Diyanet İşleri
Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.
Bakara suresi
Bakara suresi, 156. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ
elleẕîne iẕâ eṣâbethüm müṣîbetün ḳâlû innâ lillâhi veinnâ ileyhi râci`ûn.
Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sabır, namaz ve imtihan Bakara 153–157 3
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.
İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.
İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
156. “Onlar kendilerine bir musibet” az önce sözü geçenlerden kalbe yahut bedene ya da her ikisine birden acı ve ızdırap veren herhangi bir şey “gelip çattığında: Hiç şüphesiz biz Allah’a aidiz”, O’nun mülküyüz, O’nun emri ve idaresi altındayız. Mallarımızdan ve canlarımızdan bize ait olan hiçbir şey yoktur. O, bunlardan herhangi birisi ile bize bir bela ve musibet verecek olursa merhametlilerin en merhametlisi, kendi kulları ve onların ellerinde bulunan mallar üzerinde tasarrufta bulunmuş demektir. O halde O’na itiraz edilmez. Kulun bu belanın, hikmeti sonsuz, mutlak malik ve kuluna kendi nefsinden bile daha merhametli olan zâttan geldiğini bilmesi ubudiyyetinin kemâlindendir. Bu sayede o, Allah’tan hoşnut olur, işleri -kendisi bunun farkına varmasa dahi- hayrına olacak şekilde çekip çevirmesinden ötürü O’na şükreder.
Ayrıca bizler Allah’a ait olduğumuz gibi diriliş gününde de yine O’na döneceğiz ve herkes amelinin karşılığını görecektir. Eğer sabreder ve mükâfatımızı Allah’tan umacak olursak şüphesiz ecrimizi onun yanında eksiksiz buluruz. Eğer tahammülsüzlük gösterir ve başımıza gelene öfkelenecek olursak elimize gazaptan ve ecirden mahrum kalıştan başka bir şey geçmez. Kulun Allah’a ait ve O’na dönecek olduğunu bilmesi, sabretmesini sağlayan en büyük sebeplerindendir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O kimseler, başlarına bu musibetlerden biri geldiği zaman, rıza ve teslimiyet göstererek "Muhakkak biz Allah'ın hükmü altındayız ve O, bizim üzerimizde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Şüphesiz kıyamet günü tekrar O'na döneceğiz. Bizi O yarattı ve bize çeşitli nimetlerle ikramda bulundu. Bizim dönüş yerimiz ve işimizin sonu onun huzurudur" derler.
Aynı kök: صوب (77 geçiş)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Aynı kök: صوب (77 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…
Aynı kök: صوب (77 geçiş)
Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar (sabredenler), kendilerine bir musibet geldiği zaman "Biz Allah'a aidiz ve biz elbette yalnızca O'na döneceğiz" dipnot 1 derler.
Onlar bir musibete uğradıklarında: "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve sonunda yine O'na döneceğiz" derler.
Ki, onların başına bir musibet gelince, "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve muhakkak O'na döneceğiz!" derler.
Onlar, kendilerine hoşlanmadıkları bir olay isabet ettiğinde, "Biz Allah (Esma'sının açığa çıkması) içiniz ve O'na dönücüyüz (sonuçta bu gerçeği yaşayacağız)" derler.
Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz."
O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: «Biz Allah'a âidiz ve biz O'na döneceğiz» derler.
Onların başına bir yıkım geldiğinde, şöyle derler: "Biz, Allah'ın malıyız ve kesinlikle O'na döneceğiz!"
Sabredenler, kendilerine bir musibet geldiğinde, "Biz Allah'ın kuluyuz ve biz O'na döneceğiz" derler.
Ki onlara bir musibet geldiğinde, "Biz ALLAH'a aidiz ve O'na dönücüyüz" derler.
Ki onlara bir musibet geldiğinde, 'Biz ALLAH'a aidiz ve O'na dönücüyüz,' derler
ki başlarına bir bela geldiğinde: "Biz Allah'a aitiz ve sonunda O'na döneceğiz." derler.
ki başlarına bir musibet geldiği vakit "biz Allahınız ve nihayet ona döneceğiz" derler
Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.
Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.
Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.
Onlara bir musibet isabet ettiğinde, "Biz Tanrı'ya aidiz ve kuşkusuz O'na dönücüyüz" derler.
Ki onlar kendilerine bir bela geldiği zaman "Biz (dünyada) Allanın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahiretde de) ancak ona dönücüleriz" diyenlerdir.
Ki onlara bir musibet geldiği zaman; biz Allah içiniz ve yine O'na döneceğiz, derler.
(154-157) Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, Bilakis diridirler ve fakat siz bilincinde / şuurunda değilsiniz. Sizi korku ile açlıkla, mallardan, kişilerden ve ürünlerden eksiltmelerle sınayacağız, sabredenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde derler ki muhakkak ki biz Allah içiniz ve muhakkak O’na döndürüleceğiz. (Resul lamba sönse bu duayı okurmuş) İşte onlara Rablerinden destek / salavat ve rahmet vardır, işte onlar yola girmiş olanlardır.
Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman "Muhakkak biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na geri döneceğiz" derler.
Ki onlara bir bela eriştiği zaman: "Biz Allah içiniz ve biz O'na döneceğiz," derler.
Onlar, başlarına bir musibet gelince şöyle diyenlerdir: "Biz zaten Allah'a aidiz. Biz onun huzuruna çıkacağız". dipnot 1
Onlar, başlarına bir şey gelince şöyle derler: "Biz, Allah'a aitiz, biz O'nun huzuruna çıkarılacağız".
Onlar, bir musibete uğrayınca: "Biz, Allah’a aidiz ve elbette O’na döneceğiz" derler.
Onlar, bir musibete uğrayınca: -Biz, Allah'a aitiz ve elbette O'na döneceğiz derler.
Onlara bir ıstırap gelip çattığında şöyle derler: "Biz Allah içiniz ve sonunda O'na dönüp gideceğiz."
Who lift to Allah their inward sight when befallen with a misfortune or a calamity, expressing themselves thus: "We belong to Allah and to Him shall we return".
those who say, when afflicted with a calamity, ‘We belong to God and to Him we shall return.’
Who say, when afflicted with calamity: "To Allah We belong, and to Him is our return":-
those who when any affliction smites them, they say: "Verily, we belong to Allah, and it is to Him that we are destined to return." dipnot 1
Those who, when disaster strikes them, say, ‘We belong to Allah and to Him we will return. ’
Who, when afflicted with calamity, say: "Truly! To Allâh we belong and truly, to Him we shall return."
—those who, when an affliction visits them, say, ‘Indeed we belong to Allah, and to Him do we indeed return. ’
Who, when a calamity befalls them, say, `Surely, we belong to Allâh and to Him, of course, we return (and in His will is our peace). '
who, when they are visited by an affliction, say, 'Surely we belong to God, and to Him we return';
When the laters face a disaster (mostly in case of the death of their beloved ones), they face it calmly and say: "We are originated by God and to Him we return [so why worry about this incident?]"
who when there falls on them a calamity say, 'Verily, we are God's and, verily, to Him do we return. '
The ones who, when afflicted with adversity, say, "We are to God and to Him we will return."
who when a misfortune befalleth them, say, we are God's, and unto him shall we surely return.
Who, when there falls on them a calamity say, "Verily, we are Allah's and, verily, to Him is our return. "
Who, when an affliction afflicts them, say, "Surely we belong to Allah, and surely to Him we are returning. "
Who say, when a misfortune striketh them: Lo! we are Allah's and lo! unto Him we are returning.
Be sure We shall try you with something of fear and hunger and loss of wealth and life and the fruits (of your labour); but give tidings of happiness to those who have patience,
who, when calamity befalls them, say, "Verily, unto God do we belong and, verily, unto Him we shall return. "
who say, when struck by a disaster, "Surely to Allah we belong and to Him we will ˹all˺ return."
The ones who, when afflicted with adversity, they Say: "We are to God and to Him we will return. "
When an affliction befalls them, they say, "We belong to GOD, and to Him we are returning."
Who, when disaster strikes them, say, "Indeed we belong to Allah, and indeed to Him we will return. "
Who, when calamity befalls them, say: “We belong to God, and to Him are we returning.”
When a calamity befalls them, they do not waver. Rather, they say, "We are for Allah, dedicated to His Cause and every step of ours will advance in the Direction shown by Him." (9:159).
(And to those) when afflicted with calamity say: "To Allah we belong, and truly, to Him is our return:"—
who, when a suffering visits them, say: "We certainly belong to Allah, and to Him we are bound to return."
The ones who, when afflicted with adversity, they say: "We are to God and to Him we will return."