A'râf suresi · 189–198. ayetler

Tek nefisten yaratılış ve âciz ilahlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. A'râf suresi, 189. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 189. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِۦ فَلَمَّآ أَثْقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ ءَاتَيْتَنَا صَٰلِحًا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah'a, "Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız" diye dua ederler.

    Mehmet Okuyan

    Sizi tek bir nefisten dipnot 1 (candan/cevherden) yaratan, (yine) ondan kendisiyle huzur bulsun diye eşini yaratan O'dur. Eşini kucaklayınca (eşi ile birleşince) eşi hafif bir yük yüklenir (hamile kalır) ve onu bir süre taşır. (Yük) ağırlaşınca "Bize iyi (sağlıklı) bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden olacağız." diye Rableri Allah'a dua ederler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada verilmek istenen mesaj ilk nesil erkekler nereden yaratıldıysa eşlerinin de aynı şeyden yaratıldığını bildirmektir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:1; En‘âm 6:98; Zümer 39:6.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur sizi bir tek candan yaratan ve kendisine ilgi duysun diye ona kendi cinsinden eşini var eden. Gün gelip o eşine sarılınca, (önce) eş hafif bir yük yüklenir ve o yükü bir süre taşır. Ardından yük ağırlaşınca eşler Rableri olan Allah'a: "Eğer bize eli ayağı düzgün, kusursuz bir çocuk bahşedersen; söz, Sana şükreden kimselerden olacağız!" diye yakarırlar.

    Muhammed Esed

    Sizi (hepinizi) bir tek candan yaratan, Ve (sevgiyle) kadına meyletsin diye ona kendi özünden eş var edip çıkaran Odur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi (ilkin) hafif bir yük yüklenir ve taşır o yükü. Sonra (kadın) gün gelip (çocuğun yüküyle) iyice ağırlaşınca, her ikisi birden Allaha, Rablerine yalvarırlar: "Bize gerçekten kusursuz bir (çocuk) bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!"

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, sizi TEK bir nefsten - benlikten (makro planda: Hakikat-i Muhammedi - Akl-ı evvel; mikro planda: insanlık şuuru - Akl-ı küll) yarattı ve ondan da eşini (makro planda: evreni; mikro planda: beyni) oluşturdu; ona yerleşsin diye. . . Onu (eşini) örtüp bürüyünce, (eşi) hafif bir yük yüklendi, onu taşıdı. . . Ağırlaştığında, ikisi birden Rableri olan Allah'a: "Andolsun ki, eğer bize bir salih verirsen, mutlaka biz değerlendirenlerden oluruz" diye dua ettiler. (Bu ayet, hem alemlerin oluşuyla ilgili olarak anlaşılabilir, hem de insanın oluşumuyla. )

    Ali Bulaç

    O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi bir cinsten yaratan, kendisiyle sükûn bulması için yine aynı cinsten eşini vücûda getiren O (Allah) dur. İnsan eşine yaklaşıp onu bürüyünce eşi (önce) hafif bir yük yüklenmiş ve onunla (günlük işine) devam etmiştir. Fakat yük ağırlaşınca, ikisi birden Rableri Allah'a şöyle duâ etmişlerdir: "Eğer bize sâlih bir evlad verirsen, mutlaka sana şükredenlerden olacağız".

    Ali Rıza Safa

    O, sizi, bir tek benlikten yaratan ve gönlünün ısınması için, eşini de ondan oluşturandır. Ona sarıldığında, yumuşak bir yük yüklenir; onu taşır. Yükü ağırlaşınca, her ikisi de Efendileri Allah'a yakarışlarda bulunurlar: "Bize erdemli birisini verirsen, kesinlikle şükredenler arasında olacağız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi tek bir cevherden yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de o cevherden var eden, Allah'tır. Eşine sarılınca, eşi hamile kaldı ve onu bir müddet taşıdı. Gebeliği ağırlaşınca, karıkoca, Rableri Allah'a, "Bize kusursuz bir çocuk verirsen andolsun, şükredenlerden olacağız" diye yalvardılar.

    Edip Yüksel

    O sizi bir tek nefisten (aynı genetik özellikten) yarattı. Ondan da eşini yarattı ki dinginlik bulsun. Eşine yaklaşınca, hafif bir yükle yüklendi ve onunla gezindi. Yükü ağırlaşınca her ikisi Efendi'leri ALLAH'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen şükredenlerden olacağız" diye yalvardılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O sizi bir tek nefisten (aynı genetik özellikten) yarattı. Ondan da eşini yarattı ki dinginlik bulsun. Eşine yaklaşınca, hafif bir yükle yüklendi ve onunla gezindi. Yükü ağırlaşınca her ikisi Rab'leri ALLAH'a: 'Bize kusursuz bir çocuk verirsen şükredenlerden olacağız,' diye yalvardılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, o zattır ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yarattı ki gönlü buna ısınsın. Onun için eşine yaklaşınca o hafif bir yükle hamile kaldı, bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden kendilerini yetiştiren Allah'a şöyle dua ettiler: "Bize salih yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen, yemin ederiz ki, kesinlikle şükreden kullarından oluruz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O odur ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yaptı ki gönlü buna ısınsın, onun için vaktaki bunu derağuş eyledi, bu hafifçe bir hamlin hamili oldu, bir müddet bununla geçti, derken ağırlaştı, o vakıt ikisi bir kendilerini yetiştiren Allaha şöyle dua ettiler: bize yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen yemin ederiz ki elbet şükreden kullarından oluruz

    Erhan Aktaş

    O, sizi bir tek nefisten dipnot 1 yarattı ve kendisi ile sükunet bulsun diye ondan dipnot 1 eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize Salih dipnot 2 bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Özden, türden, cevherden, nesneden, mayadan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışan, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, sizi bir tek nefisten dipnot 1 yarattı ve kendisi ile sükunet bulsun diye ondan dipnot 1 eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize salih[3] bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Özden, türden, cevherden, nesneden, mayadan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, sizi bir tek nefisten dipnot 1 yarattı ve kendisi ile sükunet bulsun diye ondan dipnot 2 eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize salih dipnot 3 bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir özden.
    2. metne dön, dipnot 2
      Aynı özden.
    3. metne dön, dipnot 3
      Arı, saf, temiz, erdemli, iyi, dürüst.

    Gültekin Onan

    O sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp bürüyünce, o bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi rableri olan Tanrı'ya dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."

    Hasan Basri Çantay

    O, sizi bir candan (Ademden) yaratan, bundan da, (gönlü) kendisine (yatıb) ısınsın diye, eşini yapan Odur (Allahdır). Vakta ki o, (eşini) örtüb bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi de (bir müddet) bununla gidip geldi. Nihayet (gebeliği) ağırlaşınca ikisi de Rablerine şöyle düa etdiler: "Eğer bize düzgün (hilkati tam) bir çocuk verirsen andolsun ki her halde şükredenlerden olacağız".

    İbni Kesir

    O'dur, sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da gönlünün ısınacağı eşini vareden. Eşini örtüp bürüyünce; o, hafif bir yük yüklendi ve onunla bir müddet gider gelirdi. Nihayet ağırlaşınca; karı koca Rabbları olan Allah'a: Eğer bize salih bir çocuk verirsen andolsun ki şükredenlerden oluruz, diye dua ettiler.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a: “Eğer salih bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız.” diye dua ederler.

    Süleyman Ateş

    O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce (eşiyle birleşince) eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. (Yükü) ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler: "Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!" (dediler).

    Süleymaniye Vakfı

    Sizi bir tek nefisten dipnot 1 yaratan, onunla huzur bulsun diye eşini dipnot 2 de o nefisten oluşturan odur dipnot 3 . Erkek onu sarınca eşi hafif bir yük yüklenir ve onunla dolaşır. Yükü ağırlaşınca da Rableri /Sahipleri olan Allah'a şöyle yalvarırlar: "Bize iyi bir evlat verirsen, üzerine düşeni yapanlardan olacağız."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nefis kelimesi, hem beden hem de ruh anlamına gelir (Zümer 39/42). Bu ayetteki nefis, bedenin özelliklerini içeren döllenmiş yumurtadır. Nefsin oluşumu, üç karanlık bölgede tamamlanır (Zümer 39/6). Bunlar yumurtalık /karar-ı mekin (Müminun 23/13, Mürselat 77/21), yumurtalıkla rahim arasındaki kanal /müstekar ve rahim /müstevda'dır (En'am 6/98).
    2. metne dön, dipnot 2
      Zevc /eş kelimesinin müennesi /dişili olan "zevce" kelimesi Kur'an'da ve fasih Arapçada kullanılmaz. Kadın erkeğin zevci /eşi, erkek de kadının zevci /eşidir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizleri bir tek nefisten (döllenmiş yumurtadan) yaratan O'dur. Eşini de o nefisten yarattı ki biri diğerinin yanında rahat etsin. Erkek onu sarınca hafif bir yük yüklenir. Onunla gezip dolaşır. Yükü ağırlaşınca ikisi de Rableri olan Allah'a yalvarır; "Bize iyi bir evlat verirsen, görevlerini yerine getirenlerden olacağız" derler.

    Şaban Britch

    Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da sükûnet/huzur bulacağı eşini yaratan O’dur. O, eşiyle birleştiği zaman eşi hafif bir yük yüklendi. Onunla (bu halde) gidip, geldi. Yükü ağırlaşınca Rab’leri olan Allah’a dua ederek: Eğer bize sağlam/düzgün bir çocuk verirsen sana şükredenlerden oluruz, derler.

    Şaban Piriş

    Sizi tek bir kişiden yaratan ve kendisiyle huzur bulması için ondan eşini var eden O'dur. İnsan, eşini bürüdüğü zaman hafif bir yük yüklenir. Onunla bir süre geçer. Yükü ağırlaşınca Rab'leri olan Allah'a dua ederek: -Eğer bize sağlam bir çocuk verirsen sana şükredenlerden oluruz, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rablerine şöyle dua ettiler: "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."

  2. A'râf suresi, 190. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 190. ayet. فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحًا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَا فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah'ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O'na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) onlara iyi (sağlıklı) bir çocuk verince, kendilerine verdiği (çocuk) hakkında O'na ortaklar koşarlar. Allah ise onların ortak koştuklarından yücedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen durum, insanın nimete karşı şükürsüzlüğünü ortaya koymayla ilgilidir; Hz. Adem ve eşi üzerinden onların şirke düşmüşlüğü mesajı ayette kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü ayetin sonunda ve devam eden bölümlerdeki ifadeler, [tesniye] "ikili" değil, çoğuldur.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat O kendilerine eli ayağı düzgün, kusursuz bir çocuk bahşedince de, onlara bahşettiği çocuk üzerinden O'na ortak koşmaya kalkarlar: oysa ki Allah, onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

    Muhammed Esed

    Ama ne zaman ki O, kendilerine kusursuz bir (çocuk) bahşeder, hemen tutup Onun bahşettiği şeyin dünyaya gelmesinde Ondan başla güçlere de bir paye yakıştırmaya kalkarlar! Oysa, Allah, uluhiyetinde Ona ortak koştukları her şeyden, herkesten çok yücedir.

    Ahmed Hulusi

    Onlara bir salih (evlat) verince, onlara verdiğine bağlı olarak Allah'a ortaklar oluşturdular. . . Allah onların ortak koştuklarından Yüce'dir.

    Ali Bulaç

    Ama O, onlara (Adem'in çocukları erkek ve kadınlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O'na ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ne var ki Allah onlara sâlih bir evlat verince, Allah'ın kendilerine verdiği şeyde O'na ortaklar kılmaya başlamışlardır. Oysa Allah, onların ortak koştuklarından çok yücedir.

    Ali Rıza Safa

    İkisine, erdemli birisini verince, ikisine verdiğine ilişkin, O'na ortaklar koştular. Oysa Allah, onların ortaklar koştuklarından çok yücedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği evlat konusunda Allah'a ortaklar koştular. Allah onların ortak koştuğu şeylerden uzaktır.

    Edip Yüksel

    Onlara kusursuz bir çocuk verince, O'nun kendilerine verdiği bu hediyeyle ilgili olarak O'na ortaklar koşmaya başladılar. ALLAH onların ortak koştukları her şeyden çok yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara kusursuz bir çocuk verince, O'nun kendilerine verdiği bu hediyeyle ilgili olarak O'na ortaklar koşmaya başladılar. ALLAH onların ortak koştukları her şeyden çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat Allah kendilerine yaraşıklı bir çocuk verince, tuttular O'na kendilerine vergisi üzerine bir takım ortaklar koşmaya başladılar. Allah ise onların koştukları şirkten yücedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat Allah kendilerine yaraşıklı bir çocuk verince erkeği dişisi tuttular ona vergisi üzerinde bir takım şerikler koşmağa başladılar, Allah ise onların koştukları şirkten müteali

    Erhan Aktaş

    Fakat onlara, salih bir evlat verince; kendilerine verilen şeyde ona ortaklar koşmaya başladılar. Allah, onların ortak koştukları şeyden yücedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat onlara, salih bir evlat verince; kendilerine verilen şeyde ona ortaklar koşmaya başladılar. Allah, onların ortak koştukları şeyden yücedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat onlara, salih bir evlat verince; kendilerine verilen şeyde ona ortaklar koşmaya başladılar. Allah, onların ortak koştukları şeyden yücedir.

    Gültekin Onan

    Ama O, onlara salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O'na ortaklar koşmaya başladılar. Tanrı onların ortak koştuklarından yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat (Allah) onlara düzgün (bir çocuk) verince kendilerine verdiği bu (çocuk) hakkında ona eşler tutmıya başladılar. Onlar neyi eş tutuyorlarsa Allah onlardan (münezzehdir) yücedir.

    İbni Kesir

    Allah onlara salih bir çocuk verince; kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeyden münezzeh tir.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah onlara salih/kusursuz bir evlat verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

    Süleyman Ateş

    Fakat (Allah) onlara iyi, güzel bir çocuk verince, kendilerine verdiği şeyde Allah'a ortaklar koşmağa başladılar. Allah ise onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

    Süleymaniye Vakfı

    İyi bir evlat verince de Allah'ın onlara verdiği (evlat) hakkında Allah'a ortaklar uydururlar dipnot 1 . Allah, onların ortak saydıklarından yücedir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evlatlarının iyi olmasını Allah'a değil, ortak koştuklarına bağlamaya başlarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara iyi bir evlat verince de verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar oluştururlar. Allah, onların ortak saydıklarından uzaktır.

    Şaban Britch

    Onlara (insanoğluna) sağlam/düzgün bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah’a ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştuklarından yücedir!

    Şaban Piriş

    Onlara sağlam bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar tutarlar. Allah, onların ortak koştuklarından yücedir!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah onlara ruhta, bedende güzel bir çocuk verince, kendilerine verdiği nimete ikisi birden Allah'a ortak koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuğu şeylerden arınmıştır.

  3. A'râf suresi, 191. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 191. ayet. أَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ

    Diyanet İşleri

    Hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılan şeyleri Allah'a ortak mı koşuyorlar?

    Mehmet Okuyan

    Kendileri yaratılmakta olan ve hiçbir şey yaratamayan varlıkları mı (Allah'a) ortak koşuyorlar!

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi siz O'na has birtakım nitelikleri, bir şey yaratmaktan aciz, aksine kendileri yaratılmış bulunan şeylere mi yakıştırıyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Peki, bunlar hiçbir şey yaratmayan, tersine kendileri yaratılmış bulunan varlıklara mı Allahla birlikte tanrılık yakıştırıyorlar?

    Ahmed Hulusi

    Kendileri yaratılıyor oldukları halde (ve) bir şey yaratmayanları mı ortak koşuyorlar? (Bu iki ayette, insanların doğasal olay veya varlıkları, Allah yanı sıra ilah - tanrı konumunda düşünmelerine atıf vardır. )

    Ali Bulaç

    Kendileri yaratılıp dururken, hiç bir şeyi yaratamıyan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Kendileri yaratıldığı halde hiçbir şeyi yaratamayan varlıkları (Allah'a) ortak mı koşuyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Hiçbir şey yaratamayan; kendileri yaratılmış olanları mı ortaklar koşuyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    Kendileri yaratılmakta olan ve bir şey yaratamayan putları mı Allah'a ortak koşuyorlar?

    Edip Yüksel

    Bir şey yaratamayan, aksine yaratılmış olan şeyleri mi eş koşuyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir şey yaratamıyan, aksine yaratılmış olan şeyleri mi eş koşuyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'na, hiçbir şey yaratamayan ve kendileri yaratılıp durmakta olan yaratıkları mı ortak koşuyorlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ona o hiç bir şey yaratamıyan ve kendilerini yaradılıb durmakta bulunan mahluklarımı şerik koşuyorlar

    Erhan Aktaş

    Hiçbir şey yaratamayan, aksine kendisi de yaratılmış olan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hiçbir şey yaratamayan, aksine kendisi de yaratılmış olan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiçbir şey yaratamayan, aksine kendisi de yaratılmış olan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Gültekin Onan

    Kendileri yaratılıp dururken, hiç bir şey yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Kendileri yaratılıb durmakda oldukları halde (bizzat) hiç bir şey'i yaratamayan (putlar) ı (O yaradan Allaha) eş mi koşuyorlar onlar?

    İbni Kesir

    Kendileri-yaratılmışken-Bir şey yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendileri yaratılmış oldukları halde hiçbir şey yaratmaya kudreti olmayan şeyleri (Allah'a) ortak mı koşuyorlar?

    Süleyman Ateş

    Hiçbir şey yaratmayan, kendileri yaratılan şeyleri (Allah'a) ortak mı koşuyorlar?

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, hiçbir şeyi yaratamayan üstelik kendileri de yaratılmış olan birilerini (Allah'a) ortak mı sayıyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiçbir şeyi yaratamayan ama kendileri yaratılmış olanları mı ortak sayıyorlar?

    Şaban Britch

    Kendileri yaratılmış olup; hiçbir şey yaratamayan şeyleri mi şirk koşuyorlar?

    Şaban Piriş

    Kendileri yaratılmış olup; hiçbir şey yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiçbir şey yaratmayan, bizzat kendileri yaratılmış olan şeyleri/kişileri mi ortak koşuyorlar?

  4. A'râf suresi, 192. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 192. ayet. وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Mehmet Okuyan

    (Oysa putlar), onlara yardıma güç yetiremez, (kendilerine bile) yardım edemezler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "Hâlbuki (ortak koştukları varlıklar) ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardımları olur" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kaldı ki, ne onlara yardımları dokunabilir ne de bizzat kendilerine yardımcı olabilirler.

    Muhammed Esed

    Ne onlara ne de kendi kendilerine bir yardımda bulunamayacak olan varlıklara mı?

    Ahmed Hulusi

    (Allah'a ortak koşulanlar) onlara yardıma muktedir olamadıkları gibi, kendi nefslerine de yardım edemezler!

    Ali Bulaç

    Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.

    Ali Özek ve heyeti

    Halbuki (putlar) ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur.

    Ali Rıza Safa

    Ne bunlara yardım etmeye güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Oysa, putlar onlara da yardım edecek güçte değil ve kendilerine de yardım edemezler.

    Edip Yüksel

    Putlar, ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Putlar, ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki onlar, onların imdadına yetişmezler, hatta kendilerini bile kurtaramazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki onlar, onların imdadına yetişmezler, hatta kendilerini bile kurtaramazlar

    Erhan Aktaş

    Oysa onlar, ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oysa onlar, ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysa onlar, ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Gültekin Onan

    Oysa (ortak koştukları) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne de kendi nefslerine yardım etmeye.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki bunlar o (tapanlara) hiç bir suretle yardım edemeyecekler gibi kendi kendilerine bile yardım edemezler.

    İbni Kesir

    Halbuki bunlar; ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine bir yardımları olabilir.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hâlbuki ortak koştukları şeyler ne onlara yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler.

    Süleyman Ateş

    (O putlar), ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler?

    Süleymaniye Vakfı

    Halbuki onların bunlara yardım etmeye güçleri yetmez; onlar kendileri için bile bir şey yapamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, ne onlara ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Şaban Britch

    Kendilerine bile yardım edemeyenler, onlara hiç yardım edemezler.

    Şaban Piriş

    Kendilerine bile yardım edemeyenler, onlara hiç yardım edemezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar, ne bunlara bir yardım sağlayabilirler ne de kendi benliklerine yardımcı olabilirler.

  5. A'râf suresi, 193. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 193. ayet. وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمْ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ أَدَعَوْتُمُوهُمْ أَمْ أَنتُمْ صَٰمِتُونَ

    Diyanet İşleri

    Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).

    Mehmet Okuyan

    Onları doğru yola çağırırsanız size uyamazlar; onları davet etseniz de sussanız da sizin için birdir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj tebliğin gereksizliğini göstermez; aksine muhatap varlıklar cansız, duymaz, görmez putlar oldukları için onlarla iletişimin mümkün olmadığı, dolayısıyla putperestleri de duyamadıkları, onları ödüllendirme veya cezalandırma vs. konularda güçsüzlükleri, imkânsızlıkları dile getirilmek istenmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, size cevap bile veremezler. Onlara ister yalvarın ister susun; size karşı konumlarında hiçbir şey değişmez.

    Muhammed Esed

    Yol göstermeleri için yakarsanız size cevap verecek durumda olmayan varlıklara mı? Onlara ister yakarın, ister karşılarında susun, sizin için fark eden bir şey olmaz.

    Ahmed Hulusi

    Şayet onları hüdaya (hidayete) davet etseniz, size tabi olmazlar. . . Ha onları davet etmişsiniz ha susmuşsunuz, ikisi de birdir.

    Ali Bulaç

    Onları hidayete çağırırsanız size uymazlar. Onları çağırırsanız da, suskun durursanız da size karşı (tutumları) birdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları doğru yola çağırırsanız size uymazlar; onları çağırsanız da, sukut etseniz de sizin için birdir.

    Ali Rıza Safa

    Onları, yol göstermeleri için çağırsanız uymazlar. Onları çağırsanız da sussanız da sizin için değişmez.

    Bayraktar Bayraklı

    O putları doğru yola çağırsanız size uyamazlar. Onları çağırsanız da sussanız da sizin için birdir.

    Edip Yüksel

    Onları doğruya çağırsanız size uymazlar. Onları ha çağırmışsınız, ha sessiz kalmışsınız, sizin için birdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları doğruya çağırsanız size uymazlar. Onları ha çağırmışsınız, ha sessiz kalmışsınız, sizin için birdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer siz onları doğru yola çağıracak olsanız, size uymazlar; onları ha çağırmışsınız, ha susmuşsunuz, aleyhinizde sizin için aynıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve eğer siz onları doğru yola çağıracak olsanız size uymazlar, ha onları çağırmışsınız yani samıtmişsiniz aleyhinizde müsavi gelir

    Erhan Aktaş

    Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.

    Gültekin Onan

    Onları hidayete çağırırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, suskun da dursanız size karşı (tutumları) birdir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer bunları (putları) doğru yolu göstermiye çağırırsanız size uymazlar. Onları (müşrikleri) ha da'vet etmişsiniz, ha (etmeyib) susmuşsunuz, size karşı (durumları) birdir.

    İbni Kesir

    Onları doğru yola çağırsanız da, size uymazlar. Çağırmanız da, susmanız da onlar için birdir.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları çağırsanız da sussanız da sizin için birdir.

    Süleyman Ateş

    Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Ha onları çağırmışsınız, ha susmuşsunuz, sizin için birdir.

    Süleymaniye Vakfı

    O müşrikleri doğru yola çağırsanız size uymazlar; çağırsanız da sessiz kalsanız da sizin için değişen bir şey olmaz (bir sonuç alamazsınız) dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Çağırsanız da sessiz kalsanız da sizin için birdir.

    Şaban Britch

    Onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları çağırsanız da sussanız da sizin için birdir.

    Şaban Piriş

    Onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları çağırsanız da sussanız da sizin için birdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları, iyiye ve güzele çağırsanız sizi izlemezler. Ha onlara dua etmişsiniz ha sus-pus oturmuşsunuz. Sizin için birdir.

  6. A'râf suresi, 194. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 194. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمْثَالُكُمْ فَٱدْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah'ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın peşi sıra yalvardıklarınız da sizin gibi kullardır. Doğruysanız, kendilerini çağırın da çağrınıza cevap versinler!

    Mustafa İslamoğlu

    İyi bilin ki, Allah'tan başka yalvarıp yakardığınız kimseler de sizin gibi yaratılmış varlıklardır. Nitekim eğer doğruluğunuzdan eminseniz, haydi yakarın da duanıza icabet etsinler!

    Muhammed Esed

    Allahtan başka çağırıp, sığındığınız şeylerin hepsi, hiç şüphe yok ki tıpkı sizler gibi yaratılmış varlıklardır: eğer doğru sözlü kimselerdenseniz, haydi onları çağırın da dualarınıza icabet etsinler!

    Ahmed Hulusi

    Allah dununda yöneldikleriniz, muhakkak sizin benzerleriniz kullardır! Eğer (inancınızda) ısrarlıysanız hadi çağırın onları da, size icabet etsinler!

    Ali Bulaç

    Allah'tan başka taptıklarınız sizler gibi kullardır. Eğer doğru iseniz, hemen onları çağırın da size icabet etsinler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey müşrikler!) Allah'ı bırakıp da kendilerine seslenip dua ettiğiniz kimseler de sizin gibi kullardır. (Eğer iddianızda) doğru iseniz, onlara seslenip dua edin de, sizin duanıza icabet etsinler!

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınız, sizin gibi kullardır. Haydi, onları çağırın, size yanıt versinler; eğer doğruyu söylüyorsanız?

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'tan başka yalvardıklarınız, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü iseniz, onları çağırın da size cevap versinler.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın dışında çağırdıklarınız, sizin gibi kullardır. Haydi onları çağırın da size cevap versinler, sözünüzde doğru iseniz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın dışında çağırdıklarınız, sizin gibi kullardır. Haydi onları çağırın da size cevap versinler, sözünüzde doğru iseniz!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Allah'tan başka taptıklarınızın hepsi sizin gibi kullardır. Eğer davanızda doğru iseniz haydi, onları çağırın da size cevap versinler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü Allahtan başka taptıklarınızın hepsi sizin gibi kullardır, eğer da'vanızda sadıksanız haydi onlara çağırın da size icabet etsinler

    Erhan Aktaş

    Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

    Gültekin Onan

    Tanrı'dan başka taptıklarınız sizin gibi kullardır. Haydi onları çağırın da size cevap versinler, sözünüzde doğru iseniz.

    Hasan Basri Çantay

    (Ey kafirler) Allahı bırakıp tapdığınız (putlar) da sizin gibi kullardır. Eğer (davanızda) doğrucu iseniz haydi onları çağırın da size icabet etsinler!

    İbni Kesir

    Allah'tan başka taptıklarınız da sizin gibi kullardır. Eğer sadıklardan iseniz; haydi onları çağırın da size karşılık versinler.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ı bırakıp da dua/ibadet ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söyleyenlerseniz, onlara dua edin de size cevap versinler!

    Süleyman Ateş

    Allah'tan başka yalvardıklarınız da sizler gibi kullardır, (onların tanrı olduğu hakkındaki iddianızda) doğru iseniz, çağırın onları da size cevap versinler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile aranıza koyup çağrıda bulunduklarınız sizin gibi kullardır. Dedikleriniz içinize yatıyorsa onlara seslenin de size cevap versinler.

    Şaban Britch

    Allah’ı bırakıp da dua ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söyleyenlerseniz onlara dua edin de size cevap versinler!

    Şaban Piriş

    Allah'ı bırakıp da dua ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söyleyenlerseniz onlara yalvarın da size cevap versinler!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah dışında yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda haklıysanız, hadi çağırın onları da size cevap versinler.

  7. A'râf suresi, 195. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 195. ayet. أَلَهُمْ أَرْجُلٌ يَمْشُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ أَيْدٍ يَبْطِشُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ أَعْيُنٌ يُبْصِرُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا قُلِ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ

    Diyanet İşleri

    Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"

    Mehmet Okuyan

    (Putların) yürüyebilecekleri ayakları, tutacakları elleri, görecekleri gözleri veya duyacakları kulakları mı var (neleri var)! De ki: "Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun; bana göz bile açtırmayın!"

    Mustafa İslamoğlu

    Hem onların yürüyecek ayakları mı var? Ya da tutacak elleri veya görecek gözleri, yahut işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın Allah'a ortak koştuklarınızı, sonra önüme her türlü tuzağı kurun ve bana göz açtırmayın!

    Muhammed Esed

    Yürüyecek ayakları mı var peki onların? Tutacak elleri mi? Görecek gözleri, işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, Allaha ortak olarak gördüğünüz bütün o varlıkları çağırın, bana karşı elinizden geleni ardınıza koymayın ve böylece bana göz açtırmayın!

    Ahmed Hulusi

    Onların yürüyecekleri ayakları; yahut tutacakları elleri; yahut görecekleri gözleri; yahut duyacakları kulakları mı var? De ki: "Çağırın ortak (koştuk)larınızı, bana tuzak kurun ve hiç göz açtırmayın bana!"

    Ali Bulaç

    Onların yürüyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın."

    Ali Özek ve heyeti

    Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var veya görecekleri gözleri mi var yahut işitecekleri kulakları mı var (neleri var)? De ki: «Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun ve bana göz bile açtırmayın!»

    Ali Rıza Safa

    Yürüyecek ayakları mı var? Yoksa tutacak elleri mi var? Yoksa görecek gözleri mi var? Yoksa duyacak kulakları mı var? De ki: "Ortaklarınızı çağırın, sonra, bana karşı elinizden geleni ardınıza koymayın; artık, bana göz açtırmayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi ya da görecek gözleri mi var veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortaklarınızı çağırınız, sonra bana tuzak kurup göz açtırmayınız."

    Edip Yüksel

    Üzerinde yürüyecekleri ayakları mı var? Tutmaları için elleri mi var? Görmeleri için gözleri mi var? İşitmeleri için kulakları mı var? De ki: "Ortaklarınızı çağırın ve benim için plan kurun. Hiç durmayın!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üzerinde yürüyecekleri ayakları mı var? Tutmaları için elleri mi var? Görmeleri için gözleri mi var? İşitmeleri için kulakları mı var? De ki, 'Ortaklarınızı çağırın ve benim için plan kurun. Hiç durmayın!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları yürüyecek ayakları veya tutacak elleri yahut görecek gözleri ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortak koştuklarınızı, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun, elinizden gelirse bana bir an bile göz açtırmayın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya onların yürüyecek ayakları veya tutacak elleri veya görecek gözleri veya işidecek kulakları mı var? dedi: haydın, çağırın şeriklerinizi sonra bana istediğiniz tuzağı kurun da elinizden gelirse bana bir lahza bile göz açdırmayın

    Erhan Aktaş

    Onların, kendileriyle yürüyecek ayakları mı var? Veya tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortaklarınızı, sonra göz açtırmaksızın bana tuzak kurun."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların, kendileriyle yürüyecek ayakları mı var? Veya tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortaklarınızı, sonra göz açtırmaksızın bana tuzak kurun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların, kendileriyle yürüyecek ayakları mı var? Veya tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortaklarınızı, sonra hiç beklemeksizin bana tuzak kurun."

    Gültekin Onan

    Üzerlerinde yürüyecekleri ayakları mı var? Tutmaları için elleri mi var? Görmeleri için gözleri mi var? İşitmeleri için kulakları mı var? De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir tuzak kurun da bana göz açtırmayın."

    Hasan Basri Çantay

    Onların yürüyecekleri ayakları mı, yoksa tutacakları elleri mi, yahud görecekleri gözleri mi, yoksa işidecekleri kulakları mı, (nesi) var? (Habibim) de ki: "Çağırın ortaklarınızı, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun da şöyle bir göz bile açdırmayın bana".

    İbni Kesir

    Onların ayakları var mıdır ki onunla yürüsünler? Elleri var mıdır ki onunla tutsunlar? Gözleri var mıdır ki onunla görsünler? Kulakları var mıdır ki onunla işitsinler? De ki: Çağırın ortaklarınızı da, elinizden gelirse, bana tuzak kurun ve göz açtırmayın.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!”

    Süleyman Ateş

    Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulaklarımı var? De ki: "(Allah'a) ortak(koştuk)larınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hiç göz açtırmayın bana!"

    Süleymaniye Vakfı

    Onların ayakları mı var ki yürüsünler; elleri mi var ki tutsunlar; gözleri mi var ki görsünler; kulakları mı var ki dinlesinler! De ki: "(Allah'a) ortak saydıklarınızı çağırın, sonra bana oyun kurun, hiç göz açtırmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayakları mı var ki yürüsünler; elleri mi var ki tutsunlar; gözleri mi var ki görsünler; kulakları mı var ki dinlesinler. De ki "Çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun; hiç göz açtırmayın."

    Şaban Britch

    Onların yürüyebilecek ayakları mı var, yoksa kendisiyle tutacakları elleri mi, yoksa görebilecek gözleri mi, yoksa işitebilecek kulakları mı var? De ki: Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bana, tuzak kurun ve bana göz açtırmayın bakalım!

    Şaban Piriş

    -Onların yürüyebilecek ayakları mı var; yoksa kendisiyle tutacakları elleri mi; yoksa görebilecek gözleri mi; yoksa işitebilecek kulakları mı var?!. De ki: -Ortak koştuklarınıza yalvarın sonra bana, göz açtırmayacağınız tuzaklarınızı kurun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayakları mı var onların ki, onlarla yürüsünler; elleri mi var onların ki onlarla tutsunlar; gözleri mi var onların ki, onlarla görsünler; kulakları mı var onların ki, onlarla işitsinler. De ki: "Ortaklarınızı çağırıp bana tuzak kurun. Hadi, göz açtırmayın bana!"

  8. A'râf suresi, 196. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 196. ayet. إِنَّ وَلِـِّۧىَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü benim velim, Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. O, bütün salihlere velilik eder.

    Mehmet Okuyan

    (De ki:) "Şüphesiz ki benim dostum, iyileri sahiplenen (koruyan) ve Kitabı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ama) unutmayın ki, benim savunucum Kitab'ı indiren Allah'tır: zira, dürüst ve erdemli olanları O savunacaktır.

    Muhammed Esed

    Doğrusu benim koruyucum bu kitabı indiren Allahtır; çünkü Odur dürüst olanların koruyucusu.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki benim Veliyy'im, O hakikat BİLGİsini (Kitabı) tenzil eden Allah'tır! O, salihlere Veliyy olur.

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki, benim velîm (koruyanım) Kitab'ı indiren Allah'tır. Ve O bütün salih kullarını görüp gözetir.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, benim dostum, Kitap'ı indiren Allah'tır. Çünkü O, erdemli olanları korur!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki benim koruyanım, kitabı indiren Allah'tır ve o bütün iyi kullarını görüp gözetir.

    Edip Yüksel

    "Biricik Sahibim (Velim), kitabı indiren ALLAH'tır. O, dürüst insanları korur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biricik Sahibim (Velim), kitabı indiren ALLAH'tır. O, dürüst insanları korur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zira benim koruyucum o Kitab'ı indiren Allah'tır. Ve O, hep salih kullarına sahip çıkar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Zira benim veliym o kitab indiren Allahtır ve o hep salih kullarına velilik eder

    Erhan Aktaş

    "Kuşkusuz benim velim dipnot 1 , Kitap'ı indiren Allah'tır. O, salih dipnot 2 olanları koruyup gözetir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 7: 189. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Kuşkusuz benim velim dipnot 1 , Kitap'ı indiren Allah'tır. O, salih dipnot 2 olanları koruyup gözetir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz benim velim dipnot 1 , Kitap'ı indiren Allah'tır. O, salih dipnot 2 olanların velisidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arı, saf, temiz, erdemli, dürüst, iyi.

    Gültekin Onan

    Hiç kuşkusuz, benim velim kitabı indiren Tanrı'dır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü benim velim, o kitabı indiren Allahdır ve O, bütün saalihlere de velilik ediyor.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki benim dostum, kitabı indirmiş olan Allah'tır. Ve O, salihleri dost edinir.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü benim velim, kitabı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salih kulları koruyup, yardım eder.

    Süleyman Ateş

    Benim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yönetir (korur).

    Süleymaniye Vakfı

    Benim velim (en yakınım), bu kitabı indiren Allah'tır. O, iyilere velilik eder."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Benim velim, bu Kitabı indiren Allah'tır. O, iyilere velilik eder.

    Şaban Britch

    Benim velim/yardımcım, kitabı indiren Allah’tır. O, salih kimselerin de velisidir.

    Şaban Piriş

    -Benim velim, kitabı indiren Allah'tır. O, doğru olanlara velilik eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Benim Veli'm, o Kitap'ı indiren Allah'tır. O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir."

  9. A'râf suresi, 197. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 197. ayet. وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

    Mehmet Okuyan

    O'nun (Allah'ın) peşi sıra yalvardıklarınızın size yardıma güçleri yetmez; onlar kendilerine de yardım edemezler."

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki, O'nun dışında yalvarıp yakardıklarınız ne size yardımcı olabilir ne de kendilerine yardımları dokunur.

    Muhammed Esed

    Beri yandan, Onun yerine sığınıp çağırdığınız bütün o varlıklar ne size yardım ulaştıracak güçtedirler ne de kendi kendilerine yardım edecek güçte;

    Ahmed Hulusi

    Sizin O'nun dununda (yardıma) çağırdıklarınız ise, ne size yardım etmeye muktedirdirler ve ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Ali Bulaç

    O'ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Ali Rıza Safa

    O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınızın, ne size yardım etmeye güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın dışında taptıklarınızın, ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.

    Edip Yüksel

    "O'nun dışında çağırdıklarınız ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O'nun dışında çağırdıklarınız ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizin O'ndan başka taptıklarınız ise, ne size yardım edebilir, ne de kendilerine yardımları dokunur!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizin ondan maada taptıklarınız ise ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardımları dokunur

    Erhan Aktaş

    "O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye.

    Gültekin Onan

    O'ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de...

    Hasan Basri Çantay

    Sizi Onu (Allahı) bırakıb tapdıklarınızın ise sizin imdadınıza yetişmiye güçleri yetmediği gibi (hatta) kendilerine de mededleri dokunmaz.

    İbni Kesir

    O'nu bırakıp taptıklarınız ise; size yardım edemedikleri gibi; kendilerine de yardım edemezler.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O’ndan başka dua/ibadet ettikleriniz ne size yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler.

    Süleyman Ateş

    O'ndan başka yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey müşrikler!) Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınızın size yardıma güçleri yetmez. Onlar kendileri için bile bir şey yapamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınız; size yardım etmek şöyle dursun, kendilerine bile yardım edemezler.

    Şaban Britch

    O’ndan başka dua ettiklerinizin size yardım etmeye güçleri yetmez. Onlar kendilerine bile yardım edemezler.

    Şaban Piriş

    O'ndan başka dua ettiklerinizin size yardım etmeye güçleri yetmez. Onlar kendilerine bile yardım edemezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'nun dışında yakardıklarınız, size yardım edemezler. Kendilerine de yardımcı olamazlar.

  10. A'râf suresi, 198. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 198. ayet. وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

    Mehmet Okuyan

    Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet grubunda putların çaresizliği, acizliği, cansızlığı, iradesizliği vs. noktalarda bilgi verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler."

    Muhammed Esed

    onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler."

    Ahmed Hulusi

    Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler. . . Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler!

    Ali Bulaç

    Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

    Ali Rıza Safa

    Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

    Edip Yüksel

    Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz onları doğru yolu göstermeye çağıracak olsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler

    Erhan Aktaş

    Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.

    Gültekin Onan

    Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar.

    İbni Kesir

    Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki.

    Mehmet Alagaş

    (189-198) O ki sizleri tek bir nefisten yarattı ve ondan eşini onda sakinleşsin diye yarattı. Ona büründüğünde / dolandığında hafifçe bir yük yüklendi, onunla bir müddet geçirdi, ağırlaştığı vakit, Allaha her ikisi de dua etti, bize salih verirsen eğer teşekkür edenlerden olacağız dediler. O ikisine salih evlat verdiğimizde, verdiğimizi Allah’a ortak koştular, Allah ortak koştuklarından üstündür. Herhangi bir şey yaratamayanları, kendileri yaratılmış olanları ortak mı koşuyorlar? Onlara yardım etmeye güçleri yetmez, kendilerine dahi yardım edemezler. Onları / şirk koştuklarını yola girmeye çağırsanız / hidayete davet etseniz, size uymazlar, ister onları davet edin yahut suskun olun farksızdır / aynıdır, Allah’ın dışında dua ettikleriniz sizin gibi kuldurlar, eğer sözünüze bağlı iseniz / sadık iseniz dua edin onlara, onlar da size cevap versinler. A yakları mı var ki onunla yürüyorlar ? elleri mi var ki onunla tutuyorlar ? gözlerimi var ki onunla görüyorlar? kulaklarımı var ki onunla işitiyorlar? Deki ortak tuttuklarınızı çağırın sonra tuzak kurun / hile kurun beni hiç beklemeyin / bekletmeyin. Muhakkak ki Allah benim velimdir , öyle ki kitabı peyder pey indirdi ve O yüzünü salihlere döner, onları dost edinir. (Nezzele parça parça indirmek enzele tek seferde indirmektir) Onun dışında duada bulunduklarınızın sizlere yardıma güçleri yetmez ve kendilerine de yardım edemezler. Onları hidayete çağırdığında işitmezler ve onların sana baktığını görürsün onlar görmezler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

    Süleyman Ateş

    Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları doğru yola çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün ama onlar görmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      la yübsirun=alternatif olarak ileriyi göremezler; boş bakarlar; göremezler ifadesi anlamca havada kalıyor.

    Şaban Britch

    Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

    Şaban Piriş

    Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.