Diyanet İşleri
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
A'râf suresi
A'râf suresi, 77. ayet. فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
fe`aḳarü-nnâḳate ve`atev `an emri rabbihim veḳâlû yâ ṣâliḥu-'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-lmürselîn.
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve Semûd kavmi A'râf 73–79 3
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.
Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
77. “Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler.” Halbuki Salih ona kötülük edecek olurlarsa can yakıcı azabın gelip kendilerini bulacacağına dair tehditte bulunmuştu. “Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler.” Yüce Allah’ın emrine karşı büyüklük tasladılar. Halbuki Allah’ın emrine başkaldıranları Allah çetin bir azaba uğratır. Şüphesiz Allah da başkalarına gelmeyen ibretli cezalarla onları cezalandırdı.
Onlar bu fiilleri ile birlikte Yüce Allah’a karşı küstahlık ederek, O’nu aciz kabul ederek ve yaptıklarına da aldırmayarak, hatta yaptıkları ile övünerek: “Ey Salih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen” ve doğru da söylüyorsan “bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir, dediler.” Salih de onlara: “Dedi ki: Yurdunuzda üç gün daha (dünya nimetlerinden) faydalanın. İşte bu, yalanı olmayan bir tehdittir.” (Hud, 11/65)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah’ın emirlerini yerine getirmekten büyüklenerek, kendilerine eziyet etmeleri yasak kılınan deveyi kestiler. Alay ederek ve Salih'in onlara vadettiklerini imkansız görerek şöyle dediler: "Ey Salih! Eğer gerçekten Allah’ın bir peygamberiysen, bize tehditle vadettiğin elem verici azabı getir bakalım.”
Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Ortak kavram: Vaad
Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."
Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kök: عتو (10 geçiş)
Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.
Aynı kök: نوق (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kök: نوق (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi…
Aynı kök: نوق (7 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."
Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
Aynı kök: عتو (10 geçiş)
Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.
Aynı kök: عتو (10 geçiş)
Sonra her bir topluluktan, Rahman'a karşı en isyankar olanları mutlaka çekip çıkaracağız.
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rablerinin emrinden çıkarak o dişi deveyi boğazlamış dipnot 1 ve "Ey Salih! Elçilerdensen bize vadettiğini bize getir!" demişlerdi.
En sonunda dişi deveyi işkenceyle, vahşice katlettiler ve Rablerinin buyruğuna karşı geldiler; üstelik dediler ki: "Ey Salih! Eğer peygamberlerden biri olduğun gerçekse, haydi getir şu bizi tehdit ettiğin azabı!"
Ve böyle (diyerek) dişi deveyi yatırıp hunharca kestiler, Rablerinin buyruğuna burun kıvırıp sırt çevirdiler. Ve (bununla da kalmayıp): "Ey Salih," dediler, "eğer gerçekten Allahın elçilerinden biriysen, haydi getir şu bizi korkutup durduğun azabı!"
(Derken) dişi deveyi vahşice boğazladılar, Rablerinin emrine itaattan çıktılar ve: "Ey Salih. . . Eğer Rasullerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettiğin şeyi getir, bakalım."
Derken o dişi deveyi ayaklarını kesip (boğazlayarak) öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: «Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir» dediler.
Ardından, dişi deveyi kestiler. Böylece, Efendilerinin buyruğunun dışına çıktılar. Ve "Ey Salih!" dediler; "Bize gözdağı verdiğin şeyi getir; eğer gönderilenler arasındaysan?"
Derken, o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da, "Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.
Deveyi işkence ederek kestiler ve Efendi'lerinin emrine başkaldırdılar: "Salih, gerçekten elçilerden birisi isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir" dediler.
Deveyi işkence ederek kestiler ve Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar: 'Salih, gerçekten elçilerden birisi isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir,' dediler.
Derken o dişi deveyi tepelediler, ayaklarını keserek öldürdüler, Rablerinin emrine baş kaldırdılar ve: "Hey Salih, sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit etmekte olduğun azabı getir de görelim!" dediler.
Derken o nakayı tepelediler ve rablarının emrinden tuğyan ettiler ve dediler ki: Hey Salih, sen gerçek mürselinden isen bizi tehdid etmekte olduğun azabı getir görelim
Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.
Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.
Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.
Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve rablerinin buyruğuna karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden isen, vaadettiğin şeyi getir bakalım."
Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek, öldürdüler. Rablerinin emrinden (uzaklaşıb) isyan etdiler ve: "Saalih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdid edib durduğun azabı getir bize" dediler.
Ve dişi deveyi kesip devirdiler de Rabblarının emrine baş kaldırdılar ve dediler ki: Ey Salih; eğer sen peygamberlerden isen tehdid edip durduğun azabı getir bize.
(73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.
Böylece o dişi deveyi boğazlayarak Rablerinin emrine başkaldırdılar ve şöyle dediler: “Ey Salih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğunu getir!” dediler.
Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar; "Ey Salih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdid ettiğin (azab)ı bize getir!" dediler.
Sonra dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı gelmiş oldular. Şöyle dediler: "Bak Salih! Eğer Allah'ın elçilerinden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım!"
Sonra Rablerinin emrine karşı gelerek dişi deveyi kestiler ve dediler ki "Bak Salih! Eğer sen elçilerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim."
O dişi deveyi boğazladılar. Rab’lerinin emrine baş kaldırdılar ve: Ey Salih, eğer peygamberlerden isen bize korkutup durduğun azabı getir! dediler.
Ayaklarını keserek o deveyi öldürdüler. Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar ve: -Ey Salih, eğer peygamberlerden isen bize korkutup durduğun azabı getir! dediler.
Bu arada dişi deveyi boğazladılar. Ve Rablerinin emrinden dışarı çıkıp şöyle dediler: "Ey Salih! Eğer Allah tarafından gönderilenlerdensen, bizi tehdit ettiğin şeyi önümüze getiriver."
They manifested repugnance and disabled the she - camel by cutting her hamstring muscles in opposition and disobedience to Allah's command and authority and they said to Saleh: "Now, let us see how you will bring to pass the catastrophe you threatened that heaven would inflict if indeed you are an Messenger sent by Allah!"
and then they hamstrung the camel. They defied their Lord’s commandment and said, ‘Salih, bring down the punishment you threaten, if you really are a messenger!’
Then they ham-strung the she-camel, and insolently defied the order of their Lord, saying: "O Salih! bring about thy threats, if thou art a messenger (of Allah)!"
Then they hamstrung the she-camel, dipnot 1 disdainfuliy disobeyed the commandment of their Lord, and said: '0 Salih! Bring upon us the scourge with which you threatened us if you are truly a Messenger [of Allah].'
And they hamstrung the She-Camel, spurning their Lord’s command, and said, ‘Salih! Bring us what you have promised us if you are one of the Messengers. ’
So they killed the she-camel and insolently defied the Commandment of their Lord, and said: "O Sâlih! Bring about your threats if you are indeed one of the Messengers (of Allâh)."
So they hamstrung the She-camel and defied the command of their Lord, and they said, ‘O Ṣāliḥ, bring us what you threaten us with, if you are one of the apostles. ’
So they hamstrung the she-camel and flouted the commandment of their Lord and said, `O Sâlih! bring down on us the punishment you used to threatens us with, if you are really one of the sent ones (by God). '
So they hamstrung the She-camel and turned in disdain from the commandment of their Lord, saying, 'O Salih, bring us that thou promisest us, if thou art an Envoy. '
Then they defied the Lord's orders and killed the camel [which was presented to them as a miracle] and mockingly said: "Well Saleh subject us to the punishment that you were talking about, if you are a true prophet. "
Then they did hamstring the camel, and rebelled against the bidding of their Lord and said, 'O Zalih! bring us what thou didst threaten us with, if thou art of those who are sent. '
They thus killed the camel and defied their Lord's command, and they said, "O Saleh, bring us what you promised us if you are of the messengers!"
And they cut off the feet of the camel, and insolently transgressed the command of their Lord, and said, oh, cause that to come upon us, with which thou hast threatened us, if thou art one of those who have been sent by God.
Then they did hamstring the she-camel, and rebelled against the commandment of their Lord and said, "O Salih! Bring upon us what you did threaten us with, if you are of those who are sent. "
So they hamstrung the she-camel and rebelled against the Command of their Lord, and said, "O Salih, come up to us with what you promise us, in case you are one of the Emissaries. "
So they hamstrung the she-camel, and they flouted the commandment of their Lord, and they said: O Salih! Bring upon us that thou threatenest if thou art indeed of those sent (from Allah).
Then they hamstrung the she-camel and rebelled against the command of their Lord, and said: "Bring, O Saleh, on us the affliction you promise, if you are one of the sent ones. "
And then they cruelly slaughtered the she-camel and turned with disdain from their Sustainer's commandment, and said: "O Salih! Bring about that [punishment] with which thou hast threatened us, if thou art truly one of God's message bearers!"
Then they killed the she-camel—defying their Lord’s command—and challenged ˹Ṣâliḥ˺, "Bring us what you threaten us with, if you are ˹truly˺ one of the messengers."
They thus killed the camel and defied God's command, and they said: "O Saleh, bring us what you promised us if you are of the messengers!"
Subsequently, they slaughtered the camel, rebelled against their Lord's command, and said, "O Saaleh, bring the doom you threaten us with, if you are really a messenger."
So they hamstrung the she-camel and were insolent toward the command of their Lord and said, "O Salih, bring us what you promise us, if you should be of the messengers. "
And they hamstrung the she-camel; and they scorned the command of their Lord, saying: “O Ṣāliḥ: bring thou us what thou promisest us, if thou be among the emissaries.”
They killed the she-camel, rebelled against their Lord's Command and challenged, "O' Saleh! Bring the doom you threaten us with, if you are really a Messenger. "
Then they crippled (by cutting the hamstrings of) the she-camel, and proudly opposed the order of their Lord, saying: "O Sálih! Bring on your threats, if you are truly a messenger (of Allah)!"
Then they slaughtered the she-camel and defied the command of their Lord and said, "O SāliH, bring to us what you threaten us with, if you are one of the messengers.
They thus killed the camel and defied the command of their Lord, and they said: "O Saleh, bring us what you promised us if you are of the messengers!"