A'râf suresi

A'râf suresi, 128. ayet

A'râf suresi, 128. ayet. قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱصْبِرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْأَرْضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

ḳâle mûsâ liḳavmihi-ste`înû billâhi vaṣbirû. inne-l'arḍa lillâh. yûriŝühâ mey yeşâü min `ibâdih. vel`âḳibetü lilmütteḳîn.

Diyanet İşleri

Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 125–131 · surenin 128. ayeti / 206

Konu Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş A'râf 127–137 3

  1. A'râf 125

    Dediler ki: "Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz."

  2. A'râf 126

    "Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al."

  3. A'râf 127

    Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?" Firavun, "Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?" dedi.

  4. 128

    Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.

  5. A'râf 129

    Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.

  6. A'râf 130

    Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

  7. A'râf 131

    Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

128. Mûsâ, yüce Rablerinden yardım istemeden hiçbir şey yapamayacakları böyle bir durumda kavmine ilahî yardımı ve desteği istemelerini tavsiye ederek şöyle dedi: “Allah’tan yardım dileyin.” Size fayda sağlayacak şeyleri elde etmek, size zarar verecek şeyleri önlemek hususunda O’na güvenip dayanın. O’nun sizi mükemmel bir konuma getireceğine güvenin “ve sabredin.” Başınıza gelenlere karşı kurtuluşu bekleyerek sabredin.

“Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır.” Firavun’un da değildir, kavminin de değildir ki orada istedikleri gibi tahakküm etsinler. “Onu kullarından dilediğine miras verir.” Yani kendi irade ve hikmetine uygun olarak orayı insanlar arasında elden ele dolaştırır durur. Fakat güzel akıbet takvâ sahiplerinin olacaktır. Şüphesiz ki takvâ sahipleri Allah’ın hükmü ve sınaması gereği bir süre mihnetlerle karşı karşıya kalacak olsalar dahi ilâhi zafer ve yardım onlarındır. “Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir.” Takvâ sahiplerinin kendilerine düşmanlık eden kavimlerine karşı zafer kazanması sureti ile güzel son onların olacaktır.

İşte kulun vazifesi budur. O, gücü yetecek olursa başkalarından kendisine gelebilecek zararları önleyecek sebebleri imkanı oranında yerine getirir, aciz kaldığı takdirde ise sabreder, Allah’tan yardım diler ve kurtuluşu bekler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa, kavmine vasiyet ederek şöyle dedi: Ey kavmim! Üzerinizden zulmün kalkması ve menfaatlı olanı kendinize çekmeniz ve zararı başınızdan def etmeniz için yardımı yalnız Allah'tan isteyin, üzerinizdeki belaya ve sıkıntıya sabredin. Şüphesiz yeryüzü yalnız Allah'ındır, Firavun'un ya da başkasının değildir. Bundan dolayı kimse orada mutlak hüküm ve otorite sahibi olmaz. Allah insanlar arasında istediği şekilde yeryüzünün hakimiyetini döndürür. Yeryüzünde güzel akıbet başlarına hangi musibet ve imtihan gelirse gelsin, Rablerinin emirlerine uyan ve yasaklarından sakınan Müminlerindir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. مُوسَىٰ musa Musa
  3. لِقَوْمِهِ likavmihi kavmine kök: قوم
  4. ٱسْتَعِينُوا۟ steiynu yardım isteyin kök: عون
  5. بِٱللَّهِ billahi Allah'tan kök: اله
  6. وَٱصْبِرُوٓا۟ ۖ vesbiru ve sabredin kök: صبر
  7. إِنَّ inne şüphesiz
  8. ٱلْأَرْضَ l-erde yeryüzü kök: ارض
  9. لِلَّهِ lillahi Allah'ındır kök: اله
  10. يُورِثُهَا yurisuha onu verir kök: ورث
  11. مَن men kimseye
  12. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا
  13. مِنْ min -ndan
  14. عِبَادِهِۦ ۖ ibadihi kulları- kök: عبد
  15. وَٱلْعَـٰقِبَةُ vel'aakibetu ve sonuç kök: عقب
  16. لِلْمُتَّقِينَ lilmuttekine korunanlarındır kök: وقي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kök: عون (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: عون (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

  • Aynı kök: عون (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    "Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!"

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O sırada) Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'tan yardım isteyin ve sabırlı olun! Şüphesiz ki yer, Allah'a aittir. Kullarından dilediğine (layık olana) onu mirasçı yapar. (Mutlu) son, muttakîler (duyarlı olanlar) içindir."

Mustafa İslamoğlu

Musa toplumuna dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve dirençli olun! Bilin ki yeryüzü Allah'ındır, kullarından dilediğini oraya mirasçı kılar: mutlu son sorumulu davrananlarındır."

Muhammed Esed

(ve) Musa kendi halkına: "Yardım için Allaha sığının ve (dar günde) sabırlı olun" dedi, "Bilin ki, bütün bir yeryüzü Allaha aittir: onu, kullarından kimi dilerse ona miras bırakır; ve gelecek Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarındır!"

Ahmed Hulusi

Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan (Uluhiyeti dolayısıyla hakikatinizden; benliğinizi oluşturan El Esma'sındaki kuvveden) yardım isteyin ve sabredin. . . Muhakkak ki o yeryüzü, Allah'ındır. . . Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. . . Gelecek, korunanlarındır!"

Ali Bulaç

Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi.

Ali Özek ve heyeti

Musa kavmine dedi ki: «Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona vâris kılar. İyi sonuç Allah'tan sakınanlarındır.»

Ali Rıza Safa

Musa, toplumuna, şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin ve dirençli olun. Kuşkusuz, yeryüzü, Allah'ın malıdır. Dilediği kulunu, ona kalıtçı yapar. Çünkü sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır!"

Bayraktar Bayraklı

Musa, kavmine dedi ki: "Allah'tan yardım isteyiniz ve sabrediniz. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona varis kılar. Sonuç, Allah'tan sakınıpgünahtan uzak duranlarındır."

Edip Yüksel

Musa, halkına: "ALLAH'tan yardım dileyin, sabırla direnin. Yeryüzü ALLAH'ındır ve onu kullarından dilediğine verir. Sonuç erdemli davrananlarındır" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Musa, halkına: 'ALLAH'tan yardım dileyin, sabırla direnin. Yeryüzü ALLAH'ındır ve onu kullarından dilediğine verir. Sonuç erdemli davrananlarındır,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa kavmine: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve acıya tahammül edip dayanın. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. O'na kullarından dilediğini mirasçı kılar, mutlu son, Allah'tan korkanlarındır." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musa kavmine siz, dedi: Allahın avn-ü ınayetini isteyin ve acıya tahammül edib dayanın, her halde arz Allahındır ona kullarından dilediğini varis kılar, akıbet ise müttekilerindir

Erhan Aktaş

Musa, halkına: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Kuşkusuz yeryüzü Allah'ındır. Dilediği kulunu ona mirasçı kılar. Mutlu son takva sahibi olanlar içindir." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa, halkına: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Kuşkusuz yeryüzü Allah'ındır. Dilediği kulunu ona mirasçı kılar. Mutlu son takva sahibi olanlar içindir." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa, yanında yer alanlara: " Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Kuşkusuz yeryüzü Allah'ındır. Dilediği kulunu ona mirasçı kılar. Mutlu son, takva sahibi olanlar içindir." dedi.

Gültekin Onan

Musa kavmine: "Tanrı'dan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Tanrı'nındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir" dedi.

Hasan Basri Çantay

Musa, kavmine: "Allahdan yardım isteyin. Katlanın. Şübhesiz ki yer, Allahındır. Ona kullarından biri dilerse onu mirascı yapar. Sonuç ise (fenalıklardan) sakınanlarındır" dedi.

İbni Kesir

Musa kavmine dedi ki: Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Yeryüzü muhakkak ki Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar ve akıbet müttakilerindir.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ kavmine: “Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır, kullarından dilediğine onu miras verir. İyi akıbet ise, takvâ sahiplerinin olacaktır.” dedi.

Süleyman Ateş

Musa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryüzü Allah'ındır, onu kullarından dilediğine verir. Sonuç, korunanlarındır!"

Süleymaniye Vakfı

Musa halkına şöyle dedi: "Siz yardımı Allah'tan isteyin ve sabredin /duruşunuzu bozmayın. Bu topraklar Allah'ındır. Kulları içinden uygun gördüğünü buraya mirasçı kılar. Mutlu son, müttakilerin /yanlışlardan sakınanlarındır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa halkına şöyle dedi: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Bu ülke Allah'ındır. Kulları içinden kim onun düzenine uyarsa onu bu ülkeye mirasçı kılar. Mutlu son, Allah'tan çekinerek kendini koruyanların dipnot 1 olacaktır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müttekiler: Allah'tan çekinerek korunanlar, kendini(fıtratını) bozmayanlar. Bakınız Bakara 2/2

Şaban Britch

Musa kavmine şöyle dedi: Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Ve O, kullarından dilediğini ona varis kılar. Güzel son, Allah’tan sakınanlarındır/takvalı olanlarındır.

Şaban Piriş

Musa kavmine şöyle dedi: -Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ve O, kullarından dilediğini ona varis kılar. Zafer Allah'tan korkanlarındır.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa kendi toplumuna şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin, sabırlı olun. Yeryüzü Allah'ındır, Allah ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç, takvaya sarılanlarındır."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

" Implore Allah's aid", said Mussa to his people, "and have recourse to prayer, for more things are wrought by prayer than this world dreams of, and resort to patience to possess your souls". "The earth", he added, " belongs to Allah. He apportions it as a heritage to whom He will of His servants, and the happy outcome falls to those who entertain the profound reverence dutiful to Him".

Abdul Haleem

Moses said to his people, ‘Turn to God for help and be steadfast: the earth belongs to God- He gives it as their own to whichever of His servants He chooses- and the happy future belongs to those who are mindful of Him,’

Abdullah Yusuf Ali

Said Moses to his people: "Pray for help from Allah, and (wait) in patience and constancy: for the earth is Allah's, to give as a heritage to such of His servants as He pleaseth; and the end is (best) for the righteous.

Abul A'la Maududi

Moses said to his people: 'Seek help from Allah and be steadfast. The earth is Allah's, He bestows it on those of His servants He chooses. The end of things belongs to the God-fearing.'

Aisha Bewley

Musa said to his people, ‘Seek help in Allah and be steadfast. The earth belongs to Allah. He bequeathes it to any of His slaves He wills. The successful outcome is for those who have taqwa.’

Al-Hilali & Khan

Mûsâ (Moses) said to his people: "Seek help in Allâh and be patient. Verily, the earth is Allâh’s. He gives it as a heritage to whom He wills of His slaves; and the (blessed) end is for the Muttaqûn (the pious - see V.2:2)."

Ali Quli Qarai

Moses said to his people, ‘Turn to Allah for help and be patient. The earth indeed belongs to Allah, and He gives its inheritance to whomever He wishes of His servants, and the outcome will be in favour of the Godwary.’

Amatul Rahman Omar

Moses said to his people, `Pray to Allâh imploring Him for help and be patiently persevering. Verily, the earth belongs to Allâh. He gives it as a heritage to such of His servants as He will, and the (happy) end is for those who become secure against evil and keep their duty (to Allâh).

Arthur John Arberry

Said Moses to his people, 'Pray for succour to God, and be patient; surely the earth is God's and He bequeaths it to whom He will among His servants. The issue ultimate is to the godfearing.'

Bijan Moeinian

Moses said to his people: "Keep faith, be patient and pray for the Lord's help. The land belongs to God and He is the One to decide who should inherit it. Know that the righteous ones are victorious at the end.

E. Henry Palmer

Said Moses unto his people, 'Ask for aid from God and be patient; verily, the earth is Gods! He gives it for an inheritance to whom He pleases of His servants, and the future is for those who fear. '

Edip-Layth

Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; for the land is God's. He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the victory belongs to the righteous."

George Sale

Moses said to his people, 'Seek help from Allah and be steadfast. Verily the earth is Allah's; He gives it as a heritage to whomsoever He pleases of His servants and the good end is for the Allah-fearing.'

Hamid S. Aziz

Moses said unto his people, "Seek help from Allah and have endurance. Verily, the earth is Allah's! He gives it for an inheritance to whom He pleases of His servants, and the future is for those who fear (keep their duty and are righteous)."

Mahmoud Ghali

Mûsa said to his people, "Beseech Allah for help and be patient; surely the earth (belongs) to Allah. He causes whomever He decides among His bondmen to inherit it, and the (prosperous) end is for the pious."

Marmaduke Pickthall

And Moses said unto his people: Seek help in Allah and endure. Lo! the earth is Allah's. He giveth it for an inheritance to whom He will. And lo! the sequel is for those who keep their duty (unto Him).

Mohamed Ahmed - Samira

Said Moses to his people: "Invoke the help of God and be firm. The earth belongs to God: He can make whom He wills among His creatures inherit it. The future is theirs who take heed for themselves."

Muhammad Asad

[And] Moses said unto his people: "Turn unto God for aid, and have patience in adversity. Verily, all the earth belongs to God: He gives it as a heritage - to such as He wills of His servants; and the future belongs to the God-conscious!"

Mustafa Khattab

Moses reassured his people, "Seek Allah’s help and be patient. Indeed, the earth belongs to Allah ˹alone˺. He grants it to whoever He chooses of His servants. The ultimate outcome belongs ˹only˺ to the righteous."

Progressive Muslims

Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; for the land is God's, He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the end will be to the righteous. "

Rashad Khalifa

Moses said to his people, "Seek GOD's help, and steadfastly persevere. The earth belongs to GOD, and He grants it to whomever He chooses from among His servants. The ultimate victory belongs to the righteous."

Sahih International

Said Moses to his people, "Seek help through Allah and be patient. Indeed, the earth belongs to Allah. He causes to inherit it whom He wills of His servants. And the [best] outcome is for the righteous."

Sam Gerrans

And Moses said to his people: “Seek help in God, and be patient; the earth belongs to God; He causes to inherit it whom He wills among his servants. And the final outcome is for those of prudent fear.”

Shabbir Ahmed

Moses assured his people, "Seek help in Allah and endure. Following the Divine Commands will empower you. The earth belongs to Allah, and not to any tyrants. He grants it to His servants according to His Laws (21:105). The ultimate success belongs to those who walk aright in the Divine Light."

Syed Vickar Ahamed

Said Musa (Moses) to his people: "Pray for help from Allah, and (wait) in patience and constancy: Because the earth is Allah’s, to give as a gift to such of His servants whom He pleases; And the end will be (best) for the righteous. "

Taqi Usmani

Mūsā said to his people, "Seek help from Allah and be patient. Surely, the land belongs to Allah. He lets whomsoever He wills inherit it from among His servants; and the end-result is in favor of the God-fearing."

The Monotheist Group

Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; the earth is for God, He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the ending will be for the righteous."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 128. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 128. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 128. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩