Diyanet İşleri
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" dedi.
A'râf suresi · 59–64. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
A'râf suresi, 59. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" dedi.
Şüphesiz ki Nuh'u elçi olarak kavmine biz göndermiştik de "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum!" demişti.
Doğrusu Biz Nuh'u kendi toplumuna göndermiştik. Dedi ki: "Ey kavmim! Yalnızca Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yok. Kuşkusuz ben, korkunç bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum."
Gerçek şu ki, Biz Nuhu kendi toplumuna gönderdik: "Ey kavmim!" dedi, "yalnızca Allaha kulluk edin: Ondan başka tanrınız yok çünkü. Doğrusu, dehşet ve azabıyla büyük bir Günün gelip sizi bulmasından korkuyorum ben!"
Andolsun ki, Nuh'u halkına irsal ettik de: "Ey kavmim. . . Allah'a kulluk edin. . . O'nun gayrı bir ilahınız yoktur. . . Muhakkak ki ben, size gelip çatacak aziym sürecin azabından korkuyorum" dedi.
Andolsun biz Nuh'u kendi kavmine (toplumuna) gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."
Nuh'u kavmine peygamber olarak göndermiştik de (onlara şöyle) demişti: "Ey kavmim! Sizin için kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a ibadet edin; zira ben, üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."
Gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a hizmet edin. Sizin için, O'ndan başka Tanrı yoktur. Aslında, sizin için, Büyük Gün'ün cezasından korkarım!"
Andolsun, Nuh'u kavmine gönderdik; "Ey kavmim!" dedi, "Allah'a kulluk ediniz, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, size büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum."
Nuh'u halkına gönderdik: "Ey halkım, ALLAH'a hizmet edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Sizin için büyük günün azabından korkarım" dedi.
Nuh'u halkına gönderdik: 'Ey halkım, ALLAH'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Sizin için büyük günün azabından korkarım,' dedi.
Andolsun ki, Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. O da varıp: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Gerçekten ben, üzerinize büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum." dedi.
Celalım hakkiçün Nuhu kavmine Resul gönderdik, vardı da ey kavmim! Dedi: Allaha kulluk edin, ondan başka bir ilahiniz daha yoktur, cidden ben üzerinize büyük bir günün azabı inmesinden korkuyorum
Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur; kuşkusuz ben, sizin için o büyük günün azabından korkuyorum." dedi.
Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur; kuşkusuz ben, sizin için o büyük günün azabından korkuyorum." dedi.
Ant olsun ki Biz, Nuh'u toplumuna gönderdik. "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur; kuşkusuz ben, sizin için o büyük günün azabından korkuyorum." dedi.
Andolsun biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim, Tanrı'ya kulluk edin, sizin ondan başka Tanrınız yoktur. Doğrusu ben sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."
Andolsun, Nuhu kavmine peygamber gönderdik de: "Ey kavmim, dedi, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiç bir Tanrınız yokdur. Ben büyük bir günün üstünüze (gelecek) azabından cidden korkuyorum".
Andolsun ki; Nuh'u kavmine gönderdik de; Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım, dedi.
(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.
Şüphesiz biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük günün azabından korkuyorum."
Andolsun Nuh'u kavmine gönderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, size büyük bir günün azabın(ın inmesin)den korkuyorum."
Nuh'u halkına elçi gönderdik dipnot 1 . Onlara şöyle dedi: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin; sizin ondan başka ilahınız yoktur. Ben, size azametli bir günün azabının gelmesinden korkuyorum."
Nuh'u halkına elçi göndermiştik. Onlara şöyle demişti: "Ey halkım! Allah'a kul olun; sizin başka ilahınız yoktur. Ben başınıza zor bir günün azabının gelmesinden korkuyorum."
Nuh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. O da kavmine dedi ki: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur. Ben, doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. O da kavmine dedi ki: -Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Ben, büyük bir günün azabının başınıza gelmesinden korkarım!
Andolsun ki biz, Nuh'u toplumuna gönderdik de o şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah'a kulluk ve ibadet edin. Sizin ondan başka tanrınız yok. Üstünüze çok büyük bir azabın inmesinden korkuyorum."
A'râf suresi, 60. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Kavminden yöneticiler ona "Doğrusu biz seni apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!" demişlerdi. dipnot 1
Toplumun seçkinleri: "Şu kesin ki, biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" diye cevap verdiler.
Kavmi içinden önde gelenler: "Doğrusu, biz senin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu görüyoruz!" diye karşılık verdiler.
Halkından geleneksel görüşün ileri gelenleri dedi ki: "Doğrusu biz seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz. "
Kavmimin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler.
Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!
Toplumunun ileri gelenleri, şöyle dediler: "Aslında, senin, apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu görüyoruz!"
Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."
Halkının ileri gelenleri, "Seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Halkının ileri gelenleri, 'Seni apaçık bir sapıklık içinde gürüyoruz,' dediler.
Kavminden cumhur cemaat =ileri gelenler: "Şüphesiz ki, biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz." dediler.
Kavminden cumhur cemaat her halde biz, dediler: Seni açık bir dalal içinde görüyoruz.
Halkının meleleri: dipnot 1 "Biz, seni kesin bir sapkınlık içinde görüyoruz." dediler.
Halkının meleleri: dipnot 1 "Biz, seni kesin bir sapkınlık içinde görüyoruz." dediler.
Halkından ileri gelenler: "Biz, seni kesin bir sapkınlık içinde görüyoruz." dediler.
Kavminin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler.
Kavminden ileri gelenler de şöyle dedi: "Biz seni hiç şübhesiz apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".
Kavminden ileri gelenler de dedi ki: Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.
(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.
Kavminin ileri gelenleri: “Biz, seni açıkça bir dalalet içinde görüyoruz.” dediler.
Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz!"
Halkının ileri gelenleri dediler ki: "Biz seni gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz."
Halkının ileri gelenleri dediler ki "Bize göre sen gerçekten açık bir sapkınlık içindesin."
Kavminin ileri gelenleri: Biz, seni açıkça bir dalalet içinde görüyoruz.” dediler.
Kavminin ileri gelenleri: -Biz, seni açıkça bir dalalet içinde görüyoruz, dediler.
Toplumunun kodamanları dediler ki: "Vallahi biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."
A'râf suresi, 61. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى ضَلَٰلَةٌ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
(Nuh da onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapkınlık yoktur; aksine ben âlemlerin Rabbinin (seçtiği) bir elçiyim.
"Ey kavmim!" dedi, "Ben sapıtmış değilim, aksine ben alemlerin Rabbi tarafından seçilen bir elçiyim.
(Nuh): "Ey kavmim" dedi, "Bende bir eğrilik/bir sapıklık yok; ne var ki, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim.
(Nuh) dedi ki: "Ey kavmim. . . Bir sapık görüş yok bende. . . Ne var ki ben, Rabb-ül alemin'den bir Rasulüm. "
O: "Ey kavmim, bende bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' yoktur; ama ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim." dedi.
Dedi ki: «Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur; fakat ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.
Dedi ki: "Ey toplumum! Bende bir sapkınlık yok. Tam tersine, ben, Evrenlerin Efendisinden bir elçiyim!"
Dedi ki: "Ey kavmim! Bende bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Dedi ki: "Halkım, bende bir sapıklık yoktur; ancak ben evrenlerin Efendisi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
Dedi ki: 'Halkım, bende bir sapıklık yoktur; ancak ben evrenlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.'
Nuh: "Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur; ancak ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi.
Ey kavmim, dedi: bende hiç bir dalalet yok ve lakin ben rabbül'alemin tarafından bir Resulüm
"Ey halkım, bende bir sapkınlık yok. Ben ancak alemlerin Rabb'inden bir elçiyim."
"Ey halkım, bende bir sapkınlık yok. Ben ancak alemlerin Rabb'inden bir elçiyim."
"Ey halkım, bende bir sapkınlık yok. Ben ancak alemlerin Rabb'inden bir elçiyim."
O: "Ey kavmim, bende bir 'şaşırmışlık ve sapmışlık' yoktur; ama ben alemlerin rabbinden bir elçiyim" dedi.
(Bunun üzerine Nuh) dedi ki: "Ey kavmim, bende hiç bir sapıklık yokdur. Fakat ben kainatın Rabbinden (gönderilmiş) bir peygamberim".
Dedi ki: Ey kavmim; bende bir sapıklık yoktur. Ben, ancak alemlerin Rabbından bir peygamberim.
(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.
O da dedi ki: “Ey kavmim! Bende hiçbir sapıklık yoktur. Ben, ancak âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir peygamberim.”
Dedi ki: "Ey kavmim, bende bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
Nuh dedi ki: "Ey halkım! Bende bir sapıklık yok. Ama ben, varlıkların Rabbi /Sahibi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Nuh dedi ki "Ey halkım! Ben bir sapkınlık içinde değilim; ama varlıkların Rabbinin elçisiyim.
Nuh: Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur. Ben, ancak Alemlerin Rabbi tarafından (gönderilen) bir rasûlüm.
Nuh: -Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur. Ben, ancak Alemlerin Rabbi tarafından (görevlendirilen) bir elçiyim.
Nuh dedi: "Ey toplumum! Sapıklık falan yok bende. Tam aksine ben, alemlerin Rabbi'nden bir resulüm."
A'râf suresi, 62. ayet. أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنصَحُ لَكُمْ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
"Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum."
Size Rabbimin mesajlarını duyuruyor, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum."
Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyor ve öğüt veriyorum; çünkü ben Allah'tan gelen (vahiy) sayesinde sizin bilmediklerinizi biliyorum.
Rabbimin haberlerini bildiriyor, öğütler veriyorum size: çünkü ben, Allahın bana (vahiyle) bildirmesi sayesinde sizin bilmediğinizi biliyorum.
"Rabbimin risaletlerini size tebliğ ediyorum. . . Sizin hayrınıza konuşuyorum; (çünkü) Allah'tan (gelen ilimle) sizin bilmediklerinizi biliyorum. "
"Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum."
Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
"Efendimin gönderdiklerini size bildiriyorum ve size öğüt veriyorum. Sizin bilmediklerinizi, Allah'ın yardımı sayesinde bilirim!"
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
"Size Efendimin mesajını iletiyor ve size öğüt veriyorum. Sizin bilmediklerinizi ALLAH aracılığıyla biliyorum."
'Size Rabbimin mesajını iletiyor ve size öğüt veriyorum. Sizin bilmediklerinizi ALLAH aracılığıyla biliyorum.'
Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah'tan gelen vahy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum.
size rabbimin risaletlerini tebliğ ediyorum ve size nasıhat ediyorum ve Allahdan sizin bilemiyeceklerinizi biliyorum
"Rabb'imin gönderdiklerini size tebliğ ediyorum. Ve size öğüt veriyorum. Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi biliyorum."
"Rabb'imin gönderdiklerini size tebliğ ediyorum. Ve size öğüt veriyorum. Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi biliyorum."
"Rabb'imin gönderdiklerini size tebliğ ediyorum. Ve size öğüt veriyorum. Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi biliyorum."
"Size rabimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Tanrı'dan biliyorum."
"Size Rabbimin vahyetdiklerini tebliğ ediyorum, sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben sizin bilmeyeceklerinizi de Allahdan (gelen vahy ile) biliyorum".
Rabbımın vahyettiklerini size bildiriyorum. Ve size öğüt veriyorum. Ben sizin bilmediğinizi de Allah katından biliyorum.
(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.
“Size, Rabbimin vahyettiklerini bildiriyor ve nasihat ediyorum. Ben, Allah'ın katından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.”
"Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyor /bildiriyor ve sizin iyiliğinizi istiyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah'tan öğreniyorum.
Size Rabbimin isteklerini bildiriyorum ve sizin iyiliğinizi istiyorum. Allah'ın bildirmesiyle sizin bilmediklerinizi biliyorum.
Size, Rabbimin gönderdiklerini bildiriyor ve nasihat ediyorum. Ben, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.
Size, Rabbimin gönderdiklerini bildiriyor, sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben, Allah'ın bildirmesi ile sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.
"Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum. Allah'ın yardımıyla, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
A'râf suresi, 63. ayet. أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا۟ وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?
Sizi uyarsın, takvâlı (duyarlı) olasınız ve size merhamet edilsin diye içinizden bir adama (bir kişiye) Rabbinizden bir hatırlatma gelmesine mi şaştınız? dipnot 1
Ne yani, sizi uyarsın, sorumluluğunuzu hatırlatsın ve bu sayede rahmete nail olasınız diye içinizden bir adam eliyle Rabbinizden size bir bildiri gelmesinde şaşılacak ne var?"
Sizi uyarabilsin ve siz de Allaha karşı sorumluluk bilinci duyup Onun rahmetiyle onurlanasınız diye sizin kendi içinizden birinin eliyle Rabbinizden size bir haber gelmesini niçin yadırgıyorsunuz?"
"Aranızdan bir adama, sizi uyarma görevi verilmesine; korunmanız ve belki rahmete ermeniz için Rabbinizden hatırlatma gelmesine şaştınız mı?"
"Sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir (Kitap) gelmesine mi şaştınız?"
(Allah’ın azabından) sakınıp da rahmete nâil olmanız ümidiyle, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mı?»
"Sizi uyarması ve sorumluluk bilincine eriştirmesi için, kendi aranızdan bir adama, Efendinizden bir öğreti gelmesine mi şaşırdınız? Böylece, belki merhamet edilirsiniz!"
"Korunup da merhamete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak biri aracılığı ile Rabbinizden size bir öğüt gelmesine şaştınız mı?"
"Sizi uyarmak için ve erdemli bir hayat sürüp merhamet edilmeniz için sizden bir adama Efendinizden bir mesajın gelmesine mi şaştınız?"
'Sizi uyarmak için ve erdemli bir hayat sürüp merhamet edilmeniz için sizden bir adama Rabbinizden bir mesajın gelmesine mi şaştınız?'
Size o korkunç akibeti bildirmek için, korunmanız için belki de rahmete kavuşturulmanız için sizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir uyarının gelmesine inanmıyor da şaşıyor musunuz?" dedi.
size korkunç akıbeti haber vermek için ve korunmanız için ve belki rahmete mazhar edilirsiniz diye sizden bir adam vasıtasiyle rabbınızdan size bir ıhtar geldiğine inanmıyor da taaccüb mü ediyorsunuz?
"Takvalı olmanızı sağlamak ve böylece merhamet olunmanız için; içinizden sizi uyaracak bir adama, Rabb'inizden size bir zikir dipnot 1 gelmesine mi şaştınız?"
"Takvalı dipnot 1 olmanızı sağlamak ve böylece merhamet olunmanız için; içinizden sizi uyaracak bir adama Rabb'inizden size bir zikir dipnot 2 gelmesine mi şaştınız?"
Takvalı dipnot 1 olmanızı sağlamak ve böylece merhamet olunmanız için; içinizden sizi uyaracak bir adama Rabb'inizden size bir zikir dipnot 2 gelmesine mi şaştınız?"
"Sakınıp rahmete kavuşmanız için içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığıyla bir zikir gelmesine mi şaştınız?"
"Size o korkunç akıbeti haber vermek için, korunmanız için ve belki (o sayede) rahmete kavuşdurulmanız için kendinizden bir adam (vasıtasiyle) Rabbinizden size bir ihtaar geldi diye teaccüb mü etdiniz"?
Sizi uyarması, sizin sakınmanızı ve böylece rahmete kavuşturulmanız için; aranızdan bir adama, Rabbınız tarafından bir haber geldi diye mi hayret ediyorsunuz?
(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.
Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?
"Korunup da merhamete uğramanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam aracılığı ile bir Zikir (sizi ikaz eden bir Kitap, size şan ve şeref verecek bir kanun) gelmesine şaştınız mı?"
İçinizden bir adama, sizi uyarması için, sizin de yanlışlardan sakınmanız ve iyilik bulmanız için Rabbinizden akılda tutulması gereken bir bilgi gelmesine mi şaşırdınız?"
İçinizden bir kişiye, sizi uyarsın diye Rabbinizden bir bilginin gelmesine mi şaşırdınız? Böylece kendinizi koruyabilir, belki de iyilik bulursunuz."
Sizi uyarması, sizinde sakınıp, takvalı olarak merhamet olunmanız için aranızdan bir adam ile Rabbinizden size bir öğüt gelmesine şaştınız mı?
Sizi uyarmak, sakınmanızı ve böylece merhamet edilmenizi sağlamak için bir adam vasıtasıyla size rabbinizden bir hatırlatma gelmesine hayret mi ediyorsunuz? dedi.
"Korunmanız, rahmet bulmanız için sizi uyarmak üzere bir adam aracılığıyla Rabbinizden bir öğüt gelmesine şaştınız mı?"
A'râf suresi, 64. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا عَمِينَ
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
(Kavmi Nuh'u) yalanlamış, biz de onu ve onunla birlikte olanları gemide kurtarmıştık; ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk! Şüphesiz ki onlar kör bir toplumdu. dipnot 1
En sonunda onu yalanladılar. Bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise boğulmaya terk ettik: Onlar gerçekten de kör bir topluluk idiler.
Ve (bu uyarıya rağmen) onu yalanladılar! Ve bunun üzerine Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise (suda) boğduk gerçekten kör bir topluluktu onlar!
Onu yalanladılar. . . (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık. . . (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanları ise boğduk. . . Muhakkak ki onlar basiretsiz bir toplumdu!
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.
Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.
Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, Onu ve Onunla birlikte gemide olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Aslında, onlar, kör bir toplumdu.
Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar manen kör bir kavim idiler.
Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Onlar kör bir halktı.
Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Onlar kör bir halktı.
Bunun üzerine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu ve beraberinde iman edenleri gemide kurtuluşa erdirdik ve ayetlerimize yalan diyenleri suda boğduk. Çünkü onlar basiretleri körelmiş bir toplum idiler.
Bunun üzerine onu tekzib ettiler, biz de kendisini ve ma'iyyetinde iyman edenleri gemide necata erdirdik de ayetlerimizi tekzib edenleri garkeyledik, çünkü bunlar basıyretleri körelmiş bir kavm idiler
Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.
Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.
Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.
Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde gemide bulunanları selamete erdirdik, ayetlerimizi yalan sayanları (tuufan ile) doğduk. Çünkü onlar (kalb gözleri) kör (olan) bir kavm idiler.
Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar, gerçekten kör bir kavim idiler.
(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.
Fakat onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Şüphesiz onlar, kör bir milletti.
O'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.
Fakat onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları da suda boğduk. Çünkü bir körler topluluğu olmuşlardı.
Sonra onu yalancı yerine koydular. Biz de onu ve onunla birlikte olanları gemiyle kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları da suda boğduk. Çünkü onlar körlük eden bir topluluktu.
Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Onlar, kör bir toplumdu.
Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Onlar, kör bir toplumdu.
Onu yalanladılar. Bunun üzerine biz onu beraberindekileri gemi içinde kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Gözleri görmez bir topluluktu onlar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.