A'râf suresi

A'râf suresi, 76. ayet

A'râf suresi, 76. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

ḳâle-lleẕîne-stekberû innâ billeẕî âmentüm bihî kâfirûn.

Diyanet İşleri

Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 73–79 · surenin 76. ayeti / 206

Konu Sâlih ve Semûd kavmi A'râf 73–79 3

  1. A'râf 73

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."

  2. A'râf 74

    "Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

  3. A'râf 75

    Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

  4. 76

    Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.

  5. A'râf 77

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

  6. A'râf 78

    Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  7. A'râf 79

    Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

76. Büyüklük taslayanlar ise: Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz, dediler” Büyüklük taslamaları, onları zayıf kabul edilenlerin boyun eğdikleri hakka boyun eğmemeye itti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavminden büyüklenenler dediler ki: "Ey müminler! Şüphesiz biz sizin tasdik ettiğinize iman etmiyor, bilakis küfrediyoruz. Onun şeriatıyla da amel etmiyoruz."

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dediler kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ stekberu büyüklük taslayan(lar) kök: كبر
  4. إِنَّا inna şüphesiz biz
  5. بِٱلَّذِىٓ billezi'
  6. ءَامَنتُم amentum sizin inandığınızı kök: امن
  7. بِهِۦ bihi kendisine
  8. كَـٰفِرُونَ kafirune inkar edenleriz kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Ortak kavram: Kibir

    Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…

  • Aynı kıssa: Hz. Sâlih

    "Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…

  • Ortak kavram: Kibir

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

  • Ortak kavram: Kibir

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Ortak kavram: Kibir

    Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Arkeoloji

    Kasru'l-Ferîd kaya mezarı — Hegra

    Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.

    Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.

    Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Ahmad AlHasanat
    Tarih
    2017-02-16 17:40:03
    Lisans
    CC BY-SA

    Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Büyüklük taslayanlarsa: "Biz" dediler, "Sizin iman etmeye değer bulduğunuz şeyin inkarcısıyız!"

Muhammed Esed

Büyüklük peşinde olanlarsa: "Bakın" dediler, "sizin o kadar emin olduğunuz şeyi biz asla doğru bulmuyoruz!"

Ahmed Hulusi

O kendini beğenmiş kibirliler: "Gerçek ki, biz sizin o iman ettiğinizi, inkar edenleriz" dediler.

Ali Bulaç

Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: "Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız."

Ali Özek ve heyeti

Büyüklük taslayanlar dediler ki: «Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz.»

Ali Rıza Safa

Büyüklük taslayanlar, şöyle dediler: "Aslında, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Büyüklük taslayanlar, "Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz" dediler.

Edip Yüksel

Büyüklük taslayanlar, "Biz, sizin onayladığınız şeyi inkar ediyoruz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Büyüklük taslayanlar, 'Biz, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kibirlerine yediremeyenler: "Doğrusu biz, sizin inandığınız şeye inanmıyoruz!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kibirlerine yediremiyenler doğrusu, dediler: biz o sizin iyman ettiğiniz şeye kafirleriz

Erhan Aktaş

Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak küfredenleriz. dipnot 1 "

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 7:66. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak inkar edenleriz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak küfredenlerdeniz dipnot 1 ."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnkar edenleriz.

Gültekin Onan

Büyüklenenler (şöyle) dedi: "Biz de gerçekten sizin inandığınıza küfredenleriz."

Hasan Basri Çantay

(Yine) o kibirlenen kimseler: "Biz, doğrusu o sizin iman etdiğinizi inkar ile kafir olanlarız" dedi (ler).

İbni Kesir

Büyüklük taslayanlar dediler ki: Biz, doğrusu sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz.

Mehmet Alagaş

(73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Büyüklük taslayanlar ise; "Biz sizin iman ettiğinize karşı kâfiriz." dediler.

Süleyman Ateş

Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkar edenleriz!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerini büyük görenler: "Biz de sizin inandıklarınızı yok sayıyoruz" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerini büyük görenler: "Biz de sizin inancınızı tanımıyoruz" dediler.

Şaban Britch

Büyüklük taslayanlar ise: Biz de sizin iman ettiklerinize küfredenleriz, dediler.

Şaban Piriş

Büyüklük taslayanlar ise: -Biz de sizin iman ettiklerinizi tanımıyoruz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kibre sapanlar şöyle konuştu: "Biz sizin inandığınızı inkar edenleriz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But those who proudly deny just requests said: " We refuse, to acknowledge or give credence to what you have accepted with consenting minds! "

Abdul Haleem

but the arrogant leaders said, ‘We reject what you believe in,’

Abdullah Yusuf Ali

The Arrogant party said: "For our part, we reject what ye believe in."

Abul A'la Maududi

The haughty ones remarked. 'Most certainly we disbelieve in that which you believe.'

Aisha Bewley

Those who were arrogant said, ‘We reject Him in whom you have iman. ’

Al-Hilali & Khan

Those who were arrogant said: "Verily, we disbelieve in that which you believe in."

Ali Quli Qarai

Those who were arrogant said, ‘We indeed disbelieve in what you have believed. ’

Amatul Rahman Omar

Those who considered themselves great and strong said (scornfully), `Lo! we are disbelievers in that which you believe in. '

Arthur John Arberry

Said the ones who waxed proud, 'As for us, we are unbelievers in the thing in which you believe. '

Bijan Moeinian

Those who were suffering from [the disease of] pride said: "We disbelieve what you believe in. "

E. Henry Palmer

Said those who were big with pride, 'Verily, in what ye do believe we disbelieve. '

Edip-Layth

Those who were arrogant said, "We reject what you acknowledge!"

George Sale

Those who were elated with pride replied, verily we believe not in that wherein ye believe.

Hamid S. Aziz

The arrogant scornfully said, "Verily, we disbelieve in what you believe. "

Mahmoud Ghali

The ones who waxed proud said, "Surely in that which you believe, we are disbelievers. "

Marmaduke Pickthall

Those who were scornful said: Lo! in that which ye believe we are disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who were arrogant answered: "We do not believe in what you believe. "

Muhammad Asad

[But] the arrogant ones said: "Behold, what you have come to believe in we refuse to regard as true!"

Mustafa Khattab

The arrogant said, "We surely reject what you believe in."

Progressive Muslims

Those who were arrogant said: "In that which you believe, we reject!"

Rashad Khalifa

The arrogant ones said, "We disbelieve in what you believe in."

Sahih International

Said those who were arrogant, "Indeed we, in that which you have believed, are disbelievers. "

Sam Gerrans

Said those who had waxed proud: “We are deniers of that in which you believe.”

Shabbir Ahmed

(The arrogant leaders and the feudal lords could see their vested interests getting hit, so they decided to reject the Divine Message. ) The arrogant ones said to the believers, "We reject what you believe in."

Syed Vickar Ahamed

The proud ones said: "As our part, we reject what you believe in. "

Taqi Usmani

The haughty people said, "As for us, we disbelieve in what you believe."

The Monotheist Group

Those who were arrogant said: "In that which you believe, we reject!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 76. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 76. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 76. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩