A'râf suresi

A'râf suresi, 156. ayet

A'râf suresi, 156. ayet. وَٱكْتُبْ لَنَا فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنَّا هُدْنَآ إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِىٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنْ أَشَآءُ وَرَحْمَتِى وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤْمِنُونَ

vektüb lenâ fî hâẕihi-ddünyâ ḥasenetev vefi-l'âḫirati innâ hüdnâ ileyk. ḳâle `aẕâbî üṣîbü bihî men eşâ'. veraḥmetî vesi`at külle şey'. feseektübühâ lilleẕîne yetteḳûne veyü'tûne-zzekâte velleẕîne hüm biâyâtinâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

"Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah, şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 153–159 · surenin 156. ayeti / 206

Konu Buzağı, levhalar, yetmiş kişi ve ümmî peygamber A'râf 148–157 3

  1. A'râf 153

    Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. A'râf 154

    Musa'nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı.

  3. A'râf 155

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın" dedi.

  4. 156

    "Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah, şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

  5. A'râf 157

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  6. A'râf 158

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

  7. A'râf 159

    Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

156. Mûsâ aleyhisselam duasının devamında şöyle dedi: “Bize hem bu dünyada” faydalı ilim, geniş rızık ve salih amel gibi güzellikler “hem de âhirette iyilik” Yüce Allah’ın salih dostlarına hazırlamış olduğu mükâfatı “yaz. Biz sana döndük” kusurlu olduğumuzu ikrar ederek sana döndük ve bütün işlerimizde sana yöneldik.

“Allah buyurdu ki: Ben kimi dilersem onu azabıma uğratırım.” Azabı gerektiren sebepleri işleyerek bedbaht olan kimseleri azabıma duçar ederim. “Rahmetim ise her şeyi” ulvi ve süfli alemi, iyiyi ve kötüyü, mü’mini ve kâfiri “kuşatmıştır.” Allah’ın rahmeti kendisine ulaşmayan, O’nun lütuf ve ihsanına dalmamış hiçbir mahluk yoktur. Fakat dünya ve âhiretin mutluluğunu gerektiren özel rahmet ise herkese verilmez. Bundan dolayı Yüce Allah, bu özel rahmeti hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Ben onu” küçüğü ile büyüğü ile günahlardan “sakınanlara”, farz olan “zekâtı” hak sahiplerine “verenlere, bir de âyetlerimize iman edenlere yazacağım.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bizleri bu hayatta nimetlerle, esenlikle ikramda bulundukların, salih amel yapmaya muvaffak ettiklerin, kendilerine ahirette cenneti hazırladığın salih kullarından kıl. Kuşkusuz biz sana tövbe ettik, taksiratımızı itiraf ederek sana döndük. Allah Teâlâ da şöyle buyurmuştur: "Azabıma, bedbahtlığa götürecek amelleri işleyenlerden istediğimi uğratırım. Rahmetim ise dünyada her şeyi kuşatmıştır. Allah'ın rahmeti, ihsanı ve lütfu her kula ulaşmıştır. Rahmetimi ahirette emirlerine uyarak ve yasaklarından sakınarak Allah'tan korkanlara, mallarının zekâtını hak edenlere verenlere ve bizim ayetlerimize inananlara yazacağım."

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱكْتُبْ vektub ve yaz kök: كتب
  2. لَنَا lena bize
  3. فِى fi
  4. هَـٰذِهِ hazihi bu
  5. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünyada kök: دنو
  6. حَسَنَةًۭ haseneten iyilik kök: حسن
  7. وَفِى ve fi ve
  8. ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahirette kök: اخر
  9. إِنَّا inna biz
  10. هُدْنَآ hudna yöneldik kök: هود
  11. إِلَيْكَ ۚ ileyke sana
  12. قَالَ kale (Alah) buyurdu ki kök: قول
  13. عَذَابِىٓ azabi azabıma kök: عذب
  14. أُصِيبُ usibu uğratırım kök: صوب
  15. بِهِۦ bihi onu
  16. مَنْ men kimseyi
  17. أَشَآءُ ۖ eşa'u dilediğim kök: شيا
  18. وَرَحْمَتِى verahmeti ve rahmetim ise kök: رحم
  19. وَسِعَتْ vesiat kaplamıştır kök: وسع
  20. كُلَّ kulle her kök: كلل
  21. شَىْءٍۢ ۚ şey'in şeyi kök: شيا
  22. فَسَأَكْتُبُهَا feseektubuha onu yazacağım kök: كتب
  23. لِلَّذِينَ lillezine kimselere
  24. يَتَّقُونَ yettekune korunanlara kök: وقي
  25. وَيُؤْتُونَ ve yu'tune ve verenlere kök: اتي
  26. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı kök: زكو
  27. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimselere
  28. هُم hum onlar
  29. بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina ayetlerimize kök: ايي
  30. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanıyorlar kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât · Ortak kavram: Dünya

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır.…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Zekât

    (75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Zekât

    "Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İhsan

    Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin…

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: İhsan

    (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik…

  • Aynı kök: هود (30 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    "Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin…

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bizim için bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de! dipnot 1 Şüphesiz ki biz sana yöneldik." (Allah da) şöyle demişti: "Dilediğime (layık olana) azap ederim. Merhametim ise her şeyi kapsamıştır dipnot 2 ve onu takvâlı (duyarlı) olanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Bakara 2:201. ayetle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümle En‘âm 6:12, 54 ve 147 ile okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Bizim için bu dünyada da güzellikler yaz, ahirette de; ki biz pişmanlık içinde Sana sığındık!" (Allah) buyurdu ki: "Dilediğin kimseyi azabıma hedef kılabilirim, fakat rahmetim her şeyi kuşatmıştır. En sonunda sorumlu davranan ve arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli ödeyen kimseler, -ki onlar ayetlerimize inanan kişilerdir- onu paylaştıracağım;

Muhammed Esed

Bizim için bu dünyada da, ahirette de iyi ve güzel olanı yaz. Bak işte, pişmanlık içinde Sana yöneldik!" (Allah) şöyle karşılık verdi: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratabilirim, ama rahmetim her şeyi kuşatır, bunun içindir ki onu Bana karşı sorumluluk bilincine sahip olan, arınmak için verilmesi gerekeni veren ve ayetlerimize inanan kimselere pay olarak ayıracağım;

Ahmed Hulusi

"Bize hem şu dünyada güzellik yaz hem sonsuz gelecek yaşamında. . . Doğrusu biz sana yöneldik". . . Buyurdu ki: "Azabımı, kime dilersem ona isabet ettiririm. . . Rahmetim her şeyi kapsar! Onu, korunanlara, zekatı verenlere ve işaretlerimizdeki hakikate iman edenlere yazacağım. "

Ali Bulaç

Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım."

Ali Özek ve heyeti

Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük.» Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.

Ali Rıza Safa

"Bize, hem dünyada hem de sonsuz yaşamda iyilik yaz. Kuşkusuz, Sana yöneldik!" Dedi ki: "Cezam, dilediğime gelecektir. Rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, sorumluluk bilinci taşıyanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım!"

Bayraktar Bayraklı

"Bize, bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Şüphesiz biz sana yöneldik." Allah buyurdu ki: "Kimi dilersem, onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Ayrıca rahmetimi, sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

Edip Yüksel

"Bu dünyada da bizim için iyilik yaz, ahirette de... Biz sana yöneldik." Dedi ki: "Azabım dilediğim kimseye dokunacaktır. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır; onu özellikle: erdemli bir hayat sürenlere, zekatı verenlere ve ayetlerimizi onaylayanlara yazacağım." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Zekatın önemi vurgulanıyor. Zekatın miktarı 2:219; 17:26, 29 ayetlerinde, ne zaman verileceği 6:141, kimlere verileceği 2:215, nasıl verileceği 2:274; 13:22 ve niçin verileceği de 30:39 ayetlerinde bildirilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bu dünyada da bizim için iyilik yaz, ahirette de... Biz sana yöneldik.' Dedi ki: 'Azabım dilediğim kimseye dokunacaktır. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır; onu özellikle: erdemli bir hayat sürenlere, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bize bu dünyada da, ahirette de bir iyilik yaz! Biz gerçekten tevbe edip sana yöneldik!" Buyurdu ki: "Azabıma, kimi dilersem onu uğratırım; rahmetim ise herşeyi kapsamıştır. İleride onu özellikle, kötülükten sakınanlara, zekatını verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bize hem bu Dünyada bir hasene yaz hem Ahırette, biz sana cidden tevbe ile rücua geldik. Buyurdu ki azabım, onunla dilediğimi musab kılarım, rahmetim ise her şey'e vasi'dir, ileride onu bilhassa onlar için yazacağım ki korunurlar ve zekat verirler, hem onlar ki ayetlerimize iyman ederler

Erhan Aktaş

Bize, bu dünyada da ahiret'te de iyilik yaz. Biz Sana yöneldik. Allah: "Azabıma hak edeni uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva sahibi olanlara, zekatı yapanlara dipnot 1 ve ayetlerimize inananlara yazacağım." buyurdu.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zekat, arınmak, arındırmak demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir (Bkz. 2:43; 19:13, 31; 18:81; 20:76; 23:4; 41:7). "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bize, bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Biz Sana yöneldik. Allah: "Azabıma hak edeni dipnot 1 uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva dipnot 2 sahibi olanlara, zekatı yapanlara dipnot 3 ve ayetlerimize inananlara yazacağım." buyurdu.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak dilediğimi: Dilediğimi demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Zekat, arınma, arındırma, demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir. (Bkz. 19:13; 18:81; 23:4) "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak, demektir. Bkz:2:43

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bize, bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Biz Sana yöneldik. Allah: "Azabıma dilediğimi dipnot 1 uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva sahibi olanlara dipnot 2 , zekatı verenlere dipnot 3 ve ayetlerimize inanlara yazacağım." buyurdu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Azabı gerektirecek "şey"ler yapana azap ederim; bağışlanmayı gerektirecek "şey"ler yapanı bağışlarım. Azabı hak edeni azaplandırır, bağışlanmayı hak edeni bağışlarım.
  2. metne dön, dipnot 2
    Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Zekatın esas anlamı "arınma", "arındırma," "arınmaktır." Ayette geçen "zekatı vermek" sözcüğü, malın zekatı/arınması değil, bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak, demektir.

Gültekin Onan

"Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, kuşkusuz ki biz sana yöneldik." De ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize inananlara yazacağım."

Hasan Basri Çantay

"Dünyada da, ahiretde de bize iyilik yaz. Biz hiç şübhesiz (tevbe ederek) sana döndük". Buyurdu: "Ben azabıma kimi dilersem onu duçar ederim. Benim rahmetim ise her şey'i kuşatmışdır. Onu (rahmetimi, küfürden, masıyetden) sakınmakda, zekatı vermekde, bir de ayetlerimize iman etmekde olanlar (yok mu?) işte onlara has olmak üzere tesbit edeceğim".

İbni Kesir

Ve bize; hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz sana döndük.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bize bu dünyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana (tevbe ile) yöneldik. Allah: "Azabıma dilediğimi uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Rahmetimi takvalı olanlara, zekât verenlere ve ayetlerimize iman etmiş olanlara yazacağım." dedi.

Süleyman Ateş

"Bize bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik." (Alah) buyurdu ki: "Azabıma, dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, korunanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

Süleymaniye Vakfı

Bu dünyada da Ahirette de bize güzel şeyler yaz; biz sana yöneldik." Allah dedi ki "saptığına karar verdiğim dipnot 1 kişiyi azabıma çarptırırım, rahmetim ise her şeyi kapsar. Onu, yanlışlardan sakınan dipnot 2 ve zekat verenlere yazacağım dipnot 3 . Ayetlerime inanıp güvenen şu kişilere de yazacağım:

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz Araf 7/89. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu dünyada bize iyilik yaz dipnot 1 , Ahirette de... Biz sana yöneldik." Allah dedi ki "Azap edeceğime, koyduğum düzene göre azap ederim. İkramım ise her şeyi kaplar. İlerisinde onu, çekinerek kendini koruyanlar ve zekat verenler ile ayetlerime inanıp güvenenlere has kılacağım.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    كتب kelimesi yazmaktır. Allah bir ayetinde şöyle buyuyor. "Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen bir tek olay yoktur ki onu, ayrı bir varlık olarak yaratmamızın öncesinde bir deftere kaydedilmiş olmasın. Bu, Allah'a göre kolaydır." (Hadid 57/22) Burada yaratma olayından önce Allahın yazı ile kayıt altına aldığını belirtir. Allah sürekli yaratma halinde olduğunu bize bildiriyor. "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, isteklerini O'na sunarlar. O, her an yaratma halindedir." (Rahman 55/29) İyilik sahibi olmamız için Rabbimiz bize de iyilik yaz diye dua etmemizi tavsiye eder.

Şaban Britch

Bize bu dünyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana (tevbe ile) yöneldik. Allah: Azabıma dilediğimi uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Rahmetimi sakınanlara/takvalı olanlara ve zekat verenlere ve ayetlerimize iman etmiş olanlara yazacağım, dedi.

Şaban Piriş

Bize bu dünyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana yöneldik. Allah: -Dilediğime azabım dokunur. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onunla ayetlerimize iman etmiş olarak korkanlar, günahtan kaçanlar ve zekat verenleri yazacağım, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bize hem bu dünyada güzellik yaz hem de ahirette. Dönüp dolaşıp sana geldik." Buyurdu ki: "Azabıma dilediğimi çarptırırım. Rahmetime gelince, o herşeyi çepeçevre kuşatmıştır. Ben onu; sakınıp korunanlara, zekatı verenlere, ayetlerimize inananlara yazacağım."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He added: "We pray and beseech You to bestow on us Your prevenient and efficacious grace here, and Your efficacious grace Hereafter; we have surrendered ourselves to You and our purpose and cause to Your divine service". "My punishment", said Allah, "is a penalty I inflict on whom I will, and My mercy is extended to the wide circle of the all; I will accord it to those who entertain the profound reverence dutiful to Me. It is those who give alms and give credence to Our revelations and signs, with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues".

Abdul Haleem

Grant us good things in this world and in the life to come. We turn to You.’ God said, ‘I bring My punishment on whoever I will, but My mercy encompasses all things. ‘I shall ordain My mercy for those who are conscious of God and pay the prescribed alms; who believe in Our Revelations;

Abdullah Yusuf Ali

"And ordain for us that which is good, in this life and in the Hereafter: for we have turned unto Thee." He said: "With My punishment I visit whom I will; but My mercy extendeth to all things. That (mercy) I shall ordain for those who do right, and practise regular charity, and those who believe in Our signs;-

Abul A'la Maududi

And ordain for us what is good in this world and in the World to Come for to You have we turned.'He replied: 'I afflict whomsoever I wish with My chastisement. As for My mercy, it encompasses everything. dipnot 1 will show mercy to those who abstain from evil, pay Zakat and have faith in Our signs.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It is false to assume that the general rule underlying God's governance of His realm is that of wrath which is occasionally tempered with mercy and benevolence. On the contrary, the general rule is that of mercy and benevolence and wrath is the exception which is aroused when man's transgression and rebellion exceed all reasonable limits.

Aisha Bewley

Prescribe good for us in this world and the Next World. We have truly turned to You.’ He said, ‘As for My punishment, I strike with it anyone I will. My mercy extends to all things but I will prescribe it for those who have taqwa and pay zakat, and those who believe in Our Signs:

Al-Hilali & Khan

"And ordain for us good in this world, and in the Hereafter. Certainly we have turned unto You." He said: (As to) My punishment I afflict therewith whom I will and My Mercy embraces all things. That (Mercy) I shall ordain for those who are the Muttaqûn (the pious - See V.2:2), and give Zakât; and those who believe in Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs and revelations, etc.);

Ali Quli Qarai

And appoint goodness for us in this world and the Hereafter, for indeed we have come back to You. ’ Said He, ‘I visit My punishment on whomever I wish, but My mercy embraces all things. Soon I shall appoint it for those who are Godwary and give the zakāt and those who believe in Our signs

Amatul Rahman Omar

`And ordain for us what is good in this world and in the Hereafter for to You alone we turn (repenting). ' He (the Almighty) said, `As for My punishment, I inflict on whom I will, but My mercy embraces all things. So I will ordain it for those who guard against evil and spend in charity, and for those who believe in Our Messages;

Arthur John Arberry

And prescribe for us in this world good, and in the world to come; we have repented unto Thee. ' Said He, 'My chastisement -- I smite with it whom I will; and My mercy embraces all things, and I shall prescribe it for those who are godfearing and pay the alms, and those who indeed believe in Our signs,

Bijan Moeinian

"Lord please grant us the best in this world and in the Hereafter. We have now turned to you." The Lord replied: "As far as the punishment is concerned, it will be sent to whoever I decide. As to My Mercy, it embraces everything [after all, without the Lord's Mercy, the whole universe will be crumbled down as He is the one who keeps its together.]" I will shower My Mercy upon those who obey me, spend on charity and believe in My Revelations."

E. Henry Palmer

' And write down for us in this world good, and in the future too; verily, we are guided unto Thee. ' He said, 'My punishment - with it I fall on whom I will; and my mercy embraceth everything; and I will write it down for those who fear, and who give alms, and those who in our signs believe,-

Edip-Layth

"Decree for us good in this world, and in the Hereafter; we have been guided towards You." He said, "I will afflict with My punishment whom I chose, but My mercy encompasses all things. I will thus decree it for those who are aware and contribute towards betterment, and those who acknowledge Our signs."

George Sale

And ordain for us good in this world, as well as in the next; we have turned to Thee with repentance. ' Allah replied, 'I will inflict My punishment on whom I will; but My mercy encompasses all things; so I will ordain it for those who act righteously and pay the Zakaat and those who believe in Our Signs -

Hamid S. Aziz

And ordain for us good in this world, and in the Hereafter too; verily, we are guided unto Thee. " He said, "With My punishment, I fall on whom I will; but My mercy embraces everything; and I will ordain it for those who do right, and practice charity regularly, and those who believe in our Signs.

Mahmoud Ghali

And prescribe for us in this present (Literally: this lowly (life), i. e., the life of this word) (life) a fair (reward), and in the Hereafter; surely we have Judaized (i.e., to be a Jew) to You." Said He, "My torment, I afflict with it whomever I decide, and My mercy has embraced everything; so I will soon prescribe it to the ones who are pious and bring the Zakat, (i.e., pay the poor-dues) and the ones who (themselves) believe in Our signs,.

Marmaduke Pickthall

And ordain for us in this world that which is good, and in the Hereafter (that which is good), Lo! We have turned unto Thee. He said: I smite with My punishment whom I will, and My mercy embraceth all things, therefore I shall ordain it for those who ward off (evil) and pay the poor-due, and those who believe Our revelations;

Mohamed Ahmed - Samira

Enjoin for us good in the world, and good in the world to come. We turn to You alone." And the Lord said: "I punish only those whom I will, but My mercy enfolds everything. I shall enjoin it for those who take heed for themselves, who pay the zakat and believe in My signs,

Muhammad Asad

And ordain Thou for us what is good in this world as well as in the life to come: behold, unto Thee have we turned in repentance!" [God] answered: "With My chastisement do I afflict whom I will - but My grace overspreads everything: and so I shall confer it on those who are conscious of Me and spend in charity, and who believe in Our messages-

Mustafa Khattab

Ordain for us what is good in this life and the next. Indeed, we have turned to You ˹in repentance˺." Allah replied, "I will inflict My torment on whoever I will. But My mercy encompasses everything. I will ordain mercy for those who shun evil, pay alms-tax, and believe in Our revelations.

Progressive Muslims

"And decree for us good in this world, and in the Hereafter; we have been guided towards You. " He said: "My punishment, I afflict with it whom I chose, and My mercy encompasses all things. I will thus decree it for those who are aware and contribute towards betterment, and those who believe in Our revelations."

Rashad Khalifa

"And decree for us righteousness in this world, and in the Hereafter. We have repented to You." He said, "My retribution befalls whomever I will. But My mercy encompasses all things. However, I will specify it for those who (1) lead a righteous life, (2) give the obligatory charity (Zakat), (3) believe in our revelations, and,

Sahih International

And decree for us in this world [that which is] good and [also] in the Hereafter; indeed, we have turned back to You. " [ Allah ] said, "My punishment - I afflict with it whom I will, but My mercy encompasses all things." So I will decree it [especially] for those who fear Me and give zakah and those who believe in Our verses -

Sam Gerrans

“And prescribe Thou for us in the World good, and in the Hereafter; we have returned to Thee.” He said: “I strike with My punishment whom I will; but My mercy encompasses all things: I will ordain it for those of prudent fear, and who render the purity, and those who believe in Our proofs:

Shabbir Ahmed

Ordain for us the good in this world and in the Hereafter. We turn to You with conviction in Your Guidance." God responded, "My punishment is but the Law of Requital, and My Mercy embraces all things. I will specify My Mercy to those who walk aright, spend their wealth on community welfare, and practically believe in Our Revelations."

Syed Vickar Ahamed

"And grant for us that which is good, in this life and in the Hereafter: Because we have (repented and) returned to You. " He (Allah) said: "With My Punishment, I visit whom I will; But My Mercy extends to all things. That I shall grant for those who do right, and practice regular charity, and for those who believe in Our Signs;"—

Taqi Usmani

And write for us good in this world and in the Hereafter. We turn to You in repentance." He (Allah) said, "As for My punishment, I afflict with it whom I will. And My mercy extends to everything. So, I shall write it for those who guard themselves against evil, and pay Zakāh, and those who do believe in Our verses,

The Monotheist Group

"And decree for us good in this world, and in the Hereafter; we have been guided towards You." He said: "My punishment, I afflict with it whom I chose, and My mercy encompasses all things. I will thus decree it for those who are aware and contribute towards purification, and those who believe in Our revelations."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 156. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 156. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 156. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩