Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O şehirlerin halkı iman edip takvâlı (duyarlı) olsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanlamışlardı; biz de kazandıkları şeyler nedeniyle onları yakalamıştık (cezalandırmıştık).
Oysa ki, eğer bu ülkelerin insanları inansalar ve sorumlu hareket etselerdi, onlara göklerin ve yerin bereketini ardına kadar açardık, fakat yalanladılar. Bunun üzerine biz de yaptıklarından dolayı onları kıskıvrak yakaldık.
Oysa bu toplumların insanları imana erip de Bize karşı sorumluluk bilinci taşıyor olsalardı onların önünde göğün ve yerin bolluklarını açardık: ama gerçeği yalanlamaya kalktılar ve Biz de (kendi) yapıp ettiklerinden ötürü onları kıskıvrak yakaladık.
Eğer o bölgelerin halkları iman edip korunsalardı, elbette onlar üzerine semadan ve yeryüzünden bereketler açardık. . . Ne var ki yalanladılar! Biz de onları yapmakta olduklarının getirisi ile yakalayıverdik!
Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik.
O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.
Ama o kentlerin halkı inansaydı ve sorumluluk bilinci taşısalardı, hem gökten hem de yeryüzünden ongunlukları, kesinlikle onların üzerine açardık; fakat yalanladılar. Sonunda, kazandıkları yüzünden onları yakaladık.
O peygamberlerin gönderildiği ülkelerin halkı inanıpgünahtan sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık; fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.
Ülkelerin halkları Gerçeği onaylayıp erdemli davransalardı, göklerden ve yerden üzerlerine bolluk kapısını açardık. Ama yalanladılar ve bunun üzerine kazandıklarıyla birlikte onları yakaladık.
Ülkelerin halkları inanıp erdemli davransalardı, göklerden ve yerden üzerlerine bolluk kapısını açardık. Ama yalanladılar ve bunun üzerine kazandıklarıyla birlikte onları yakaladık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa o ülkelerin halkı iman edip Allah'tan korksaydılar, elbette üzerlerine yerden ve gökten bereketler açardık. Fakat yalanladılar, biz de kendilerini kazandıklarıyla yakalayıverdik.
Eğer o memleketlerin ahalisi iyman edib Allahdan korksaydılar elbette üzerlerine yerden gökten bereketler açardık, ve lakin tekzib ettiler de kendilerini kesibleriyle tuttuk alıverdik
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.
Eğer o ülkeler ehli inansaydı ve korkup sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik.
Eğer o memleketler halkı iman edib de (küfür ve isyandan) sakınmış olsalardı elbette üzerlerine gökden ve yerden nice bereket (hazine) ler (ini) açardık. Fakat onlar (peygamberlerini) yalanladılar da biz de kazanmakda oldukları (küfür ve isyan) yüzünden onları tutub yakaladık.
Şayet kasabaların halkı, inanmış ve sakınmış olsalardı; elbette üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat onlar yalanladılar. Biz de bunun üzerine onları, yaptıklarından dolayı yakalayıverdik.
(94-102) Resul gönderdiğimiz her memlekette ehlini / mensuplarını zorlu sıkıntılar ve zararlar ile aldık, böylelikle belki yalvarırlar / yakarırlar. Sonra da kötülüğün yerine güzelliği getirdik, Bir zaman geldi şımardılar ve dediler ki babalarımıza da böylesi zararlar da dokundu ve kolaylıklar da dokundu (zaman içerisinde böyle şeyler olur) biz de onları ansızın, bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında yakalayıverdik. Şayet iman ederlerse ve sakınırlarsa, biz de onlara göklerden ve yerden bolluk / bereket açarız ve lakin onlar yalanladılar ve böylece bizde onları, kazandıklarından dolayı yakaladık. Memleketlerin halkları, onlara gece vakti uyurlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Memleketlerin halkları, onlara gündüzleyin oyalanırlarken / oynarlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Allah’ın kurduğu tuzak planından / mekrinden emin mi oldular ? Allah’ın kurduğu tuzak planından, hasara uğramış kavimler hariç, kim emin olabilir ki ? Halkından sonra arza , varis olan kimseler , hâlâ hidayete eremediler mi? Eğer ki biz isteseydik , onlara günahlarından dolayı musibet uğratırdık / yaralardık , kalplerini tab ederiz / mühürleriz de onlar işitmezler. İşte ş u memleketler ki başlarına gelenleri sana anlatıyoruz / kıssa ediyoruz , gerçekten onlara Resulleri açık delillerle geldiler, daha önceden yalanlamış olmaları nedeniyle iman etmediler, böylece Allah, kafi rlerin kal plerini mühürlüyor / tab ediyor. Onların çoğunu / ekserisini sözleşmeleri üzre bulamadık, onların çoğunu yoldan çıkmışlar olarak bulduk.
Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı; biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
(O) ülkelerin halkı inanıp (kötülüklerden) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık.
Eğer o kentlerin ahalisi, inanıp güvenseler ve yanlışlardan sakınsalardı, onlara, göğün ve yerin bolluk ve bereket kapılarını açardık. Fakat yalana sarıldılar. Biz de elde ettiklerine karşılık onları yakaladık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Eğer o kentlerin ahalisi, inanıp güvenerek Allah'tan çekinselerdi, onlara, yerin ve göklerin bolluk ve bereketini açardık. Fakat yalana sarıldılar. Biz de onları yapıp ettiklerine karşılık yakalayıverdik.
Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı, biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
Eğer ülkelerin halkı iman edip, korunsalardı, biz de onlara gökten ve yerden bereket açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
O medeniyetlerin halkı inanıp korunsalardı, elbette ki üzerlerine gökten ve yerden bereketler saçardım. Ama yalanladılar, biz de onları, kazanır olduklarıyla yakalayıverdik.