Bakara suresi

Bakara suresi, 156. ayet

Bakara suresi, 156. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

elleẕîne iẕâ eṣâbethüm müṣîbetün ḳâlû innâ lillâhi veinnâ ileyhi râci`ûn.

Diyanet İşleri

Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 153–159 · surenin 156. ayeti / 286

Konu Sabır, namaz ve imtihan Bakara 153–157 3

  1. Bakara 153

    Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

  2. Bakara 154

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

  3. Bakara 155

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

  4. 156

    Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.

  5. Bakara 157

    İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.

  6. Bakara 158

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.

  7. Bakara 159

    İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

156. “Onlar kendilerine bir musibet” az önce sözü geçenlerden kalbe yahut bedene ya da her ikisine birden acı ve ızdırap veren herhangi bir şey “gelip çattığında: Hiç şüphesiz biz Allah’a aidiz”, O’nun mülküyüz, O’nun emri ve idaresi altındayız. Mallarımızdan ve canlarımızdan bize ait olan hiçbir şey yoktur. O, bunlardan herhangi birisi ile bize bir bela ve musibet verecek olursa merhametlilerin en merhametlisi, kendi kulları ve onların ellerinde bulunan mallar üzerinde tasarrufta bulunmuş demektir. O halde O’na itiraz edilmez. Kulun bu belanın, hikmeti sonsuz, mutlak malik ve kuluna kendi nefsinden bile daha merhametli olan zâttan geldiğini bilmesi ubudiyyetinin kemâlindendir. Bu sayede o, Allah’tan hoşnut olur, işleri -kendisi bunun farkına varmasa dahi- hayrına olacak şekilde çekip çevirmesinden ötürü O’na şükreder.

Ayrıca bizler Allah’a ait olduğumuz gibi diriliş gününde de yine O’na döneceğiz ve herkes amelinin karşılığını görecektir. Eğer sabreder ve mükâfatımızı Allah’tan umacak olursak şüphesiz ecrimizi onun yanında eksiksiz buluruz. Eğer tahammülsüzlük gösterir ve başımıza gelene öfkelenecek olursak elimize gazaptan ve ecirden mahrum kalıştan başka bir şey geçmez. Kulun Allah’a ait ve O’na dönecek olduğunu bilmesi, sabretmesini sağlayan en büyük sebeplerindendir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O kimseler, başlarına bu musibetlerden biri geldiği zaman, rıza ve teslimiyet göstererek "Muhakkak biz Allah'ın hükmü altındayız ve O, bizim üzerimizde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Şüphesiz kıyamet günü tekrar O'na döneceğiz. Bizi O yarattı ve bize çeşitli nimetlerle ikramda bulundu. Bizim dönüş yerimiz ve işimizin sonu onun huzurudur" derler.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. إِذَآ iza zaman
  3. أَصَـٰبَتْهُم esabethum onlara eriştiği kök: صوب
  4. مُّصِيبَةٌۭ musibetun bir bela kök: صوب
  5. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  6. إِنَّا inna şüphesiz biz
  7. لِلَّهِ lillahi Allah içiniz kök: اله
  8. وَإِنَّآ ve inna ve şüphesiz biz
  9. إِلَيْهِ ileyhi O'na
  10. رَٰجِعُونَ raciune döneceğiz kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar (sabredenler), kendilerine bir musibet geldiği zaman "Biz Allah'a aidiz ve biz elbette yalnızca O'na döneceğiz" dipnot 1 derler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümleye [istirca‘] "Yüce Allah'a teslimiyetle yöneliş" denmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar bir musibete uğradıklarında: "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve sonunda yine O'na döneceğiz" derler.

Muhammed Esed

Ki, onların başına bir musibet gelince, "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve muhakkak O'na döneceğiz!" derler.

Ahmed Hulusi

Onlar, kendilerine hoşlanmadıkları bir olay isabet ettiğinde, "Biz Allah (Esma'sının açığa çıkması) içiniz ve O'na dönücüyüz (sonuçta bu gerçeği yaşayacağız)" derler.

Ali Bulaç

Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz."

Ali Özek ve heyeti

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: «Biz Allah'a âidiz ve biz O'na döneceğiz» derler.

Ali Rıza Safa

Onların başına bir yıkım geldiğinde, şöyle derler: "Biz, Allah'ın malıyız ve kesinlikle O'na döneceğiz!"

Bayraktar Bayraklı

Sabredenler, kendilerine bir musibet geldiğinde, "Biz Allah'ın kuluyuz ve biz O'na döneceğiz" derler.

Edip Yüksel

Ki onlara bir musibet geldiğinde, "Biz ALLAH'a aidiz ve O'na dönücüyüz" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ki onlara bir musibet geldiğinde, 'Biz ALLAH'a aidiz ve O'na dönücüyüz,' derler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ki başlarına bir bela geldiğinde: "Biz Allah'a aitiz ve sonunda O'na döneceğiz." derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

ki başlarına bir musibet geldiği vakit "biz Allahınız ve nihayet ona döneceğiz" derler

Erhan Aktaş

Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.

Gültekin Onan

Onlara bir musibet isabet ettiğinde, "Biz Tanrı'ya aidiz ve kuşkusuz O'na dönücüyüz" derler.

Hasan Basri Çantay

Ki onlar kendilerine bir bela geldiği zaman "Biz (dünyada) Allanın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahiretde de) ancak ona dönücüleriz" diyenlerdir.

İbni Kesir

Ki onlara bir musibet geldiği zaman; biz Allah içiniz ve yine O'na döneceğiz, derler.

Mehmet Alagaş

(154-157) Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, Bilakis diridirler ve fakat siz bilincinde / şuurunda değilsiniz. Sizi korku ile açlıkla, mallardan, kişilerden ve ürünlerden eksiltmelerle sınayacağız, sabredenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde derler ki muhakkak ki biz Allah içiniz ve muhakkak O’na döndürüleceğiz. (Resul lamba sönse bu duayı okurmuş) İşte onlara Rablerinden destek / salavat ve rahmet vardır, işte onlar yola girmiş olanlardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman "Muhakkak biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na geri döneceğiz" derler.

Süleyman Ateş

Ki onlara bir bela eriştiği zaman: "Biz Allah içiniz ve biz O'na döneceğiz," derler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, başlarına bir şey gelince şöyle derler: "Biz, Allah'a aitiz, biz O'nun huzuruna çıkarılacağız".

Şaban Britch

Onlar, bir musibete uğrayınca: "Biz, Allah’a aidiz ve elbette O’na döneceğiz" derler.

Şaban Piriş

Onlar, bir musibete uğrayınca: -Biz, Allah'a aitiz ve elbette O'na döneceğiz derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir ıstırap gelip çattığında şöyle derler: "Biz Allah içiniz ve sonunda O'na dönüp gideceğiz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who lift to Allah their inward sight when befallen with a misfortune or a calamity, expressing themselves thus: "We belong to Allah and to Him shall we return".

Abdul Haleem

those who say, when afflicted with a calamity, ‘We belong to God and to Him we shall return.’

Abdullah Yusuf Ali

Who say, when afflicted with calamity: "To Allah We belong, and to Him is our return":-

Abul A'la Maududi

those who when any affliction smites them, they say: "Verily, we belong to Allah, and it is to Him that we are destined to return." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    'Saying' does not signify the mere making of a statement. It means a statement which is accompanied by a deep conviction in one's heart: 'To Allah do we belong.' This being so, a man is bound to think that whatever has been sacrificed for God has in fact attained its legitimate end, for it has been spent in the way of the One to whom all things truly belong. 'And it is to Him that we are destined to return' refers to the fact that man will not stay forever in this world and will return, sooner or later, to God. And if man is indeed destined to return to God why should he not return to Him having spent his all, having staked his life for His sake? This alternative is preferable to the pursuit of self-aggrandizement and then meeting death either by sickness or accident.

Aisha Bewley

Those who, when disaster strikes them, say, ‘We belong to Allah and to Him we will return. ’

Al-Hilali & Khan

Who, when afflicted with calamity, say: "Truly! To Allâh we belong and truly, to Him we shall return."

Ali Quli Qarai

—those who, when an affliction visits them, say, ‘Indeed we belong to Allah, and to Him do we indeed return. ’

Amatul Rahman Omar

Who, when a calamity befalls them, say, `Surely, we belong to Allâh and to Him, of course, we return (and in His will is our peace). '

Arthur John Arberry

who, when they are visited by an affliction, say, 'Surely we belong to God, and to Him we return';

Bijan Moeinian

When the laters face a disaster (mostly in case of the death of their beloved ones), they face it calmly and say: "We are originated by God and to Him we return [so why worry about this incident?]"

E. Henry Palmer

who when there falls on them a calamity say, 'Verily, we are God's and, verily, to Him do we return. '

Edip-Layth

The ones who, when afflicted with adversity, say, "We are to God and to Him we will return."

George Sale

who when a misfortune befalleth them, say, we are God's, and unto him shall we surely return.

Hamid S. Aziz

Who, when there falls on them a calamity say, "Verily, we are Allah's and, verily, to Him is our return. "

Mahmoud Ghali

Who, when an affliction afflicts them, say, "Surely we belong to Allah, and surely to Him we are returning. "

Marmaduke Pickthall

Who say, when a misfortune striketh them: Lo! we are Allah's and lo! unto Him we are returning.

Mohamed Ahmed - Samira

Be sure We shall try you with something of fear and hunger and loss of wealth and life and the fruits (of your labour); but give tidings of happiness to those who have patience,

Muhammad Asad

who, when calamity befalls them, say, "Verily, unto God do we belong and, verily, unto Him we shall return. "

Mustafa Khattab

who say, when struck by a disaster, "Surely to Allah we belong and to Him we will ˹all˺ return."

Progressive Muslims

The ones who, when afflicted with adversity, they Say: "We are to God and to Him we will return. "

Rashad Khalifa

When an affliction befalls them, they say, "We belong to GOD, and to Him we are returning."

Sahih International

Who, when disaster strikes them, say, "Indeed we belong to Allah, and indeed to Him we will return. "

Sam Gerrans

Who, when calamity befalls them, say: “We belong to God, and to Him are we returning.”

Shabbir Ahmed

When a calamity befalls them, they do not waver. Rather, they say, "We are for Allah, dedicated to His Cause and every step of ours will advance in the Direction shown by Him." (9:159).

Syed Vickar Ahamed

(And to those) when afflicted with calamity say: "To Allah we belong, and truly, to Him is our return:"—

Taqi Usmani

who, when a suffering visits them, say: "We certainly belong to Allah, and to Him we are bound to return."

The Monotheist Group

The ones who, when afflicted with adversity, they say: "We are to God and to Him we will return."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 156. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 156. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 156. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩