Diyanet İşleri
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 15. ayet. مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا
meni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü `aleyhâ. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vemâ künnâ mü`aẕẕibîne ḥattâ neb`aŝe rasûlâ.
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır İsrâ 9–22 3
Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
"Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir.
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.
Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. Yani herkesin hidâyet ve sapıklığı kendisinedir. Kimse kimsenin günahını yüklenmeyeceği gibi kimse başkasına gelecek zerre ağırlığı kadar bir kötülüğü de uzaklaştıramaz. Allah adaletlilerin en adaletlisidir. Hiçbir kimseye risalet vasıtasıyla delil ortaya konulmadıkça ve o da bu delile karşı koymadıkça azap edilmez. Delile boyun eğen yahut Yüce Allah’ın delili kendisine ulaşmayan kimseye ise hiç şüphesiz Allah azap etmez. Bu âyet-i kerime, fetret dönemi insanları ile müşriklerin çocukları da dahil olmak üzere Allah’ın, kendilerine peygamber göndermedikçe hiçbir kavme azap etmeyeceğine delil gösterilmiştir. Çünkü Yüce Allah, zulmetmekten münezzehtir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kim iman ederek, hidayete yönelirse, hidayetinin sevabı kendisine aittir. Kim saparsa, sapıklığının cezası kendisine aittir. Hiçbir nefis başka bir nefsin günahını taşımaz. Biz hiçbir bir topluma hücceti ikame edip onlara bir resul göndermedikçe azap etmeyiz.
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim.…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine…
Aynı kök: وزر (27 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et,…
Aynı kök: وزر (27 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ…
Aynı kök: وزر (27 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kim doğru yola gelirse, sadece kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. dipnot 1 Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Biz bir elçi gönderinceye kadar (kimseye) azap ediciler değiliz. dipnot 2
Kim doğru yola yönelirse, iyi bilsin ki o sadece kendisi lehine yönelmiş olacaktır; kim de saparsa, unutmasın ki o da yalnızca kendi aleyhine sapmış olacaktır: zira hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz; üstelik Biz, bir elçi gönderinceye kadar asla (bir toplumu) azaba sürüklememişizdir.
Her kim ki doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Ve her kim ki yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir. Ayrıca, Biz, (kendilerine) bir elçi göndermeden (yaptığı haksızlıklardan ötürü hiçbir topluma) azap etmeyiz.
Kim hakikate ererse sadece kendinedir bu doğru yolu bulmuş oluşu; kim de saparsa (hakikatten) yalnızca kendi nefsi aleyhine sapmış olur! Hiç kimse, bir başkasının yaptığı yanlışların yükünü taşımaz! Biz bir Rasul oluşturup (ba's edip) onunla uyarmadıkça azap yaşatmayız!. .
Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluluğa) azab edecek değiliz.
Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.
Artık, kim doğru yolu bulursa, yalnızca kendisi için doğru yolu bulmuş olur. Kim de saparsa, yalnızca kendi yitimine yönelik sapmış olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü taşımaz. Zaten bir elçi göndermedikçe cezalandırmayız.
Her kim doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Her kim de yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin suçunu taşıyacak değildir. Ayrıca, biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz.
Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç kimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız.
Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçkimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız
Kim doğru yola giderse, sırf kendi iyiliği için gider; kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine eder; Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez! Biz bir peygamber göndermedikçe azap da etmeyiz.
Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder ve hiç bir vizir çeken diğerinin vizrini çekmez, biz bir Resul göndericiye kadar ta'zib de etmeyiz
Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 1 Ve Biz, bir Resul göndermedikçe azap edecek değiliz.
Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 1 Ve Biz, bir resul göndermedikçe azap edecek değiliz.
Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 1 Ve Biz, bir rasul göndermedikçe azap edecek değiliz.
Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz.
Kim doğru yolu bulursa, o doğru yolu ancak kendi faidesine bulmuş olur. Kim de sapıklık ederse o da yalınız kendi aleyhine sapmış olur. Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz bir resul gönderinceye kadar (hiç bir kimseye ve kavme) azab ediciler değiliz.
Kim, hidayete ererse; kendi nefsi için hidayete ermiş olur. Kim de dalalete düşerse; kendi nefsi aleyhine dalalete düşmüş olur. Hiç kimse başkasının yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azab ediciler değiliz.
(11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.
Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.
Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azab edecek değiliz.
Kim yola gelirse kendisi için gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi aleyhine çıkar dipnot 1 . Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez dipnot 2 . Biz bir resul /kitap dipnot 3 göndermeden azap edecek değiliz dipnot 4 .
Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz.
Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.
Doğru yola giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiç bir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, elçi göndermedikçe azap etmeyiz.
Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkar, bir başka günahkarın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz.
Indeed, he who is steered by the spirit of truth into all truth and Providence his guide benefits his own soul, and he who errs and strays from the path of truth and righteousness will prejudice his own soul. No soul bearing wrongs or not, will in any way bear the wrong of another, nor would We inflict a penalty on a people until We had sent to them a Messenger serving as a spectacle and a warning and they counselled deaf.
Whoever accepts guidance does so for his own good; whoever strays does so at his own peril. No soul will bear another’s burden, nor do We punish until We have sent a messenger.
Who receiveth guidance, receiveth it for his own benefit: who goeth astray doth so to his own loss: No bearer of burdens can bear the burden of another: nor would We visit with Our Wrath until We had sent an messenger (to give warning).
He who follows the Right Way shall do so to his own advantage; and he who strays shall incur his own loss. dipnot 1 No one shall bear another's burden. dipnot 2 And never do We punish any people until We send a Messenger dipnot 3 (to make the Truth distinct from falsehood).
Whoever is guided is only guided to his own good. Whoever is misguided is only misguided to his detriment. No burden-bearer can bear another’s burden. We never punish until We have sent a Messenger.
Whoever goes right, then he goes right only for the benefit of his ownself. And whoever goes astray, then he goes astray to his own loss. No one laden with burdens can bear another’s burden. And We never punish until We have sent a Messenger (to give warning).
Whoever is guided is guided only for [the good of] his own soul, and whoever goes astray, goes astray only to its detriment. No bearer shall bear another’s burden. We do not punish [any community] until We have sent [it] an apostle.
He who follows the right way follows it to his own good and he who goes astray, surely, he goes astray to his own loss. And no soul that bears the burden shall bear the burden of another. And We never punish unless We have sent a Messenger.
Whosoever is guided, is only guided to his own gain, and whosoever goes astray, it is only to his own loss; no soul laden bears the load of another. We never chastise, until We send forth a Messenger.
Whoever accepts the guidance, has done himself a favor. Whoever has chooses the wrong path, he has done an injustice to himself. Nobody will be held responsible for somebody else’s wrong doing and I will never punish without first having sent a Messenger (to warn.)
He who accepts guidance, accepts it only for his own soul: and he who errs, errs only against it; nor shall one burdened soul bear the burden of another. Nor would we punish until we had sent an apostle.
Whoever is guided is guided for himself, and whoever is misguided is for his own loss. No person shall carry the load of another, and We were not to punish until We send a messenger.
He who shall be rightly directed, shall be directed to the advantage only of his own soul; and he who shall err, shall err only against the same: Neither shall any laden soul be charged with the burden of another. We did not punish any people, until we had first sent an apostle to warn them.
He who accepts guidance (or does right), accepts it only for his own soul: and he who errs, errs only against it; nor shall one burdened soul bear the burden of another. Nor would We punish until we had sent a Messenger (with warnings).
Whoever is guided, surely he is guided only for himself; (i. e., for his own gain) and whoever errs (away), then surely he errs (away) only upon himself; (i.e., to his own loss) and no encumbered self will be encumbered with the encumbrance of another (self); and in no way are We tormenting (anyone) until We have sent forth a Messenger.
Whosoever goeth right, it is only for (the good of) his own soul that he goeth right, and whosoever erreth, erreth only to its hurt. No laden soul can bear another's load, We never punish until we have sent a messenger.
"He who finds the right path does so for himself; and he who goes astray does so to his own loss; and no one who carries a burden bears another's load. We never punish till We have sent a messenger.
Whoever chooses to follow the right path, follows it but for his own good; and whoever goes astray, goes but astray to his own hurt; and no bearer of burdens shall be made to bear another" burden. Moreover. We would never chastise [any community for the wrong they may do] ere We have sent an apostle [to them].
Whoever chooses to be guided, it is only for their own good. And whoever chooses to stray, it is only to their own loss. No soul burdened with sin will bear the burden of another. And We would never punish ˹a people˺ until We have sent a messenger ˹to warn them˺.
Whoever is guided is guided for himself, and whoever is misguided is for his own loss. And no person shall carry the load of another, and We were not to punish until We send a messenger.
Whoever is guided, is guided for his own good, and whoever goes astray does so to his own detriment. No sinner will bear the sins of anyone else. We never punish without first sending a messenger.
Whoever is guided is only guided for [the benefit of] his soul. And whoever errs only errs against it. And no bearer of burdens will bear the burden of another. And never would We punish until We sent a messenger.
Whoso is guided, he is but guided for his soul; and whoso strays, he but strays against it; and no bearer bears the burden of another. And We do not punish until We have raised up a messenger.
So, whoever goes right, does it for his own "Self", and whoever strays, strays against his own "Self". No person bears the load of another. And We never punish any people until We have sent a Messenger. (The Eternal Messenger now is the Book of Allah).
Whoever takes the guidance, takes it for his own good: And Whoever goes astray does so to his loss: No bearer of burdens can bear the burden of another: And We will not come down with Our Anger until We had sent a messenger (to warn).
Whoever adopts the right path does so for his own benefit, and whoever goes astray does so to his own detriment, and no bearer of burden shall bear the burden of another, and it is not Our way to punish (anyone) unless We send a Messenger.
Whoever is guided is guided for himself, and whoever is misguided is for his own loss. And no person shall carry the burdens of another, and We were not to punish until We send a messenger.