olarak yemeyin Allahdan korkun. Taki muraadınıza eresiniz.
Ey iman edenler; kat kat faiz yemeyin. Allah'tan korkunki felah bulasınız.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inananlar, kat kat riba yemeyin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inanıp güvenenler! Özelliği, kat kat artma olan faizi yemeyin! dipnot 1 Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Özelliği kat kat katlanıp artma olan faizi yemeyin dipnot 1 . Allah'tan çekinin ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey iman edenler! Kat kat artırılan faizi yemeyin. Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
-Ey iman edenler, kat kat artırılan, faizi yemeyin. Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey iman sahipleri! Ribayı öyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.
O you who have conformed to Islam! Usury is incompatible with religion. Do not swallow voraciously whatever interest you can get for the money you lend, doubling and redoubling the interest as you go. Revere Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him so that heaven may prosper you.
You who believe, do not consume usurious interest, doubled and redoubled. Be mindful of God so that you may prosper-
O ye who believe! Devour not usury, doubled and multiplied; but fear Allah; that ye may (really) prosper.
Believers! Do not swallow interest, doubled and redoubled, and be mindful of Allah so that you may attain true success. dipnot 1
You who have iman! do not feed on usury, multiplied and then remultiplied. Have taqwa of Allah so that hopefully you will be successful.
O you who believe! Eat not Ribâ (usury)[1] doubled and multiplied, but fear Allâh that you may be successful.
O you who have faith! Do not exact usury, twofold and severalfold, and be wary of Allah so that you may be felicitous.
O you who believe! do not practise usury and interest involving multiple additions, and keep your duty to Allâh and take Him as a shield so that you may prosper.
O believers, devour not usury, doubled and redoubled, and fear you God; haply so you will prosper.
O believers; give up the devouring of interest and increasing your money in that way. Fear God [and obey Him in this matter] so that you may succeed.
O ye who believe! devour not usury doubly doubled, but fear God, perchance ye may be prosperous;
O you who acknowledge, do not consume usury multiplying over, and be aware of God that you may succeed.
O true believers, devour not usury, doubling it twofold; but fear God, that ye may prosper:
O you who believe! Devour not usury doubling and redoubling, but do your duty to Allah that you may be successful.
O you who have believed, do not eat riba, (i. e., usury; interest and other unlawful gains) doubled (and) redoubled, and be pious to Allah that possibly you would prosper.
O ye who believe! Devour not usury, doubling and quadrupling (the sum lent). Observe your duty to Allah, that ye may be successful.
O you who believe, do not practice usury, charging doubled and redoubled (interest); but have fear of God: you may well attain your goal.
O YOU who have attained to faith! Do not gorge yourselves on usury, doubling and re-doubling it - but remain conscious of God, so that you might attain to a happy state;
O believers! Do not consume interest, multiplying it many times over. And be mindful of Allah, so you may prosper.
O you who believe, do not consume financial interest multiplying over, and revere God that you may succeed.
O you who believe, you shall not take usury, compounded over and over. Observe GOD, that you may succeed.
O you who have believed, do not consume usury, doubled and multiplied, but fear Allah that you may be successful.
O you who heed warning: consume not usury, doubled and redoubled; and be in prudent fear of God, that you might be successful.
(The battle was about protection from the external threat. Your prime duty remains to preserve a benevolent society, to which usury is a big detriment). Usury is the return on money while trade is the return on labor (2:275). O You who have chosen to be graced with belief! Do not eat up other people's money by way of usury that appears to you ever-increasing. But Allah's Law blights usury and flourishes acts of caring (2:276). Walk aright in the Way of Allah to attain true prosperity.
O you who believe! Do not take usury, doubled and multiplied; But fear Allah; That you may (really) prosper.
O you who believe, do not eat up the amounts acquired through Ribā (interest), doubled and multiplied. Fear Allah, so that you may be successful,
O you who believe, do not consume usury, compounding over and over; and reverence God that you may succeed.