Diyanet İşleri
Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.
A'râf suresi · 65–72. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
A'râf suresi, 65. ayet. وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ
Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.
Âd (kavmine) de kardeşleri Hud'u (göndermiştik) de "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. (Hâlâ) takvâlı (duyarlı) davranmayacak mısınız?" demişti.
Ad'a da soydaşları Hud'u (gönderdik). "Ey kavmim!" dedi, "yalnızca Allah'a kulluk edin! Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Şu halde hala (O'na ortak koşmaktan) sakınmayacak mısınız?"
Ve 'Ad (toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik)."Ey kavmim!" dedi (onlara), "yalnızca Allaha kulluk edin: Ondan başka tanrınız yok. Hal böyleyken yine de Ona karşı sorumluluk bilinci duymayacak mısınız?"
Ad (halkına), kardeşleri Hud'u. . . (O da): "Ey halkım. . . Allah'a kulluk edin. . . O'nun gayrı ilahınız yoktur. . . Hala korunmayacak mısınız?" dedi.
Ad (toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik.) (Hud, kavmine:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Hala korkup sakınmayacak mısınız?" dedi.
Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u göndermiştik. (O da onlara şöyle)demişti: "Ey kavmim! Sizin için kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a ibadet edin. Hiç sakınmaz mısınız?"
Ve Âd'a, kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a hizmet edin. Sizin için, O'ndan başka Tanrı yoktur. Yine de sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"
Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. O dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?"
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik. "Halkım, ALLAH'a hizmet edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Erdemli olmayacak mısınız?" dedi.
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik. 'Halkım, ALLAH'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Erdemli olmayacak mısınız,' dedi.
Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, ondan başka hiçbir ilahınız yoktur! Hala siz O'nun azabından sakınmayacak mısınız?" dedi.
Ad kavmine de kardeşleri Hud Peygamberi gönderdik, ey kavmim dedi Allaha kulluk edin, ondan başka bir ilahınız daha yok, hala siz onu azabından sakınmıyacak mısınız?
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin ve sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Yine de takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin ve sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Yine de takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin ve sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Yine de takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.
Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik.) (Hud kavmine:) "Ey kavmim, Tanrı'ya kulluk edin. O'ndan başka bir Tanrınız yoktur. Hala korkup sakınmayacak mısınız?" dedi.
Ad (kavmine) de kardeşleri Hudü (gönderdik). O, (kavmine şöyle) dedi: "Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiç bir Tanrınız yokdur. (Hala Allahdan) korkmayacak mısınız"?.
Ad'a da kardeşleri Hüd'u gönderdik. De ki: Ey kavmim Allah'a ibadet edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala sakınmaz mısınız?
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik: "Ey halkım! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız." dedi.
Ad(kavmin)e de kardeşleri Hud'u (gönderdik): "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'dan başka tanrınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi.
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik dipnot 1 . Dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin; sizin ondan başka ilahınız yoktur. Yanlışlardan sakınmayacak mısınız?"
Ad halkına da kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki "Ey halkım! Allah'a kul olun; sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Allah'tan çekinip kendinizi korumayacak mısınız?"
Âd kavmine de, kardeşleri Hud’u gönderdik. Hud, onlara: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur. (Azaptan) sakınmıyor musunuz? dedi.
Ad kavmine de, kardeşleri Hud'u gönderdik. Hud, onlara: -Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Korkmuyor musunuz?" dedi.
Ad'a da kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Hala sakınmıyor musunuz?"
A'râf suresi, 66. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى سَفَاهَةٍ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz."
Kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişti: "Doğrusu biz seni elbette bir beyinsizlik içinde görüyor ve yalancılardan olduğuna inanıyoruz." dipnot 1
Toplumunun inkarda direnen seçkinleri, "Gerçekte biz seni akıl zafiyetine uğramış biri olarak görüyoruz; üstelik biz senin yalan söylediğini düşünüyoruz" diye cevap verdiler.
Kavmi arasından gerçeği tanımaya yanaşmayanların önde gelenleri: "Doğrusu, biz seni aklı kıt biri olarak görüyoruz ve üstelik yalancının biri olduğunu sanıyoruz!"
Halkından, hakikat bilgisini inkar etmekte olan o toplumun ileri gelenleri dedi ki: "Seni çılgınlık içinde görüyoruz. . . Biz senin yalancı olduğunu zannediyoruz. "
Kavminin önde gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'akli bir yetersizlik' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: «Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz.»
Toplumu arasındaki nankörlerin ileri gelenleri, şöyle dediler: "Aslında, seni, aklı yetersiz birisi olarak görüyoruz. Zaten aslında, senin yalancı olduğundan kuşkumuz yok!"
Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: "Biz seni kesinlikle bir akılsızlık içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz."
Halkından ileri gelen inkarcılar, "Biz seni beyinsizlik içinde görüyoruz. Biz seni yalancı sanıyoruz."
Halkından ileri gelen inkarcılar, 'Biz seni beyinsizlik içinde görüyoruz. Biz seni yalancı sanıyoruz.'
Kavminden o küfre dalmış olan cumhur cemaat =ileri gelenler: "Gerçekten biz, seni bir çılgınlık içinde görüyoruz ve muhakkak seni yalancılardan biri sanıyoruz." dediler.
Kavminden o küfre dalmış cumhur cemaat dediler ki: Her halde biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz ve her halde seni biz yalancılardan biri zannediyoruz
Halkının Kafir dipnot 1 meleleri: dipnot 2 "Gerçekten biz seni beyinsizlerden görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz." dediler. dipnot 3
Halkının Kafir dipnot 1 meleleri: dipnot 2 "Gerçekten biz seni beyinsizlerden görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz." dediler. dipnot 3
Halkının ileri gelen, gerçeği yalanlayan nankörleri dediler ki: "Gerçekten biz seni beyinsizlerden görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz." dediler.
Kavminin önde gelenlerinden küfredenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'akli bir yetersizlik' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
Kavminin ileri gelenlerinden kafir bir cemaat de: "Biz seni muhakkak bir beyinsizlik içinde görüyoruz, seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz" dedi.
Kavminin ileri gelenlerinden küfretmiş olanlar: Gerçekten biz, seni beyinsizlik içinde görüyoruz ve doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz, dediler.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
Kavminin ileri gelenlerinden kâfir olanlar da: “Biz senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve gerçekten biz seni yalancılardan sanıyoruz” dediler.
Kavminden ileri gelen inkarcılar dediler ki: "Biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve biz seni yalancılardan sanıyoruz!"
Halkının önde gelenlerinden, ayetleri görmezlikte direnenler şöyle dediler: "Biz seni gerçekten akılsızlık içinde görüyoruz. Biz senin gerçekten yalancılardan olduğunu düşünüyoruz."
Halkının ileri gelenlerinden ayetleri görmezden gelenler (kafirler) dediler ki "Bize göre sen tam bir beyinsizsin. Bizim bilgimize göre sen gerçekten yalancının birisin."
Kavminden kâfir olan ileri gelenleri: Biz, senin sefehat/cehalet içinde olduğunu görüyoruz. Ve senin yalancılardan olduğuna inanıyoruz, dediler.
Kavminden kafir olan ileri gelenleri: -Biz, senin beyinsizlik içinde olduğunu görüyoruz. Zannediyoruz ki sen yalancılardansın, dediler.
Toplumunun inkarcı kodamanları dediler ki: "Biz seni bir beyinsizliğe düşmüş görüyoruz ve kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz."
A'râf suresi, 67. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى سَفَاهَةٌ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
(Hud da onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bende herhangi bir beyinsizlik yoktur; aksine ben âlemlerin Rabbinin (seçtiği) bir elçiyim.
Dedi ki: "Ey kavmim! Ben aklı kıt biri değilim; bilakis ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim.
(Hud:) "Ey kavmim" dedi, ben aklı kıt biri değil, alemlerin Rabbinden bir elçiyim.
(Hud) dedi ki: "Ey kavmim. . . Bir çılgınlık yok bende. . . Fakat ben, Rabb-ül alemin'den bir Rasulüm. "
(Hud:) "Ey kavmim" dedi. "Bende 'akıl yetersizliği' yoktur; ama ben gerçekten alemlerin Rabbinden bir elçiyim" dedi.
(Hûd ) dedi ki: «Ey kavmim! Bende beyinsizlik yok; fakat ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.
Dedi ki: "Ey toplumum! Aklı yetersiz birisi değilim. Tam tersine, ben, Evrenlerin Efendisinden bir elçiyim!"
"Ey kavmim!" dedi. "Ben akılsız değilim; fakat ben alemlerin Rabbinin gönderdiği bir peygamberim."
Dedi ki: "Ey halkım, ben beyinsiz değilim; fakat ben, evrenlerin Efendinden bir elçiyim."
Dedi ki: 'Ey halkım, ben beyinsiz değilim; fakat ben, evrenlerin Rabbinden bir elçiyim.'
Hud: "Ey kavmim, bende hiçbir çılgınlık yok, fakat ben alemlerin Rabbi tarafından bir peygamberim!" dedi.
Ey kavmim, dedi: Bende hiç bir çılgınlık yok lakin ben rabbül'alemin tarafından bir Resulüm
"Ey halkım! Ben beyinsizlerden değilim. Ben ancak Alemlerin Rabb'inden bir elçiyim." dedi.
"Ey halkım! Ben beyinsizlerden değilim. Ben ancak alemlerin Rabb'inden bir elçiyim." dedi.
"Ey halkım! Ben beyinsizlerden değilim. Ben ancak alemlerin Rabb'inden bir elçiyim." dedi.
(Hud:) "Ey kavmim" dedi "bende 'akıl yetersiziliği' yoktur; ama ben gerçekten alemlerin rabbinden bir elçiyim."
(Bunun üzerine Hud): "Ey kavmim, dedi, bende hiç bir beyinsizlik yokdur. Fakat ben alemlerin Rabbinden (gönderilmiş) bir peygamberim".
Dedi ki: Ey kavmim; bende hiç bir beyinsizlik yoktur. Yalnız ben, alemlerin Rabbından gelmiş bir peygamberim.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
"Ey kavmim! Ben sefih değilim. Fakat ben (size) âlemlerin Rabbi tarafından (gönderilmiş) bir peygamberim.” dedi.
"Ey kavmim, bende beyinsizlik yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi.
Dedi ki: "Ey halkım! Bende bir akılsızlık yok. Ama ben, varlıkların Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Dedi ki "Ey halkım! Bende beyinsizlik yoktur. Ama ben varlıkların Rabbinin elçisiyim.
Ey kavmim! dedi. Bende sefihlik diye bir şey yoktur. Ben, Alemlerin Rabbinden bir rasûlüm.
-Ey kavmim! dedi. Bende beyinsizlik diye bir şey yoktur. Ben, Alemlerin Rabbinden bir elçiyim!
Hud dedi: "Ey toplumum! Bende beyinsizlik yok, ben alemlerin Rabbi'nden bir resulüm."
A'râf suresi, 68. ayet. أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنَا۠ لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ
"Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."
Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğüt vericiyim."
Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyoruz; zira ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.
Rabbimin haberlerini bildiriyor ve size dürüst ve güvenilir öğütler veriyorum.
"Rabbimin irsal ettiklerini size tebliğ ediyorum. . . Ben sizin için güvenilir bir öğüt vericiyim. "
"Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.
"Efendimin gönderdiklerini size bildiriyorum. Ben, sizin için, güvenilir bir öğüt vericiyim!"
"Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
"Size Efendimin mesajını iletiyorum. Sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
'Size Rabbimin mesajını iletiyorum. Sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.'
Size Rabbimin mesajlarını iletiyorum ve ben sizler için güvenilir bir öğütçüyüm.
Size rabbımin risaletlerini tebliğ ediyorum ve ben sizin için emin bir nasıhım
"Ben, size Rabb'imin mesajlarını iletiyorum. Ben, sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
"Ben, size Rabb'imin mesajlarını iletiyorum. Ben, sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
"Ben, size Rabb'imin mesajını duyuruyorum. Ben, sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
"Size rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir (emiyn) bir öğütçüyüm."
"Size Rabbimin vahyetdiklerini tebliğ ediyorum, ben sizin emin bir hayrhaahınızım".
Size Rabbımın vahyettiklerini bildiriyorum. Ve ben, sizin için emin bir öğütçüyüm.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
“Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım.”
"Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
Size Rabbimin mesajlarını tebliğ ediyor /bildiriyorum. Ben sizin iyiliğinizi isteyen, güvenilir biriyim.
Size Rabbimin sözlerini ulaştırıyorum. Ben sizin iyiliğinizi isteyen güvenilir bir kişiyim.
Size Rabbimin vahyettiklerini bildiriyorum. Ben, sizin için güvenilir bir nasihatçıyım.
-Size Rabbimin vahyettiklerini bildiriyorum. Ben, sizin için güvenilir bir nasihatçıyım.
"Rabbimin mesajlarını size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
A'râf suresi, 69. ayet. أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِى ٱلْخَلْقِ بَصْۜطَةً فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
"Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz."
Sizi uyarsın diye içinizden bir adama (bir kişiye) Rabbinizden bir hatırlatma gelmesine mi şaştınız! dipnot 1 Hatırlayın ki O (Allah) sizi Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan güçlü kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtulasınız.
Ne yani, sizi uyarsın diye içinizden bir adam eliyle Rabbinizden size bir bildiri gelmesine niçin şaşıyorsunuz? Bari Nuh kavminin ardından sizi nasıl (uygarlığa) mirasçı kıldığını, yaratılış bakımından sizi nasıl üstünlükleriyle takviye ettiğini hatırlayın! Artık Allah'ın nimetlerini unutmayın ki ebedi kurtuluşa erebilesiniz!"
Sizi uyarabilsin diye kendi içinizden birinin eliyle; Rabbinizden size bir haber gelmesini yadırgıyor musunuz, niçin? Hiç değilse, sizi nasıl Nuh toplumunun yerine getirdi ve sizi maddi varlık olarak nasıl kat kat üstün güçlerle donattı, bunu hatırlayın. Ve artık anın Allahın nimetlerini ki kurtuluşa erebilesiniz!"
"Sizi uyarmak için, sizden bir adama Rabbinizden bir öğüt gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın, düşünün ki sizi, Nuh halkından sonra halifeler kıldı ve sizi, yaratılışta, donanımınız bakımından kat kat fazlalığa kavuşturdu. . . Allah nimetlerini hatırlayıp değerlendirin ki, kurtuluşa eresiniz. "
"Sizi uyarmak için aranızdan bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikr'in gelmesine mi şaşırdınız? (Allah'ın) Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi arttırdığını (veya üstün kıldığını) hatırlayın. Öyleyse Allah'ın nimetlerini hatırlayın, ki kurtuluş bulasınız."
Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.»
"Sizi uyarması için, kendi aranızdan bir adama, Efendinizden bir öğreti gelmesine mi şaşırdınız? Nuh toplumundan sonra, onların yerine sizi getirdiğini ve sizi yaratılışta daha güçlü yaptığını hatırlayın. Artık, Allah'ın nimetlerini anın; böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz!"
"Sizi uyarmak için, içinizden biri vasıtasıyla Rabbinizden size bir öğüt/ kitap gelmesine şaştınız mı? Düşününüz ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayınız ki kurtuluşa eresiniz."
"Sizi uyarmak amacıyla Efendinizden bir mesajın aranızdan bir adama gelmesine mi şaştınız? Nuh'un halkından sonra sizi varisler yaptığını ve yaratılışta sizi onlardan güçlü kıldığını hatırlayın. Başarmanız için ALLAH'ın nimetlerini düşünün."
'Sizi uyarmak amacıyla Rabbinizden bir mesajın aranızdan bir adama gelmesine mi şaştınız? Nuh'un halkından sonra sizi varisler yaptığını ve yaratılışta sizi onlardan güçlü kıldığını hatırlayın. Başarmanız için ALLAH'ın nimetlerini düşünün.'
Sizi uyarmak için içinizden bir adam aracılığı ile size Rabbinizden bir ihtar geldiğine inanmayıp da şaşıyor musunuz? Düşünün ki, O, sizi Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi iri kıyım yaptı. O halde Allah'ı nimetlerini unutmayıp onları anın ki kurtuluşa erdirilesiniz." dedi.
Sizi inzar etmek için içinizden bir adam vasıtasiyle size rabbinizden bir ıhtar geldiğine inanmıyor da teaccüb mü ediyorsunuz? Düşünün ki o sizi kavmi Nuhtan sonra hulefa kıldı ve size hılkatte ziyade bir inbisat verdi, o halde Allahın ni'metlerini unutmayıb zikredin ki felah bulabilesiniz
"Sizi uyarması için, içinizden bir kimse aracılığıyla Rabb'inizden size bir zikir dipnot 1 gelmesine hayret mi ettiniz? Nuh toplumundan sonra sizi onların yerine geçirdiğini hatırlayın. Ve yaradılışça sizi onlardan güçlü kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın. Umulur ki kurtuluşa erersiniz."
"Sizi uyarması için, içinizden bir kimse aracılığıyla Rabb'inizden size bir zikir dipnot 1 gelmesine hayret mi ettiniz? Nuh toplumundan sonra sizi onların yerine geçirdiğini hatırlayın. Ve yaradılışça sizi onlardan güçlü kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın. Umulur ki kurtuluşa erersiniz."
Sizi uyarması için, içinizden bir kimse aracılığıyla Rabb'inizden size bir zikir dipnot 1 gelmesine hayret mi ettiniz? Nuh toplumundan sonra sizi onların yerine geçirdiğini hatırlayın. Ve yaradılışça sizi onlardan güçlü kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
"Sizi uyarmak için aranızdan bir adam aracılığıyla rabbinizden size bir zikir gelmesine mi şaşırdınız? (Tanrı'nın) Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi arttırdığını (veya: üstün kıldığını) hatırlayın. Öyleyse Tanrı'nın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluş bulasınız."
"Size o korkunç akıbeti haber vermek için içinizden bir adam (vasıtasiyle) Rabbinizden size bir ihtaar gelmesi tuhafınıza mı gitdi? Düşünün ki O, sizi Nuh kavminden sonra hükümdarlar yapdı, size yaratılışda onlardan ziyade boy bos (ve kuvvet) verdi. O halde Allahın ni'metlerini (unutmayıb) hatırlayın ki kurtuluşa erdirilesiniz".
Sizi uyarması için aranızdan bir adama Rabbınız tarafından bir haber geldi diye mi hayret ediyorsunuz? Düşünün ki; O, sizi Nuh kavminden sonra halifeler yaptı. Yaratılış itibariyle onlardan fazla boy bos verdi. Hem Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki; felaha eresiniz.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
Sizi uyarması için aranızdan bir adamla size Rabbinizden vahiy gelmesine şaşırdınız mı? Sizi, Nûh'un kavminden sonra yeryüzünün halifeleri kıldığını ve yaratılış yönüyle gücünüzü arttırdığını hatırlayın. Allah'ın nimetlerini anın ki, kurtuluşa erebilesiniz.
"Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir Zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nuh kavminden sonra, onların yerine hakimler yaptı. Üstelik, yaratılışta, size irilik verdi (sizi daha iri yapılı yarattı). Allah'ın ni'metlerini hatırlayın ki başarıya eresiniz."
Yoksa sizi uyarsın diye, içinizden birine Rabbinizden akılda tutulması gereken bir bilgi /bir kitap gelmesine mi şaşırdınız? Hatırlasanıza Allah, Nuh halkından sonra sizi onların yerine getirdi ve iri yapılı kıldı. Allah'ın nimetlerini aklınızda tutun ki umduğunuza kavuşasınız."
Sizi uyarması için içinizden bir kişiye Rabbinizin hatırlatıcı sözlerinin gelmesine şaşırdınız mı? Hatırlasanıza, Nuh kavminden sonra sizi onların yerine yerleştirdi dipnot 1 . Sizi daha iri yapılı hale getirdi. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki umduğunuza kavuşasınız."
Aranızdan bir adam ile sizi uyarmak için Rabbinizden size bir öğüt gelmesine şaştınız mı? O’nun, sizi Nuh kavminden sonra halifeler kıldığını ve yaratılışta sizi onlardan daha güçlü/iri yaptığını hatırlayın. Allah'ın nimetlerini anın ki, kurtuluşa erebilesiniz.
Aranızdan biri vasıtasıyla sizi uyarmak için Rabbinizden bir uyarı gelmesine şaşıyor musunuz? O'nun, sizi Nuh kavminden sonra halifeler kıldığını ve yaratılışta sizi onlardan daha güçlü yaptığını hatırlayın. Kurtuluşa ulaşmanız için Allah'ın size bahşettiklerini düşünün.
"Sizi uyarmak için içinizden bir adam aracılığıyla size Rabbinizden bir ihtar gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, O sizi Nuh toplumundan sonra halefler yaptı ve yaratılışta size daha fazla bir boy-bos verdi. Allah'ın nimetlerini anın ki kurtulabilesiniz."
A'râf suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ ٱللَّهَ وَحْدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.
(Kavmi ise) "Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize getir!" demişti. dipnot 1
Onlar dediler ki: "Sen bize bir tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapa geldiği şeyleri bırakmamız için mi geldin? Tamam, eğer sözünün arkasındaysan haydi getir bizi tehdit edip durduğun azabı!"
Şöyle cevap verdiler: "Bir tek Allaha kulluk edelim de atalarımızın kulluk edegeldiği bütün öteki tanrıları bırakalım diye mi geldin bize? Eğer doğru sözlü biriysen, haydi getir (de görelim) bizi tehdit edip durduğun azabı!"
Dediler ki: "TEK olan O Allah'a kulluk edelim, babalarımızın tapınmakta olduklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğini getir (görelim)!"
Dediler ki: "Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarınızı bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım."
Dediler ki: «Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.»
Dediler ki: "Allah'a, Tek ve Eşsiz olarak hizmet etmemiz ve atalarımızın hizmet ettiklerini bırakmamız için mi bize geldin? Bize gözdağı verdiğin şeyi artık getir; eğer doğruyu söylüyorsan?"
Dediler ki: "Sen bize, tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir."
Dediler ki: "Sadece ALLAH'a hizmet edelim ve atalarımızın hizmet ettiklerini terk edelim diye mi bize geldin? Doğru sözlü isen bizi kendisiyle tehdit ettiğin şeyi getir bakalım."
Dediler ki: 'Sadece ALLAH'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını terkedelim diye mi bize geldin? Doğru sözlü isen bizi kendisiyle tehdit ettiğin şeyi getir bakalım.'
Sen bize yalnız Allah'a tapalım ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi korkuttuğun o azabı başımıza getir de görelim! dediler.
Ya, dediler: sen bize yalnız Allaha tapalım atalarımızın tapageldiklerini bırakalım diyemi geldin, eğer sadıklardan isen haydi bizi tehdid edib durduğun o azabı başımıza getir görelim
"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.
"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.
"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.
Dediler ki: Sen bize yalnızca Tanrı'ya kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir bakalım.
Dediler: "Sen bize yalınız Allaha kulluk etmemiz, atalarımızın tapmakda olduklarını bırakmamız için mi geldin? O halde doğruculardan isen bizi tehdid etmekde olduğun şey'i (azabı) getir bize".
Dediler ki: Sen, bize; yalnız Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Şayet sadıklardan isen; tehdit ettiklerini getir bize.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
"Bize, bir tek ilaha ibadet etmemiz ve atalarımızın ibadet ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin azabı getir bakalım!" dediler.
Dediler ki; "Ya, demek sen, tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdid ettiğin(o azab)ı bize getir!"
Dediler ki: "Şimdi sen bize, sadece Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın kulluk ettikleri şeyleri bırakalım diye mi geldin? Doğru sözlülerdensen bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım!"
Dediler ki "Sen bize, atalarımızın kul oldukları şeyleri bırakıp bir tek Allah'a kul olalım diye mi geldin? Eğer doğru sözlü biriysen bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım."
(Yalnızca) Bir tek ilaha ibadet etmemiz ve atalarımızın ibadet edegeldiklerini, bırakmamız için mi bize geldin? Bizi tehdit ettiğin azabı haydi başımıza getir. Doğru söyleyenlerden isen! dediler.
-Bir tek ilaha kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi bize geldin? Bizi tehdit ettiğin azabı haydi başımıza getir. Doğru söyleyenlerden isen! dediler.
Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eğer doğru sözlü isen hadi bize bizi tehdit ettiğini getir."
A'râf suresi, 71. ayet. قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌ وَغَضَبٌ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
Hud, "Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" dedi.
(Hud da onlara) şöyle demişti: "Elbette üzerinize Rabbinizden gelecek bir bela ve azap gerçekleşmiştir. Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler dipnot 1 hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? (Öyleyse) bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"
(Hud) dedi ki: "Rabbinizden (bir ceza olarak) üstünüze çökmüş bir (ahlaki) kokuşmuşluğun ve tarifsiz bir gazabın içindesiniz zaten. Şimdi, Allah'ın haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve atalarınızın yücelttiği isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? O halde bekleyin, gerçek şu ki ben de sizinle birlikte bekleyeceğim!"
(Hud): "Rabbinizin müstehak gördüğü ürkütücü bir bela ve gazapla kuşatılmış durumdasınız zaten!" dedi. Şimdi, Allahın haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve atalarınızın uydurduğu o (boş) isimler hakkında mı benimle çekişiyorsunuz? (O kaçınılmaz olanı) bekleyin öyleyse; doğrusu ben de sizinle bekleyeceğim!"
(Hud) dedi ki: "Gerçek ki Rabbinizden, üzerinize bir azap fırtınası ve gadab (şirk hali) oluşmuş bile! (Var olduklarına dair) Allah'ın hiçbir delil inzal etmediği; (sadece) sizin ve babalarınızın taktığı asılsız tanrı isimleri hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. "
"Andolsun" dedi. "Rabbinizden üzerinize iğrenç bir azab ve gazab gerekli kılındı. Allah'ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın isimlendirdiği (düzüp uydurduğu) birtakım isimler (düzme tanrılar ve kurallar) adına mı benimle mücadele ediyorsunuz? Öyleyse bekleyedurun; şüphesiz, ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."
(Hûd) dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
Dedi ki: "Efendinizin cezasını ve öfkesini hak ettiniz. Allah'ın, hakkında hiçbir kanıt indirmediği, sizin ve atalarınızın uydurduğu isimler için mi benimle tartışıyorsunuz? Artık, bekleyin! Aslında, sizinle birlikte ben de bekliyorum!"
Dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyiniz öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Dedi ki: "Efendinizden bir azap ve öfkeye mahkûm edilmiş bulunuyorsunuz. Sizin ve atalarınızın uydurduğu ve ALLAH'ın kendilerine hiçbir güç vermediği isimler konusunda mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyiniz, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim." dipnot 1
Dedi ki: 'Rabbinizden bir azap ve öfkeye mahkum edilmiş bulunuyorsunuz. Sizin ve atalarınızın uydurduğu ve ALLAH'ın kendilerine hiçbir güç vermediği isimler konusunda mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyiniz, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.'
Hud: "İşte üzerinize Rabbinizden bir azap fırtınası ve bir öfke indi. Siz, benimle sizin ve atalarınızın taktığı kuru adlar hakkında mı tartışıyorsunuz? Oysa Allah onlara hiçbir zaman saltanat indirmedi. Artık gözetin, ben de sizinle birlikte gözetenlerdenim" dedi.
İşte, dedi, üzerinize rabbınızdan bir azab fırtınası bir gadab indi, siz bana sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah onlara hiç bir zaman öyle bir hakkı saltanat indirmedi artık gözetin ben de sizinle beraber gözetenlerdenim
"Rabb'inizin azabı ve öfkesi, hakkınızda kesinleşti. Haklarında Allah'ın hiçbir yetki belgesi indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse! Kuşkusuz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim." dedi.
"Rabb'inizin azabı ve öfkesi, hakkınızda kesinleşti. Haklarında Allah'ın hiçbir yetki belgesi indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse! Kuşkusuz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim." dedi.
"Rabb'inizin azabı ve öfkesi, hakkınızda kesinleşti. Haklarında Allah'ın hiçbir yetki belgesi indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse! Kuşkusuz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim." dedi.
"Andolsun" dedi. "Rabbinizden üzerinize iğrenç bir azab ve gazab gerekli kılındı. Tanrı'nın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın isimlendirdiği (düzüp uydurduğu) bir takım isimler (düzme Tanrılar ve kurallar) adına mı benimle mücadele ediyorsunuz? Öyleyse bekleyedurun. Kuşkusuz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
(Hud) dedi: "Rabbinizden üzerinize bir azab, bir gazab hak oldu muhakkak. Kendinizin ve atalarınızın takdığınız (düzme) bir takım adlar (tanrılar) hakkında, Allah onlara bir hüccet indirmemişken, benimle mücadele mi ediyorsunuz? Artık bekleyin. Şübhesiz ben de sizinle beraber (onu) bekleyenlerdenim".
Dedi ki: Gerçekten üzerinize Rabbınızdan bir azab, bir gazab hak oldu. Allah onlara, kendinizin ve atalarınızın taptığı bir takım adlar hakkında hiç bir hüccet indirmemişken benimle mücadele mi ediyorsunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
Dedi ki: “Gerçekten Rabbinizden size bir azap ve gazap gelecektir. Yüce Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği, kendinizin ve atalarınızın taktığı (ilâh diye adlandırdığınız) bir takım adlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Artık (azabı) bekleyin. Şüphesiz ben de sizinle birlikte (onu) bekleyenlerdenim.”
Dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir rics (pislik) ve gazab inmiştir. Allah'ın, kendileri için hiçbir delil indirmediği (ve hiçbir güç vermediği), sadece sizin ve atalarınızın taktığı (boş) isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin öyle ise, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
Hud dedi ki: "Rabbinizden üzerinize bir pisliğin ve bir öfkenin gelmesi kesinleşti. Siz benimle, Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, isimlerini sizin ve atalarınızın taktığı şeyler konusunda mı tartışıyorsunuz? Öyleyse bekleyin; ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Hud dedi ki "Siz, Rabbinizin uğratacağı zararı ve gazabı hak ettiniz. Sizin ve atalarınızın koyduğu isimler hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? Allah onlarla ilgili bir belge indirmiş de değildir. Bekleyin bakalım; sizinle beraber ben de bekliyorum."
Hûd: Rabbinizden üzerinize bir azap, bir gazap hak olmuştur. Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve atalarınızın koyduğu (putlar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim! dedi.
Hud: -Rabbinizden üzerinize bir azap, bir gazap hak olmuştur. Allah sizin ve atalarınızın taktığı isimler hakkında, bir delil de indirmediği halde benimle tartışıyor musunuz? Öyleyse bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim! dedi.
Hud dedi: "Rabbinizden bir azap ve gazap indi ya! Haklarında Allah'ın hiçbir kanıt indirmediği, sadece atalarınızın ve sizin uydurduğunuz birtakım isimler hakkında mı benimle çekişiyorsunuz? Bekleyin bakalım, sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim."
A'râf suresi, 72. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَمَا كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
(Bunun üzerine) onu (Hud'u) ve onunla birlikte olanları merhametimizle kurtarmış ve ayetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyenlerin kökünü de kesmiştik. dipnot 1
Nihayet, katımızdan bir rahmet eseri olarak onu ve onunla birlikte olanları kurtardık; ve ayetlerimizi yalanlayanların kökünü kazıdık: nitekim onlar da (tehdidimizin gerçekliğine) inanmamıştılar.
Ve böylece, onu ve onunla beraber olanları kuşatıcı rahmetimizle kurtardık; beri yandan, ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanlarıysa son kalıntısına kadar silip attık.
(Biz de) Onu ve onunla beraber olanları, rahmetimizle kuşatarak kurtardık. . . Ayetlerimizi yalanlayanların ise kökünü kestik. . . Onlar iman etmediler.
Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk.
Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Böylece, Onu ve Onunla birlikte olanları, Kendi katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayanların da kökünü kuruttuk.
Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Bizden bir rahmet olarak, onu ve onunla birlik olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak onaylamayanların da ardını kestik.
Bizden bir rahmet olarak, onu ve onunla birlik olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmıyanların da ardını kestik.
Bunun üzerine kendisini ve beraberindekileri, yalnız katımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayetlerimize yalan deyip iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Bunun üzerine kendisini ve ma'iyyetindekileri mahza tarafımızdan bir rahmet ile necata erdirdik de o ayetlerimizi tekzib edib iyman etmiyenlerin kökünü kestik
Onu ve beraberinde olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanların ise kökünü kestik.
Onu ve beraberinde olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.
Onu ve beraberinde olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.
Böylece onu ve onunla birlikte olanları rahmetimiz ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ve inançlı olmayanların kökünü kuruttuk / kestik.
Bunun üzerine kendisini de, onunla beraber olanları da, katımızdan bir rahmet ile, kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıb iman etmemiş olanların ise kökünü kesdik.
Biz, bunun üzerine, rahmetimizle onu ve beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıp iman etmemiş olanların kökünü kestik. Onlar, zaten mü'minler değillerdi.
(65-72) Ad kavmine de kardeşleri Hud ’u gönderdik. Dedi ki ey kavmim Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok hâlâ sakınmıyor musunuz? Kavminden kafir ileri gelenler / seçkinler dediler ki bizler seni aklı kıt / sefih biri olarak görüyoruz, kesinlikle senin, yalancı olduğunu sanıyoruz. Dedi ey kavmim bende bir akıl kıtlığı / sefihlik falan yok velakin ben alemlerin rabbinin bir Resulüyüm. Rabbimin mesajların a / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , sizin için ben güvenilir / emin bir öğütçüyüm / nasihatçiyim. Rabbinizden uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayibinize mi gitti? Hatırlayın ki Nuh kavmin den sonra sizi devralanlar / halifeler yaptık, sizi güçlü bir yaratılış içinde takviye de ettik, Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki böylelikle belki kurtuluşa erersiniz / felaha eresiniz. Dediler ki tek bir Allaha ibadet etmemiz için mi geldin ve de babalarımızın ibadet e ttiklerini mi bırakalım? Haydi bize vaad ettiğini , eğer/şayet sözüne ba ğlı biri isen b ize getir. Dedi ki, kesin olan şu ki size Rabbinizden kirlilik /murdarlık ve hışım / gazap gerçekleşti / vuku buldu, benimle, babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz isimler hakkında mücadele mi ediyorsunuz? Allah, onlar hakkında bir delil indirmedi ki, peki, o halde bekleyin, ben de sizle beraber bekleyenlerdenim. Onu ve beraberindekileri bizden bir esirgeme olarak kurtardık , ayetlerimizi yalanlayanların ardını arkasını kestik, onlar mümin değillerdi.
Onu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak iman etmeyenlerin de kökünü kuruttuk.
O'nu ve O'nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik.
Sonra onu ve onunla birlikte olanları tarafımızdan bir ikram ile kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanların da kökünü kuruttuk. Onlar inanıp güvenmiş kimseler değillerdi.
Sonra onu ve onunla birlikte olanları tarafımızdan bir ikram ile kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanların da kökünü kuruttuk. Onlar inanıp güvenmemişlerdi.
O’nu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mümin olmayan kavmin de arkasını/kökünü kestik.
O'nu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mümin olmayan kavmin de kökünü kazıdık.
Nihayet, onu ve beraberindekileri bizden bir rahmetle kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanların da kökünü kestik. İnanan kişiler değillerdi onlar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.