Nahl suresi

Nahl suresi, 36. ayet

Nahl suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَٰلَةُ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

veleḳad be`aŝnâ fî külli ümmetir rasûlen eni-`büdü-llâhe vectenibu-ṭṭâgût. feminhüm men hede-llâhü veminhüm men ḥaḳḳat `aleyhi-ḍḍalâleh. fesîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

Diyanet İşleri

Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 33–39 · surenin 36. ayeti / 128

Konu "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret Nahl 35–42 3

  1. Nahl 33

    (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helak emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

  2. Nahl 34

    Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

  3. Nahl 35

    Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

  4. 36

    Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

  5. Nahl 37

    Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.

  6. Nahl 38

    Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  7. Nahl 39

    (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

36. Allah Teâlâ, bütün ümmetlere karşı delilini ortaya koymuş olduğunu, ister önceden geçmiş, ister sonra gelmiş olsun her bir ümmet arasında mutlaka bir rasul göndermiş olduğunu, hepsinin de ittifakla aynı çağrıyı yapıp aynı dini tebliğ ettiklerini haber vermektedir. Bu da O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmektir: “Allah’a ibadet edin ve tâğûttan kaçının.” Ümmetler ise peygamberlerin çağrısını kabul edip etmeme bakımından iki kısma ayrılmışlardır: “Allah içlerinden kimine hidâyet vermiş” onlar da ilmen ve amelen peygamberlere tâbi olmuşlardır; “kiminin üzerine de sapıklık hak olmuştur.” Onlar da sapıklık yoluna uymuşlardır. “Yeryüzünde” bedenlerinizle ve kalplerinizle “gezin de yalanlayanların sonu nasıl olmuş, bir bakın!” Sizler bu konuda hayret verecek şeyler göreceksiniz. Ne kadar yalanlayıcı geçmiş ise mutlaka âkıbetinin helâka uğramak olduğunu göreceksiniz

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Muhakkak bizler geçmiş her bir ümmete; kavimlerine bir tek Allah'a ibadet edip; put, şeytan ve daha başka şeylere ibadet etmeyi terk etmelerini emreden bir peygamber gönderdik. Bunlardan bazılarını Allah muvaffak kıldı. O'na iman edip peygamberinin getirdiklerine uydular. Bazıları da Allah’ı inkâr ederek peygamberine karşı geldiler. Yüce Allah da onları muvaffak kılmadı. Onlar da sapıklığı hak ettiler. Azap ve helak onlara gelince yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu gözlerinizle görmek için yeryüzünü dolaşın.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. بَعَثْنَا beasna biz gönderdik kök: بعث
  3. فِى fi içinde
  4. كُلِّ kulli her kök: كلل
  5. أُمَّةٍۢ ummetin millet kök: امم
  6. رَّسُولًا rasulen bir elçi kök: رسل
  7. أَنِ eni diye
  8. ٱعْبُدُوا۟ a'budu kulluk edin kök: عبد
  9. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  10. وَٱجْتَنِبُوا۟ vectenibu ve kaçının kök: جنب
  11. ٱلطَّـٰغُوتَ ۖ t-tagute tagutdan kök: طغي
  12. فَمِنْهُم feminhum onlardan
  13. مَّنْ men kimine
  14. هَدَى heda hidayet etti kök: هدي
  15. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  16. وَمِنْهُم ve minhum ve onlardan
  17. مَّنْ men kimine de
  18. حَقَّتْ hakkat hak oldu kök: حقق
  19. عَلَيْهِ aleyhi üzerlerine
  20. ٱلضَّلَـٰلَةُ ۚ d-delaletu sapıklık kök: ضلل
  21. فَسِيرُوا۟ fesiru işte gezin kök: سير
  22. فِى fi
  23. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  24. فَٱنظُرُوا۟ fenzuru ve bakın kök: نظر
  25. كَيْفَ keyfe nasıl kök: كيف
  26. كَانَ kane olmuş kök: كون
  27. عَـٰقِبَةُ aakibetu sonu kök: عقب
  28. ٱلْمُكَذِّبِينَ l-mukezzibine yalanlayanların kök: كذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri)…

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da,…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    O, ümmilere, içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar,…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti.…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz "Allah'a kulluk edin ve Tağut'tan (azgınlık edenden) kaçının!" diye (emretmeleri için) her ümmete bir elçi göndermiştik. Allah onlardan bir kısmını doğru yola ulaştırmıştır; bir kısmı da sapkınlığı hak etmişlerdi. Yeryüzünde dolaşın; sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İbret almak için yeryüzünde gezip dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:137; En‘âm 6:11; Yûsuf 12:109; Hacc 22:46; Neml 27:69; Rûm 30:9, 42; Fâtır 35:44; Mü'min 40:21, 82; Muhammed 47:10.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, (geçmiş) her uygarlığın içinden "Allah'a kulluk edin, ilahlaştırılan şer otoriteden uzak durun!" diyen bir elçi çıkarmışızdır. Bunun ardından onlardan kimileri Allah'ın gösterdiği doğru yola uydu, kimileri de (ısrarlı tercihleri sonucu) sapıklığa mahkum olmayı hak etti. İsterseniz yeryüzünde dolaşın ve yalanlayanların sonu nasıl olurmuş görün!

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Biz her toplumun içinden, "Allah'a kulluk edin, şer güçlerden kaçının!" (mesajıyla gönderdiğimiz) bir elçi çıkardık. O (geçmiş nesil)lerden bir kısmını Allah hidayetiyle doğru yola yöneltti; bir kısmı da sapıklık içinde bırakılmaya müstehak oldular: O halde, şimdi, yeryüzünde dolaşın ve hakkı yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, her ümmet içinde: "Allah'a kulluk edin ve taguttan kaçının!" diye bir Rasul ba's ettik. . . Onlardan kimine Allah hidayet etti. . . Onlardan kiminin de üzerine dalalet hak oldu. . . (Hadi) arzda seyredin (gezinin) de yalanlayanların sonu nasıl oldu bakın?

Ali Bulaç

Andolsun, biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki biz, «Allah'a kulluk edin ve tâğuttan sakının» diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, her topluma bir elçi gönderdik: "Allah'a hizmet edin ve katışıksız dini kirletmek için uğraşanlardan sakının!" Böylece, Allah, onlardan kimine yol gösterdi; kimi de sapkınlık içinde kalmayı hak etti. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk ediniz ve tağuttan sakınınız!" diye her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde geziniz de görünüz, inkar edenlerin sonu nasıl olmuştur.

Edip Yüksel

Her bir toplum içinde, "ALLAH'a hizmet edin ve azgınlıktan/küstahlıktan sakının" diyen bir elçi gönderdik. Onlardan kimine ALLAH yol gösterdi, kimi de sapıklıkta kalmaya mahkûm oldu. Yeryüzünü dolaşın ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna dikkat edin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Her bir toplum içinde, 'ALLAH'a kulluk edin ve putperestlikten sakının,' diyen bir elçi gönderdik. Onlardan kimine ALLAH yol gösterdi, kimi de sapıklıkta kalmağa mahkum oldu. Yeryüzünü dolaşın ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna dikkat edin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki: Biz, her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve Tağuttan sakının!" diye uyaran bir peygamber gönderdik. Sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasip etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde bir dolaşın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun ne olduğunu görün!

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için biz, her ümmette "Allaha ibadet edin ve Taguttan ictinab eyleyin" diye bir Resul ba'settik, sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasib etti, kiminin de üzerine dalalet hakkoldu, şimdi yeryüzünde bir gezin de bakın peygamberleri tekzib edenlerin akibeti nasıl oldu?

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Biz, her ümmete, dipnot 1 Allah'a kulluk etmeleri ve tağuttan dipnot 2 uzak durmaları için bir resul gönderdik. Allah onlardan kimini dipnot 3 doğru yola iletti, kimine dipnot 3 de sapkınlık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Toplum, topluluk. İnsan soyu. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargılarına ve aynı uygarlığa sahip olan insanların topluluğu. Ümmetin diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış amaç edinilmiş, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Aynı tür canlı topluluklarına da ümmet denmektedir. Örneğin: kuşlar bir ümmettir (Bkz.6:38).
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Despot, azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum veya yönetim demektir. Tuğyan, "Haddi aşma, zulüm, azgınlık, sapkınlık, isyan, küfür." Tağa fiilinin mastarıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bkz. 14:4. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, Biz, her ümmete dipnot 1 , Allah'a kulluk etmeleri ve tağuttan dipnot 2 uzak durmaları için bir resul gönderdik. Allah onlardan kimini dipnot 3 doğru yola iletti, kimine dipnot 3 de sapkınlık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Topluma. İnsan soyuna. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. Tağut, insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurumu ifade etmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kim neyi hak ettiyse. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, Biz, her topluma, Allah'a kulluk etmeleri ve tağuttan dipnot 1 uzak durmaları için bir rasul gönderdik. Allah onlardan bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapkınlık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezin de, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tağut, "Allah'a isyan etmek" anlamına gelen tağa kökünden türemiştir. Tağut sözcüğü, "Allah'a isyan eden, azgın, insanlara zorla hükmeden, kafir, zorba kişi." demektir.

Gültekin Onan

Andolsun, biz her ümmete: "Tanrı'ya kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Tanrı hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz her ümmete: "Allaha kulluk edin, putlar (a tapmak) dan kaçının" diye (tebligat yapması için) bir peygamber göndermişizdir. Sonra Allah içlerinden kimine hidayet vermiş, kiminin üzerine de sapıklık hak olmuşdur. Şimdi yer yüzünde gezinin de (peygamberlerini) tekzib edenlerin sonu nice oldu, görün.

İbni Kesir

Andolsun ki; her ümmete: Allah'a ibadet edin ve putlardan kaçının, diye peygamberler göndermişizdir. Allah, içlerinden kimini hidayete erdirdi. Kimi de sapıklığı hak etti. Şimdi yeryüzünde gezin de; peygamberleri yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.

Mehmet Alagaş

(35-40) Ortak koşanlar dediler ki Allah eğer isteseydi, biz de babalarımız da onun dışında birine ibadet etmezdik ve de onun dışında hiçbir şeyi de haram etmezdik. (Demek ki o istemiş biz de yapmışız diyorlar Allah istediğini yaratıyor biz istediğimizi seçiyoruz dikkat !! yaratamıyoruz yaratılmışı seçiyoruz yahut yaratım sürecine katkı vermeyi seçiyoruz bizsiz de yaratabilir.) Aynen kendilerinden öncekiler gibi yaptılar , Resullerimize düşen sadece apaçık şekilde bilgilendirmekten / tebliğden başka nedir? Kesin olan şu ki, biz her ümmete / her topluluğa Allaha ibadet etmeleri ve taşkınlık edenden / tağuttan kaçınmaları için bir Resul var ettik, Allah kimine hidayet ediyor kiminin üzerine ise sapmış olarak kalmak gerçekleşiyor. Arzda şimdi gezin, bakın bakalım yalancıların akıbeti nasıl olmuş? Eğer ki onların hidayeti bulmalarına ne kadar çok hırslanmış olsan da Allah sapmış kimseyi kesinlikle hidayete erdirmez / yola yönlendirmez , onların herhangi bir yardımcıları da yoktur. Allah’a bütün güçleri ile “Allah ölen birini asla diriltmez” diye yemin ettiler, Bilakis onlara olan vaadi haktır / hakikattir ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar , İhtilaf edip durdukları şeylerin açıklanması ve de kafirlerin yalancı olduklarını bilmeleri için (tekrar yaratacağız) bir şeyin olmasını murat ettiğimizde bizim sözümüz şudur, ona deriz ki ol ve o olur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun biz, her ümmete, “Yalnızca Allah’a ibadet edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, her millet içinde: "Allah'a kulluk edin, şeytan(a tapmak)dan kaçının" diye bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allah hidayet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmuş!

Süleymaniye Vakfı

Şurası kesin ki biz her topluma "Allah'a kulluk edin, tağutlardan dipnot 1 da uzak durun!" diye bir elçi gönderdik dipnot 2 . Sonra Allah onlardan kimilerinin doğru yolda olduğunu onayladı, kimilerine ise sapkınlık hak oldu dipnot 3 . Yeryüzünü dolaşın da yalana sarılıp duranların sonu nasıl olmuş bir bakın! dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak ya da anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/256, 257, Nisa 4/51,60,76; Maide 5/60, Zümer 39/17).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz her topluma (ümmete) elçi gönderdik; Allah'a kul olsunlar ve azgınlardan uzak dursunlar diye. Onların içinden, Allah'ın yoluna kabul ettiği kimseler de oldu, sapıklığı hak etmiş olanlar da. Yeryüzünü dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

Şaban Britch

Yalnızca Allah’a ibadet edin ve tağuttan sakının, diye her topluma bir elçi gönderdik. Allah, onlardan bir kısmına hidayet etti. Onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir bakın!

Şaban Piriş

-Allah'a kulluk edin ve tağuttan sakının, diye her topluma bir elçi gönderdik. Böylece, onların içinden kendilerine Allah'ın yol gösterdiği de vardır. Sapıklığı hak edenler de vardır. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir bakın!

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun, biz her ümmette şöyle tebliğ yapan bir resul görevlendirdik: "Allah'a kulluk/ibadet edin, tağutttan kaçının. Sonra bunlardan kimine Allah kılavuzluk etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And to every nation did We send a Messenger to say to them: " Worship Allah alone and adore Him with appropriate acts and rites and avoid at any cost worshipping anything else irrespective of his or its attribute, be it a human or an idol. " And so, among them -the people- there were those whom Allah had guided to His path of righteousness and others who thrived on disobedience and verified Allah's justifiable ordination to their loss in the maze of error.

Abdul Haleem

We sent a messenger to every community, saying, ‘Worship God and shun false gods.’ Among them were some God guided; misguidance took hold of others. So travel through the earth and see what was the fate of those who denied the truth.

Abdullah Yusuf Ali

For We assuredly sent amongst every People a messenger, (with the Command), "Serve Allah, and eschew Evil": of the People were some whom Allah guided, and some on whom error became inevitably (established). So travel through the earth, and see what was the end of those who denied (the Truth).

Abul A'la Maududi

We raised a Messenger in every community (to tell them): "Serve Allah and shun the Evil One." dipnot 1 Thereafter Allah guided some of them while others were overtaken by error. dipnot 2 Go about the earth, then, and observe what was the end of those who rejected the Messengers, dipnot 3 calling them liars.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you are not justified in excusing yourselves for these sins, saying that it is the will of God for We sent Messengers to every ummat, who told the people in plain words that they should worship Us and none else, and should not follow and obey taghut. Besides this, We have already warned you that We do not approve of your deviations. Why should you then put forward this excuse for your deviations? Do you mean to say that We ought to have sent such Messengers as would have forced you to follow the right way instead of bringing you to it by preaching? Please refer to (E.N. 80 of Surah Al-Anaam) for the distinction between God’s will and God’s approval).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, Whenever a Messenger came to a people, they were divided into two groups.
  3. metne dön, dipnot 3
    (1) Those who accepted the message (and that, too, could not have been possible except with the will of Allah).

Aisha Bewley

We sent a Messenger among every people saying: ‘Worship Allah and keep clear of all false gods. ’ Among them were some whom Allah guided but others received the misguidance they deserved. Travel about the earth and see the final fate of the deniers.

Al-Hilali & Khan

And verily, We have sent among every Ummah (community, nation) a Messenger (proclaiming): "Worship Allâh (Alone), and avoid (or keep away from) Tâghût[1] (all false deities i.e. do not worship Tâghût besides Allâh)." Then of them were some whom Allâh guided and of them were some upon whom the straying was justified. So travel through the land and see what was the end of those who denied (the truth).

Ali Quli Qarai

Certainly We raised an apostle in every nation [to preach:] ‘Worship Allah, and keep away from the Rebels. ’ Then among them were some whom Allah guided, and among them were some who deserved to be in error. So travel over the land and then observe how was the fate of the deniers.

Amatul Rahman Omar

And We raised a Messenger among every community (teaching, ) `Worship Allâh and shun the transgressor (- satan). ' Thus there were some among them whom Allâh guided and there were some among them who were condemned to be lost. So travel in the land and behold how evil was the end of those who cried lies (to the truth).

Arthur John Arberry

Indeed, We sent forth among every nation a Messenger,; saying: 'Serve you God, and eschew idols. ' Then some. of them God guided, and some were justly disposed to error. So journey in the land, and behold how was the end of them that cried lies.

Bijan Moeinian

I have sent a Messenger to each nation to say: "Worship God and avoid alternative way of lives (exemplified in worshipping the idols in any form and shape. )" Once the way was clearly presented, some people deserved the Lord’s mercy and were guided by God, while the others chose the alternative ways. Roam the earth and see what happened to those who rejected the message.

E. Henry Palmer

We have sent in every nation an apostle (to say), 'Serve ye God, and avoid Taghut!' and amongst them are some whom God has guided, and amongst them are some for whom error is due;- go ye about then on the earth, and behold how was the end of those who called (the apostles) liars!

Edip-Layth

We have sent a messenger to every nation: "You shall serve God and avoid transgression." Some of them were guided by God, and some of them deserved to be misguided. So travel in the land, and see how the punishment was of those who denied.

George Sale

We have heretofore raised up in every nation an apostle to admonish them, saying, worship God, and avoid Taghut. And of them there were some whom God directed, and there were others of them who were decreed to go astray. Wherefore go through the earth, O tribe of Koreish, and see what hath been the end of those who accused their apostles of imposture.

Hamid S. Aziz

Verily, We have sent to every nation a Messenger, proclaiming, "Serve you Allah, and avoid Taghut (false gods). " And amongst them are some whom Allah has guided, and amongst them are some for whom error has become established. So travel through the earth, and behold what was the end of those who denied them.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already sent forth in every nation a Messenger (saying), "Worship Allah and avoid the Taghût. " (i.e., false gods) Then (some) of them Allah guided; and errancy came true against (some of) them. So travel in the earth, then look into how was the end of the beliers.

Marmaduke Pickthall

And verily We have raised in every nation a messenger, (proclaiming): Serve Allah and shun false gods. Then some of them (there were) whom Allah guided, and some of them (there were) upon whom error had just hold. Do but travel in the land and see the nature of the consequence for the deniers!

Mohamed Ahmed - Samira

To every community We have sent an apostle. (saying:) "Worship God, and keep away from all other deities." Thus some of them were guided by God, and ruin was justified on some. Travel over the earth and see what befell those who accused (the apostles) of lies.

Muhammad Asad

And indeed, within every community have We raised up an apostle [entrusted with this message]: "Worship God, and shun the powers of evil!" And among those [past generations] were people whom God graced with His guidance, just as there was among them [many a one] who inevitably fell prey to grievous error: go, then, about the earth and behold what happened in the end to those who gave the lie to the truth!

Mustafa Khattab

We surely sent a messenger to every community, saying, "Worship Allah and shun false gods." But some of them were guided by Allah, while others were destined to stray. So travel throughout the land and see the fate of the deniers!

Progressive Muslims

And We have sent a messenger to every nation: "You shall serve God and avoid evil. " Some of them were guided by God, and some of them deserved to be misguided. So travel in the land, and see how the punishment was of those who denied.

Rashad Khalifa

We have sent a messenger to every community, saying, "You shall worship GOD, and avoid idolatry." Subsequently, some were guided by GOD, while others were committed to straying. Roam the earth and note the consequences for the rejectors.

Sahih International

And We certainly sent into every nation a messenger, [saying], "Worship Allah and avoid Taghut. " And among them were those whom Allah guided, and among them were those upon whom error was [deservedly] decreed. So proceed through the earth and observe how was the end of the deniers.

Sam Gerrans

And We raised up in every community a messenger: “Serve God and avoid idols.” And among them was he whom God guided; and among them was he upon whom misguidance was binding. So travel in the earth and see how was the final outcome of the deniers.

Shabbir Ahmed

And verily, We have raised in every nation a Messenger, saying, "Serve Allah alone and shun false gods in any form. " Then Allah guided some of the people (since they adopted the right approach (4:88)). And error took hold of others (who fell into arrogance or blind following (18:29)). Do take lessons from history as you travel in the earth, and see the consequence of the deniers.

Syed Vickar Ahamed

And We surely sent from every people a messenger (with the Command), "Serve Allah, and avoid evil:" From the people were some whom Allah guided, and some for whom error could not be avoided. So travel through the earth, and see what was the end of those who rejected (the Faith and the Truth).

Taqi Usmani

We did raise a messenger among every people, with the message: "Worship Allah and stay away from the Rebel (the Satan)." Then, there were some among them whom Allah guided, and there were others against whom deviation (from the right path) was established. So, travel on earth and see how was the fate of those who rejected (the prophets).

The Monotheist Group

And We have sent a messenger to every nation: "You shall serve God and avoid evil." Some of them were guided by God, and some of them deserved to be misguided. So travel the earth, and see how the punishment was of those who denied.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩