Diyanet İşleri
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
A'râf suresi
A'râf suresi, 78. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ
feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve Semûd kavmi A'râf 73–79 3
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.
Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
78. “Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.” Allah onları helak etti ve köklerini kesti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kâfirlere, acele ettikleri azap geldi. Öyle ki, şiddetli bir deprem onları yakalayıverdi. Böylece yüzleri ve dizleri yere yapışmış olarak yere yığıldılar. Onlardan hiçbiri helak olmaktan kurtulamadı.
Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kök: رجف (8 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kök: رجف (8 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: دور (55 geçiş)
Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."
Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)
İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…
Aynı kök: رجف (8 geçiş)
Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü dipnot 1 (hareketsiz) kalmışlardı. dipnot 2
Derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi obalarında cansız donakaldılar.
Derken bir deprem ansızın yakalayıverdi onları ve kendi evlerinde cansız seriliverdiler.
Onları çok şiddetli bir deprem yakaladı. . . Yurtlarında göçüp öldüler!
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.
Bunun üzerine, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.
Bunun üzerine, onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöktüler.
Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.
Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.
Bunun üzerine kendilerini o şiddetli sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında çöküp kaldılar.
Bunun üzerine onları "o recfe" tutuverdi vatanlarında çöke kaldılar
Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.
Bu yüzden onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizüstü çöken kimseler oldular.
(73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.
Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküp kaldılar.
Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu dipnot 1 ki yurtlarında çöküp kaldılar.
Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.
There, did the destructive convulsion of the earth's surface seize them and reduced them to a useless form and laid them prostrate and dead under the ruins of their demolished homes.
An earthquake seized them: by the next morning they were lying dead in their homes.
So the earthquake took them unawares, and they lay prostrate in their homes in the morning!
Thereupon a shocking catastrophe seized them, dipnot 1 so that they lay prostrate in their dwellings.
So the earthquake seized them and morning found them lying flattened in their homes.
So the earthquake seized them, and they lay (dead), prostrate in their homes.
So the earthquake seized them, and they lay lifeless prostrate in their homes.
So the earthquake seized them and the morning found them lying prostrate on the ground in their habitations.
So the earthquake seized them, and morning found them in their habitation fallen prostrate.
Eventually they were killed by a sudden catastrophe, while resting at home.
Then the earthquake took them, and in the morning they lay prone in their dwellings;
The earthquake took them, so they fell motionless in their homes.
Whereupon a terrible noise from heaven assailed them; and in the morning they were found in their dwellings prostrate on their breasts and dead.
Then the earthquake seized them, and in the morning they lay prone in their dwellings.
Then the Commotion took them (away), and so (in the morning) they became cowering (bodies) in their residence.
So the earthquake seized them, and morning found them prostrate in their dwelling-place.
Then they were seized by an earthquake, and lay overturned on the ground in their homes in the morning.
Thereupon an earthquake overtook them: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground.
Then an ˹overwhelming˺ earthquake struck them, and they fell lifeless in their homes.
The Earthquake took them, so they became lifeless in their homes.
Consequently, the quake annihilated them, leaving them dead in their homes.
So the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone.
So the earthquake seized them; and morning found them lying prone in their home,
(In their life of luxury, like other strong nations they felt invincible. ) The destruction came from under their feet. A powerful earthquake annihilated them, leaving them lifeless in their homes.
So the earthquake overtook them while they were not aware, and they lay on their face down in their homes in the morning!
So, the earthquake seized them, and they were (found dead) in their homes, fallen on their faces.
The earthquake took them, thus they became lifeless in their home.