Diyanet İşleri
Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
A'râf suresi
A'râf suresi, 159. ayet. وَمِن قَوْمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ
vemin ḳavmi mûsâ ümmetüy yehdûne bilḥaḳḳi vebihî ya`dilûn.
Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3
"Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah, şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."
Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
(Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur" diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."
Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
159. “Mûsâ’nın kavminden de hakka yönlendiren ve o hak gereğince adaletle hükmeden” insanlara hakkı öğreten, bu doğrultuda fetva verip aralarındaki meselelerde hükmeden, o hak gereğince adaleti sağlayan “bir topluluk” bir kesim, bir cemaat “vardır.” Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Ve onlardan sabrettikleri zaman bizim emrimizle hidâyete erdiren önderler kıldık. Onlar âyetlerimize kesinkes inanıyorlardı.” (es-Secde, 32/24) Bu da Mûsâ’nın ümmetinin faziletini ve Yüce Allah’ın onlar arasından emri ile hidâyete ileten hidâyet önderleri var ettiğini göstermektedir.
Bu âyet-i kerime ile bir bakıma daha önce sözü edilen gruplardan farklı bir kesimin varlığına işaret edilmektedir. Çünkü Yüce Allah, bundan önce İsrailoğullarının kemale aykırı, hidâyet ile çelişen birtakım kusurlarını söz konusu etmişti. Belki bazı kimseler bu kusurların, onların hepsinin genel bir özelliği olduğu vehmine kapılabilirdi. Bu yüzden Yüce Allah, burada aralarından dosdoğru yolda yürüyen, hidâyet üzere bulunan ve hidâyete ileten bir kesimin bulunduğunu söz konusu etmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam-'ın kavmi İsrailoğulları içinde hak din üzerinde ilerleyip, istikamet üzere olan bir cemaat vardı. İnsanları o dosdoğru olan dine irşat ederler, adaletle hükmeder ve zulüm etmezlerdi.
Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Ümmet
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…
Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Ortak kavram: Adalet
Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve…
Ortak kavram: Adalet
Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Musa'nın kavminden de gerçeğe rehberlik eden ve onunla adil davranan bir topluluk vardır. dipnot 1
Musa'nın toplumu içerisinde öyle bir kesim de vardır ki, onlar hakkıyla rehberlik ederler ve o hakikat sayesinde adaletli davranırlar.
Musa'nın (görevlendirildiği) halk içinde (ötekilere) doğru yolu gösteren ve onun ışığı altında adaletle davranan insanlar vardı
Musa halkından bir topluluk bulunur ki Hak olarak hakikati bildirirler ve hakikati yaşamanın gereği olarak, hakkını verirler!
Musa'nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet yapan bir topluluk vardır.
Musa'nın kavminden hak ile doğru yolu bulan ve onun sayesinde âdil davranan bir topluluk vardır.
Musa toplumunda, doğru yola gerçekle eriştiren ve Onunla adaletli olan bir topluluk da vardı.
Musa toplumunda hak ile doğru yolu bulan ve onun sayesinde adil davranan bir topluluk vardır.
Musa'nın halkından bir topluluk var ki gerçeği gösterirler ve onunla adaleti sağlarlardı.
Musa'nın halkından bir topluluk var ki gerçeği gösterirler ve onunla adalet ederlerdi.
Evet! Musa'nın kavminden bir topluluk vardır ki, doğruya yöneltirler ve onunla hükmedip adalet gösterirler.
Evet, Musanın kavminden bir ümmet de var ki hakka irşad ederler ve onunla adalet yaparlar
Musa'nın halkından da hakka ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk vardı.
Musa'nın halkından da hakka ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk vardı.
Musa'nın halkından da hakka ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk vardı.
Musa'nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet yapan bir ümmet vardı.
Musanın kavminden bir cemaat vardır ki (halkı) hakka irşad ederler, onunla (hükümde) adalet yaparlar.
Musa'nın kavminden bir topluluk vardır ki; irşad ederler ve onunla hükmederler.
(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.
Mûsâ ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Musa kavmi içinde doğrulukla hakka götüren ve hak ile adalet yapan bir topluluk da vardır.
Musa'nın halkından (İsrailoğullarından) doğruları gösteren ve onunla adaleti sağlayan bir toplum daima vardır dipnot 1 .
Musa'nın topluluğundan (kavminden) bir toplum (ümmet) dipnot 1 vardır; hem bu gerçekle yol gösterirler hem kendileri de o ona uygun davranırlar.
Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Musa'nın kavminden hakkı gösteren ve onunla adaleti gözeten bir topluluk vardı.
Musa kavminden bir topluluk vardır ki, hakka kılavuzluk/hak ile kılavuzluk eder ve yalnız hakka dayanarak adaleti gözetir.
Among the People of Mussa are some who used the spirit of truth to guide people into all truth and used it to implement the general principles of justice.
There is a group among the people of Moses who guide with truth, and who act justly according to it.
Of the people of Moses there is a section who guide and do justice in the light of truth.
Among the people of Moses' dipnot 1 there was a party who guided others in the way of the truth and established justice in its light. dipnot 2
Among the people of Musa there is a group who guide by the truth and act justly in accordance with it.
And of the people of Mûsâ (Moses) there is a community who lead (the men) with truth and establish justice therewith (i.e. judge among men with truth and justice).
Among the people of Moses is a nation who guide [the people] by the truth and do justice thereby.
There is a community among the people of Moses who guide (the people) to the truth and with it they dispense justice.
Of the people of Moses there is a nation who guide by the truth, and by it act with justice.
Among the people of Moses, there were some who admonished the others and used justice in their judgments.
Amongst Moses' people is a nation guided in truth, and thereby act they justly.
Among the people of Moses are a nation who guide with truth and with it they become just.
And of the people of Moses there is a party who guide with truth and do justice therewith.
Amongst the people of Moses is a section who guide with truth, and thereby act justly.
And of the people of Mûsa (Moses) there is a nation who guide with the truth, and by it do with justice. . And We cut them up into twelve Grandsons, (i.e., tribes.) nations.
And of Moses' folk there is a community who lead with truth and establish justice therewith.
Among the people of Moses is a section that shows the way to the truth, and deals justly in accordance with it.
AND AMONG the folk of Moses there have been people who would guide [others] in the way of the truth and act justly in its light.
There are some among the people of Moses who guide with the truth and establish justice accordingly.
And from among the people of Moses are a nation who guide with truth and with it they become just.
Among the followers of Moses there are those who guide in accordance with the truth, and the truth renders them righteous.
And among the people of Moses is a community which guides by truth and by it establishes justice.
And among the people of Moses is a community which guides by the truth, and does justice thereby.
The people of Moses were given similar guidance and a section among them was guided and did justice in Truth.
And from the people of Musa (Moses) there is a community who guide and do justice in the light of truth.
Among the community of Mūsā there are people who guide with truth and do justice thereby.
And from among the people of Moses are a nation who guide with the truth and with it they become just.