Diyanet İşleri
Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 244. ayet. وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
veḳâtilû fî sebîli-llâhi va`lemû enne-llâhe semî`un `alîm.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût Bakara 243–252 3
Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.
Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.
Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 244–245. ayetler için yazılmıştır.
244. “Allah yolunda savaşın ve bilin ki muhakkak Allah herşeyi işitendir, bilendir.” Yüce Allah hem mal ile hem beden ile kendi uğrunda savaş emrini vermektedir. Çünkü cihad ancak bu iki husus ile gerçekleşebilir. Ayrıca Yüce Allah kulun yalnızca Allah’ın adı en yüce olsun diye savaşmasını emrederek, Allah yolunda cihadda ihlâslı olmayı teşvik etmektedir. Çünkü hiç şüphesiz Allah gizli olsa bile bütün söylenen sözleri işiten, kalplerin sakladığı -salih olsun olmasın- bütün niyetleri bilendir.
Aynı şekilde O’nun yolunda cihad eden kimse de O’nun her şeyi işiten ve bilen olduğunu bildiğinde zorluklar ona kolay gelir ve bilir ki zorluklara katlananların katlandıkları şeylere bizatihi kendi başına katlanamaz, aksine Allah'ın yardım ve lütfuna ihtiyacı vardır.
245. “Kim Allah’a güzel bir borç verecek?” Yüce Allah’ın, kendi yolunda infaka çok latif bir şekilde yaptığı şu teşvik üzerinde dikkatle düşünelim. Allah yolunda infak eden kişi, hiçbir şeye muhtaç olmayan, son derece kerim ve lütufkâr olan Allah’a borç vermiş olur. Allah da bu gibi kimselere kat kat fazlası ile mükâfaat vermeyi vaat etmiştir. Nitekim O bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan tek bir tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir, Allah Vâsidir (bol bol verendir), Alîmdir.” (el-Bakara, 2/261)
Allah yolunda infakın en büyük engeli fakir düşme korkusu olduğundan dolayı Yüce Allah, zenginliğin de fakirliğin de kendi elinde olduğunu haber vermektedir. Dilediğinin rızkını daraltan, dilediğininkini genişleten de O’dur. O bakımdan fakir düşerim korkusuyla infak etmek istemeyen infaktan geri kalmasın ve bunun zayi olacağını asla düşünmesin. Aksine bütün kullar Allah’a döneceklerdir. İnfak edenler, hayırlı amellerde bulunanlar, orada ecirlerinin saklı bulunduğunu o ecre en çok muhtaç oldukları bir zamanda göreceklerdir. Bunun da anlatılması mümkün olmayacak kadar önemli bir değeri ve etkisi olacaktır.
Yüce Allah’a güzel bir şekilde borç vermekten kasıt ise güzel bir niyet ve gönül hoşluğu ile infak etmek, infakı yerli yerine ulaştırmak, infak eden kimsenin verdiğinin akabinde herhangi bir eziyet ve başa kakma davranışını göstermemesi, amelini iptal edici yahut ecrini eksiltici bir tutum takınmaması nitelikleri taşıyan infaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Müminler! Dinine yardım etmek ve kelimesini yüceltmek için Allah'ın düşmanlarıyla savaşın. Şunu iyi bilin ki; Allah sözlerinizi işitir, niyetlerinizi ve yaptıklarınızı bilir ve size bunların karşılığını verir.
Ortak kavram: Yol (sebîl)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Ortak kavram: Yol (sebîl)
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Ortak kavram: Yol (sebîl)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah yolunda savaşın! dipnot 1 Bilin ki Allah duyandır, bilendir.
O halde Allah yolunda savaşın! Ama unutmayın ki, Allah her şeyi tarifsiz işitendir, her şeyi sınırsız bilendir.
Öyleyse Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
Allah yolunda savaşın ve iyi bilin ki Allah Semi' ve Aliym'dir.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
O halde Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.
Allah'ın yolunda savaşın. Çünkü iyi bilin ki, Allah, Duyandır; Bilendir.
Öyleyse Allah yolunda savaşınız ve biliniz ki Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.
ALLAH yolunda savaşın. Bilesiniz ki ALLAH İşitir, Bilir. dipnot 1
ALLAH yolunda savaşın. Bilesiniz ki ALLAH İşitir, Bilir.
O halde Allah yolunda çarpışın ve Allah'ın işiten ve bilen olduğunu bilin!
O halde Allah yolunda çarpışın ve Allahın semi' alim olduğunu bilin.
O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.
O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.
O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.
Tanrı yolunda savaşın ve bilin ki kuşkusuz Tanrı işitendir, bilendir.
Allah yolunda muhaarebe edin. Bilin ki şübhesiz Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah Semi'dir, Alim'dir.
(244-245) Allah yolunda savaşın, bilin ki Allah işitendir, bilendir. Her kim Allah’a güzel bir borç verirse (garz -ı hasen) Allah onu çokça katlayarak artırır, Allah tutar da basitleştirir de / sıkar da gevşetir de ona döndürüleceksiniz. 246,247,248,249,250,251, (İSRAİL OĞULLARI MELİĞİ TALUT İLE CALUTUN SAVAŞI Musa’dan sonra ki İsrail oğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Bir vakit nebilerine dediler ki bize bir melik / kral yarat da Allah yolunda savaşalım. (Şembil peygamber) Dedi ki size savaş yazılırsa savaşmayarak isyan mı edeceksiniz? Dediler ki yurtlarımızdan ve oğullarımızdan çıkarılmışken bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ne zaman ki onlara savaş yazıldı birazı hariç savaştan yüz çevirdiler , Allah zalimleri bilir. Onlara nebileri dedi ki; Allah size Talut’u melik olarak yarattı. dediler ki bizim üzerimizde nasıl egemenliği / mülkiyeti olabilir ki? Biz, melikliğe ondan daha layığız ona herhangi bir zenginlik te verilmemiş ki? Dedi ki Allah O’nu sizin için seçti ve onun ilim ve cisim olarak / beden olarak gücünü artırdı , Allah mülkünü istediğine verir, Allah kuşatıcıdır, bilendir. Nebileri onlara dedi ki; Onun Melikliğinin göstergesi / ayeti size sandığı / tabutu getirmesidir , onun iç erisinde Rabbinizden bir sakinlik / sükûn vardır, Musa yakınlarının ve Harun yakınlarının bıraktıkları şeyler vardır. (Musa’nın ayakkabısı Harun’un sarığı kudret helvasından bir parça da olduğu rivayeti var Musa’nın asası da olabilir Tevrat levhaları) Onu melekler taşımaktadır. Eğer ki inanıyorsanız işte bunda kesinlikle sizin için ayet vardır. Talut ordusuyla ayrıldı ve dedi ki Allah kesinlikle sizi nehir i le sınamaktadır, her kim ondan içerse benden değildir, her kim de tek elinin avcuyla azcık ondan alması hariç içmeyen de bendendir, onlardan az bir kısmı hariç ondan içtiler. O ve beraberindeki iman edenler sınavı geçtiklerinde / cevaz verildiğinde (geçemeyenler) onlar dediler ki bugün Calut ve ordusunda karşı bir gücümüz / bir takatimiz kalmadı , Allah’la buluşacaklarını düşünenler de dedi ki Allah’ın izni ile nice az birlik nice çok birliğe galip gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir. Calut ve ordusu görününce / barizleşince dediler ki Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabitle , k afir kavme karşı bize yardım et / nusret eyle. Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar / hezimete uğrattılar. Davut ta Câlut’u öldürdü. Allah ta O’na egemenlik /meliklik ve gerekçe / hikmet verdi ve O’na istediğini öğretti. Allah’ın insanların bazısını bazısı ile def etmesi / sav ması olmasaydı arz bozulurdu ve lakin Allah alemlerde fazilet sahibidir.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki; Allah her şeyi işiten ve bilendir.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, işitendir, bilendir.
Siz Allah yolunda savaşın. dipnot 1 Bilin ki Allah, daima dinleyen ve bilendir.
Siz Allah yolunda savaşın. Bilin ki sizi dinleyen ve bilen Allah'tır.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah her şeyi işiten, bilendir.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah her şeyi işiten, bilendir.
Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, her şeyi duyar, her şeyi bilir.
Therefore, fight in Allah’s cause and make it the core of your purpose, and realise that Allah is Sami‘un and 'Alimun.
Fight in God’s cause and remember that He is all hearing and all knowing.
Then fight in the cause of Allah, and know that Allah Heareth and knoweth all things.
So fight in the Way of Allah and know well that Allah is All-Hearing, All-Knowing.
Fight in the Way of Allah. Know that Allah is All-Hearing, All-Knowing.
And fight in the Way of Allâh and know that Allâh is All-Hearer, All-Knower.
Fight in the way of Allah, and know that Allah is all-hearing, all-knowing.
And fight in the cause of Allâh, and know that Allâh is All-Hearing, All-Knowing.
So fight in God's way, and know that God is All-hearing, All-knowing.
Fight for the cause of your Lord and know that God hears everything and knows everything.
Fight then in God's way, and know that God both hears and knows.
Fight in the cause of God and know that God is the Hearer, the Knowledgeable.
Fight for the religion of God, and know that God is he who heareth and knoweth.
Fight then in the way of Allah, and know that Allah is both Hearer and Knower.
And fight in the way of Allah and know that Allah is Ever-Hearing, Ever-Knowing.
Fight in the way of Allah, and know that Allah is Hearer, Knower.
Fight in the way of God, and remember that God hears all and knows everything.
Fight, then, in God's cause, and know that God is all-hearing, all-knowing.
Fight in the cause of Allah, and know that Allah is All-Hearing, All-Knowing.
And fight in the cause of God and know that God is the Hearer, the Knowledgeable.
You shall fight in the cause of GOD, and know that GOD is Hearer, Knower.
And fight in the cause of Allah and know that Allah is Hearing and Knowing.
And fight in the cause of God, and know that God is hearing and knowing.
We had told them, "Fight in the Cause of Allah, and know that Allah is Hearer, Knower. " Fight in self-defense, and against oppression and aggression (2:190-194).
Then fight in the cause of Allah, and know that Allah hears and knows all things.
Fight in the way of Allah, and know that Allah is All-Hearing, All-Knowing.
And fight in the cause of God and know that God is the Hearer, the Knowledgeable.